Kişî Başını Rükûdan Kaldırınca Ne Söyler?
(1/1)
Reyyan:
139 -140. Kişî Başını Rükûdan Kaldırınca Ne Söyler?

 

846. ...Abdullah b. Ebî Evfâ elemiştir ki; Peygamber (sallellahü aleyhi ve sellem) rükû'dan başını kaldırdığı zaman (şöyle) derdi: "Al­lah kendisine hamdedenin haindini işitir. ALLAH'ım, ey Rabbimiz, gök­lerle yer dolusu ve onlardan sonra dilediğim herşey dolusu hamd ancak sana mahsustur"[500]

Ebû Davûd dedi ki; bu hadisi Süfyan es-Sevrîile Şu'be b.el-Haccâc da UbeydEbi'l-Hasen'den rivayet ettiler. Fakat bu rivayette "rüku' dan sonra” sözü yoktur.

Süfyan dedi ki: "Biz daha sonra Şeyh Ubeyd Ebû'l-Hasen'le kar­şılaştık -bu defa da- "rükû'dan sonra" sözünü söylemedi.

Ebü Davûd dedi ki: Bu hadisi bir de Şu'be, Ebû İsme ve A 'meş vasıtasıyla Ubeyd'den nakletmiş, (Ubeyd bu rivayetinde) "rükû'dan sonra", sözünü söylemiştir.[501]

 

Açıklama
 

Buhârî'nin bir rivayetinde "Resûl-i Ekrem (sallellahü aleyhi ve sellem)in rükû'dan başım kaldırırken, "semiallahü limen hamiden" (ALLAH hamd edenin hamdini işitir (kabul eder)" dediği; iyice doğ­rulduktan sonra ayakta iken de "ALLAHümmc Rabbena leke'1-hamd" dediği[502] Diğer bir hadis-i şerifte "Belini (rükû'dan) kaldırırken "semial­lahü limen ha m i deh" kıyamda iken de "Rabbena leke'1-hamd nıile's-şemâvâti ve'1-ardi" dediği[503] ifade edilmektedir.

"Yer ve gök dolusu hamd" tabiri ALLAH'a edilen şükr, hamd ve senanın çokluğunu ifâde için kullanılan temsîli bir ifâdedir. Yoksa aslında bir söz­den ibaret olan hamd ve senanın bir hacim Ölçüsü niteliği taşıyan "yer dolusu veya gök dolusu" gibi ölçülerle ölçülüp tartılamayacağı, terazi ve kaplara konulamayacağı aşikârdır. Bu sözlerin ifâde ettiği mana şudur: Yani ALLAH'a yapılan hamdler elle tutulan ve gözle görülen bir cisim olsalardı göklerle ye­ri doldururlardı. Bazıları da "bu cümleden murad, hâindin sevabıdır" de­mişlerdir. Müslim ile Nesâî'nin rivayetinde bu cümle; "yer ile gök dolusu ve ikisinin arası dolusu ve onlardan sonra dilediğin (Arş ve Kürsî gibi) her şey dolusu" şeklinde geçmektedir.[504]

Musannif Ebû Davud'un hadisin sonunda zikrettiği hadisle ilgili riva­yet farklarının hülâsası şudur: Abdullah b. Numeyr, Ebû Maviye, Vekî' ve Muhammed b. Ubeyd'in A'meş'den naklettikleri bu hadis-i şerifte: "rükû'-dan başını kaldırdığı zaman" cümlesi bulunduğu halde, Süfyan es-Sevrî'nin Ubeyd Ebu'l-Hasen'den rivayetinde bu cümle bulunmamaktadır. Şu'be'nin rivayetinin birinde Süfyân'ınki gibi bu cümle bulunduğu halde Ebü İsme'-den olan rivayetinde bu cümle bulunmamaktadır.[505]

 

847. ...Ebû Said el-Hudrî'den (rivayet edildiğine göre); Peygam­ber (s.a.); "Semiallahü limen hamideh" deyince, (kavmede iken) şunları da söylerdi: "ALLAHümme Rabbena leke'l-hamdü milVs-semâi (Müemmel bunu, "mile'ssemâvât" (diye) nakletmiştir). Ve mil'el'ardi ve mire mâ şi'te min şey'in ba'du ehlessenâi ve'I-mecdi ehakku mâ kale'l-abdü ve kulluna leke abdün; lâ mania limâ a'tayte; Muhammed (bu­raya) "velâ mu'tiye Uma mena'te" (cümlesini) ilâve etti). (Bundan) sonra (gelen sözlerin rivayetinde ise, bütün râviler şu ifadede de bir­leştiler;

"Velâ yenfe'u zelceddi mine'l-ceddu"

Bişr (sadece), "Rabbena lekel hamd" (cümlesini) nakletti. Mahmûd ise, "AHahümme" (sözünü) olmaksızın "Rabbena ve lekel-hamd" (sözünü) nakletti.[506]

 

Açıklama
 

Musannif Ebu Dâvûd bu hadis-İ şerifi 1. Müemmel, 2. Mahmud b. Halid, 3. İbnu’s Serh, 4. Muhammed b. Mus'ab vasıtasıyla dört ayrı yoldan rivayet etmiştir.

bu rivayetlerin bazı kelimeleri farklı ise de hadisin büyük bir kısmında ittifak halindedirler. Resul-i Ekrem rüku'dan doğrulduktan sonra kavmede iken okuduğu duâmn meali şudur: "ALLAHım! Ey Rabbimiz, gökle yer ve on­lardan sonra dilediğin herşey dolusu hamd ancak sana mahsustur. Ey Medh-ü Senaya lâyık olan ALLAH'ını, kulun -ki hepimiz sana kuluz- söyleyeceği en lâyık söz şudur: ''ALLAH'ım, senin verdiğine mâni olacak yoktur. Senin ka­tında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda vermeyecektir." Rivayetleri ara­sındaki farklar ise şöyledir:

1. Hadis-i şerifte geçen "gök dolusu" tabiri Müemmel'in rivayetinde "gökler dolusu" diye geçmektedir.

2. Mahmûd b. Hâlid'in rivayetinde ise, "ALLAH'ım, senin verdiğine mâ­ni olacak yoktur" cümlesinden sonra, "senin vermediğini verecek de yoktur" ilâvesi vardır.

3. Îbnü's-Serh'in rivayetinde Resûlullah(s.a.)ın kavmede sadece "Rab­bena lekel-hamd":Ey Rabbimiz hamd ancak sana mahsustur" dediği ifâde edilmektedir.

4. Mahmûd'un rivayetinde ise, "ALLAHümme" (Ey ALLAHım) kelimesi bu­lunmakta ve metindeki cümle şu şekilde geçmektedir: "Rabbena ve lekel hamd:Ey Rabbimiz, hamd de sana mahsustur."

Metinde geçen, "Ey mecd-ü senaya lâyık olan ALLAH'ım!" ifâdesi hadis sarihlerinin beyânına göre, bir nida cümlesidir. Bazıları: "Sen mecd-ü sena­ya ehilsin" mânâsına mûbtedâ ve haber cümlesi olabileceğini söylemişlerdir.

"Sena" övme, iyilik ve güzellikle vasıflandırmak demektir. "Mecd" ise azamet ve son derece büyük şeref mânâsına gelir. Kadı İyaz'ın beyânına gö­re bazı rivayetlerde mecd kelimesinin yerine hamd denilmiştir. Mânâ bakı­mından bu da doğru olmakla beraber, meşhur olan rivayet birincisidir.

"...ki hepimiz sana kuluz" cümlesi ise, ehemmiyetinden dolayı araya sıkıştırılmış bir itirazı cümle, diğer bir ifâdeyle ara cümlesidir. Bu cümle aradan kaldırılınca mânâ şöyle olur: "Kulun söyleyeceği en lâyık söz: ALLAH'ım, se­nin verdiğine mâni olacak yoktur. Vermediğini de verecek yoktur" sözüdür.

Bir kul için söylenecek en lâyık sözün bu olması, bu cümlenin kulun bütün işlerini ALLAH'a havale etmesi, ALLAH'ın varlığını ve birliğini itiraf, hayrın, şerrin ondan geldiğini kuvvet ve kudreti onun halk ettiğini dünyaya ehem­miyet vermeyip salih ameller peşinde koşmanın lüzumunu içine aldığı içindir.

Hadisin son cümlesinde geçen "cedd" kelimesi "cidd" şeklinde de ri­vayet edilmiştir. Bu rivayet zayıf olmakla beraber mânâ bakımından doğru­dur. Bazıları "Bu takdirde hadisin manası: Çalışkanıif çalışması senin indinde kendisine bir fayda vermez. Ona ancak senin rahmetin fayda verir" demektir" şeklinde tefsirde bulunmuş, bir takımları da "cidd"in acele etmek manası­na geldiğini söylemişlerdir. Bu takdirde mana, "Senden kaçmak için acele davranan kimsenin kaçışı kendisine bir fayda vermez. Çünkü o daima senin pençe-i kudretindedir." şeklindedir. Kelimenin sahih ve meşhur olan kıraati "cedd"dir. Cedd; baht, zenginlik, azamet ve sulta manalarına gelir. Buna göre : "Dünyada mal, evlât, azamet ve saltanatla bahtiyarla şan bir kim­seyi, bu bahtiyarlığı senin azabından kurtaramaz, onu kurtaracak olan an­cak salih amellerdir" demek olan bu hadis-i şerifin sebeb-i vürûdu ile ilgili olarak İbn Mâce'de şöyle bir rivayet vardır: "Resûl-i Ekrem (s.a.) namaz kılarken yanında bulunan kimseler kendi aralarında bazı kimselerin pek çok develere ve atlara sahip olduklarından ve bu sayede eriştikleri şan ve şeref­ten bahsettiler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.) namazın sonunda "ALLAHümme Rabbena leke'I-hamd miPe's-semâvati ve'l-ard..." duasını okudu.[507]

Fıkıh ulemâsının bu konudaki görüşleri bir numara sonra gelecek olan hadisin şerhinde açıklanacaktır.[508]

 

Bazı Hükümler
 

1. Ruku'dan doğrulduktan sonra hadiste geçen duayı okumak mustehabtır. Hanbehler Ve Şafıılere göre bu mevzuda nafile ile farz namaz arasında fark yoktur. Ancak Hanefî ule­masına göre ise, bu duâ ancak nafile namazlarda okunabilir.

2. Tesmî' ile tahmîd (yani "semiallahü limen hamideh ile Rabbena lekel hamde" demek) her namaz kılana müstehabdır. Hanefîlere göre ise, yal­nız başına namaz kılan kimse tesmi' ile tahmidi birleştirirse de cemaatle kılınan namazda imam sadece "semiallahü limen hamideh” der. Cemaat de sadece "Rabbena leke'1-hamd" der.[509]

3. Kulun yapacağı en faziletli dualardan biri Resûlüllah'm öğrettiği "ALLAHım senin verdiğine mani olacak yoktur ilh..." duâsıdır.[510]

 

848. ...Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "İmam "semiallahü limen hamideh" dediği za­man, siz de "Allahiimme Rabbena lekelhamd" deyiniz! Zira sözü me­leklerin sözüne denk gelen kişinin günahları affedilir."[511]

 

Açıklama
 

Bu   hadis-i   şerif,imamın rükû'dan kalkınca sadece "semi'ALLAHü limen hamideh" diyeceği görüşünde olan İbn Mes'ud, Ebû Hureyre, Ebû Hanife, İmam Mâlik, el-Hâdi ve el-Kasım'm de­lilidir. Aynı şekilde Buhârî ve Müslim'in Enes b. Mâlik'ten rivayet ettikleri; "İmam "semiallahü limen hamideh" dediği zaman siz de "Rabbena lekel hamd" deyiniz"[512] mealindeki merfu hadis de imamın rükû'dan kalktıktan sonra sadece; "semiallahü limen hamideh "diyeceğini "Rabbena leke'l hamd" demesi gerekmediğini ifâde etmektedir.

Ayrıca 601 numaralı hadis-i şerif de bu görüşü te'yid etmektedir.

es-Sevrî, el-Evzâî, Ebû Yûsuf, Muhammed, gibi imamlara ve Hanbelî âlimlerine göre ise bu hadis, imamın rükû'dan kalkarken semiallahü limen hamiden ve arkasından da Rabbena lekelhamd diyerek iki duayı birleştire­ceğine delâlet etmektedir. Yine bu imamlara göre Buhârî'nin Ebû Hureyre'-den rivayet ettiği "İmam "semiallahü limen hamiden" dediği zaman siz de "ALLAHümme Rabbena ve lekel ha m d" deyiniz"356 hadis-i şerifi de imamın rükû'dan doğrulurken bu iki duayı da okuyacağına delâlet ettiği gibi, daha Önce terceme ettiğimiz 846 numaralı hadis-i şerif de kendi görüşlerini teyid eder.

Yalnız başına namaz kılmakta olan kimseye gelince Mâliki ve Hanbelî-Iere göre her iki duayı da okur. Nitekim Malikîlerin Müdevvene isimli meş­hur kitablannda şöyle deniliyor: "İmam "Semiallahü limen ham i deh" dedikten sonra "Allahiimmc Rabbena leke'l hamd" demesin. Fakat arka­sında bulunan kimse bu cümleyi okusun, tek başına namaz kılan kimse ise her iki cümleyi de okusun."

Hanefi ulemâsına göre yalnız başına namaz kılan kişinin durumu ihti­laflıdır. Bazılarına göre yalnız başına namaz kılan kimse sadece "Rabbena leke'1-hamd" der. Hafız ZeylaTnin İfâdesine göre, Hanefî ulemâsının bü­yük çoğunluğu bu görüştedir. Hanefîlerin Mebsût isimli meşhur kitablann­da Hanefî mezhebinde en sahih görüşün bu olduğu ifâde ediliyor. Çünkü "semiallahü limen hamiden" cümlesi yanında bulunan kimselerin "Rabbe­na leke'I-hamd" demeye teşvik etmek için okunur." Tek başına namaz kı­lan kimsenin ise, arkasında teşvik edeceği kimse bulunmadığından semiallahü limen hamiden demesine lüzum yoktur. Sadece Rabbena leke'I-hamd demekle yetinir. Şayet Rabbena teke'1-hamd dedikten sonra "semiallahü limen hamiden" diyecek olsa, o zaman da bu cümlenin yeri değişmiş olur. Çünkü bilindiği gibi "semiallahü limen hamiden" cümlesi rükû'dan doğrulurken meşru kılınmıştır. Başka yerde söylenilmesi meşru değildir.

Hanefî fıkhındaki yerine gelince: Ebû Bekir er-Râzî'ye göre, yalnız ba­şına namaz kılan kimse sadece "semiallahü limen hamiden" der. Çünkü bu kimse her ne kadar namazı yalnız başına kılıyorsa da aslında kendisinin ima mıdır. Bu bakımdan Ebû Hanife (r.a.)'e göre, sadece "semiallahü limen hamiden" demekle yetinir. Nitekim İmam Muhammed'in Nevâdir isimli ese­rinde böyle deniyor. İmam el-Hasen'in Ebû Hanife'den rivayet ettiğine göre ise, yalnız başına namaz kılmakta olan kimse, semiallahü limen hamideh cüm­lesiyle birlikte Rabbena leke'1-hamd cümlesini de okur. Hidâye sahibi el-Merğinânî de bu görüşü benimsemekte ve Hanefî mezhebinde en sahih gö­rüşün bu olduğunu söylemektedir. Çünkü yalnız başına namaz kılan kimse kendisinin imamıdır. Bu bakımdan "sem i ali ahu limen hamideh" demesi ge­rekir. Arkasında kendisine icabet edecek kimse bulunmadığı için "Rabbena lekel hamd" cümlesini de kendisi söyleyecektir. Nitekim uygulama da böy­ledir. Merhum Ö.Nasuhi Bilmen Büyük İslam İlmihali'nde namazın sünnet­lerini açıklarken şunları söylüyor: "İmanı olan zatın rükû'dan kıyama kalkarken semi ali ahu limen hamideh cümlesini hacet miktarı cehren yapması sünnet olduğu gibi, cemaatin rükû'dan kalkarken gizlice "ALLAHümme Rab­bena ve leke'1-hamd" demesi sünnettir. Münferid, rükû'dan kalkarken hem "semiallahü limen hamideh" hem de "ALLAHümme Rabbena ve lekel hamd" der.[513]

Şafiî ulemâsına göre ise, namaz kılan kimse ister imam, ister cemaat, isterse tek başına olsun bu iki cümleyi de okur. Atâ, Ebû Bürde Muhammed b. Şîrîn, İshâk ve Dâvud da bu görüştedirler. Delilleri de Buhârî ve Müs­lim'in Ebû Hureyre'den rivayet ettikleri şu hadistir: "Sonra rükû'dan belini doğrultunca "semi allahu limen hamideh" der, ayakta iken de "Rabbena ve lekel hamd" der.[514] Her ne kadar bu hadis-i şerifler Resûl-i Ekrem (sal-lallahü aleyhi ve sellem)in imam iken namaz kılması ile ilgili ise de sadece kendisine ait özel bir durum belirtmediklerinden bütün ümmet için bir delil niteliği taşımaktadır. Şafiî ulemâsından Neveyî der ki; bu dualar rükû ve sü-cuddaki teşbihler gibidir. Hem imam, hem cemaat, hem de yalnız namaz la­lan kimse için bunları okumak müstehabtır. Aslında namazın hiç bir anı zikirden hâli değildir. Şayet rükû'dan kalkarken ve kalktıktan sonra bu cüm­leler okunmayacak olursa namazın o kısmı zikirsiz kalmış olur.[515]

Hadiste geçen "sözü meleklerin sözüne denk gelen kişinin günâhları affedilir" cümlesinden anlaşılıyor ki, imam "scmiallahü limen hamideh" de­yince melekler de "ALLAHümme, Rabbena lekel hamd" diyorlar. Şayet bu sözü söyleyen kimse meleklerle aynı anda söylemiş olursa bütün geçmiş kü­çük günahları bağışlanmış olur. Bu bakımdan imam, "Semiallahü limen hamideh" deyince, dikkatli olmak ve vakit geçirmeden, "ALLAHümme, Rab­bena leke'1-hamd" demek gerekir. Çünkü "meleğin sözüne denk gelmek" iki şekilde olur:

1. Onun okuduğu bu duayı okumakla yani sözle ona muvafakat etmekle olur.

2. Zamanda ona denk gelmekle yani, imamın tesmi'inden sonra aynı anda "ALLAHümme, Rabbena leke'1-hamd" demekle olur. Kısaca denklik söz ve zaman bakımından olur. Ibn Hıbbân'a göre ise, meleklere muvafakat ihlâs ve huşu'da olur. Bu bakımdan kul bu noktalarda namaz esnasında çok dikkatli olmalıdır. Bazılarına göre bu meleklerden maksat, kulların namaz­larında hazır bulunan meleklerdir. Ibn Bezîze'ye göre ise, butun melekler­dir. Hafaza melekleri olduğunu söyleyenler de vardır.[516]

 

849. ...Âmir (eş~Şa'bî)den; demiştir ki: imamın arkasında bulu­nan cemaat, "SenıîALLAHü limen hamiden" (ALLAH kendisine hamd ede­nin hamdini işitir) demez, fakat "Rabbena ieke'1-hamd" (Ey Rabbimiz hamd ancak sana mahsustur) der.[517]

 

Açıklama
 

"ALLAH  kendisine  hamd edenin hamdini işitir" sözündeki "işitir" kelimemden maksat, mecazen "kabul eder" demektir. Yani sebep zikredilmiş, sonuç kast edilmiştir, imam bu cümleyi söylemekle arkasındakileri "Allahumme, Rabbena leke'1-hamd" demeye teş­vik etmiş olur. Bu mesele ile ilgili mezheb imamlarının görüşü bir önceki hadis-i şerifin izahında geçmiş bulunmaktadır.[518]

[500] Müslim, salât 202; Ibn Mâce, ikâme 18.

[501] Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/322-323.

[502] Buhârî, ezan 117.

[503] Müslim, salât 194, 202, 206.

[504] Müslim, salat 194; Nesâî, tatbik 2

[505] Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/323-324.

[506] Müslim, salat 194, 202-206; Müsafirûn 201, Tirmizi, mevâkit 82, Deâvât 32. tatbit 25; İbn Mâce, ikâme 18.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/324-325.

[507] îbn Mâce, ikâme 18.

[508] Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/325-326.

[509] Bu mevzudakı ayrıntılı açıklama 848 numaralı hadisin şerhindedîr.

[510] Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/327.

[511] Buhârî, ezan 111, 113, 125; bed'ui-halk, 7; tesir sûre (1) 2; Müslim, salât 71, 72,; Tirmizî, mevâkît 71, 83; Nesâî, iftitâh 33, 34, tatbik 23; Ibn Mâce, ikâme 14; Dâ-rîmî, salât 38; Muvatta', nida 47; Ahmed b. Hanbel II, 233, 238, 270, 387, 417, 459, 467.

   Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/327.

[512] Muvatta', nida 47.

[513] Bilmen, Büyük   İslâm   İlmihâli, s. 134.

[514] bk. Buhârî, ezan 18; Müslim, salat 28.

[515] el-Menhel V, 289-291.

[516] Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/327-330.

[517] Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/330.

[518] Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/330.

mevlüdekalınsaz:
Esselamü aleykum ve rahmetullah;ben her iki duayı da okuyordum ..ama şu anda Hanefilerin bu ihtilafından dolayı ne yapmamız gerektiğini tam anlayamdım..
ama sanırım konuda geçen şu paragraf daha ziyade benimsenip amel edilen  görüş:


Nitekim İmam Muhammed'in Nevâdir isimli ese­rinde böyle deniyor. İmam el-Hasen'in Ebû Hanife'den rivayet ettiğine göre ise, yalnız başına namaz kılmakta olan kimse, semiallahü limen hamideh cüm­lesiyle birlikte Rabbena leke'1-hamd cümlesini de okur. Hidâye sahibi el-Merğinânî de bu görüşü benimsemekte ve Hanefî mezhebinde en sahih gö­rüşün bu olduğunu söylemektedir. Çünkü yalnız başına namaz kılan kimse kendisinin imamıdır. Bu bakımdan "sem i ali ahu limen hamideh" demesi ge­rekir. Arkasında kendisine icabet edecek kimse bulunmadığı için "Rabbena lekel hamd" cümlesini de kendisi söyleyecektir. Nitekim uygulama da böy­ledir. Merhum Ö.Nasuhi Bilmen Büyük İslam İlmihali'nde namazın sünnet­lerini açıklarken şunları söylüyor: "İmanı olan zatın rükû'dan kıyama kalkarken semi ali ahu limen hamideh cümlesini hacet miktarı cehren yapması sünnet olduğu gibi, cemaatin rükû'dan kalkarken gizlice "ALLAHümme Rab­bena ve leke'1-hamd" demesi sünnettir. Münferid, rükû'dan kalkarken hem "semiallahü limen hamideh" hem de "ALLAHümme Rabbena ve lekel hamd" der.[513]
Ceren Nur:
Ve aleykümselam.Bilgiler için ALLAH razı olsun.Ben de Şafi mezhebine göre  nasıl olunacağını öğrendim.Paylaşım için ALLAH razı olsun inşALLAH.
Navigasyon
Mesajlar
TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc