ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Âtike nin r.a. rüyası
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Âtike nin r.a. rüyası  (Okunma Sayısı 1362 defa)
21 Nisan 2011, 14:52:00
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 21 Nisan 2011, 14:52:00 »



Âtike (R.A.)'nin Rüyası


 

Yunus b. Bükeyr İbni îshak'tan naklediyor: "Bana Hüseyin b. Abdillah b. Ubeydillah b. Abbâs, İkrime aracılığıyla İbni Abbas'tan nakletti:

Yine îbni İshâk, Yezîd b. Roman yoluyla Urve'den şöyle nakletti:

- Damdam b. Amr'ın Mekke'de Kureyşlilerin yanına gelişinden üç gün önce, Abdü'Imuttalib'in kızı (Efendimiz (a.s.)'in halası) Atike, -herkesin uykuda gördüğü gibi- bir rüya görmüştü. Atike bu rüyadan çok etkilenerek onu büyütmüş ve kardeşi Abbas'a, "Kardeşciğim! Ben dün gece bir rüya gördüm ki, bu rüyadan senin kavmin Kureyş'e bir şer ve bela isabet edecek" diye haber salmıştı. Abbas gelip "Bu gördü­ğün nasıl bir rüya idi" diye sorunca şöylece anlattı:

"Uyuyan insanların gördüğü gibi bende rüyamda, devesi üzerinde bir adamın gelip (Mekke'deki) Ebtah (Mekke Mina arasındaki bu gün­kü Muhassab) denen yerde durduğunu ve insanlara şöyle dediğini gördüm. "Ey hain çocukları! Topluca öldürüleceğiniz yere üç gün i-çinde çıkın." İnsanlar bu adamın etrafına toplandı. Sonra devesine gösterildi de onu Ka'beye soktu. İnsanlarda peşindeydi. İnsanlar onun etrafından dağılmadan devesi yine onu götürdü, birden bu zat Ka'benin üstünde göründü. Yine "Ey hainler gurûlıu öldürülüp yere serileceğiniz meydana üç gün içinde gidin!" diyordu. Sonra devesi onu (Ka'be'nin hemen yanıbaşında, doğu tarafındaki) Ebû Kubey da­ğının başına götürdü. Yine O zat: "Ey hainler gurûhu! Üç gün içinde serileceğiniz yere..." diyordu. Sonra bir kaya parçası alıp onu dağın başından attı. Taş uçarak yere doğru inmeye başladı, dağın dibine doğ­ru indiğinde taş parçalandı ve bu taşın Mekke'de girmediği ne ev ne

hane kaldı."

Bunu duyan Abbas, "bu gerçekten müthiş bir rüya, bunu kimseye söyleme!" dedi. Atike de Ona, "Sende gizle, Eğer bu haber Kureyşin kulağına geçerse bize kesinlikle işkence ederler" dedi.

Abbas bacısının yanından çıkarak yürüdü. Yolda arkadaşı Velîd b. Utbe'ye rastlayıp bu rüya meselesini ona açıp gizlemesini tenbih etti. Velîd'de bunu Babası Utbe'ye anlattı. O da bunu başka bir yerde nak­letti. Böylece bu sır yayıldı gitti. Abbâs (r.a.) derki: Vallahi ben Mek­ke'ye tavaf için gelmiştim. Birde baktım Ebû Cehl, meğer Âtike'nin rüyasından bahsediyormuş. Beni görünce, "Yâ Ebe'l Fazl yanıma gel," dedi. Varıp yanına oturdum. Bana: "Şu sizdeki kadın peygamber, ne zaman bu rüya olayından bahsetti.? Bana bakın Abdü'l Muttalib oğul­ları!!!  Erkeklerinizin peygamberlik iddiası neyse de kadınlarınızın peygamberlik iddia etmesine de mi rıza gösteriyorsunuz!.? Şimdi biz Âtike'nin ortaya attığı o üç günü bekleyeceğiz. Söylediği gerçek ise zaten o olacaktır. Yok dediği olmazsa işte o zaman sizlerin Arablar arasında Beytullah halkının en yalancısı olduğunuzu ilan eden aleyhi­nize bir yazı yazacağız." dedi.

Abbas (r.a.) derki: Vallahi ben Ebû Cehil'i büyük kabul eden birisi değildim. Buna rağmen ben Âtike'nin söylediği sözleri inkâr ederek, "Âtike ne böyle bir rüya gördü, ne de bu lafları duydu" dedim. Akşam olunca Abdü'l Muttalib oğulları hanımlarından yanıma gelmeyen kal­mamıştı. Hepside, "Şu alçak herifin bizim adamlara sövüp saymasına sabredip ses çıkarmadınız, o da sen duya duya kadınlarımıza da mı dil uzattı.? Senin bundan dolayı rengin de mi kızarmadı" dediler. Bende:

-  Vallahi siz doğru söylüyorsunuz. Bu hususta bende bir değişme olmadı. Ancak ben bu rüya meselesini inkâr ettim. Eğer bir daha tek­rarlanacak olursa ona taarruz edeceğim" dedim.

Üçüncü gün olunca Ebû Cehil'e bir şeyler söyleyip çatmak için git­tim. Vallahi ona doğru yönelmiştim ki birden bire geri dönüp Mescid'in kapısına doğru hızla yürümeye başladı. Halbuki Ebû Cehil, sert suratlı, keskin bakışlı, sert sözlü bir adamdı. Onun bu kaçar gibi gidişini görünce, "Allah'ım ona la'net et! Bu gidişi kendine sataşaca­ğım korkusundan olsa gerek" diye düşündüm.

Sonra anladımki, meğer Ebû Cehil benim duymadığım bir -ilan-sesi duymuş. Damdanı b. Amr el-Ğıfârî El-Ebtah'ta devesinin üzerine binip, devenin palanını ters çevirmiş, gömleğini yırtmış, bineğinin burnunu kesmiş şöyle bağırıyordu:

-   "Ey Kureyş topluluğu!!!  Kervan'a,  kervan'a,  Mallarınız Ebû Süfyan ile beraber Muhammed'in taarruzuna uğramıştır. Haydi yar­dıma gelin yardıma..!"

Abbas devamla derki: İşte bu herifin böyle bağırması beni ondan, onu benden ayırmış oldu. Öyle olduki, sadece hazırlanıp alelacele yola çıkmaktan başka meşgul olabileceğimiz bir şey yoktu. İşte Kureyş'e Bedir günü olan oldu.

Âtike bu konuda -durum böyle olunca- şu şiiri okudu:

"Rüyam gerçek değilmiymiş, Onun doğruluğunu isbaî için işte o kavimden bir hezimet ve kaçış olarak önümüze geldi.

Yalan söylemediğim halde "yalan söyledin" dediniz. Bizim doğru sözümüzü ancak yalancı olanlar yalanlar."[60]

Ebû İshâk eş-Şîrâzî, Berâe (r.a.)'yi şöyle derken duyduğunu anlatır:

Abdullah b. Ömer ile ikimiz Bedir harbine küçük sayıldığımız için katılmadık. Biz, Muhammed (a.s.)'in ashabı olarak, "Bedir harbine ka­tılanların sayısının üçyüz on kadar olduğunu konuşur idik. Tıpkı (Kur'an'da geçen) Calut ordusunun, Nehri Calutla beraber içenlerin sa­yısı kadardı. O nehri ancak Mü'min olanlar geçmişti.

Bu hadisi Buharı naklediyor.[61] Yine Ebu İshak, "Berâe'yi Bedir gü­nü Muhacirler seksen küsur kişiydi," derken duydu diyor. Haberi yine Buharî anlatıyor.[62]

-  Bana Yezîd b. Ebî Habîb, haber verdiki, Eşlem Ebû Imrân ken­disinin Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.)'yi şöyle derken işittiğini haber ver­di: Biz Medine'de iken Rasûlüllah (s.a.v.) bize şöyle söylemişti:

-  "Nedersiniz, Yola çıkıp şu (Şam'dan gelen) Kervanla karşılaşalım istermisiniz. Belki Allah (c.c.) Onu bize ganimet olarak verir?" Biz de, "evet" deyince yola çıktık. Bir iki gün gidince sayılmamız emroldu. Sayıldık ki tam üçyüz on üç kişiyiz. Sayımız haber verince (s.a.v.) buna sevinip Allah'a hamdedip "Tâlût'un ashabının sayısı," buyurdu.[63]

İbni Vehb naklediyor: Bana Huyey b. Abdillah, Ebû Abdirrahman el-Hubulî, Abdullah b. Ömer (r.a.)'tan şunları haber verdi:

-  Rasûlüllah (s.a.v.) Bedir günü üçyüz oııbeş kişilik Talût ordusu kadar bir mücahit gurub ile yola çıktı. Rasûîüllah (s.a.v.) onlara yola çıkarken şöyle dûa etti:

"Allah'ım! Onlar yaya harbe gidiyor onları bindir, Allah'ım onlar çıplaktır giydir. Allah'ım! Onlar açtır onları doyur".

Allah onlara zafer nasîb etti. Geri döndüklerinde onlardan bir yada iki devesi olmayan hiç kimse yoktu. Hepsi giyinmiş ve -mala- doy­muştu.[64]

Ebû İshâk eş-Şîrazî, Berâz (r.a.)'ın: "Bedir günü Mikdâd (r.a.)'m dı­şında (bineği bulunan) süvari yoktu" dediğini nakleder.[65]

Yine Ebû İshak eş-Şîrazî, Harise b. Mudarrib'in şöyle dediğini an­latır:

-AH (r.a.) şöyle demişti: "Bedir gecesi baktım ki Rasûlüllah (s.a.v.)'ın dışında herkes uyumuş idi. Rasûlüilah (s.a.v.) bir ağaca doğ­ru durmuş namaz kılıp dûa ederek sabahladı. Yine o gün gördüm ki bizde Mikdad dışında süvari olan kimse yoktu. Bu haberi Ebû İshaktan nakleden Şu'be'dir.[66]

Hz. Ali'den yapılan bir başka rivayette de: "Bizim o gün sadece biri Zübeyr'in diğeri Mikdad b. el-Esved'i:ı olmak üzere iki atımız vardı" dediği nakledilir.[67]

İsmail b. Ebî Halid de el-Behîy'der. ;ıBedir günü Rasûlüllah (s.a.v.) ile iki süvari vardı; sağ cenahın başında Zübcyr, sol cenahın başında da Mikdâd vardı," dediğini nakleder.[68]

Urve derki: Bedir harbi günü Zübeyr b. el-Avvâm'ın başında sarı bir sarık vardı. Cebrail'de o gün Zübeyr'in şekline bürünerek gel­mişti.69

Hammâd b. Seleme, Asım b. Behdele Zirr isnadıyla Abdullah b. Mes'ûd (r.a.)'un şöyle dediğini nakleder:

-Bedir harbine giderken bir deveye üç kişi nevbetleşerek binerdik. Ali b. Ebî Talib ile Ebû Lübâbe Rasûlüllah (s.a.v.)'ın yoldaşı idiler. Rasûlüllah (s.a.v.)'ın nevbeti bitmeye yaklaşınca onlar: "Yâ Rasûlellah! Sen bin de biz yürüyelim" diyorlardı. Rasûlüllah (s.a.v.) de:

"Benim   sevaba sizden daha az ihtiyacım yok. Üstelik yürüyüş hususunda benden daha güçlü değilsiniz" buyurdu.[69]

Fakat bu hususta Meğazî yazarlarına göre meşhur olan isim Ebû Lübâbe değil, Mersed b. Mersed el-Ğanevî'dir. Zîra Ebû Lübâbe'yi Peygamberimiz yoldan geri çevinniş ve Onu Medine'nin başına vali tayin etmiş idi.[70]

Ma'mer de, ben Zühri'yi "Bedir'e katılanlar sadece Kureyşli, Ensarlı ya da bunlarla anlaşmalı olanlardı" derken duydum demektedir.[71]

Hasen-i Basrî de, "Bedir'e üçyüz on küsur mücahit katıldı. İki yüz yetmiş kadarı Ensar, diğerleri Muhacir idi. Bunlardan on ikisi de köle­lerdendi" der.[72]

Amrel-Ankızî anlatıyor:

- Bize İsrail, Ebû Ishâk eş-Şirazi -Harise b. Mudarib- isnadıyîa Ali (r.a.)'nin şöyle dediğini haber verdi: "Bedir günü iki kişi yakalamıştık, biri Arab diğeri köle idi. Arab olanı kurtulup kaçtı, köle elimizde kal­dı. Bu herif Ukbe b. Ebî Muayt'ın kölesiydi. Biz ona "Müşrikler kaç kişi" diye sorduk, "sayıları çok, vuruşları pek" diye onları abartınca herifi dövmeye başladık. Adamı Rasûlüllah'ın huzuruna getirdik ama adam sayılarım söylememekte direniyordu. Bunun üzerine Rasûlüllah ona "Günde kaç deve kesiyorlar" diye sorunca "her gün on deve kesi­yorlar" dedi. Rasûlüllah (s.a.v.) de: "Öyleyse bunlar bin kişi, her yüze bir deve yeter" buyurdu.[73]

Yunus b. Bükeyr -İbni İshâk isnadıyîa- Abdullah b. Ebî Bekr'den nakleder: "Sa'd b. Muâz (r.a.), Peygamber (s.a.v.)'e, "Yâ Rasûîellah senin (harbde kullanacağın) bir harb çadırcığı kuralım mı? Sen onun içinde olursun. Senin deve'ni de yanıbaşma ıhtıralım (çöktürelim). Biz düşmanla çarpışmaya gidelim. Allah düşmanlara karşı bize zafer nasib ederse ne a'lâ. Yok, aksi olacak olursa, devene...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Âtike nin r.a. rüyası
« Posted on: 18 Eylül 2019, 01:38:57 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Âtike nin r.a. rüyası rüya tabiri,Âtike nin r.a. rüyası mekke canlı, Âtike nin r.a. rüyası kabe canlı yayın, Âtike nin r.a. rüyası Üç boyutlu kuran oku Âtike nin r.a. rüyası kuran ı kerim, Âtike nin r.a. rüyası peygamber kıssaları,Âtike nin r.a. rüyası ilitam ders soruları, Âtike nin r.a. rüyasıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &