İman, Amel Ve Ahlak Konularında Çocuklar İçin Kırk Hadis

(1/1)

Eslemnur:

İman, Amel Ve Ahlak Konularında Çocuklar İçin Kırk Hadis

Hz. Ali'den (k.v.) rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a,v) şöyle buyurmuştur:

"Çocuklarınızı üç haslet üzerine yetiştiriniz. Peygamberinizin sevgisi, ehl-i beytinin sevgisi ve Kur'an tilaveti. Zira Kur'an'ı nakledenler ve ezberleyenler, peygamberler ve seçkin kullarıyla beraber hiçbir gölgenin olmadığı günde Allah'ın arşının gölgesinde olacaklardır."[860]

Enes'den (r.a.) rivayet edildiğine göre de bir adam, Rasûlullah'a (s.a.v.)

"Kıyamet ne zaman (kopacak)?" sualini sormuştu. Rasûlullah (s.a.v.) "Kıyamet için ne hazırladın?" deyince, adam "Hiçbir şey. Ancak ben Allah ve Rasulünü seviyorum" dedi. Bu­nun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) "sen sevdiklerinle berabersin." buyurdu.

Enes der ki: "Ben Peygamberi (s.a.v.), Ebu Bekir'i ve Ömer'i seviyorum. Onları sevmekle onlarla beraber olacağımı umuyorum."[861]

İbn Abbas der ki: Peygamber (s.a.v.) helaya girmişti. Ben de he­men abdest suyunu (hazırlayıp) yanına koymuştum. Bunun üzerine: "Bunu kim koydu?" buyurdu. Kendisine durum anlatılınca, "Allah'ım! Onu (İbn Abbas'ı) dinde derin anlayış (fekâhet) sahibi kıl" buyur­du.[862]

Hz. Ali'nin oğlu Hasan'a (r.a.) Rasûlullah'tan (s.a.v.) neyi ezberle­diği sorulunca şu cevabı vermiştir: Rasûlullah'tan (s.a.v.) şunu ezberle­dim:

"Seni şüpheye düşüren şeyi bırak da düşürmeyene bak. Çünkü doğruluk rahatlıktır; sükun ve emniyettir. Yalan ise şüphedir."[863]

Semura b. Cündeb (r.a.) diyor ki:

"Rasûlüllah'ın (s.a.v.) za­manında ben bir çocuktum ve O'ndan duyduklarımı ezberliyor­dum. Orada benim konuşmama engel olan şey, sadece benden daha yaşlı insanların bulunmasıydı." [864]

Enes b. Malik (r.a.) diyor ki:

"Peygamber (s.a.v.) ile birlikte bir terzi çocuğun yanına girmiştik. Çocuk, Peygamber'e (s.a.v.) içerisinde tirit olan bir tabak sundu. Tiritin üzerinde kabak da bulunuyordu. Çocuk işine yöneldi. Derken Peygamber (s.a.v.) kabağı araştırmaya başladı. Bunu görünce ben de kabağı araştırmaya ve onu Peygamber'in (s.a.v.) önüne koymaya başladım. O zamandan beri ben kabağı hâlâ sevmekteyim."[865] 

İbn Abbas (r.a.) der ki:

Birgün Peygamber'in (s.a.v.) terkisinde idim. Şöyle buyurdu: "Yavrum! Sana birkaç söz öğreteyim: (Emir ve yasaklara riayet etmek suretiyle) Allah'ı gözet ki, Allah da seni gözetsin. Allah'ı gözet ki, O'nu karşında bulasın, istediğin zaman Allah'tan iste. Yardım dilediğin zaman Allah'tan dile. Şunu bil ki, bütün insanlar toplanıp sana bir fayda sağlamaya çalışsalar, Allah'ın sana takdir ettiği kadar fayda sağlaya­bilirler. Onlar sana bir zarar vermek üzere biraraya gelseler, Al­lah'ın sana takdir ettiği kadar zarar verebilirler. Kalemler (olacak  şeyleri yazdıktan  sonra)  kaldırılmış,  sahifeler  de (üzerindeki yazılar tamamlanmış olup) kurumuştur."

Hadisin başka bir rivayetinde şu ziyade bulunmaktadır:

"Allah'ı gözet ki, O'nu önünde bulasın. Bol ve geniş zamanında kendini Allah'a tanıt ve sevdir ki, O da seni sıkıntı durumunda tanısın. Şunu bil ki, başına gelmeyecek olan şey sana isabet edecek değildir. Sana isabet edecek olan şeyden de kurtulacak değilsin. Bil ki, yardım sabırla, ferahlık üzüntüyle beraberdir. Her zor­luğun yanında mutlaka bir de kolaylık vardır."[866]

Enes b. Malik anlatıyor:

Eslem kabilesinden bir genç:

"Ya Rasûlallah! Ben gazâ etmek, cihada çıkmak istiyorum ama yanımda teçhizatım yok," demişti. Bunun üzerine Peygam­ber (s.a.v.):

"Falana git! Teçhizatını alarak hazırlanmıştı da hasta olmuştu," buyurdu. O da giderek:

"Rasûlüllah'ın (s.a.v.) sana selamı var, teçhizatını bana ver­meni söylüyor!" dedi. O da:

"Ey hanım! Teçhizatımı buna ver, ondan hiçbir şeyi esir­geme! Vallahi bîrşey esirgemezsen onda bizim için bereket olur," dedi.[867]

Ümame'den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Rasulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kendisine ölüm gelinceye kadar ibadet içinde yetişen ve büyüyen kimseye Allah doksandokuz sıddîk sevabı verir."[868]

Hasan b. Ali (r.a.) diyor ki: Rasulüllah (s.a.v.) vitir namazında (vitrin kunutunda) okumak üzere bana şu sözleri öğretti:

"Allahümme'hdinî fîmen hedeyte ve âfinî fîmen âfeyte ve tevellenî fîmen tevelleyte ve bârik lî fîmâ a'teyte ve kını şerra ma kadayte, fe inneke takdî ve lâ yukdâ aleyke ve innehû lâ yuzillü men vâleyte, tebarekte Rabbena ve teâleyt.

Allah'ım! Hidayete ilettiklerin içerisinde beni de hidayete ilet. Afiyet verdiklerin arasında bana da afiyet ver. Gözettiklerin içinde beni de gözet. Verdiğin şeylerde benim için bereket kıl. Takdir buyurduğun şeylerin şerrinden beni koru. Şüphesiz sen takdir edersin. Senin takdirine karşı gelinmez ve sana hükmedilemez. Senin sevip gözettiğin kimse alçalmaz (zelil olmaz). Rabbimiz, senin hayır ve ihsanın boldur. Sen, zâtına layık olmayan şeylerden münezzehsin."[869]

Enes'ten (r.a.) rivayet edilmiştir: Rasulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Yavrucuğum! Namazda sağa-sola dönmekten/etrafa bakınmak­tan sakın. Çünkü namazda böyle yapmak helaktir; namazın se­vap ve faziletini yok eder. Eğer mutlaka yapmak gerekiyorsa, farzda değil nafilede yap."

Abdullah b. Amr b. el-Âs'ın (r.a.) rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

"Yedi yaşında iken çocuklarınıza namaz kılmalarını emrediniz, on yaşında iken de kılmadıkları takdirde dövünüz ve onların yataklarını ayırınız."[870]

İbn Ömer (r.a.) diyor ki: Bir çocuk Rasulüllah'a gelerek:

"Ya Rasulallah! Ben hac yapmak istiyorum," dedi.                     

Rasûlüllah onunla birlikte yürüdü ve şöyle buyurdu:

"Yavrum! Allah azığını takva kılsın, seni iyiye yöneltsin ve kede­rini gidersin. "

Derken, çocuk (tekrar) Rasulüllah'a dönüp gelince:

"Yavrum! Allah haccını kabul eylesin, günahını affeylesin ve har­cadıklarını tekrar ihsan buyursun," dedi.

Sabit, Enes'in (r.a.) şöyle dediğini nakletmektedir: Birgün ben Rasûlüllah'ın (s.a.v.) (bir haceti için) hizmetine koşmuştum. Sonra işimi bitirince (içimden) "Peygamber (s.a.v.) kaylûle (öğle) uykusundadır" diyerek oyun oynayan çocukların yanına gittim. Ben onların oyununa bakarken Rasûlüllah (s,a.v.) geldi ve oyun oynayan çocuklara selam verdi. Derken beni çağırdı ve bir ha­ceti için gönderdi. Ben de gittim. Rasûlüllah (s.a.v.) bir gölgede oturdu. Nihayet ben O'nun huzuruna geldim. Anamın yanına dönmekte gecikmiştim. Yanına gittiğimde anam:

"Niye geciktin? " diye sordu. Ben:

"Rasûlüllah (s.a.v.) beni bir haceti için göndermişti, " dedim. Anam:

"Hacet neydi? " diye sordu. Bunun üzerine ben:

"O, Rasulüllah'ın bir sırrıdır," dedim. Anam:

"O halde Rasulüllah'ın (s.a.v.) sırrını muhafaza et! " dedi.

Sabit der ki: Enes bana: "Eğer onu birisine söyleyecek ol­saydım, onu sana söylerdim ey Sabit!" dedi.[871] Enes'den gelen rivayette de Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Yavrucuğum! Aile efradının yanına vardığında selam ver ki, bu senin ve ailen için bereket olsun.[872]

Abdullah b. Ömer (r.a.) der ki:

Rasulüllah (s.a.v.) fitır sada­kasını her hür veya köle, küçük veya büyük üzerine bir sâ' kuru hurma veya bir sâ' arpa olarak farz kıldı.[873]

Cerir b. Abdillâh (r.a.) Rasulüllah'dan (s.a.v.) şu hadisi işittiğini söylemiştir:

"Yumuşaklıktan mahrum olan kimse, bütün hayırdan mahrum olur."[874]

Enes (r.a.) anlatıyor: Peygamber'e (s.a.v.) hizmet eden yahudi bir çocuk vardı. Derken hastalandı. Ziyaret etmek üzere Pey­gamber (s.a.v.) ona gitti. Başucunda oturan Peygamber (s.a.v.) ona:

"Müslüman ol! " dedi. Çocuk hemen yanındaki babasına baktı ve babası:

"Ebu'l-Kâsım'a itaat et!" dedi. Çocuk derhal İslam'ı kabul etti. Peygamber de (s.a.v.) çıkarken şöyle diyordu:

"Onu ateşten kurtaran Allah'a hamdolsun! "[875]

Amr b. Hüreys'in rivayetine göre Peygamber (s.a.v.) Abdullah b. Ca'fer'e uğramıştı. O da bir çocuk olarak alış-veriş yapıyordu. Rasulüllah (s.a.v.):

"Allah'ım! Onun alış-verişini bere­ketli kıl!" buyurdu.[876]

Enes (r.a.) der ki:

"Rasulüllah (s.a.v.) huy ve ahlâk bakımından insanların en güzeli idi. Benim sütten kesilmiş Ebu Umeyr adında bir kardeşim vardı. Peygamber (s.a.v.) bize geldiğinde: "Ey Ebu Umeyr! Ne yaptı nuğayr!" derdi. Nuğayr, kardeşimin oy­nayıp durduğu bir kuş idi. Peygamber (s.a.v.) evimizde iken ba­zen namaz vakti gelirdi. O hemen altındaki yaygının süpürülüp üzerine su serpilmesini emrederdi. Sonra namaza durur, biz de arkasında dururduk ve bize namaz kıldırırdı. "[877]

Saîd b; el-As'in rivayetine göre Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Bir baba çocuğuna güzel bir terbiyeden daha üstün birşey bağışlamamıştır."[878]

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v.) yanında bir oğlu olan adam gördü. Rasûlüllah (s.a.v.) çocuğa:

"Bu kimdir?" dedi. Çocuk:

" Babamdır," cevabını verdi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.):

" O halde onun önünde yürüme, onun hoşlanmayacağı ve karşı çıkacağı birşey yapma, ondan önce oturma ve onu adıyla çağırma!"[879]

Şu haber de Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edilmiştir;

"Öldükten sonra kulun derecesi yükseltilir. Kul der ki: Ey Rabbim! Bu se­vap nereden geldi? Cenab-ı Hak da ona şöyle der: "Çocuğun se­nin için dua etti, istiğfarda bulundu." [880]

İbn Abbas'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Baba çocuğuna bakar da çocuk onu sevindirirse, çocuğa bir köleyi azat etme sevabı verilir." Denildi ki 'Ya Rasûlallah! üçyüz altmış defa bakarsa ne olur?" Bunun üzerine Peygamber (s.a.v,): "Allahu Ekber (Allah herşeyden daha büyüktür)" buyurdu.[881]

Ubâde b. es-Sâmit de Rasûlüllah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu ri­vayet etmiştir:

"Yaşlı ve büyüklerimize hürmet etmeyen, küçüklerimize merhamet etmeyen ve âlimlerimizin kadr u kıymetini bilmeyen benim ümmetimden değildir."[882]

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kardeşine bir demir parçasını gösteren kim­seye, onu bırakıncaya kadar melekler lanet eder. İsterse ana baba bir kardeş olsun." [883]

Abdullah b. Büsr'un rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.v.) izin istemek üzere kapıya geldiği zaman, yüzünü kapıya çevirmezdi. Sağ veya sol yanını çevirirdi. Kendisine izin verilirse girer, aksi halde geri dönerdi. [884]

Ömer b. Ebî Seleme (r.a.) anlatıyor: Ben Rasûlüllah'ın (s.a.v.) eğitim ve gözetimi altında henüz bir çocuktum. Elim yemek kabının içinde dolaşıyordu. Bunun üzerine bana: "Ey çocuk! Besmele çek, sağ elinle ve önünden ye!" buyurdu. Artık ondan sonra hep öyle ye­dim.[885]

Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır;

"Kim bir çocuğa "Buraya gel, sana birşey ve­receğim" der de, sonra vermezse bir yalan (günahı) yazılır."[886]

Enes (r.a.), Rasûlüllah'in (s.a.v.) kendisine şöyle dediğini rivayet eder:

"Yavrucuğum! Hiçbir kimseye kin ve düşmanlığın olmadığı halde sabahlama ve akşamlama imkanın varsa, bunu yap! Yav­rucuğum! Bu benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimi hayata geçirirse, gerçekten beni ihya etmiş olur. Beni ihya eden kimse de benimle birlikte cennette olur."[887]

Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor:

"Peygamber'e (s.a.v.) on sene hiz­met ettim. Vallahi bana asla "öf bile demedi. Yine herhangi bir şey için "Niçin böyle yaptın? Şöyle yapsaydın!" demedi."[888]

Müslim'in rivayetine göre de Enes şöyle söyler:

Peygamber (s.a.v.) ahlâk bakımından insanların en güzeli idi. Birgün beni bir hacet için göndermişti. Ben: "Vallahi, gitmiy­orum" dedim. Oysa içimden Peygamber'in (s.a.v.) bana emrettiği işe gitmek istiyordum. Derken dışarı çıktım. Nihayet çarşıda oyun oynayan çocuklara uğradım. Aniden Rasûlüllah (s.a.v.) ar­kamdan ensemi tutuverdi. Hemen O'na baktım, gülüyordu. O:

"Enescik! Sana emrettiğim yere gittin mi?" dedi. Ben:

"Evet, gidiyorum ya Rasûlallah!" dedim.

Enes der ki: Vallahi O'na dokuz sene hizmet ettim. Yaptığım birşey için "Şöyle şöyle yapsaydın!" dediğini bilmiyo­rum.[889]

c) Ebu Saîd el-Hudrî'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kimin üç kızı veya kızkardeşi yahut iki kızı veya iki kızkardeşi olurda onlara iyi davranır ve Allah'tan korkarsa, ona cennet vardır."[890]

Ebu Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre, Rasûlüllah'a (s.a.v.) ilk meyve getirilir ve "Allah'ım! Bize memleketimizde, meyveleri­mizde ve ölçeğimizde bereket üstüne bereket ver!" der, sonra o meyveyi orada bulunan en küçük çocuğa verirdi.[891]

a) Sehl'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Ben ve yetime bakan cennette şöyleyiz." Peygamber (s.a.v.) orta ve işaret parmaklarım göstererek aralarını ayırdı."[892]

Enes'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

"Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki hiçbiriniz, ben kendisine babasından, çocuğundan ve bütün in­sanlardan daha sevimli olmadıkça iman etmiş olmaz."[893]

Zeyd b. Sabit diyor ki: Medine'de beni Rasulüllah'a (s.a.v.) getirerek:

"Yâ Rasûlallah! Neccâr oğullarından olan bu çocuk Kur'an'dan onyedi sure okumaktadır, dediler. Ben de Ra-sulüllah'a okudum. O, okuyuşumu beğendi ve şöyle buyurdu: "Ey Zeyd! Benim için yahudilerin yazısını öğren. Çünki vallahi ben yazışmalarım konusunda yahudilere güvenmiyorum." Ben de derhal onların (dil ve) yazısını (Süryaniceyi) onbeş gün içinde çok iyi bir şekilde öğrendim. Artık Rasûlüllah (s.a.v.) Ya­hudilere mektup yazacak olsa yazıyor ve onlardan gelen mektu­pları okuyordum.[894]

İbn Abbas'tan (r.a.) rivayet edilmiştir:

"Her şeytan, (yılan ve ak­rep gibi) zehirli haşerattan ve dokunan her kötü gözden Allah'ın mükemmel olan kelimelerine (Kur'an ayetlerine, Allah'ın isim ve sıfatlarına) sığınırım" duasını okur ve "Babanız İbrahim de İsmaîl ile İshak'a yaptığı bu duâ ile Allah'a sığınırdı" derdi.[895]

Abdullah b. Hârîs (r.a.) anlatıyor:

Rasûlüllah (s.a.v.) Abbas'ın çocukları Abdullah'ı, Ubeydullah'ı ve Kesir'i yanyana getirir ve şöyle derdi: "Kim önce koşup bana gelirse ona şu kadar ödül var!" Çocuklar da koşarak gelirler; kimi Rasûlüllah'ın (s.a.v.) sırtına, kimi göğsüne çıkmaya çalışırdı. O da onları öper ve ku­caklardı." [896]

Abdullah b. Abbâs diyor ki:

Fadl b. Abbâs Rasûlüllah'ın (s.a.v.) terkisinde idi. Derken Hasamdan bir kadın fetva sormak üzere Rasûlüllah'a (s.a.v.) geldi. Fadl kadına, kadın da Fadl'a bakmaya başladı. Bunun üzerine hemen Rasûlüllah (s.a.v.) Fadl'ın yüzünü öbür tarafa çevirmeye başladı.[897]

Ebu Ümame'den rivayet edildiğine göre Kureyş'ten bir genç Peygamber'e (s.a.v.) gelerek:

"Ya Rasûlallah! Zina etmeme izin ver!" dedi. Orada bulunanlar gence yöneldiler ve seslerini yükselterek ona olan tepkil­erini belirttiler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.):

"Onu bana yaklaştırın," buyurdu. O da yaklaştı ve ara­larında şu konuşma geçti:

Peygamber (s.a.v.):

"Böyle birşeyi anan için arzu eder misin?" Genç:

"Hayır, vallahi. Allah beni sana feda eylesin!" Peygamber (s.a.v.):

"Hiçbir insan da böyle birşeyi anası için istemez. Peki ya kızın için bunu arzu eder misin?" Genç:

"Hayır, vallahi ya Rasûlallah! Allah beni sana feda eylesin." Peygamber (s.a.v.):

"Hiçbir insan da kendi kızı için böyle birşey arzu edemez. Peki ya halan için bunu ister misin?" Genç:

"Hayır, vallahi ya Rasûlallah! Allah beni sana feda eylesin." Peygamber (s.a.v.):

"Hiçbir insan da halası için böyle birşeyi arzu edemez. Peki ya teyzen için bunu ister misin?" Genç:

"Hayır, vallahi ya Rasûlallah! Allah beni sana feda eylesin." Peygamber (s.a.v.):

"Hiçbir insan da teyzesi için böyle birşeyi arzu edemez," dedi.

Sonra Rasûlüllah (s.a.v.) elini gencin üzerine koyarak şu duayı yaptı: "Allahım! Bu gencin günahını bağışla, kalbini terte­miz eyle, iffet ve namusunu muhafaza eyle!" Râvi diyor ki: "Artık o günden sonra o genç hiçbir şeye dönüp bakmadı; en nefret ettiği şey zina oldu."


[752] Hadis için bkz. Dn. 441.

[753] Kâsânî, Bedaiu's-Sanaî1, VII, 63. Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 368.

[754] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 368-369.

[755] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 369.

[756] Ibn Mâce, Cihad, 13; Ahmed b. Hanbel, V, 295.

[757] Buhârî, Zekat, 61, Cihad, 188; Darimî, Zekat, 16; Ahmedb. Hanbel, II, 409.

[758] Buhârî, Edeb, 111; Müslim, Fedâil, 70; Dârimî, Isti'zân, 65; Ahmed b. Hanbel, III, 107,

[759] Hadisi Tayalisî rivayet etmiştir.

[760] Tirmizî, Vitir, 338; Ibn Huzeyme, Sahih, II, 152.

[761] Buhârî, Nikah, 33; Ibn Mâce, Nikah, 57; Ahmed b. Hanbel, III, 368.

[762] Bkz. Dn. 628.

[763] Tirmizî, Salât, 66; Ibn Mâce, İmamet, 4; Ahmed b. Hanbel, IV, 85.

[764] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 370-372.

[765] Ebû Dâvud, Taharet, 72; Ibn Mâce, Zebaih, 6.

[766] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 372.

[767] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 373.

[768] Buharı, el-Edebül-Müfred, II, 656.

[769] Abdurrezzak ve Taberâninin rivayet ettiği bu hadis hasendir. Bkz. Sahîhul-Cami'l, Hadis No: 4022.

[770] Bkz. Dn. 820

[771] Hadis sahihtir. Bkz. Sahîhul-Cami1, Hadis No: 4021.

[772] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 373.

[773] Nevevî, Ezkâr. Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 373.

[774] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 374.

[775] Ebû Dâvud, Salât, 26. Hadisin isnadı hasendir. Bkz. Camiu'l-Usûl, V, 187.

[776] Muhammed el-Makdisî, el-Âdâbu'ş-Şer’iyye ve'l-Mİnahu'l-Mer'iyye, 1,506.

[777] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 374-375.

[778] Buhârî, el-Edebül-Müfred.

[779] Abdurrezzak, Musannef, VII, 413.

[780] Ibn Hacer, Fethül-Barî, XV, 191.

[781] er-Ravdül-Unf, I, 272.

[782] Benzert, Kuzey Afrika'da bir şehirdir. Bkz. Hamevî, Mu'cemul-Buldân, ), 592. (Çev.)

[783] Muhammed Htdır Hüseyin, Kitabu'r-Rıhlât, s. 51.

[784] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 375-376.

[785] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 376-377.

[786] Nûr, 24/2.

[787] Rivayetisin bkz. Abdurrezzak, Musannef, VII, 369.

[788] Bkz. Abdurrezzak, a.g.e., VI!, 369; Cessas, Ahkâmu'l-Kur'an, III, 322; Beyhakî, Sünen, Vüt, 326.

[789] Mevdûdî, Tefsiru Sûreti'n-Nûr, s. 73.

[790] et-Terbiye fi'l-İslâm, s. 135. Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 377-378.

[791] A.g.e., s. 135; Mevdûdî, ag.e., s. 73.

[792] Bkz. Cessâs, Ahkâmul-Kur'an, 111,322; Ibnû'l-Arabî, Ahkâmu’l-Kur'an, II, 84.

[793] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 378.

[794] Cessâs, a.g.e., II, 322.

[795] Ebû Dâvud, Hudûd, 38.

[796] et-Terbiye fi'l-İslâm, s. 270.

[797] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 376-379.

[798] Buhârî, Edeb, 76;Tirmizî, Birr, 73; Muvatta', Husnu'l-Huluk, 11; Ahmed b. Hanbel, 11,175.

[799] Buhârî, Ahkâm, 13; Müslim, Akdiye, 16; Ebû Dâvud, Akdiye, 9; Tirmizî, Ahkâm, 7; Nesaî, Kudât, 32; Ibn Mâce, Ahkâm, 4; Ahmed b. Hanbel, V, 36.

[800] Bkz. et-Terbiye fi'l-İslâm, s. 270. Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 379.

[801] Tirmizî.

[802] Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 380.

[803] Hadisi Hâkim rivayet etmiş ve sahih olduğunu ifade etmiştir.

[804] Ibn Mâca, Edeb, 55.

[805] Ibn Mâce, Duâ, 2.

[806] Hadisi Ibn Htbbân rivayet etmiş ve sahih olduğnu ifade etmiştir.

[807] Hâkim'in Müstedrek'te sahih senedle rivayet ettiği bu duâ, Cebrail vasıtasıyla Yüce Allah'tan peygamber'e (s.a.v.) hediye olarak getirilmiştir.

[808] Tirmizî, Duâ, 22. Hadisi Ibn Hıbbân da rivayet etmiş ve sahih olduğnu ifade etmiştir.

[809] Tirmizî, Tefsir, 23.

[810] Ebû Dâvûd, Vitr, 26; Nesâi, Sehv, 60; Ahmed b. Hanbel, II, 299.

[811] Hadisi hasen isnâdla Bezzâr rivayet etmiştir.

[812] Hadisi İbn Hıbban rivayet etmiş ve sahih olduğnu ifade etmiştir.

[813] Ebû Dâvûd, Vitr, 25; Tirmizî, Duâ, 113. Ibn Mâce, Duâ, 2.

[814] Hadisi Taberânî rivayet etmiştir.

[815] Müslim, Zikr, 18;.Nesâi, Sehv, 89; Ahmed b. Hanbel, IV, 399.

[816] Tirmizî, Duâ, 10. Hadisi Ibn Hıbbân da rivayet etmiş ve sahih olduğunu ifâde etmiştir.

[817] Tirmizî, Duâ, 68. Hadisi Ibn Ebû Şeybe ve Hâkim de -sahih sened ife- rivayet etmiştir.

[818] Müslim, Zikr, 18.

[819] Hadisi Ibn Hıbbân ve Taberânî rivayet etmiştir.

[820] Buharî, Deavât, 31, 32; Müslim, Salât, 65; Tirmizî, Vitr, 20; Nesâi, Sehv, 49; Ibn Mâce, İkâmet, 25; Dârimî, Salât, 85; Muvatta1, Sefer, 66; Ahmed b. Hanbel, 1,162. Muhammed Nûr Süveyd. Peygamberimizin Sünnetinde Çocuk Eğitimi. Uysal Kitabevi: 381-383.

[821] Buhârî, Nikah, 81; Müslim, İmaret, 20; Ebu Davud, İmaret, 1; Tirmizî, Cihad, 27; Ahmed, Mûsned, II, 5.

[822] Rûm, 30/30. Hadis için bkz. Buhârî, Tefsir (sûre 30), 1; Ebu Davud, Sünnet, 17; Muvatta, Cenaiz, 53; Ahmed b. Hanbel, II, 233.

[823] Tirmizî, Cenaiz, 36; Ahmed b. Hanbel, fV, 415.

[824] Ahmed b. Hanbel, IV, 13,132.

[825] Buharî, edeb, 20; Müslim, İman, 141; Ebu Davud, talâk, 50; Nesaî, tahrim, 4; Ahmed b. Hanbel, I/3S0

[826] Buharî, Nikah, 119; Müslim, Eyman, 22-25; Tirmizî, Nüzür, 7; Neseî, Eyman, 43; Ahmed b. Hanbel, U, 275.

[827] Taberâni'nin rivayet ettiği bu hasen hadis için bkz. Heysemî, Mecmau'z-Zevaid IV, ?58; Ken-zu'I-Ummâl,XVI,281.

[828] Ahmed b. Hanbel, VI, 71.

[829] Hadisi Bezzar rivayet etmiştir.

[830] Buhârî, Ezan, 62; Müslim, Salât, 1B3;Tirmizî, Salât, 61; Nesaî, İmamet, 35; Ibn Mace, İkamet, 48; Dârimî, Salât, 46; Muvatta; Cemaat, 13; Ahmed b. Hanbel, H, 256.

[831] Müslim, Vasiyyet, 14; Ebu Davud, Vasâyâ, 14; Tirmizî, Ahkâm, 36; Nesai, Vasâyâ, 8; Ahmed b. Hanbel, II, 316.

[832] Tirmizî, Zühd, 57. Mâlik'in de benzer bir rivayeti bulunmaktadır.

[833] Buhârî, Cenaiz, 6; Ibn Mâce, Cenaiz, 57; Nesaî, Cenaiz, 25; Ahmed b. Hanbel, 1,375.

[834] Müslim, İmaret, 18; Nesâi, Âdâbu'l-Kudât, 1; Ahmed b. Hanbel, II, 160.

[835] Tahnik: Dr. Faruk Mûsâhif, "İslâm'ın çocuk gıdasına/beslenmesine gösterdiği ihtimam" başlıklı makalesinde (bkz. Mecelletü'l-Ümmeti'l-Katariyye, sayı: 50), "tahnik hadisi" üzerine şunları söyler: "Bütün ölçü ve miktarlarıyla tahnik, Hz. Peygamber'in tıpla ilgili bir mucizesidir ki, insanlık bunun hedef ve hikmetini anlamak için ondört asır beklemiştir. Tıp araştırmaları şimdi, şu iki durumun olması halinde özellikle yeni doğan ve süt emen küçük çocukların ölüm tehlikesi geçirebileceklerini ortaya koymuştur: 1. Açlık sebebiyle kandaki şeker oranının eksilmesi, 2. Soğuk hava ile karşılaşmaları halinde, çocukların vücutlarının ıs derecelerinin düşmesi.

[836] Buhârî, Akika, 1; Müslim, Âdab, 24.

[837] Ebu Davud, Edâhî, 21; Tirmizî, Edâhî, 21; Nesaî, Akika, 5; Ibn Mâce, Zebaih, 1; Dârimî, Edâhi, 9; Ahmed b. Hanbel, V, 8.

[838] Hadisi Hâkim rivayet etmiştir.

[839] Taberânî ve Ibnu'n-Neccârın rivayet ettiği bu hadis İçin bkz. Münâvî, Feydu'l-Kadir, I. 226. Münâvî, hadisin zayıf olduğunu söylemektedir.

[840] Ebu Davud, Salât, 26. Hadisin isnadı hasendir. Bkz. Camiul-Usûl, V. 187.

[841] Ebû Dâvud, Hudûd, 38.

[842] Buharî, Savm, 47; Müslim, Siyam, 136.

[843] Müslim, Hac, 409; Ebu Davud, Menâsik, 7; Nesâî, Menasik, 15; Muvatta', Hac, 79.

[844] Ebu Dâvud, Zekat, 4; Neseî, Ze­kat, 19.

[845] Buhârî, Zekat, 70; Müslim, Zekat, 13; Ebu Dâvud, Ze­kat, 20; Dârekutnî, Sünen, II. 150.)

[846] Hadis zayıftır. Bkz. Elbânî, Daîfu'l-Câmi", Hadis No: 4645; Silsiletû'l-Ehâdis ed-Daîfe, Hadis No: 1887. Tirmizî de "garib hadis" olduğunu, ravilerinden Kûfe'li Nâsıh b. Alâ'nın hadisçitere göre kuvvetli olmadığını ve bu hadi­sin sadece bu tarik ile maruf olduğunu söylemiştir. Bkz. Câmiu'l-Usûl, 1,416.

[847] İbn Mâce, Edeb, 3.

[848] Tirmizî, Birr, 73; Ahmed b. Hanbel, V, 323.

[849] Ahmed b. Hanbel, II, 452.

[850] Buhârî, Edeb, 18,27; Müslim, Fedail, 65; Ebû Dâvûd, Edeb, 145; Tirmizî, Birr, 12; Ahmed b. Hanbel,  II, 228.

[851] Deylemî ve Ibn Asâkir'in rivayet ettiği bu hadi­sin senedi zayıftır. Bkz. Daîfu'l-Câmi', Hadis No: 5812.

[852] Buhârî, Edeb, 24.

[853] Tirmizî, Zekat, 15.

[854] Buhârî, el-Edebûl-Mûfred, Hadis No: 141. Ebû Dâvûd (bkz. Edeb, 121) ziyade olarak şu rivayeti verir: "Yetimleri bûyûyûnceye veya ölünceye kadar kendisini onlara vakfed­en, kocasından dul kalan mevki sahibi ve güzel bir kadın." Böyle bir kadın, sözkonusu hadi­sin müjdesine muhataptır, demektir. -Çeviren.-

[855] Tirmizî, Birr, 13; Ebû Dâvûd, Edeb, 122; Ahmed b. Hanbel, III, 42. Ebû Davud'un rivayetinde "...onları terbiye eder, iyi davranır ve evlendirirse cennete girer" şeklindedir. Başka bir rivayette de "...onlara sabır ve tahammül gösterirse..." şeklinde ifade edilmiştir.

[856] Buhârî, İman, 8; Müslim, İman, 69; Nesaî, İman, 19; Ibn Mâce, Mukaddime, 9; Ahmed b, Hanbel, III, 177.

[857] Hadisin benzer bir rivayeti için bkz. Hâkim, Müstedrek, IV, 154; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, I, 335.)

[858] Ibn Asakir'in rivayet ettiği bu hadis için bkz. Ibn Hamza, el-Beyan ve't-Tarîf fî Esbabı Vurûdi'l-Hadis, Iİ, 135.

[859] Hadis "aile efradına sopanı kaldırma" şeklinde de rivayet edilmiştir. Buna göre, Peygamberimizin aile efradının dövûlmemesini tav­siye ettiği manası çıkmaktadır. Bağışlamak güzel bir yol olmakla birlikte, gerçekten haklı se­bep ve gerekçelerle eğitim için makul ölçüde dövülebileceği diğer rivayetlerden anlaşılmaktadır. (Çev.)Ahmed b. Hanbel, V/238. Hadis, Buhârî (bkz. el-Edebü'l-Müfred, Hadis No: 18) ve Ibn Mâce (bkz. Fiten, 23) tarafından Ebu'd-Derda'dan (r.a.) da rivayet edilmiştir.)

[860] Taberânî ve Ibnu'n-Neccâr'ın ri­vayet ettiği bu hadis için bkz. Münâvî, Feydu'l-Kadir, I. 226. Münâvî, hadisin zayıf olduğunu söylemekledir.)

[861] Buharî, Edeb, 95; Müslim, Birr, 163; Tirmizî, Zühd, 50; Ahmed, Müsned, 111.167.

[862] Buharî, Vudü, 10.

[863] Nesaî, Ahmed ve daha başka hadis imamlarının rivayet ettiği bu hadisin is­nadı sahihtir. Bkz. İbn Huzeyme, Sahih, III. 103; Hâkim, Müstedrek, II. 13, IV. 99; Camiu'l-Usûl, VI. 443.

[864] Ebû Gudde, Safahat, s. 37.

[865] Buharî, Et'ime, 4; Müslim, Eşribe, 144; Tirmizi, Et'ime, 41; Ebu Davud, Et'ime, 21; Ahmed, Müsned.VI. 195.

[866] Hadis sahihtir. Ahmed, Hâkim, Taberanî, Ibnu's-Sünnî, Âcurrî ve Ziya rivayet etmişlerdir. Bkz. Sahihu'l-Cami', Hadis No: 7957.

[867] Müslim, imaret, 134; Ebu Dâvud, Cİhad, 165.

[868] Hadisi Taberanî rivayet etmiştir.

[869] Tirmizî, Vitir, 338; Ibn Huzeyme, Sahih, II. 152. Mustafa el-A'zamî, hadisin isnadının sahih olduğunu söylemiştir. Ahmed b. Hanbel {bkz. Müsned, 1.200) bu hadisi Şu'be vasıtasıyla rivayet etmiştir.

[870] (Ebu Davud, Salât, 26. Hadisin isnadı hasendir. Bkz. Camiu'1-Usûl, V. 187.)

[871] Müslim, Fedailu's-Sahabe, 145; Ahmed b. Hanbel, III, 195.

[872] Tirmizi, Isti'zan, 10.

[873] Buhârî, Zekat, 70; Müslim, Ze­kat, 13; Ebu Dâvud, Zekat, 20; Dârekutnî, Sünen, II. 150.

[874] Müslim, Birr, 74-76; Ibn Mace, Edeb, 9; Ahmed b. Hanbel, IV, 362.

[875] Buhârî, Cenaiz, 79; Ahmed b. Hanbel, III, 175.

[876] Hadisi Ebu Ya'la ve Taberânî rivayet etmiştir.

[877] Hz. Peygamberin çocuklarla şakalaştığına dair pratik bir örnek özelliğini taşıyan bu rivayetin başka varyantı ve açıklaması için 431 nolu dipnot metni v.d. bakınız. -Çeviren-

[878] Hadisin senedinde meçhul ve zayıf bir ravi vardır. Hâkim bu hadisin sahih olduğunu söylemiş ama Zehebî bunu kabul etmemiş; mursel ye zayıf olduğunu ifade etmiştir. Tirmizî de garib ve mursel olduğunu söylemiştir. Zira râvilerden Amr b. Saîd b. el-Âs, Peygamber'e (s.a.v.) yetişememiştir, tâbiîndendir.Bkz. Ca-miu'l-Usûl, 1,416.

[879] Nevevî, Ezkâr, s. 257-258, Ibnu's-Sünnî'den naklen

[880] Taberâni'nin rivayet ettiği bu hadis için bkz. Heysemî, a.g.e., X, 210.

[881] Taberânî'nin rivayet ettiği bu hadisin senedi hasendir. Bkz. Heysemî, a.g.e., VIII, 156.

[882] Tirmizî, Birr, 73; Ahmed b. Hanbel, V, 323.

[883] Müslim, Birr, 125; Tirmizî, Fiten, 4; Ahmed b. Hanbel, II, 256.

[884] Ahmed b. Hanbel, IV, 189.

[885] Buhârî, Et'ıme, 2; Müslim, Eşribe, 108; Ibn Mâce, Et'ıme, 8; Ahmed b. Hanbel, IV, 26.

[886] Ahmed b. Hanbel, II, 452.

[887] Tirmizî, İlim, 16.

[888] Müslim, Fe-dail, 51; Ebû Dâvûd, Edeb, 1; Dârimî, Mukaddime, 10.

[889] Müslim, Fedail, 54.

[890] Tlrmızî, Birr, 13; Ebû Dâvûd, Edeb, 122; Ahmed b. Hanbel, III, 42, Ebû Davud'un rivayetinde '...onları terbiye eder, iyi davranır ve evlendirirse cennete girer" şeklindedir. Başka bir rivayette de "...onlara sabır ve tahammül gösterirse..." şeklinde ifade edilmiştir.

[891] Müslim, Hacc, 474.

[892] Buhârî, Edeb, 24.

[893] Buhârî, İman, 8; Müslim, İman, 69; Nesaî, İman, 19; Ibn Mâce, Mukaddime, 9; Ahmed b. Hanbel, III, 177

[894] Ebu Yala ve Ibn Asâkir'in rivayet ettikleri bu hadisin diğer varyant­ları için bkz. Dibnot no: 660.

[895] Buhârî, Enbiya, 10; Ebû Dâvûd, Sünnet, 20; Tirmizî, Tıb, 18; İbn Mâce, Tıb, 36; Ahmed b. Hanbel, I, 236.

[896] Ahmed b. Hanbel, 1,214.

[897] Nesaî, Menasik, 12; Muvatta', Hac, 97.

[898] Ahmed b. Hanbel, V. 257. Taberânî'nin de rivayet ettiği bu hadisin isnadı sahihtir. Bkz. Silsiletü'l-Ehadis es-Sahîha, Hadis No: 370:

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc