ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı  (Okunma Sayısı 1019 defa)
21 Nisan 2011, 14:49:39
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 21 Nisan 2011, 14:49:39 »



Musa B. Ukbe'ye Göre Bedir Savaşı





"Mûsâ b. Ukbe 'nin Meğazî'si Megazî eserleri arasında en sıh­hatli olanıdır."[120]

İbrahim b. el-Münzîr el-Hizamî derki: Bana hem Mutarnf hem Ma'n hemde diğerlerinin anlattığına göre İmam Malik b. Enes, "Megazî" kitabları (veya rivayetleri) hakkında soru sorulunca, "sana salih insan Musa b. Ukbe'nin "MeğazTsini tavsiye ederim. Zîra o kitab, Meğazîlerin en doğrusudur" demiş.[121]

Muhammed b. Fûleyh, Musa b. Ukbe'den İbni Şihab yolu ile.......

Yine İsmail b. Üveys'de İsmail b. İbrahim b. ukbe amcası Musa b. Ukbe'nin şöyle dediğini nakleder: (Buradaki metin İsmail'in amcası Musa b. Ukbe'den naklettiği metindir.)

- Allah Rasûlü, İbnü'l-Hadramî'nin öldürülüşünden sonra iki ay ka­dar eğleşti. Sonra Ebû Süfyan b. Harb Kureyş'e ait mal taşıyan bir kervan ile birlikte Şam'dan Mekke'ye doğru hareket etti. Beraberinde Kureyş kabilesinin her oymağından yetmiş tane süvarî de mevcuttu. İçlerinde, Mahrame b. Nevfel ile Amr b. el-Âs'da vardı.

Bunlar Şam'a ticaret için giden Mekke'nin tüccar sınıfıydı. Bu kere beraberlerinde Mekke halkının nerdeyse bütün hazineleri vardı. De­nildiğine göre kervanda tam bin tane de deve vardı. Kureyşliîer -ellerinde avuçlarında neleri varsa- bir okka değerinde bile parası varsa ticaret için bunu Ebû Süfyan'la Şam'a göndermişlerdi. Sadece Huveytib b. Abdi'luzza birşey göndermemiş ve bu yüzden Bedir yol­culuğundan geri kalarak savaşta bulunmamıştı.

Bu durumlar Peygamber (s.a.v.) ile ashabına anlatılmıştı. Bundan Önce, harb iki taraf arasında -bir onda bir bunda- kalırdı. Rasûl-ü Ek­rem (s.a.v.), Adiy b. Ebî'z-Za'bâ ile Besbes b. Amr'ı gözetleyici olarak kervana yolladı.

Onlar, yola çıkıp Cüheyne kabilesinden bir boy'un bulunduğu yere geldiler. Burası deniz kıyısına yakın bir yerdi. Onlara Kureyş kervanı hakkında bilgi sordular. Onlarda kervan hakkında ki bildiklerini anlat­tılar. Onlarda geri dönüp durumu Allah Rasûlüne bildirdiler. Böylece Müslümanlar Kureyş'in kervanım engellemek için harekete geçtiler. Bu olay Ramazan ayı içinde olmuştu.

Ebû Süfyan, Müslümanlar'in saldıracağı korkusu ile Cüheyne'lilerin yanına geldi ve Müslümanlar'in gelip gelmediğim sor­du. Onlarda, gidip geri dönen iki binekli olduğunu, kervanı sorduk­larını anlattılar. Bunu duyan Ebû Süfyan, "onların bineklerinin gübre­lerinden bir parça alıp bir bakın dedi. Adamları deve dışkısından ge­tirip onu ezdiler. İçinden hurma çekirdeği çıkınca Ebû Süfyan: "İşte bu Medine'lilerin hayvanlarına verdiği yemdir" diye bağırdı.

Sonra sür'atle Mekke'ye doğru yola çıktı. Ğıfar oğullarından Damdam b. Amr denen adamı da önden Kureyş'e göndererek "derhal bizi karşılamak için yola çıkın, kervanı Muhammed ve ashabından ko­ruyun" diye haber saldı.

Atike bin. Abdil'l Muttalib, Dam'dam'ın Mekke'ye gelişinden önce bir rüya görmüş [ve bu rüyasını anlatmış idi. Kendisi Peygamber (s.a.v.)'in halası olup Mekke'de oturuyordu. Gördüğü rüyadan kendisi de korkmuş ve kardeşi Abbas b. Abdi'I Muttalib'e aynı gece haber salmış idi. Abbas gelince, "Ben bu gece bir rüya gördüm ve korkuya kapıldım. Hatta bu rüyadan anladığım kadar senin kavmiyin helak olacağindanda korkuyorum" dedi. "Ne gördün?" deyince, "Bu rüyayı kimseye anlatmayacağına dair bana söz verde öyle... Zîra Kureyş bu rüyayı bir duyacak olursa bize eziyet ettikleri gibi hoşumuza gitmeye­cek sözleri de bize zorla duyururlar," dedi.

Abbas da söz verince dedi ki: "Rüyamda binekli bir adamın hay­vanının üzerinde Mekke'nin yukarısından olanca sesiyle "Ey Gudür oğulları! İki ya da üç gece içinde yola çıkın!" diye bağırarak geldiğini gördüm. Sonra bağırarak hayvanının üzerinde Ka'be'ye girdi. Orada da üç kere bağırdı. Kadın, erkek, çoluk çocuk ona doğru geldiler. Müthiş bir panik içindeydiler. Sonra birden bire adamı yine bineğinin üzerin­de Ka'be'nin damında üç kere bağırırken gördüm. "Yâ Âli ğudur, yâ Âli fucûr! iki üç gün içinde yola çıkın!" diyordu. Sonra birden bire adamı Ebû Kubeys dağı üzerinde görüyorum. Orada da "Yâ Âli ğudur. Yâ Âli fucûr" diye bağırıyordu. Öyle ki iki Ahşeb dağı arasında kalan herkes onu duydu.

Sonra adam, oradaki koskoca bir kayaya doğru yürüdü. Kayayı ye­rinden söküp Mekke halkı üzerine fırlattı. Kaya büyük bir gürültüyle aşağıya doğru yuvarlanmaya başladı. Dağın dibine inince kaya parça­landı. Ben bu kaya parçalarından her birinin, bir Mekke'linin evine girdiğini girmedik yer bırakmadığını gördüm. Bu yüzden senin kavmiyin basma birşey gelecek diye korktum.

Abbas'ta rüyayı duyunca ürperdi. Sonra Atike'nin yanından çıkarak gitti. Gecenin sonuna doğru Velîd b. Utbe b. Rabî'a'ya rastlayıp -eskiden beri çok samimi oldukları için- Atike'nin rüyasınla ona anlatıp "ama bu rüyayı sakın kimseye anlatma" diye tenbihte bulundu. Velîd'de bu rüyayı babası Utbe'ye anlattı. Utbe hemen kardeşi Şeybe'ye anlattı, derken bu rüya dilden dile dolaşıp hemen Ebû Cehl'in kulağına ulaştı. Mekke'de rüyayı duymayan kalmadı.

Sabahleyin Abbas tavaf yapmak üzere Ka'be'ye gitti. Mescid-i Haram'a girince orada bir gurub adamın arasında Ebû Cehil, Rabi'a'mn oğulları Utbe ve Şeybe, Ümeyye, Übey b. Halef, Zem'a b. el-Esved ve Ebû'l Buhterî ile karşılaştı, onlar birbirleriyle konuşuyorlardı. Abbas'ı görünce Ebû Cehil, "Yâ Ebe'l Fazl! Tavafını tamamlayınca biraz yanı­mıza gelsen" diye seslendi.

Abbas tavafını bitirince gelip yanlarına oturdu. Ebû Cehil atılıp; "Atike'nin gördüğü rüya da neyin nesi?" dedi. Abbas'ta, "Atike bir şey görmüş değil" dedi. Ebû Cehil, "Bire Haşimoğulları erkeklerin söyle­diği yalana kani oldunuz, şimdi de bize Haşimoğulları kadınlarının yalanlarını mı getiriyorsunuz.? Sizinle biz yarış atlarına benziyoruz. Oldum olası şeref yarışını biz kazandık. Şimdi kervan başbaşa berabe­re kalınca siz, "bizde peygamber var" deyip çıktınız. Artık geriye söy­leyecek sözünüz kalmayınca "bizde kadın peygamber de var" deyip çıktınız." diye sataşıp, Abbas'a şiddetle hakaret etti. Ebû Cehil devam­la:

Atike'nin iddiasına göre bu binekli adam "iki yada üçgün içinde yola çıkın" diyormuş. Bu üçgün geçince Kureyş sizin yalanınızı an­lamış olacak. İşte o zaman biz defterimize; "Siz, Arab toplumu içinde kadın ve erkeği en yalancı olanlarsınız" diye, sicilinizi işleyeceğiz.

Ey Kusay'ın torunları (Haşimîler), Ka'be hizmetinden olan Ka'be örtüsü örtmenin, hacıları sulamanın, Nedve meclisinde bulunmanın, topluca hac yemeği vermenin, bayrak tutmanın faziletlerini elden çı~ karıpta şimdi bize karşı övünebilecek, kendinizden bir peygamber mi getiriyorsunuz, dedi.

Buna karşılık Abbas'ta; "Sen susacakmısm! Yalancılık sana ve se­nin ailene ait bir özellik." dedi. Orada bulunanlar durumu yatıştırmak için, "Yâ Ebû'l Fazl! Sen cahil biri değilsin, yalancı da değilsin," de­diler.

Abbas, Atike'nin rüyasını yaydığı için çok bela ve işkenceye maruz kaldı. Atike'nin rüyasından üç gece sonra, Ebû Süfyan'ın imdat için önden gönderdiği adamları geldiler. Bu Damdam b. Amr el-Ğıfârî idi. Bu adam bağırarak:

Ey Galib b. Fihr oğullan! Harbe koşun! Muhammed ile Medine halkı Ebû Süfyan'ın önünü kesmek için yola çıkmışlar. Kervanınızı koruyunuz, dedi. Bunu duyan Kureyşliler müthiş bir sarsıntı geçirerek Atike'nin rüyasının gerçekleşeceği korkusuna düştüler.

Abbas'ta: Siz şöyle şöyle iddia edip, Atike'yi yalanlamıştınız, dedi. Kureyş böylece her şeye (güçlüye ve zayıfa) söz dinletmeye kalkıştı.][122]

Ebû Cehil, "Muhammed şimdi de Nahle'de elde ettiği gibi kervanı yine alacağmımı soruyor? Yakında, Kervanımızı koruyabiliyormuyuz koruyamıyormuyuz anlayacak" dedi.

Kureyş, dokuz yüz elli kişilik savaşçı ile yola çıktı. Yüz tane at getirdiler. Gitmek istemeyenlerin de yakasını bırakmadılar. Abbas b. Abdi'l Muttalib, Nevfel b. el-Hâris, Talib b. Ebî Taîib ve kardeşi Akîl b. Ebî Talib'i zorla getirip Cuhfe'ye kadar geldiler. Orada bir yatsı vakti, sularını içip su ihtiyaçlarını gidermek için konakladılar.

Aralarında Muttalib b. Abdi-menâf oğullarından Cüheym b. es-Salt b. Mahrame el-Muttalîbî denen birisi vardı. Bu Cüheym, yatmak için başını yere koyar koymaz uyumuş, sonra birden bire irkilerek uyanmış ve yanındakilere: "Şu başucuma az önce dikilen süvariyi gördünüz mü?" diye sormuş yanındakilerde; "hayır! Sen delisin galiba" demiş­lerdi. O zaman o da, "bu süvari başucuma dikilip, "Ebû Cehil öldü, Utbe öldü, Şeybe öldü, Zem'a, Ebû'l Bahterî ve Umeyye b. Halef öl­dü,11 diyerek bir sürü adamın adını saydı," dedi. Arkadaşları da, "şey­tan seninle oynamış" dediler.

Bu herifin sözü Ebû Cehil'e ulaştırılınca kızıp; "Haşim oğullarının yalanına şimdi birde Muttalib oğullarının yalanımmı eklediniz, yarın kimin öldürüleceğini göreceksiniz" dedi.

Allah Rasûlü Şam'dan, Ebû Süfyan idaresinde Mekke'ye doğru gel­mekte olan kervanı yakalamak üzere harekete geçti. Bedre doğru gi­derken, Dinar oğulları Cılga'smdan[123] yol aldı. Geri dönerken ise "Seniyyetü'l Veda" üzerinden dönmüştü. Üçyüz on üç kişi ile yola çık­mıştı. Ashabından çoğu -harp gayesi olmadığı için- bu seferden geri kalıp durumun ne göstereceğini beklemekteydiler. Allah'ın İslâm dini­ne ilk izzet verdiği vak'a bu Bedir seferi olmuştu.

Medine'ye gelişinin on sekizinci ayı başlarında bir Ramazan içinde yola çıkmıştı. Beraberinde Müslümanlar vardı ve sadece kervanı ele geçirmek istiyorlardı. Müslümanlar binek yönünden hiçde güçlü de­ğildi.  Onlar  sadece  su  çeken develere  nöbetleşerek  biniyorlardı.

Rasûlüllah'ın nevbet arkadaşı, Ali b. Ebî Talib ile Hamza'nın anlaşma­lısı Mersed b. Ebî Mersed el-Ğanevî idi. Üç kişiye ancak tek deve düşüyordu.

Yola devam edip Ravha yakınlarında "Irkı Zubye" denen yere ka­dar geldiklerinde Tihame ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı
« Posted on: 18 Eylül 2019, 02:11:11 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı rüya tabiri,Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı mekke canlı, Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı kabe canlı yayın, Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı Üç boyutlu kuran oku Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı kuran ı kerim, Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı peygamber kıssaları,Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşı ilitam ders soruları, Musa B. Ukbe ye göre Bedir savaşıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &