Abdest İle İlğili Hadislerin Kritiği

(1/1)

Eslemnur:

Abdest İle İlğili Hadislerin Kritiği 

268. Abdestten sonra herhangi bir şeyle kurulanma ile ilgili her hadis. Bu tür hadisler, sahih değildir.[288]

269. Yine abdest alırken boynu mesh etme ile ilgili hadis de, batıldır. [289]

270. Abdest organları yıkanırken okunan dualar ile ilgili hadislerin hepsi batıldır. Bu konuda sahih olan hiçbir şey yoktur.

271. Bu konuda rivayet edilen hadislerden doğruya en ya­kın olanı; abdest alırken besmele getirme ile ilgili hadislerdir.

İmam Ahmed der ki:

"Abdest alırken besmele getirme ile il­gili sahih bir hadis sabit değildir.[290]

Fakat abdest alırken besmele getirme ile ilgili hadisler, hasendir. [291]

272. Yine abdest aldıktan sonra okunan şu teşehhüd hadisi de bu şekilde sahihtir. Abdest alan kişinin abdest aldıktan sonraki sözü şu şekildedir:

"Eşhedü en lâ ilahe illallâhu vahdehu lâ şerike leh. Ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resûluhu. ALLAHümmec'alnî mine't-tevvâbîn ve'c-alnî mine'l-mütetahhirîn (Şahadet ederim ki, ALLAH'tan başka ilah yoktur. Tektir. Ortağı yoktur. Yine şahadet ederim ki, Muhammed, ALLAH'ın kulu ve Resulüdür. ALLAHım! Beni, tevbe eden kimselerden eyle! Yine beni, temizlenen kimselerden eyle!)" [292]

273. Bakiyy b. Mahled (ö. 276/889)'in "Müsned"inde riva­yet ettiği (konu ile ilgili) başka bir rivayet ise şu şekildedir:

"Subhâneke ALLAHümme Rabbena ve bihamdike, eşhedti en !â ilahe illâ ente, estağfiruke ve etûbu ileyke (ALLAHım! Rabbimiz! Seni, bütün noksanlıklardan tenzih ve hamdinle sana teşbih eylerim. Şahadet ederim ki, Senden başka ilah yoktur. Senden bağışlanma dilerim. Sana yönelip tevbe ederim.[293]

İşte bu zikir, abdestten sonra söylenir. Besmele ise abdestten önce söylenir.

Bunu, "Sünen" ve "Müsned" sahipleri rivayet etmiştir.

274. Her organı yıkama sırasında söylenen zikir ile ilgili ha­dis, batıldır.


[288] İmam Abdulhetyy el-Leknevî (ö. 1304/1886), konu ile ilgili olarak "el-Kelâmu'l-Celîl fîmâ yeteallaku bi'1-Mendîl" adında bir cüz'ü var. Leknevî, burada, konu ile ilgili olarak çeşitli hadisleri ve rivayetleri toplamıştır. Bu konuda daha geniş bilgi için oraya bakabilirsiniz.

[289] Derim ki: Bu ifade, problemlidir. Çünkü Şevkânî, Neylu'I-Evtâr, 1/142'de 'Boyna Meshetme İle İlgili Bab'ta bu konudaki rivayetleri topluca getirip daha sonra da şöyle demiştir:

"Bu anlatılanların hepsi; Nevevî'nin: 'Boyna mesh etmek bid'attir ve boy­na mesh etme ile ilgili hadis de uydurmadır' şeklindeki sözünün çılgınca bir görüş olduğunu göstermektedir."

İmam Abdulhayy el-Leknevî'nin de, bu konuda şahane bir risalesi olup bu risalesine, "Tuhfetu't-Talebe fî Tahkiki Meshi'r-Rekabe" adını vermiş­tir. Üstad Leknevî, bu kitabında, abdest alırken boynu mesh etme hususunda uydurma değil de zayıf hadis olduğunu belirtmiştir. Bu konuda da­ha geniş bilgi için oraya bakabilirsiniz.

[290] Derim ki: İmam Ahmed'in: "Abdest alırken besmele getirme ile ilgili (sa­hih) bir hadis sabit değildir" sözünün anlamı; 'terimsel anlamda sahih bir hadis yoktur' demektir. Çünkü bu ifade; İmam Ahmed'den, mana ba­kımından aynı, fakat lafız yönünden farklı şekillerde gelmiştir. Örneğin, Tirmizî'nin, Sünen, 1/43'de İmam Ahmed konu ile ilgili olarak şöyle der: "Abdest alırken besmele getirme hususunda senedi ceyyid olan bir hadis olduğunu bilmiyorum."

İbnü'l-Arabî (ö. 543/ll48)'nin, Tirmizî'ye yaptığı şerh, ("Âridatu'I-ahvezî fi şerhi't-Tîrmizî" ç.) 1/43'de ise İmam Ahmed bu konu ile ilgili olarak şöyle der: "Abdest alırken besmele getirme hususunda sahih bir hadisin olduğunu bilmiyorum."

Zeylaî (ö. 762/1360)'nin, Nasbu'r-Râye, 1/4'de ise (bu konu ile ilgili ola­rak) şu husus yer almaktadır: "el-Esram der ki: İmam Ahmed'e: Abdest alırken besmele getirme meselesini sordum.' O da:

Bu konuda en iyi olanı (=en hasen olanı), Kesir b. Zeyd'in rivayet ettiği hadistir. Bu konuda sabit/sahih bîr hadis olduğunu bilmiyorum' diye ce­vap verdi."

İbn Hacer'in, Tehzîbü't-Tehzib, 3/238'de 'Rubeyh b. Abdurrahman el-Medenî'nin Biyografisi' ile ilgili yerde konu ile ilgili olarak şu husus yer al­maktadır: "Ahmed b. Hafs es-Sa'dî der ki: İmam Ahmed'e: Abdest alırken besmele getirme meselesi soruldu.' O da: Bu konuda sabit/sahih olan bir hadîs olduğunu bilmiyorum. Bu konu­da en sağlam/güçlü olanı, Kesîr b. Zeyd'in, Rubeyh'ten naklettiği hadistir. Rubeyh ise, bilinen birisi değildir' diye cevap verdi." Şevkânî (ö. 1250/1834)'nin, Neylu'l-Evtâr, l/117-118'de bu konu ile ilgili olarak şu husus yer almaktadır: "Mervezî der ki: İmam Ahmed: 'Abdest alırken besmele getirme hususunda hiçbir sabit/-sahih hadis yoktur' demiştir. Ukaylî'de der ki: İmam Ahmed: '(Abdest alırken) besmele getirme husu­sunda sahih bir hadis olduğunu bilmiyorum. Bu konuda en sağlam/güçlü olanı, Kesîr b. Zeyd'in, Rubeyh'ten naklettiği hadistir' demiştir." Görüldüğü üzere (İmam Ahmed'in konu ile ilgili) bu ifadeleri; mana ba­kımından aynı, fakat lafız yönünden farklı şekillerde gelmiştir. Bu ifade­lerin hepsi, Ahkâm Hadisleri ile ilgili bir konuda geçmektedir.

Konunun başından da belirttiğim üzere; imam Ahmed'in, Abdest alırken besmele getirme ile ilgili rivayetler hakkında: "Sahih değildir" ve "sabit/sahih değildir" şeklindeki sözünden kast edilen husus; "terimsel/ıstılahı anlamdaki sahîhliği geçersiz kılmaktadır."

İşte bundan dolayıdır ki, müellif İbn Kayyim'in, İmam Ahmed'in sözünden sonra: "Fakat abdest alırken besmele getirme île ilgili hadisler, hasendir" demesi uygundur.

Daha sonra ise İbn Kayyim, Abdest alırken besmele getirmeyi konuyu bi­tirdikten sonra iki tane teşehhüd ile ilgili hadisi nakledip peşîsıra da: "İşte bu zikir, abdestten sonra söylenir. Besmele ise abdestten önce söylenir. Bunu, "Sünen" ve "Müsned" sahipleri rivayet etmiştir" demiştir. Şeyh Alîyyu'l-Kârî'de, "el-Mevzûâtu'l-Kübrâ"nın sonunda İmam Ahmed'­in sözü ile İbn Kayyim'in (konuyla ilgili) bu sözünü nakledip İmam Ah­med'in: "Sabit değildir" sözünden hadisin tamamen sabit olduğunu ge­çersiz kılmaya çalışıp bundan dolayı da bunu şu sözüyle tenkit etmiştir: "Derim ki: (Abdest alırken besmele getirme ile ilgili) hadisler hasen oldu­ğuna göre; nasıl olur da "bu hadisler, sabit/sahih değildir" denilebilir?" Aliyyu'1-Kârî (rh.a)'in bu tenkitinin sebebi; onun, 'Ahkam Hadisleri" ko­nusundaki "sahih değildir" sözü ile 'Uydurma, Zayıf ve Metruk Hadîsler' konusundaki "sahih değildir" sözü arasındaki farkı bilmemesinden dola­yıdır.

Talikini yaptığım Leknevî'nin, er-Ref ve't-Tekmîl, s. 137, 368-369'da da işaret ettiğim üzere, bu ikisi arasındaki farkı bilmeme ile ilgili bu yanlışlık; Aliyyu'1-Kârî'nin, "el-Mevzûâtu'l-Kübrâ"sında bir çok kez meydana gelmiştir. Yine içlerinde Zerkeşî'nin, Leknevî'nin ve Muallimî'nin de bulunduğu bir çok son devir alimleri ile çağdaş alimler, bu farka dikkat etmemişlerdir. Ni­tekim bunu; Aliyyu'1-Kârî'nin, el-Masnûa fî Ma'rifeti'l-Hadîsi'l-Mevdûa, s. 11-15'deki sunum yazısında açık delilleriyle açıkladık. Bu konuda daha geniş bilgi için oraya bakabilirsiniz. Çünkü o, gerçekten faydalı şeyler içer­mektedir.

[291] Hasen: Sahih hadis ile zayıf hadis arasında yer alan, ancak sahihe daha yakın olan bir hadis çeşididir, (ç)

[292] Bu hadisi; Müslim, Taharet 17 (234); Ebu Dâvud, Taharet 65 (169); Nesâî, Taharet 109; Tirmizî, Taharet 41 (55); İbn Mâce, Taharet 60 (470); İmam Ahmed b. Hanbel, 1/19'da Hz. Ömer (r.a)'tan ve yine İbn Mâce, Taharet (469)'da ise Enes (r.a)'tan rivayet etmiştir.

Tirmizî hariç bu kimselerin hepsi, bu hadisi, "ALLAHım! Beni, tevbe eden kimselerden eyle! Yine beni, te­mizlenen kimselerden eyle!" ifadesi hariç söz konusu lafızla rivayet et­mişlerdir. Bu ifade sadece Tirmizî'de geçmektedir. Hadisin baş kısmı ile son kısmı şu şekildedir: "Eğer sizden birisi abdest alıp onu yerli yerince yapar, sonra da: 'Şahdaet ederim ki, ..." derse, o kimseye, cennetin sekiz kapısı (birden) açılır. On­ların hangisinden dilerse ondan girer."   (t)

B.k.z: Müslim, Taharet 17 (234); Ebu Dâvud, Taharet (169) (ç)

[293] Bu hadis, abdest almayı bitirdikten sonra söylenen zikir içerisinde yer al­maktadır. Bu ifade, "Beni, temizlenen kimselerden eyle!" sözünden sonra söylenir.

Şevkânî, Neylu'l-Evtâr, 1/151'de (konu ile ilgili olarak) şöyle der: "Bu ha­disi; Nesâî, "Amelü'1-Yevm ve'l-Leyl"de ve Hâkim'de, Müstedrek, (1/752 ç.)'de, Ebu Saîd el-Hudrî'den rivayet etmiştir." Daha sonra Şevkânî, bu hadisin senedi ile ilgili bazı sözler nakletmiştir.

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc