Müslümanların Arasını Düzeltmek

(1/1)

Neslihan:
50. Müslümanların Arasını Düzeltmek


 

4919... Ebudderdâ'dan (rivayet edildiğine göre) Râsulullah (s.a.) (birgün) sahabelere;

"Size oruçtan da namazdan da ve sadakadan da daha faziletli olan bir amel haber vereyim mi?" demiş.(Onlarda):

Evet ya Rasûlullah (haber ver), demişler. (Bunun üzerine Rasûlullah):

"(O) iki kişinin arasını düzeltmektir. İki kişinin arasını açmak (ise usturanın kılı kazıdığı gibi dini kökünden söken) bir kazıyıcıdır," buyur­muş.[500]

 
Açıklama

 

Hadis-i şerif müslümanlar arasında sevgi ve saygı bağlarını geliştirmenin, onların aralarındaki kırgın­lıkları gidererek, aralarını bulmanın, namaz, oruç ve sadaka ibadetlerin­den daha faziletli olduğunu ifade etmektedir. Bazı âlimler, müslümaıüann aralarını düzeltmenin sadece nafile ibadetlerden üstün olabileceğini, farz ibadetlerden üstün olamayacağını söylemişlerse de, bazıları hadisi mutlak manaya hamlederek; müslümanlann arasını düzeltmenin farz na­mazlardan da farz olan oruçlardan ve sadakalardan da daha faziletli oldu­ğunu söylemeye hiçbir şer'i nassın mâni bulunmadığım söylemişlerdir. Çünkü çoğu zaman dargınlıklar ve kinler insanları kan dökmeye ve iç sa­vaşlara götürmüştür. Bu fesad ve bozuk ahvale engel olacak çabaların de­recesi de elbette temin etmiş olduğu neticenin büyüklüğü nisbetinde fazla olacaktır.

Bu gerçeği anlayabilmek için Rasûlullah (s.a.)'in mü'minlerin arasını bulmak gayesiyle söylenen yalanı, yalan saymamış olmasını düşünmek bile yeter.

Bu mevzuda bir hadis-i şerif şu mealdedir: "İnsanların arasını bulup hayır haber götüren veya hayır söyleyen yalancı değildir."[501]

Müslim'in rivayetinde şu fazlalık vardır: "Rasûlullah (s.a.)'i şu üç şey dışında insanların söyledikleri şeyde (gerçek dışına çıkmaya) izin verdiğini duydum: Harp ve insanların arasını bulmak, erkeğin karısına, kadının da kocasına söylediği söz."[502]

 

4920... (Humeyd b. Abdurrahman'in) annesinden (rivayet edildiğine göre) Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur:

"(İki müslümamn) arasını düzeltmek için (onların birinden diğerine, düşmanlığı kaldırıp yerine dostluk duygularını uyandırıcı asılsız haberler) taşıyan kimse yalancı değildir."

(Bu hadisi Ebu Davud'a rivayet edenlerden) Ahmed h. Muhammed ile Müsedded (hu hadisi; gerçekte duymamış olduğu halde, aralan açık olan iki kişinin birinden diğerine sanki duymuş gibi) hayır(lı söz) aktararak yûhutta hayır(h söz) taşıyarak (o) iki kişinin arasını düzelten kimse yalan­cı değildir" (şeklinde) rivayet ettiler.[503]

 

4921... Ümmü Gülsüm bint. Ukbe dedi ki: Ben Rasûlullah (s.a.)'ın üç şeyden başka bir şeyde yalan söylemeye izin verdiğini duymadım. Rasû­lullah (s.a.) şöyle buyururdu: "Ara düzeltmek gayesiyle (asılsız) söz söyleyip de insanların arasını düzelten kimseyi; (düşmanı mağlub et­mek için) harbte (yalan) söyleyeni;, karısına (yalan) söyleyeni, kocası­na (yalan) söyleyen kadını, ben yalancı saymam."[504]

 
Açıklama

 

Kadı Iyaz üç yerde yalan söylemenin bil ittifak caiz olduğunu söylemiştir. Ancak bu yerlerde mubah olan yalandan muradın ne olduğu ihtilaflıdır: Ulemâdan bir cemâate göre bir maslahattan dolayı bu üç yerde yalan söylemek mutlak surette ca­izdir. Yasaklanan yalan, zararlı olandır. Bir zalim, birinin yanında gizlen­mekte olan kimseyi öldürmek istese "nerede olduğunu bilmiyorum," di­yerek yalan söylemesi bilittifak vacib olur. Diğer bir takım ulemâya göre yalan söylemek hiçbir hususta caiz değildir. Onlarca üç yerde yalan söy­lemenin caiz olmasından maksat, tevriyeli yani kapalı ve ihtimâli! söz söylemektir. Meselâ bir adam karısına iyi bakacağım, ona şöyle şöyle el­bise giydireceğine vad eder de kalbinden: "Allah takdir ettiyse yaparım" diye niyet ederse bu bir tevriyedir. Dargın kimseleri barıştırmak için iki taraftan her birine güzel sözler nakleder ve tevriye yapar. Harpte de ayrit şekilde hareket eder. düşmana giderek "sizin en büyük kumandanınız öl­dü" der, fakat bununla onun geçmişteki bir kumandanına niyet eder.

Karı-kocanın birbirlerine yalan söylemelerine gelince; bundan murat birbirlerine sevgi göstermeleri ve icrası lazım gelmeyen şeyleri vâdetmeleridir. Birbirlerine olan borçlarını vermemek yahut hakkı olmayan şey­leri birbirlerinden istemek gibi hususlarda yalan söylemeleri bil icma ha­ramdır.[505]

[500] Buharı, sulh 1,11; Muvatta, hüsnü'I huluk 7; Ahmed, b. Hanbel, VI. 445; Tirmizî, kıyâme 56.

Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/137.

[501] Bkz. 4920 ve 4921 numaralı hadisler.

[502] Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/137-138.

[503] Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/138.

[504] Buharı, sulh 2; Müslim, birr 101; Tirmizî, birr 26; Ahmed b. Hanbel, VI, 403. 404,459,461.

Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/138-139.

[505] A. Davudoğlu. Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi, X, 564.

Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/139.

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc