ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri  (Okunma Sayısı 785 defa)
26 Nisan 2011, 13:46:55
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 26 Nisan 2011, 13:46:55 »



İlim Dünyasına Tesiri Ve Talebeleri


 

İslam dünyasını sürekli olarak tesiri altında tutan ve kıyamete kadarda tutacak olan bazı alimler ve ilim dalları vardır.

Mesela bir Fıkıh, bir Hadis, bir Tefsir, bir Tarih, bir Akaid ilmi vazgeçilmesi hiç bir çağda imkansız olan, sadece özenenleri değil müslüman olan herkesi yakından ilgilendiren ilim dallarıdır.

Heyet, tıb, meslekler, usul, mantık, edebiyat vb. ilimler gibi vazgeçilmez bir takım ilim dalları da vardırki, bunlar umumi değil sadece ilgilenenleri alakadar eden ilimler şubesindendir. Yine bazı ilimler mevzi yada belirli dönemlerde şöhret bulurken, çağın geçişi ilerlemeler onların unutulmasına sebeb oîur.

İşte bu ilimlerde, bir âlim ne kadar ilerlerse ilerlesin o ilme damgasının vuran o ilmin bir ilim dalı oluşumundaki gelişimi hazır-

Iayan alimler seviyesine varamamaktadır. Hele o ilim asırlar içerisin­de işlene işlene iyice gelişmiş ise, sonraki gelenlerin ilimleri sadece bu işi ilk kurup geliştirenlerin yaptıkları ve yazdıklarını okumakla geçer.   Böylece o ilmin sırrına ve esasatma dair bir bilgisi bulunmaz.

Bunu şu misalle şöylece daha iyi anlayabiliriz. Çağın en meşhur aletlerinden biri olan Bilgisayar, bilgisayar mühendisi olan biri tara­fından çok güzel kullanılır akıl almaz şeyler yaptırılır. Ama o bilgi sayarı yapanların hududunu kimse geçemiyor, devamlı onu yapan fir­malara bağımlı kalınıyor. Bir Televizyon tamircisi bir elektronik mü­hendisi bu makinayı yapanlara sürekli olarak bağlıdır.

İşte İslamî ilimlerdede durum aynı olmuştur. Artık fıkıhta hiçbir hanefi alimi hanefiliğin kurucusu İmam Ebû Hanife, Ebû Yusuf, İmam Muhammed olmamaktadır. Artık Şafii, Mâlik, Hanbelî, Ebû Davud'u Zahirî ve benzeri ilk müctehidler salikleri tarafından ancak taküd edilebilmektedirler.

Hadiste kimse ilk devrin otoriteleri, ricalül hadis iîe beraber yaşayıp onların hallerini yakıynen bilen İmam Ahmed, Buharı, Müs­lim, Yahya b. Main, Yahya b. Said, Ebû Ruz'a, Razî, Nesâi, Tahavî. İbni Adiy ve arkadaşlarına ulaşamamakta.

Tefsirde dirayet kapısı ve rivayet kapısı açık olmasına rağmen bir Taberî, bir Sa'lebî asıl olma özelliğini hiçbir zaman yitirmediler. Sonraki tarihçiler ne yaparlarsa yapsınlar ilk tarihçiler olan Musa b. Ukbe, Urve, İbni Sa"d; Vakidî, İbni İshak, İbni Hiş4m. Halife b. Hay-yat ve ilk hadis mecmualarındaki siyer ve meğazi bölümlerini kolay kolay aşamayıp bu verilerin altında ezilince ancak nakilcilikle yetin­meye mecbur kalmaktadırlar.

İşte bu ilk kurucular ve onları takiben gelen yardımcıları çalışma yaptıkları sahalarda gereken bütün hazırlığı ikmal edip sistemi ku­runca ortaya mezhebler çıkmış olmaktadır.

Artık sonrakiler ilk kaynakları tarama yerine hazır buldukları bu sistemin içinde yer alıyor ve taklidciler sınıfına giriyor. Bu anlattı­klarımız sadece fıkhi mezhebler için değil aynı zamanda hadis tefsir, akaid, tarih ve edebiyyat sahalarındada geçerlidir. Ancak önceleri fıkhi ve itikadi meşeler daha fazla alaka gördüğünden mezhebkr sa­dece bunlar için kullanıla gelmiştir.

Tedvin devri sayılan selef devrini takiben gelen alimlerin selef gibi aslında aslını kavramalarına onlar gibi yürümelerine üç büyük engel vardı;

1- Peygamberin hadis ve ibadet tarzını bizzat nakleden ashab ile onların yetiştirdiği tabiin alimlerini bizzat görme, onlardan ilim al­ma, sebebleri onlara sorma şansları olmadığı gibi: onların bilgilerine aracılar, (raviler) yoluyla ulaşabilme imkanıda çok zor bir iş olmuş tur. Çünkü Ebû Hanife ve Mâlik gibi ilk devir müctehidleri bu bilgi­leri ilk kaynak olarak Peygamberden almasalarda arada ya bir tabiin olur yada hiç olmaya bilirdi. İşte zaten ashabın hepsi "Sika" tabir edilen güvenilir kişilerdi. Onlardan sonrada en güvenli tabaka tabiin idi. Binaenaleyh o devir alimlerinin rivayet zincirinde zaten tenkid edecek kimse yoktu olsada sayılan okadar kabarık değildi. Nihayet bir kaç yüz rica! adı bellemek gelen haberleri incelemeye yeterliydi.

Daha sonra gelenler için ise. bu silsile son derece uzuyordu. Hicri üçüncü asra gelindiğinde bir haberde artık yedi sekiz hatta on kadar ravi olabiliyordu. Bu yüzden zeka yetmeyince rical kitabları yazılmaya başlandığı gibi, hadiste ikinci asırdan itibaren tedvin edi­lip "sima yolu" denilen metod yavaş yavaş terke mecbur kalmıştı.

2- Her ilim dalı gelişim dönemini tamamlayıncaya kadar o kadar çok eser verilmişti ki, ilim talibi bir kimsenin ömrü bunları okumaya bile yetmiyordu. Hem okuyuncada hadisenin yorumlanmış şekli oldu­ğu için zihin, temel prensibler meselesine eğilim göstermiyor, hazırı naklediyordu. İster istemez doğru bile olsa başka binlerinin yönlen­dirilmesi altına girilmiş oluyordu. Buda bu konuda alimlerin taklid tarafını   geliştiriyordu.

Bunun günümüzde de son derece geçerliliğini koruduğuna şahi­diz. Ömür boyu Risale-i Nur'ları okuyan bir nur şakirdi asla ve kafa bir Bediüzzeman olmadığı, olamıyacağı gibi Üstad merhumun bu gö­rüşleri nasıl ortaya koyduğunu kavraması imkansızdır. Nitekim Mevlana'dan günümüze Mesnevî en çok okunan kitaplardan biri iken onu okuyarak Mevlanalaşan kimse duyulmadı. Kimse İmam Rabbanî'nin Mektubatı ile ilmi bazı sonuçlara varsada ilmi hiç bîr paye~edinmedi. Çünkü temel çok ırakta kaldı.

3- Bu iki ana sebebin yanında üçüncü âmilde; zaman zaman or­taya ilmi dirayet ve medeni cesaretle çıkan bazı zavat olsada, za-manİa kabuklaşmış olan islami düşünce salikleri bağlı bulundukları mezheb, şeyh ya da imam müdafası ile bunları sindirdiler ve çok yerde silindir gibi ezip geçtiler.

İşte biz İmam Zehebî'yi iyi anlayabilmek için şu anlattığım üç prensibi göz önüne getirmeliyiz. O zaman görüyoruzki; İmam Zehebî Peygamber (s.a.v.) devrinden yedi buçuk asır sonra ortaya çıktığı za­man her türlü fikir savunulmuş mezhebler yerleşmiş, tarikatlar iyice kökleşip devletleri idare edenleri bile etkileri altına almış, hadis ko­nusu didik didik edilip hadis yazmanın her şekli, gerek müsned, ge­rek mucem, gerek fıkhi, gerek yıl, gerek isnad derecesi, gerek şerh, gerek nakid hepsi ama hepsi, tekamülün zirvesine ulaşıp üçüncü asırdan sonraları ise artık hadis tahsili edilemeyecek boyutlara ulaş mıştı. Sonraları ise artık hadis tahsili senedine sepetine bakmadan her hangi bir hadis kitabını okumaktı. Şimdilerde ise ülkemizde yala­nı doğrusundan fazla olan bir uydurma hadis kitablarıni okuyanlar hadisçidir.

Zehebî, bu olumsuz yönlerin hepsinin yaşandığı bir çağda yetişip başı ilim Himalayalarının doruğuna yükselmiş, eşi çok ender görülen­lerden biridir. O, hadis ve tarih sahasında yaşı yirmibeşe vardığında ne kadar temel eser varsa onlardan icazet almış bulunuyordu. Muce-minde kendisinin İskenderiye'de İbni Hişam'ın Sîres'ini altı günde okuyup icazet aldığını anlatır. Bu kitab bugün bazı İslam üniversite­lerinde İslam tarihi olarak dört yılda okutulmaktadır.

Zehebî hadisin her sahasında üstaddır. Eğer hadiscilik mesleğini mezheb sayarsak o bu mezhebde tabi değil başlı başına bir mezheb kurucusudur. Yukarda üçüncü maddede belirttiğim tarifgir taassubu

yüzünden Şam'da Hadis şeyhi yapılmamış ama o fikrini icraya devam edince bütün yeryüzünün hadis üstadı olmuştur.

Ama Zehebî eser verdiği konuda asla ve kata taklidci değildir. O ilk müelliflerin sözünü ve hükmünü görünce asla onunla yetinme ta­rafına gitmez. Bir zatı kritiğe tabi tutan Buharı, Müslim, İmam Ah-med ve Yahya gibi bu işin baş pirleri de olsa Zehebî "ben derimki" diyerek itirazını öne haklı olarak sürmekte ve illeti belirtmektedir.

Ricalden konuşurken, Zehebî hicri sekizinci asırda değilde adeta tenkid ettiği zevatın devrinde, onlara komşu imişcesine bir vukufiy-yet göstermektedir. Kıymetli eseri Mizanü'l İ'tidaline göz atan her­kes bu dediğimi ayan beyan görecektir.

Bu bahsettiğim Zehebî'nin bütün eserleri için geçerlidir. Hakim-i Nisaburî gibi hadis usulünde imam. hadis yazarlarının en büyükleri arasındaki bu zatın en meşhur eseri Müstedrek üzerine yaptığı ten­kidi ne müthiştir. Zira Hakim bu eseri ile Buharı ve Müslim'in şartla­rı kendine göre ayarlayıp onların nakletmediği hadisleri vererek "Sa-hihayn üzerine bir istidrak" yapmıştı. Uzun zaman sabit kalan bu id­diaya en ilmi cevabı Zehebî vermiş ve bu esere yazıdığı "Telhis"i ile onu değil "Sahihayn", "Sünen-i Erbaa" denilen Ebû Dâvûd, Nesâî, Tirmizî ve İbni Mâce seviyesinden bile aşağıda olduğunu isbatlamıştır.

İbni Adiy gibi Nesâî'nin dostu ve ilk rical kritikçilerinin en büyüklerinden sayılan bir zatı çok orjinal olarak tenkid etmektedir.

İşte Zehebî, gözden geçirdiği eserleri bir araştırcı, bir gözlemci olarak taradığından kendi devrinde ulaşılması imkansız sayılan bir payeye ulaşıp ders okuduğu, bir çok üstadı bile ondan ilim almışlar­dır.

Zehebî, îsiami ilimlerin temeli olan hadisin her dalında verdiği emsalsiz eserleri ile kendi devride dahil günümüze kadar bütün alim­leri etkisi altına almış bahtiyar bir zattır. Bu fakir bile Zadü'l Me-ad'ın tahkikinde en fazla Zehebî'ye dayanmıştır. Ancak Zehebî'nin etkisi taklide değil tahkike sevkeden müthiş bir öğretimdir.

Talebelerine gelince; Aslında son on yılımın büyük ağırlığı kitap yazmakla geçmiş birisi olmam hasebiyle yakîn derecesinde biliyorumki Zehebî gibi bir kimsenin direk talebesi olmaması gerekir. Zira biraz sonrada göreceğimiz gibi ikiyüz küsur ayrı eserle üçyüzü aşkın ciid kitap yazan insanın uykuya bile zamanı olamaz.

Bu tip zatların eserleri bir. nevi mektep olduğundan onu okuyan­lar bizzat onun talebesi olmuş oiurlar. İşte bu anlamda Zehebînin ta­lebeleri yüzbinlerle ifade edilmelidir.

Ancak Zehebî yukarda adını belirttiğim altı medresede bizzat ta­lebe yetiştirmiştir.<...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri
« Posted on: 19 Eylül 2019, 15:24:05 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri rüya tabiri,İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri mekke canlı, İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri kabe canlı yayın, İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri Üç boyutlu kuran oku İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri kuran ı kerim, İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri peygamber kıssaları,İlim Dünyasına tesiri ve talebeleri ilitam ders soruları, İlim Dünyasına tesiri ve talebeleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &