ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > İftira olayı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İftira olayı  (Okunma Sayısı 1437 defa)
20 Nisan 2011, 16:28:34
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 20 Nisan 2011, 16:28:34 »



İftira Olayı


 

Süleyman anlatıyor: Bize Hammâd b. Zeyd ile Nu'man b. Raşid, Zühri aracılığıyla Urve'den Hz. Aişe (r.a.)'ın şöyle dediğini anlattı:

- Nebî (s.a.v.) bir yolculuğa çıkacağında hanımları arasında (kendi ile gelecek olanı belirlemek için) kur'a atardı. Müreysî1 gazvesine çı­karken de aramızda kur'a çekmiş ve benim hisseme çıkmış idi. işte bu yolculukta hakkımda dedikodu edenlerin bir kısmı mahvolmuş idi.

Nitekim İbni İshâk Vakidî ve diğerleri de iftira olayının Mureysî1 gazvesinde olduğu görüşündedirler.[459]

Abbad b. Abdillah'tan da "Anneciğim! Bana Müreysî' gazvesinde başından geçen olayı bana anlatsan" dediği rivayet edilir.

(Zehebî derki): Ben Balebek şehrinde, Ebû Muhammed abdü'l-Halik b. Abdisselam'a kıraat yolu ile okudum ki, o şöyle nakletti: Bize Abdürrahman b. İbrahim, ona Ebû'l Hüseyin Abdü'l hak el-Yûsufî, Ebû Sa'd b. Hureyşten, onlara Ebû Ali Hasen b. Ahmed, Meymun b. ishâk'tan, onlarada Ahmed b. Abdü'l Cebbar, Yunus b. Bükeyr'den, oda Hişam b. Urve'nin babası Urve aracılığıyla Hz. Aişe (r.a.)'nin bu hadise hakkında şöyle anlattığını söyledi:

-  Hakkımda yapılan iftira,  olabildiğince konuşulmuş, yapılmış da benim hiç haberim olmamış. Allah Rasûlü beraberinde ashabından birkaç kişi ile gelip benim zenci cariyeme durumu sormuşlar. Bu kadıncağız bana hizmet ederdi. Ona, "sen Âişe hakkında bildiğin ne var ise bize haber ver?" dediler. O da, "Vallahi ben onun şu anlata-

cağımdan başka hiç bir ayıbını bilmiyorum. Hz. Âişe kuşluk vakti uyuya kalırda, evin koyunu keçisi onun yoğurduğu hamuru yerdi. Ev halkı da dolaşır Hz. Âişe'ye sorarlardı da ancak durumu o zaman an­lardı."

İşte bu cariyeye gelip durumu sorduklarında bu kızcağız, "Sübhanallah, nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ben Hz. Aişe hakkında kuyumcunun has (som) altın hakkında bildiğinden baş­ka birşey bilmiyorum" dedi. Hz. Aişe derki: Bütün bunlar oluyorken ben hiç bir şeyin farkına varmamışım.

Allah Rasûlü (bu sorgulama ve araştırmadan) sonra hitab etmek üzere ayağa kalkmış, Allah'a hamd ve senasını ona layık şekilde yap­mış ve sonrada şunları söylemiş idi.

- "İmdi. Sizler ailem hususunda bir takım ithamda bulunan kimse­leri bana gösterin. Allah'a yemin olsun ki, ben ailem hakkında şimdiye kadar asla kötü bir husus bilmiyorum. Onlara kim ile itham ediyorlar. Vallahi ben o şahıs hakkında da asla bir günah yaptığını bilmiyorum. Ailemin yanına ben yanında olmadan asîa girmemiştir. Herhangi yol­culuk için Medine'den kaybolduğum her seferde, o da benimle bera­berdi."

Bunları duyan Sa'd b. Muâz, "Yâ Rasûlellah! bana göre bu iftirayı yapanların boyunlarını vur" dedi. Bir başka hazreçli adam, (Ümmü Hassan ile Hassan onun kervanından idi) "vallahi yâ Sa'd sen doğru söylemedin. Eğer o itham eden adam Evs kabilesinden olaydı (yani Sa'dm kabilesinden olaydı) o zaman sen böyle demiyecektin" dedi. Bunun üzerine orada bulunan Evs ve Hazreç'liler arasında Mescidde neredeyse bir kavga çıkayazmış. Ben yine bımdanda hiç bir şey bilmemişim, hiç kimsede bunu bana anlatmamış idi. Nihayet o gün böyle geçmiş gece olmuştu.

Ben bir kaç kadın ile def-i hacet için dışarı çıkmış idim. Ebu Bekrin (babamın) teyze kızı Ümmü Mistahta bizimle beraber çıkmıştı. İhtiya­cımızı göreceğimiz yere doğru gidiyorduk ki; birde Ümmü Mistah tökezleyince birden bire, "kahrolasıca Mistah" dedi. Ben de ona "ey ana!, sen kendi oğluna mı soğuyorsun" dedim de, bana cevap vermedi. Geri döndü tekrar tökezledi ve yine "kahrol ya Mistah!" dedi. Ben yine "ey ana! Sen Allah Rasûlünün arkadaşı olan oğlunamı kötü söy­lüyorsun?" dedimsede yine bana cevap vermedi. Üçüncü sefer tökez­lediğinde yine "kahrol yâ Mistah!" dedi. Bende, "Ey ana! Sen Pey­gamberin arkadaşı olan kendi oğlunamı soğuyorsun?" dedim. Ümmü Mistah bunun üzerine, "Vallahi ben ona sadece senin için, sana dediği şeyler yüzünden ona sövüyorum" dedi. "Ben de, "hangi durumum için?" dedim, o da, "sen olanları duyup bilmedinmi?" dedi. "Hayır!" neler oldu?" dedim. Bunun üzerine şöyle dedî:

- Ben, hakkında yapılan dedikodudan berî' olduğuna ben şahit olu­rum, diyerek olan olayları anlattı. Ben artık eve geri dönmeye başla­dım. Evden çıkarkenki olan su dökme ihtiyacımdan az ya da çok hiç birşey kalmamış idi. Beni bir titreme aldı ve sıtma hastalığına tutul­dum. Rasûlüllah yanıma girip vaziyetimi sordu. Bende, kendimi çok kötü hissediyorum, bana izin versende ana babamın yanma gitsem" dedim. O da bana izin verdi. Benimle beraber bir köle salarak, ona, "Âişe ile birlikte yürü!" dedi. Böylece çıkıp onlara vardığımda annemi aşağı evde buldum. Babamı da yukarı evde, namaz kılıyor buldum.

Anneme, "Anneciğim benim hakkımda ne duydun?" diye sordum. Meğer annem onu benden gizler imiş. Bana, "kızcağızım! Senin aley­hine bir durum yok. Kendisinin bir kaç tane kuması bulunup kocası tarafından savilen her güzel kadın hakkında böyle dedikodu edilir. Ben de, "peki bunları babamda duydumu?" dedim, "Evet" dedi. Ben, Yâ Allah Rasûlü (s.a.v.)'de duydumu?" dedim. O da, "Evet, Rasûlüllah da duydu" deyince ben ağlamaya başladım.

Babam ağıtı duydu da, "onun nesi var?" dedi. Annem de, "hakkında söylenenleri duymuş dedi. Bunun üzerine Ebû Bekir'in gözleri dalarak ağlamaya başladı ve bana, "Kızcağızım, haydi, evine geri dön" dedi. Ben evime döndüm ama anam ve babam da yanımda idiler. Nihayet ikindiyi kılmıştım ki, Rasûlüllah eve geldi. Ben ana babamın arasında idim. Biri sağımda diğeri solumda idi. Rasûlüllah layık olduğu şekilde hamd ve sena ederek dedi ki:

"Yâ Âişe! Eğer sen bir zulüm işledin veya hata ettin, yada bir gü­nah işledin ise tevbe et; Allah'ın emrine müracaat et ve istiğfar et". Sonra bana nasihatta bulundu. Kapıda ensardan bir kadın vardı, gelip selam vermiş ve oda kapısının önüne oturmuştu. Ben; "sen, bana bun­ları söylerken haya etmiyormusun" derken o kadında duyuyordu. Pey­gamber sözünü bitirince ben babama elimle dürterek "sen Peygambe­re, beni savunmak için birşey söylemeyecek misin?" dedim. Babam da, "Ben Râsülüllah'a ne diyeyim ki?" dedi. Bunun üzerine anneme dönerek "ya sen, ona birşeyler konuşmayacak mısın?" deyince o da; "ben ona ne diyebilirim ki?" dedi. Ben de layıkı üzere Allah'a hamd ve sena ettikten sonra;

- "İmdi!, Vallahi eğer ben, "bana isnat edilen şeyleri yaptım" diye­cek olsam, Allah kesinlikle böyle birşey yapmadığıma şahittir ki, ben böyle birşey işlemedim. Fakat o zaman siz, kendi nefsine dönüp dü­şündü ve kendi diliyle ikrar etti diyeceksiniz.

Eğer ben size, "böyle bir günah yapmadım", diyecek olsam Allah kesinlikle benim doğru söylediğimi bilmekte ama siz beni tasdik et­meyeceksiniz. Zîra bu iftira içinize girip, aranızda yayılmış durumda.

Artık ben kendim için salih kul Yûsuf (a.s.)'ın babası (Ya'kub (a.s.)'un ki ben o zaman babasının adım bilmiyordum) nın "söylediği:

"Sabır  ne  güzeldir!   Sizin vasfettiğiniz şeylere karşı Allah ne güzel yardımcıdır" (Yûsuf; 18) sözünden başka söyleyecek söz bulamıyorum" dedim.

İşte ben sözümü tamamladığım o saatte, Peygambere vahiy geldi. Vallahi ben Rasûlüllah (s.a.v.)'ın yüzündeki müjde alametlerini gör­düm ki, henüz Rasûlüllaha bir şey kavuşmamıştı. Efendimiz alnını ve yanlarım silerek; "Müjde ya Âişe, Allah senin suçsuzluk beraatini göklerden indirdi" buyurup gelen âyetleri okudu.

Ben alabildiğine bir öfke içindeydim. Annemle babam bana, "Kalkta Rasûlüllah'a teşekkür et!" dedilersede ben, "vallahi, ben onun ayağına ne kalkarım, ne de ona teşekkür ederim, nede size teşekkür ederim. Ben sadece beni temize çıkaran Allah'a hamd ederim. Siz hakkımdaki bu iftirayı duyduğunuz halde onu ne red ettiniz, ne onlara karşı hasimane davrandınız, ne de müdafaa ettiniz" dedim.

Hakkında dedikodu edilmiş olan kişi (safvan) de bu benim suç­suzluğumu bildiren âyetin indiği haberini duyunca; "Nefsim elinde olan zat'a yemin ederimki, bu güne kadar hiç bir kadının gizli yerine bakmadım" demiş.

İftirayı atan Mistah, babası olmadığı için, Ebû Bekir'in bakımı ve beslemesi altında büyümüş bir yetim idi. Ebû Bekir vaziyet anlaşı­lınca, "bir daha Mistah'a yardım etmeyeceğine" yemin etti. Allah da "(arapça) sizden fazilet ve mal sahibi olanlar cimrilik etmesinler" âyetini "Allah'ın sîzi bağışlamasını istemezmisiniz" kısmına kadar indirdi. (Nur; 22)Ebû Bekir'de: Tabii Yârabbî Vallahi Allah'ın beni bağışlamasını iste­rim, diye gözleri dolup ağladı. Allah razı olsun.

İşte bu âli, hasen isnadh bir hadis olup Buharî bunu "Muallak" ha­dis olarak rivayet edip, "Ebû Üsame yolu ile Hişâm b. Urve'den yukardaki gibî, Hz. Âişe olmadan nakleder.[460]

Leys ve İbnü'l Mübarek ikilisi -İfade Leys'indir- Yunus b. Yezîd -İbnü Şihâb ez-Zührî isnadıyla -Urve- Said b. Müseyyeb, Alkame b. Vakkas, Ubeydullah b. Abdillah'tan bu Hz. Âişe ile ilgili olarak.

- Hz. Âişe'ye bu iftiracılar, atacağı iftirayı attığı zamana, Allah Hz. Âişe'yi bu iftiradan temizlediğinde, bu adı geçenlerden herbiri bu uzun hadisin bir bölümünü anlattılar. Birinin hadisi diğerininkini tasdik et­mektedir. Gerçi onların kimisi, bu hadisi kiminden daha iyi ezberle­miştir.

Âişe devamla derki:

- Rasûlüllah (s.a.v.) bir sefere çıkmak isteyince hanımları arasında kur'a çekerdi. Hissesine hangisi çıkarsa yola onu birlikte götürürdü. Bir seferinde aramızda kur'a çekmiş ve bana isabet etmişti. Bende onunla yola çıkmıştım. Bu yolculuk Hicab (örtü) âyetleri indikten son­ra idi. Ben bir devenin mahfel'ine bindirilip indirilerek gidiyordum. Allah Rasûlü bu gazvesini bitirene kadar yola devam ettik. Sonra yola koyulup Medine'ye yaklaştık.

Allah Rasûlü bir gece kafileye istirahat verdi. Konaklama izni ve­rildiğinde bende kaza-i hacet ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İftira olayı
« Posted on: 18 Eylül 2019, 02:10:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İftira olayı rüya tabiri,İftira olayı mekke canlı, İftira olayı kabe canlı yayın, İftira olayı Üç boyutlu kuran oku İftira olayı kuran ı kerim, İftira olayı peygamber kıssaları,İftira olayı ilitam ders soruları, İftira olayıönlisans arapça,
Logged
21 Nisan 2016, 16:58:22
Ruhane
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.473


« Yanıtla #1 : 21 Nisan 2016, 16:58:22 »

Selamun aleykum .. Irtiraya ğrayan birine Allah Teala yardim eder.. Cunku onun rahmeti sonsuzdur.. Iftira atılan kişi savunmasizdir .. Hatta biranda neye uğradığını bile şaşırdigi ı için nasil davranacagink bile kestiremez.. Işte Rabbimiz masum kulunu böyle çaresiz bırakır mi ? Asla..Hemde bence ahirete kalmadan burda ortaya çıkar kişinin suçsuz olduğu.. Ve iftira atan kişide taktiğiyle hem bu dünya da hem ahirette rezilnolur. Eğer iftira ettiği kişi hakkını helal etmez ise Rabbimizde affetmez.. Allahim sen bizi iftiraya uğramaktan ve iftira atmaya meyil etmekten koru..Amin.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &