Hz. Ebu Bekr in ölüm anı

(1/1)

Sümeyye:
Hz. Ebu Bekr’in Ölüm Anı



 Muhammed b. Amr b. Alkame b. Vakkas, babası aracılığıyla dedesi Alkame'den Hz. Aişe*nin şöyle dediğini nakleder:

-Babam ölüyorken yanma geldim, artık koma dönemine girmişti.

Ben:

"Kim ki göz yaşlan hâla içinde saklansa da, Bir gün elbet dışa aka­caktır." Şiirini okudum. Hz. Ebu Bekr başını kaldırıp: "Yavrucuğum o senin dediğin gibi değil, ama ALLAH'ın buyurduğu gibidir. ALLAH (c.c): Ölüm sekerati hak olarak geidi. İşte bu senin -şimdiye kadar- kaçıp durduğun şey idi." (Kâf/19) buyuruyor." dedi. [356]

Musa el-Cühenî, Ebu Bekr b. Hafs b. Ömer'den nakleder:

-Hz. Aişe (r.a.) Ebu Bekr'e geldi. Hz. Ebu Bekr o esnada bir ölünün son nefesindeki çırpınışı gibi çırpmıyordu. Nefesi göksünden gelmeye başlamıştı. Ben durumunu şu şiirle dile getirdim:

Ömrüne and olsun ki, nefes boğazda hırıltı haline gelip göğüs daralınca, yiğide serveti asla fayda veremez.

Bunun üzerine babam bana öfkeli gibi baktı ve "ey mü'minlerin anası bu iş senin dediğin gibi değil. Ancak; " cûS La Ölüm sarhoşluğu gerçek olarak geldi (gerçeği getirdi). İşte bu senin kaçtığın şeydi." hakikatidir.

-Yâ Âişe ben sana bir bahçe bağışlamıştım. Hâla içimde o hususta bir sıkıntı var, sen onu miras malına geri ver, dedi. Ben de "evet" de­yip geri verdim, dedi. Sonra Ebu Bekr:

-Ama bize gelince; müslümanların idaresi bize verileliden beri onla­rın ne dinar ne de dirhemlerini yedik. Sadece yemeklerinin en sert (iyi dövülüp inceltilmemiş) olanlarından yedik, sırtımıza en kaba en sert kumaşlarından geçirdik. Müslümanlara ait olan ganimet malından da, şu Habeşli köle, şu su devesi ve şu tüyleri dökük kadife dışında az ya da çok, yanımızda bir şey yok. Ben öldüğümde onları da Ömer'e gön­derip beni bunlardan da kurtar, dedi. Ben babam ölünce bunları Ömer (r.a.)'a teslim ettim. (Gönderdiğim elçi Ömer'e varıp teslim edince Ömer öyle ağlamış ki, göz yaşları tâ yere kadar inmiş ve "ALLAH Ebu Bekr'e rahmet etsin kendinden sonra geleni zor duruma soktu" diye iki defa tekrarlamış, ve köleye bunları teslim almasını emretmiş. Orada bulunan Abdurrahman b. Avf: "Sübhanallah sen Ebû Bekr'in ailesinden şu köleyi, şu su devesini ve değeri beş dirhem etmeyen şu kadifeyi soyup alıyorumusun?" dedi. Hz. Ömer de "Ne yapayım di­yorsun?" deyince "onları ailesine geri yolla!" dedi. Ömer (r.a.) da:

-Hayır! Muhammed'i hak olarak gönderen ALLAH'a yemin olsun ki, bu benim idaremde asla olamaz. Ebu Bekr ölürken bunlardan kurtuldu da ben mi ailesine geri vereceğim. Ölüm bundan daha yakın, dedi.[357] Kasım (b. Muhammed) Hz. Aişe (r.a.)'dan naklediyor: -Ebu Bekr (r.a.) ölüm gelip çatınca: "Ebu Bekr ailesinde şu sağmal deve ile müslümanların kılıçlarını yapıp bize de hizmet eden şu demir parlatıcısı (cilacı) köleden başka devlete ait bir şey olduğunu sanmıyo­rum. Ben ölünce bunları Ömer'e teslim edin, dedi.

Babam ölünce ben bunları Ömer'e verdiğimde Ömer (r.a.): -ALLAH Ebu Bekr'e rahmet etsin, kendinden sonrakini zora soktu, dedi.[358]

Zührî anlatıyor: Hz. Ebu Bekr (r.a.) hastalığında "ölürsem beni ha­nımım Esma binti Umeys yıkasın. Eğer yalnız başına başaramazsa o zaman oğlum Abdurrahman'dan yardım istesin" diye vasiyet etti. Abdu'l Vahit ve diğerleri Ebu Ca'fer el-Bâkir'dan nakleder: -Hz. Ebu Bekr kefenlendikten sonra yanına Hz. Ali girdi ve: "Amel defteriyle ALLAH'a kavuşanlar arasında hiç kimse bana şu kefenine sarılan zattan daha sevimli değildi." dedi.[359]

Yine Kasım anlatıyor: Ebu Bekr (r.a.) öldüğünde Peygamber (s.a.v.)'in yanı başına konulmasını vasiyet etmişti. Öldüğü zaman orada bir mezar kazıldı. Ebu Bekr'in başı Rasulullalrm omuzlarına gelecek şekilde defnedildi.[360]

Abdullah b. Zübeyr (r.a.)'ın oğlu Âmir de "Ebu Bekr (r.a.)'ın başı Peygamberin omuzuna gelecek şekilde, Ömer (r.a.)'ın başı da Hz. Ebu Bekr'in böğrüne gelecek şekilde defnolundular" der.[361]

Hz. Aişe (r.a.): Hz. Ebu Bekr Salı gecesi vefat edip sabah olmadan defnedildiğini söyler.[362]

Mücahit anlatıyor: Hz. Ebu Bekr ölünce oğlunun mirasını alması hususunda -daha sağ olan- babası Ebu Kuhafe ile konuşuldu. O da: "Ben o miras malını onun çocuklarına bırakıyorum." dedi. Sonra o da çok uzun yaşamayıp altı ay bir kaç gün sonra vefat etti.[363]

Bir rivayette geçtiğine göre: Hz. Ebu Bekr ölünce malına babası Ebu Kuhafe hanımları Esma binti Umeys ve Ümmü Gülsüm'ün anası Habîbe binti Harice, Abdurrahman, Muhammed, Hz. Aişe, Esma ve

Ümmü Gülsüm varis olmuşlardır.[364]

Bir rivayette ise: "Hz. Ebu Bekr'i yahudiler pilavla zehirlediler. Ze­hirleme olayından bir yıl sonra öldü. Öldüğünde altmış üç yaşın­daydı." deniyor.[365]



[356] Ebu Ya'la, Müsned 7/430 h.no 4451; Beyhaki, Kübra Cenaiz 3/399, 4/31; Ibııi Sa'd, Tabakat 3/197, 198; Tarihi Dımışk 30/425-427, 434, 436.

Burada Ebu Ya' la şu ilaveyi verir: Hz Ebu Bekir sonra:

-Rasulullah ne gün vefat etti? dedi. Ben de "Pazartesi" dedim. Ebu Bekir de: "Bende şimdi bu geceye doğru öleceğimi umarım." dedi. Fazla geçmeden Pazaıtesiyi salıya bağlayan gece vefat etti. sabahtan önce defnedildi.

Hz Aişe der ki: Babam daha önce de:

-Rasulullah kaç kefene sarıldı? Demiş, ben de "bembeyaz suhûl (köyünde) dokuma üç elbise ile, gömlek ve sarık yoktu" dedim. O zaman hastalıkta giyindiği elbiseye baktı. Onda az'feran boyası vardı. "Şu elbisemi yıkayın ve iki kumaş daha ilave edin ve bunlarla beni kefenleyin." dedi. Ben "ama bu elbise eskimiş" deyince babam: -Diri kişi yeni elbiseye ölüden daha layık. Ölünün elbisesi vücuttan çıkacak sulan önlemek içindir, dedi.

Hadisi Buharı şiirsiz alır. Bak Cenaiz 23/94 h.no 1787; Müsned 6/118, 123; İmam Malik, Muvatta Cenaiz 19/6; Nesai, S. Kübra 1/621 h.no 2024

[357] İbni Sa'd, Tabakat 3/19; İbnu'l Cevzi, Muntazam 4/128, Menakıbı Ömer s. 56; Ta­rihi Dımışk 30/430; El Kamil 2/423

[358] îbni Sa'd, Tabakat 3/192; Taberi 3/203'te bunu Kasım b. Muhammed'den nakledip Abdurrahman yerine "Muhammed" der. Oysa bu Muhammed Esma'dan veda hac-çına giderken doğmuş olup babasının ölümünde üç yaşında idi. Tarihi Dımışk 30/430, 437

[359] İbni Asakir, Tarihi Dımışk 30/442; İbni Asakir 440'ta bu olayı Esîd b. Safvân (r.a.)'tan daha uzun nakleder. Önemine binaen buraya almak isterdim. Çünkü haber­deki Hz Ali'ye ait sözler çok güzeldi. Lakin, Zehebİ Mizanu'i İtidaİ'ihde Ravî Ömer b. İbrahim b. Halid el-Haşimi'yi bu hadisi uydurmakla itham eder. Hatta hadisin ba­şını "Ebu Bekir Ölünce Medine ağıtla sallandı, Ali ağlayarak geldi" kısmını alıp sonra kırk satır kadar uzun bir haber sevkeder ki -bırak senedi-metnin uydurma ol­duğuna kalb şahitlik yapar" der. Bu haberi Ebu Bekr el-Bezzâr da Müsned'inde alıp hiç bir tenkid yapmadan verir. Bezzar 3/138 h.no 927. Bir de haberi Hz Ali'den Useyd b. Safran diye bir zattan naklederler. Bu Bezzar da yanlışlıkla Üseyr b. Safvan yazılmıştır. Bu zatın sahabe olup olmadığı belü değildir. Zehebi Mizan'ında bu haberi Şaşî'niıı Müsnedinden verir. Ne yazık ki elimizdeki Şaşî nüshası eksiktir.

[360] Tabakat 3/209; Taberi 3/422; İbni Asakir 30/446

[361] İbni Sa'd 3/209; Taberi 3/422; İbni Asakir 30/446

[362] İbni Sa'd 3/207; Taberi 3/42!; İbni Asakir 30/448

[363] İbni Sa'd, Tabakat 3/210, 211. Bir kısmı Taberi 3/425

[364] İbni Sa'd, Tabakat 3/210

[365] Taberi, Tarih 3/419. Daha önce zehirlendiği (ama Yahudi adı geçmeden) bildiril­mişti. İbni Sa'd 3/198; İbni Asakir 30/409. Taberi bunu şöyle anlatır:

-Ebu Bekir Yahudilerin ikramı pirinç pilavım Haris b. Kelde ile yiyordu. Haris elini çekip "sen insanı bir yıl sonra öldürecek olan bir zehirle zehirlenmiş yemek yedin" dedi. Gerçekten bir yıl sonra öldü. On beş gün kadar hastalandı. Kendisine "bir doktor çağirtsan" denilince "beni doktor muayene etti" dedi. "Peki hastalığına ne dedi?" dediler. Hz Ebu Bekir de: "Ben dilediğimi yaparım" dedi diye cevap verdi. Bu sözü İle doktor diye ALLAH'ı kasdediyordu.

İmam Zehebi, Tarihü’l İslam, Cantaş Yayınları 5/131-135

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc