ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Uhut tân sahneler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Uhut tân sahneler  (Okunma Sayısı 3138 defa)
20 Nisan 2011, 17:12:34
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 20 Nisan 2011, 17:12:34 »



Uhut'tân Sahneler


 

İbni İshâk, Zührî'nin şöyle dediğini anlatıyor:

- Uhut günü bozguna uğradıktan ve bir kısım insanların "Rasûlüllah öldürüldü" dedikodusunu çıkarmasından sonra, Allah Rasûlünü ilk tanıyan kişi Ka'b b. Mâlik (r.a.) olmuştur. Ka'b bu konuda derki:

-  Ben Efendimizin miğfer altında parlayan gözlerini tanıdım, ve "Ey Müslüman topluluğu, müjdeleyin! Allah Rasûlü işte sağ" diye bağırdım. Efendimiz bana susmamı işaret etti. Beraberinde bir gurup vardı. Koyaktan yukarı doğru ilerlerken, Übey b. Halef denen müşrik, "Yâ Muhammed! sen kurtulursan ben kurtulmayayım" diye bağırarak arkadan yetişti.

İbni İshâk hadiseyi, yukardı (Musa b. Ukbe rivayetinde geçtiği şe­kilde) nakletti.[282]

Hâşim b. Hâşim ez-Zührî anlatıyor: Saîd b. Müseyyeb'i Sa'd (r.a.)'ı şöyle söyledi derken duydum:

-  Uhut harbinde Peygamber (s.a.v.) bana, okluğundan okları çı-karıveriyor ve "Anam babam sana feda olsun at

buyuruyordu.

Hadisi Buharî rivayet etmiştir.[283]

İbni İshâk derki; Bana Yahya b. Abbâd b. Abdillah, babası Abbâd'ın dedesi Abdullah aracılığıyla Zübeyr (r.a.)'in şöyle dediğini anlattı:

-  Unut günü Allah Rasûlünü iki zırha bürünerek ortaya çıktığını gördüm. (O vakit Allah Rasûlü bedenlenmiş olduğundan dağdaki ka­yaya çıkmak için) fırlayıp çıkmaya gücü yetmemiş, Talha (r.a.) da altına çökmüş, Efendimiz onun sırtına basarak, kayanın üstüne çıkmış­tı. İşte Orada Rasûlüllah (s.a.v.) "Talha Cennet'i haketti" buyurmuştu.[284]

Humeyd et-TavîI, Enes (r.a.)'in şöyle dediğini anlatır:

-  Enes b. Malik'in amcası Enes b. Nadr, Bedir harbinde bulunma­mıştı. "Peygamberimizin savaştığı ilk harpde bulunmak nasib olmadı. Ama Allah bana bir harpte bulunmaya imkan verecek olursa ne yapa­cağımı Allah bilir" demişti. Uhut harbi başlayıp ta Müslümanlar boz­guna uğrayıp dağılınca da: "Allah'ım! şu müşriklerin yaptıkları şeyler­den sana sığınırım; şu müslümanlann yaptıkları şeylerden dolayı da senden özür dilerim" deyip kılıcını alarak düşmana doğru yürümüştü. O sırada kendisine rastlayan Sa'd b. Muâz (r.a.)'a, "Ey Sa'd! Nefsim elinde olan Zat'a yemin ederim ki Uhut dağının eteğinden Cennet ko­kusu almaktayım. Cennet kokusu ne güzel!" dedi.

Sa'd; "Yâ Rasûlellah! Onun yaptığını yapmaya benim gücüm yet­medi." dedi.

Enes (r.a.) devamla derki: Biz Enes b. Nadr'm cesedeni ölüler ara­sında bulduk. Kendisinde kılıç yarası, mızrak darbesi ve ok isabeti olarak tam seksen yerinden yaralanmıştı. Burnu, dudakları, kulakları ve diğer organları kesilerek işkence yapıldığı için onu tanıyamadık. Sonra bacısı gelip onu parmaklarından tanıyabildi.

Enes derki: Biz Enes b. Nadr Hakkında;

"Mü'minlerden Allah'a ver­dikleri sözü yerine getiren-yiğit- kimseler vardır. (Ahzab âyet; 23)" âyeti indiği kanaatinde idik.

Bu hadis, Buharı ve Müslim'in ittifakla naklettiği bir hadistir. Şu varki Müslim onu sabit el-Bünânî aracılığıyla Enes'ten nakleder.[285]

Muhammed b. Anır, Ebû Seleme yolu ile Ebû Hüreyre (r.a.)'den naklediyor: Amr b. Ukayş, Cahiliye döneminde faizle para dağıtan bir tefeci idi. Paralarını geri topîayıncaya kadar Müslüman olmak is­temedi. Uhut harbi günü Medine'ye gelip, "amca oğullarım nerede?" diye sordu. "Uhutta!" dediler. "Falanca, falanca nerde?" diye sordu, yine "Uhutta!" cevabını aldı. O da harp malzemelerini kuşanıp atına bindi ve oraya doğru hareket etti. Müslümanlar onu görünce; "Yâ Amr! Bizden ırak ol!" dediler. O da, "Ben îman ettim" deyip çarpış­maya başlayıp bir ara yaralandı ve yaralı olarak ailesinin yanma gö­türüldü. Sa'd b. Muâz gelip, bacısına "Sor Amr'a bakalım, milletini müdafa gayretiyle mi yoksa, onlara kızdığından mı veya Allah için öfkelenerek mi savaşa katılmış?" dedi. Amr da:

- Başka gayem yok, ben Allah ve Rasûlü için öfkelendim de harbe geldim, dedi. Bir müddet sonra öldü ve bir tek rekat namaz bile kılma­dan cennete giren o oldu.

Bu haberi Ebû Dâvud rivayet etmiştir.[286]

Hayyeveyh b. Şüreyh el-Mısrî anlatıyor: Bana Ebû Sahr Humeyd b. Ziyad anlattı ki, Yahya b. Nadr kendisine Ebû Katâde'nin şöyle dedi­ğini anlatmış:

- Amr b. el-Cumûh Rasûlüllah (s.a.v.)'a gelerek: "Yâ Rasûlellah! Ne buyurursun, ben Allah yolunda şehid olana kadar çarpışsam, şu ayağımla sağlıklı olarak Cennette yürüyebilecekmiyim?" diye sordu. Amr topal idi. Rasûl-ü Ekrem ona: "Evet" diye cevap verdi. Uhut har­binde bu Amr, kardeşinin oğlu ve bir köleleri şehit edildiler. Rasûlüllah (s.a.v.) onların na'şlarının yanına geldiği zaman:

"Sanki ben seni Cennette şu sakat ayağın iyileşmiş de yürüyorken görüyor gibi oluyorum" buyurup sonra onunla yeğeni ve kölelerinin birlikte defnedilmelerini emretti. Onlarda birlikte defnolundular.[287]

Süfyan b. Uyeyn'e, Yahya b. Saîd aracılığıyla Saîd b. Müseyyeb'den naklediyor: Abdullah b. Cahş (r.a.) dediki:

- Yarabbi sana yemin veririmki, yarın düşmanla beni karşılaştırasın da çarpışarak beni öldürüp karnımı deşip, burnumu ve kulaklarımı kessinler. Sonra bana; "bu kimin için oldu?" diye sorasmda "senin için" diye bileyim. Said b. Müseyyeb derdiki: Umarımki, Allah onun yemininin ilk bölümünde -şehitlik bölümünde- şehitlik nasib ederek-doğru çıkardığı gibi, son bölümünde de doğru çıkaracaktır.[288]

Zübeyr b. Bekkâr "El-Muveffe kıyyât" adlı eserinde Abdullah b. Cahş (r.a.)'dan naklederki: Uhut harbinde kılıcı parçalanmıştı. -O da Nebî (s.a.v.)'e gelmiş ve -Rasûlüllah (s.a.v.) ona bir âsa (veya Hurma dalı) verdi. Ağaç birden Abdullah'ın elinde kılıç haline geliverdi.[289]

Bu kılıca "Urcûn" adı verildi. Kılıç elden ele dolaşa dolaşa, ikiyüz dinara Türklerden Boğa adlı birine satılana kadar kullanılıyordu.[290]

Abdullah b. Cahş (r.a.) ilk îman edenlerden birisi olup, Müslüman­lar daha Erkam (r.a.)'ın evinde toplanmaya başlamadan önce İslâm'a girmiş ve kardeşleriyle birlikte Habeşistana hicret etmiş, daha sonra gelip Bedir harbine de katılmış idi.

Yukardaki olayın aynısını Ma'mer, Saîd b. Abdirrahman el-Cahşî'den şöyle nakleder: Bize şeyhlerimiz anlattılar ki: "Uhut günü Abdullah b. Cahş (r.a.), Rasûlüllah (s.a.v.)'a gelerek -kılıcının kırıl­dığını- anlatmıştı. Rasûl-ü Ekrem de ona bir hurma dalı verdi. Abdul­lah onu eline alınca, birden dal kılıç haline geliverdi." Lakin bu riva­yet Mürsel'dir.[291]

Harize b. Zeyd b. Sabit, babası Zeyd b. Sabit (r.a.)'den şeyle dedi­ğini nakleder:

- Peygamberimiz, Uhut günü beni Sa'd b. er-Rabî'i aramaya gön­dermiş ve bana:

"Eğer onu görür­sen benden selam söyle ve onu; "Rasûlüllah senin kendini nasıl hissettiğini soruyor" de" buyurdu. Ben ölüler arasında Sa'd'"ı ara­maya başladım. Ben ona son nefeslerinde rastladım, tam yetmiş tane yara almıştı. Ona: "Rasûlüllah sana selam eder ve "kendini nasıl his-

settiğini bana haber vermeni söyler" eledim. Sa'd (r.a,) da: "Rasûîüllah (s.a.v.)'a da sanada selamlar olsun. Sen Ona: "Yâ Rasûlellah! Cennet kokusu alıyorum" dediğimi söyle. Kavmim Ensar'a da, "Eğer Allah Rasûlüne bir göz bile ilişecek olsa, yarın Allah katında öne sürecek hiçbir ma'zeretiniz olmayacaktır" dediğimi anlat" dedi. Zeyd derki: "sonra" Sa'd çok geçmeden vefat etti. [292]

Bu hadisi Beyhakî rivayet etmiştir. Beyhaki daha sonra bu hadiseyi Muhammed b. İshâk hadisi olarak Muhammed b. Abdillah b. Abdirrahman el-Mâzinî'den "Munkatı" bir isnadla da rivayet etmiş­tir.[293] Munkati olmasına rağmen bu rivayet yukardaki Harice hadisinin şahididir.

Musa b. Ukbe (meğazisinde), şöyle anlatmaya devam ediyor. - Sonra müşrikler harb ağırlıklarını toplamaya koyuldular. Müslü­manlar onların ne istediklerini anlayamıyorlardı. Nebî (s.a.v.):

"Eğer onları atlarına binmiş ve ağırlıkları atların peşi sıra gel­meye bırakmış bir halde görüyorsanız bilinki, onlar Medine'deki çocukların bulunduğu ev ve sığmaklara saldırmayı düşünüyorlar­dır. Allah'a yemin olsun ki, onlar böyle birşey yapacak olurlarsa onları evlerin içinde kıstırırız. Yok, eğer ağırlıkları yükler ve atla­rı yanlarına alırlarsa kesinlikle kaçmak istiyorlardır." buyurdu.

Kâfirler dönmeye başladıklarında Sa'd b. Ebî Vakkas'ı izlerini sür­mek için peşlerinden gönderdi. Sa'd geri geldiğinde: "Onları ağırlıktan üzerinde gider bir halde, atları da yedeklerine almış olarak gördüm" dedi.

İşte o zaman Müslümanların yüzü güldü ve vakit geçirmeden şehit­lerini aramak üzere harp meydanına dağıldılar. İşkence edilerek organı kesilmemiş hiç bir şehide rastlamadılar. Sadece Hanzala b. Ebî Amir (r.a.) işkence görmemiş idi. Babası kâfirlerle birlikte olduğundan onun hatırına Hanzala'nın organları kesilmemişti. Ravilerin iddiasına göre, Hanzala öldürüldüğünde babası başucuna gelip, ayağıyla göksüne tekme atmış ve "sen iki günahı birden işledin. Bre hurma balım! Ben şu vurulduğun yerde, senin yakınına kadar geldim. Allah'a yemin ol­sun ki, sen akrabalığı gözetmedin ve babana iyi davranmadın." demiş­ti.

Harp meydanında Abdülmuttalib oğlu Hamza (r.a.)'yı karnı deşilip ciğeri çıkarılmış bir halde buldular. Vahşî Onu öldürüp ciğerini çı­karıp götürmüş ve Utbe kızı Hind'e teslim etmişti. Hind, Bedir har­binde babasını öldüren Hamza'nm, fırsat eline geçerse ciğerini söküp yiyeceğine dair nezir, etmişti. Hamza (r.a.)'nın na'şı üzerinde bulunan çizgili bir kumaş parçası içine sarılarak defnedildi. Bu bez ufak geldiği için başına doğru çekilse ayaklan açıkta görünüyordu. Bu yüzden ayaklan üzerine ağaç yapraklarından bir şeyler örtmüşlerdi.[294]

Musa b. Ukbe devamla Zührî'den şöyle dediğini anlatır:

Rasûlü Ekrem şehitlerin defnine gelince;

"Onları kanlarıyla örtün! Zîra Allah yolunda açılan hiç bir ya­ra sahibi yoktu...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Uhut tân sahneler
« Posted on: 20 Eylül 2019, 06:53:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Uhut tân sahneler rüya tabiri,Uhut tân sahneler mekke canlı, Uhut tân sahneler kabe canlı yayın, Uhut tân sahneler Üç boyutlu kuran oku Uhut tân sahneler kuran ı kerim, Uhut tân sahneler peygamber kıssaları,Uhut tân sahneler ilitam ders soruları, Uhut tân sahnelerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &