ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çocuk Gelişim Eserleri > Sünnette Çocuk Eğitimi > Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi  (Okunma Sayısı 364 defa)
07 Ekim 2010, 23:18:30
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 07 Ekim 2010, 23:18:30 »



III- Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi:



İlk müslüman nesiller, çocuklarına kaliteli bir eğitim verebilmek için iyi bir okulun seçimi konusunda üstün bir gayret gösteriyorlardı. Çünkü okul, çocuğun akıl ve ruh dünyasını yansıtan ayna ve onun be­slendiği kaynak durumundadır. Çocuğun ahlâkî yapısını işlerken de ifade ettiğimiz gibi sahabe ve tabiun neslinin, çocuklarının ilimden önce edep almalarım öğütlemeleri, bu hususta onların gösterdikleri ihti­mamı ortaya koymaktadır. Onlar iyi bir hocaya ulaşmak için yolculuk yapmak zorunda kaldıklarında, herhangi bir sıkıntı duymadan, gönül rahatlığıyla ve severek bunu yaparlardı. Bilinen bir husustur ki, yolcu­luğun ana babaya yüklediği birtakım maddi külfetleri vardır. Fakat sağlıklı bir şekilde çocuğa ilmi yapı kazandırabilmek için onlar buna ko­laylıkla katlanabiliyorlardı. Bundan dolayı "Siyaset" adlı kitabında Ibn Sina şöyle der: "Çocuğun hocasının akıllı, mütedeyyin, pedagojik for­masyonu iyi, öfke ve hafiflikten uzak, vakur ve ağırbaşlı, hareket ve davranışları mutedil ve külfetsiz, nazik ve zarif, mürüvvet ve nezaket sahibi tatlı bir şahsiyet olması gerekir." Tarih boyunca, müslüman idar­eciler de kendi çocuklarının eğitimi için iyi bir hoca bulma konusunda gerekeni yapmışlardır.

Ebû Davud'un hizmetçisi Ebu Bekir b. Câbir anlatıyor: Bağdat'ta idim. Akşam namazını kıldıktan sonra kapı çalınarak açıldı. Baktım ki bir hizmetçi, halife Ebu Ahmed el Muvaffak'ın izin istediğini söylüyor. Derhal Ebu Davud'un yanına girdim ve durumu bildirdim. O da izin verdi halife içeri girdi ve oturdu. Sonra Ebû Dâvûd ona yönelerek;

“Böyle bir vakitte şeref vermenizin sebebi nedir? dedi. Halife:

“Üç husus, dedi. Ebû Dâvûd:

“Nedir onlar? dedi. Halife:

“Basra'ya gideceksin. Muhtelif bölgelerden talebelerin gelip sen­den ilim almaları için orayı vatan edineceksin, dedi. Ebû Dâvûd:

“Bu bir. ikincisini söyle, dedi. Halife:

“Çocuklarıma "Sünen" kitabını rivayet edeceksin, dedi. Ebû Dâvûd:

“Peki tamam. Üçüncüsünü söyle, dedi. Halife:

“Onlar için ayrı ve özel olarak rivayette bulunacaksın. Çünkü halifelerin çocukları Öyle herkesle oturup kalkmazlar, dedi. Bunun üzerine Ebû Dâvûd:

İşte bu isteğini yerine getirecek durumda değilim. Çünkü eşrafıyla, zayıfıyla insanların hepsi ilimde eşittir, dedi. Olayı anlatan ravi diyor ki: Artık ondan sonra halifenin çocukları gelip otururlardı. Ancak onlarla diğer gelen insanlar arasında bir perde çekilirdi. Böylece onlar herkesle birlikte hadis dinlerlerdi.[473]

Rivayete göre Utbe b. Ebî Süfyan oğlunun hocasına şöyle demiştir: Ey Abdussamed! Önce kendini düzeltmekle işe başlamalısın. Çünkü çocukların gözleri senden ayrılmaz. Senin güzel gördüklerin onların nezdinde güzeldir. Çirkin gördüklerin de onların nezdinde çirkindir. Al­lah'ın kitabını onlara öğret. Yalnız öğretirken ne onları bıktıracak şekilde zorla ne de büsbütün Kur'an'ı ihmal edecek kadar onları başıboş bırak. Onlara güzel şiirleri, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) hadislerini ve büyüklerin hikmetli sözlerini oku. Birini mükemmel duruma getirmed­en ve onların anlamalarına tam olarak firsat vermeden başka bir ilme geçme. Çünkü aynı anda, yoğun bir şekilde kulağa değişik bilgilerin gelmesi, sağlıklı olarak onların anlaşılmasında güçlük ve kargaşa mey­dana getirir. Benimle onları tehdit et ve benim yokluğumda gerekirce onları cezalandır. Onlara hastalığı teşhis ettikten sonra ilacını ver^n şefkatli ve yumuşak bir doktor gibi davran. Onlara dinine düşkün yöneticilerin biyografilerinden ve hayat tarzlarından bahset. Kadınlarla konuşmaktan onları sakındır. Terbiye için onları bana havale etme, bfen onları sana emanet ettim. Onların daha iyi durumda olmaları için senin istek ve temennilerine -inşaallah- hazırım."[474]

Mâverdî, şu sözleriyle hoca seçiminin önem ve lüzumunu vurgula­maktadır: 'Yavrusu için hoca ve terbiyeci seçiminde baba, ana veya stit ana seçiminde gösterdiği gayret ve hassasiyeti hatta daha fazlasını göstermek zorundadır. Çünkü çocuk ahlak, âdap ve birtakım alışkanlıkları baba ve anasından ziyade hocasından alır. Zira eğitim maksadıyla çocuk, öğretmeniyle birlikte daha uzun süre olmakta, onun emir ve tavsiyelerine uymakla yükümlü tutulmaktadır. Böyle olunca, hoca öğrencisine sadece Kur'an okutmakla, şiir ve lügat ezberletmekle kalmamalı, onun iffet ve takva sahibi, mütedeyyin, olgun, yüksek ahlak sahibi olmasına, inanç ve amelle ilgili lüzumlu bilgileri öğrenmesin^ özen göstermelidir. Sırasıyla bu saydıklarımızın tamamım yapamamamı durumunda, Allah korkusu, dine bağlılık şuuru ve gerekli amelî-fıkhî meseleleri vermek kaçınılmazdır."[475]

Üzülerek söylemeliyiz ki, bugün günümüz dünyasında Islara düşmanları kin kusan haçlı saldırılarını sürdürmekte ve müslüman çocuğu bozmak için alçak inkar sancağım yükseklerde tutmaktadırlar. Bundan dolayı onlar çocuk eğitimi için dînî hayattan uzak ve inançsız öğretmeni tercih etmekte ve çocuğu Allah'ın yolundan uzaklaştırıcak çağdaş/modern okul hazırlamaktadırlar. Tabii ki bu gelişmeler müslümanlann gaflet ve bilgisizlikleri yüzünden olmaktadır. Bizim bu . tesbitimiz, rastgele söylenmiş ölçüsüz bir söz değil, bugün yaşadığımız bir realitedir, imansız müsteşriklerin ve hınstiyan misyonerlerin ıür^f ve açıklamaları, konu hakkında açık bir belge durumundadır. Onların şu planına bir bakınız! 1952'de ölen papaz Samuel Zewemer "Mehdü 1-Islâm" adlı kitabında, müslüman çocuklara kurduğu tuzağı Şöyle açıklıyor: "Batı tarzı bir ahlâk eğitimi ve okul öğretimi, henüz ergenlik çağına girmemiş tüm çocuklarda olumlu ve yararlı sonuçlar ortaya koy­maktadır. Bir defa ben müsîüman öğrencileri toplayarak önlerine yerküreyi temsil etmek üzere bir top koydum. Sonra onun üzerinde kuv­vetli bir ışık çevirdim. Bu gösteriyle ben onları, Ramazan ayındaki oruç emrinin Allah katından gelmediğini, çünkü bazı ülkelerde bu farzın ye­rine getirilemeyeceği konusunda ikna ettim."[476]

Kinini tutup fırsat gözeten bu alçak ve suçlu adam -ki gerçekten çocuklarını bu tip öğretmenlere gönderen veliler daha suçludur bunun­la da yetinmemiş, 1935 yılında Kudüs'te, İslâm ülkelerinde görev yapan bütün misyonerler için bir sempozyum düzenledi. Burada onların İslâm ülkelerinde islâm inancı karşısında karşılaştıkları sıkıntı ve problemle­ri dinledikten sonra, müslüman çocuğun akıl ve fikrini bozma nok­tasında şu sözleri sarfederek hedeflerini açıkladı: "Müslümanların diy­arında siz, Allah'a kulluğu bilmeyen ve bilmek de istemeyen bir nesil hazırladınız. Müslümam islâm'dan kopardınız ama onu hnstiyanlığa sokamadınız. Netice olarak emperyalizmin istediği şekilde; rahatlık ve tembelliği seven, bela ve musibetlere hiç aldırış etmeyen müslüman bir kuşak geldi. Artık bu kuşağın dünyadaki arzu ve hedefi sadece şehvettir; öğrenimi şehvet içindir, mal, eşya ve para biriktirmesi şehvet içindir, idealindeki makam ve statü şehvet içindir. Ayrıca o, şehvetlere ulaşmak için elinden gelen herşeyi yapacaktır."[477]

Kahire, Arap Dil Kurumu üyesi -ki bu, cahil ve gafil İslâm ülkelerinin anlaşılmaz ilginç tutumlanndandır- kindar müsteşrik Gibb "İslâm Nereye Yürüyor" (îlâ Eyne Yesîru el-Islâm) adlı kitabın önsözünde şöyle diyor: "Çağdaş okullar ve basın yoluyla yapılan eğitim ve kültür faaliyetleri, hiç farkına varmadan müslümanlar arasında bir tesir icra edebilmiş ve hayatlarının genelinde dinden hayli uzak­laşmalarına sebep olmuştur. Kuşkusuz bu, İslâm dünyasıni kendi med­eniyetine yaklaştırabilmek için çaba harcayan Batının bıraktığı her girişimde, ilerde ürününü verecek çekirdek bir yapı demektir. Gerçekte İslâmiyet, güç ve önemini biraz kaybetmiş olsa bile bir akidedir. Aynı zamanda o, sosyal hayata hakim bir otorite olması gerekirken, bugün fonksiyonunu yitirmiştir."[478]

Rahmetli eski Şeyhu'l-Ezher Muhammed Hıdır "Misyoner okul­larındaki müslüman çocukları" başlığım taşıyan yazısında bu problemi ele almakta ve islâm toplumunu uyarmaktadır. Söz konusu yazıyı bura­da okuyuculara sunmak isityoruz. Umanz bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır:

"Ailesine bağlı, din, toplum ve milletine faydalı olacak şekilde çocuğunu yetiştirme imkanı varken, böyle yapmayıp da o tertemiz yav­rusunu hiçbir ahit ve antlaşma tanımayan, çocuğa sürekli inkar ve sapıklığı empoze eden bir kadronun kucağına ativeren bir insan tipini düşünebiliyor musunuz? işte bu insan tipi, doğru yolda gitmesini sağlamak, içinde yaşadığı toplumun iman ve saadetine sevinen, inkar ve bedbahtlığına da üzülen bir üye durumuna getirmek üzere Allah'ın kendisine hediye ettiği çocuğu, islâm diniyle savaşmak ve Islâmi. değerleri katletmek için kurulan okullara -ki bunlar bizim toprak­larımızda "Misyonerlik Kurumları" (Cem'iyyâtü't-Tebşîr) adını alan okullardır- gönderen bilinçsiz bir müslümam sembolize etmektedir.

Yavrusunu bu tür okulların duvarları arasına atan bir babanın suç ve günahı, ekonomik endişelerle çocuklarını öldüren babaların suç ve günahlarından daha az değildir. Söz konusu okullarda öğretmen ka­drosunun, çocuklar ve dînî tanımama noktasında çocuklar mesabesinde olan insanlar üzerinde etki bırakması, onların, müslüman çocuklarına gayr-i İslâmî inançları aşıladıklarını, o inançları hayata geçirmeye sevkettiklerini ve İslâm şeriatına dil uzattıklarını gösteren önemli bir gösterge değil midir?

Çocuğunu misyoner yetiştiren okullara veren bir kimse sadece bir ferdi öldürmekle kalmayıp birçok insanı katletmekte ve dolayısıyla tüm ümmete karşı bir cinayet işlemektedir. Bunu biz abartarak söylemiyoruz. Bu tür okullarda eğitim gören çocuk bazen öğretmen ol­makta ve tıpkı papazlar gibi birçok müslüman evladının dînî ve milli duygularını tahrip etmektedir. Bu okulların mezunlarından olup da...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi
« Posted on: 17 Ağustos 2019, 18:41:48 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi rüya tabiri,Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi mekke canlı, Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi kabe canlı yayın, Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi Üç boyutlu kuran oku Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi kuran ı kerim, Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi peygamber kıssaları,Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesi ilitam ders soruları, Eğitim İçin İyi Bir Hoca Ve İyi Bir Okul Seçilmesiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &