ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Son Peygamber > Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği  (Okunma Sayısı 732 defa)
13 Aralık 2009, 23:38:55
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 13 Aralık 2009, 23:38:55 »



Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği


Peygamber efendimizin bi´setten sonraki zahidliği, bi´setten ön ceki zahidliğinin bir uzantısından ibaretti. Ancak bi´setten sonra zahidliği, daha muazzam ve daha yüce bir surete bürünmüştü. Çünkü o, risaletin yükünü omuzlamış, bu nedenle de zahidliği baş ka bir anlam kazanmıştı. O, güç bakımından daha büyük bir üs tünlüğe sahip olduğu halde yine de zahidliği elden bırakmamıştı. Onun zahidliği, bütün mu minler tarafından biliniyor ve bu konu da örnek alınıyordu. O´nun zahidliği, manastırlara kapanan ra hiplerin zahidliğine benzemiyordu. Aksine o, hayatın bütün alan larında çalışıp uğraş veriyor ve bu ruhu mü´minlere aşılıyor, onları böyle bir zahidliğe davet ediyordu.

Belki de onun zahidliğinin en muazzam görüntüsü, Davud ve Süleyman peygamberler gibi Hükümdar-Peygamber olmayı red-detmesiydi. İbn Abbas´ın rivayetine göre Cenab-ı Allah, peygam berine Cebrail´le birlikte bir meleği göndermişti. Melek, Hz. Pey-gamber´e şöyle demişti: "Doğrusu yüce Allah Kul-Peygamber ol makla Hükümdar-Peygamber olmak arasında seçitn yapman için sana hak tanıdı" Meleğin bu sözlerine cevap olarak Peygamber efendimiz şöyle demişti: "Hayır, ben Kul-Peygamber olacağım." Bu hadisi Buhari rivayet etmiştir.

Kur´an-ı Kerim,insanları haramdan uzak durmaya davet et mektedir. Allahü Teala, Muhammed ümmetinin tümünü haram lardan men etmiştir. Ancak bu konudaki hitaplar, başlangıçta Peygamber efendimize yöneltilmiştir. İbn Kesir´in "el-Bidaye ve´n-Nihaye" adlı eserinde konuyla ilgili olarak şöyle denilmektedir:

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Onlardan bazı zümrelere, kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne göz lerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir." (Ta-Ha: 131)

"Nefsini, sabah akşam, rızasını isteyerek Rablerine yalvaran larla beraber tut. Gözlerin dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyup nefsinin arzusuna uyan ve işi, hep aşırılık olan kişiye itaat etme. " (Kehf: 28)

"Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir. İşte onların erişebilecekleri bilgi (sı nırı) budur." (Necm: 29-30)

"Andolsun, sana ikişerlerden yedi ve bu büyük Kur´anı verdik. Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Müminlere kanatlarını indir (onlara karşı mütevazı, şefkatli davran.)" (Hicr: 87-88) [1]

Bu ayet-i kelimelerdeki hitapların tümü Peygamber efendimi ze olmakla birlikte, hakikatte mü´minlerin hepsine yöneliktir. Bu da iki hususa işaret etmektedir:

1- Haramdan sakınmak. Bu, avam tabakasının zahidliğidir. Bu nedenle insanların tümünün bu şekilde zahidlik göstermeleri is tenmiştir.

2- Haramdan sakınmak, sırf maddi ve reel sakınmakla müm kün olmaz. Manen de haramdan sakınmak ve sebeplerinden uzak durmak gerekir. Bu nedenle ayet-i kerimedeki yasak, nefsi sebep lere yönelik olmuştur. Şanı yüce ve kelimeleri yüksek olan Allah şöyle buyurmuştur:

"Onlardan bazı zümrelere, kendilerini denemek için verdiği miz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme." (Ta-Ha: 131)

Bu ayet-i kerimede, şehvetlerden uzaklaşıp noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah´a yönelen kimselere çağrıda bulunul makta, şehvetlerle içice yaşayan kimselerden uzak durmaları tavsiye edilmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

"Nefsini, sabah akşam, rızasını isteyerek Rablerine yalvaran larla beraber tut." (Kehf: 28)

Sabah akşam Rablerine yönelen kimselerin yaşantısı, insanın nefsini terbiye eder. insanda haramlardan uzak durup noksanlık lardan münezzeh olan yüce Allah´a yönelme duygularını yeşertir.

Muhammed (sav)´in serveti arttıkça ve iktidarı genişleyip so rumlulukları çoğaldıkça, musibet ve sıkıntılarla içice oldukça za-hidliğinin daha da arttığını görmekteyiz. Çünkü o savaşlara ve bunun getirdiği sıkıntılara katlanmanın, nefsi terbiye etmek ve lezzetleri terke yöneltmekle mümkün olabileceğini anlamıştı. O, ümmetini tahammüle ve sıkıntılara katlanmaya, sadece diliyle değil, .yaşantısı ve tavırlarıyla da davet ediyordu. Yaşantı ve tavır larla yapılan davet, dil ile yapılan davetten daha etkili olur. Örne ğin ipek ve ibrişimlerden yapılma elbiseler giyen bir kimsenin, in sanları yırtık pırtık elbiseler giymeye davet etmesi doğru olmaz. Çünkü böyle bir kimsenin durumu, yaptığı davet ile çelişmekte dir. Dolayısıyla sözüne kulak verilmez ve tavsiyesine uyulmaz.

Hicretten önce Peygamber efendimiz zayıf mü´minlerin ihti yaçlarını giderir, onları korurdu. Mü´minlerin anası Hatice´nin verdiği malla yaptığı ticaret neticesinde elde ettiği kazancı, zayıf mü´minler için harcardı. Çünkü zayıf mü´minler, Peygamber efendimize tabi olan ilk insanlardı. Müşrikler, zayıf kimselere, özellikle iman etmiş zayıf kimselere yemek vermekten kaçınıyor, onlara azap ve işkencenin en şiddetlisini çektiriyorlardı. Onları horlayıp tahkir ediyorlardı. Peygamber efendimiz de çeşitli bağış larla onlara destek oluyor, sabır talebinde bulunmalarını tavsiye ediyordu. Allah´ın izniyle yakında genişliğe kavuşacaklarını bil diriyordu. Sıkıntıya düşen bir mü´min gördüğünde, ona destek ol maktan asla kaçınmıyordu. İslam davetinin icablarını yerine ge tirmek amacıyla yaşayabilmesine yetecek en az miktardaki malla yetiniyordu.

Medine´ye hicret ettikten sonra, İslamiyet´in neşri ile meşgul olmaya başlayınca, geçim vasıtası olan ticaretten elini çekmek zo runda kaldı. Tarihi kronolojiden açıkça anlaşıldığına göre o, tica reti daha hicretten önce bırakmıştı. Belki de mü´minlerin anası Hatice´nin vefatından sonra ticari faaliyetlerini durdurmuştu. Geçimini Beytü´l-Mal´dan temin ediyordu. Çünkü kamu yararına çalışan ilk ve en yüksek görevli kendisiydi. İslami anlamdaki ge nel velayet gereğince, ganimetlerin beşte birini harcama yetkisi ne sahipti. Nitekim Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:

"Eğer Allah´a ve (hak ile batılın) ayrılma gününde, o iki toplu luğun karşılaştığı (Bedir)gün(ün)de kulumuz (Muhammed)´e in dirdiğimiz (ayetler)e inanmışsanız, bilin ki, ganimet aldığınız şeylerin beşte biri Allah´a, Resulüne ve (Allah´ın Resulü ile) akra balığı bulunan(lar)a, yetimlere, yoksullara ve yolcu(lar)a aittir. Allah her şeye kadirdir." (Enfal: 41)

Peygamber efendimizin nafakası Beytiı 1-MaI´dan, ya da gani metlerden verilmeye başlanınca, o daha fazla çalışmaya başladı. Müslümanlar için daha fazla gayret sarfetmeye koyuldu, mal ve konforlu geçimden uzak durarak zahidane bir hayat yaşadı. Vü cudunu ayakta tutacak ve yaşantısını sürdürecek lokmalara ihti yacı olmasaydı, onları da yemez ve uzak dururdu. Peygamber efendimiz hasır üzerinde uyurdu. Öyle ki hasır, onun mübarek vü cudunda iz yapardı. Rivayete göre Ibn Mes´ud şöyle demiştir:

"Resulüllah (sav) efendimiz bir hasırın üzerine uzanıp uyu muştu. Hasır, cildinde iz bırakmıştı. Ben de, hasır izinin gö rüldüğü yerlerini ovalamaya başladım ve: "izin ver, senin için bir sergi serelim de, üzerinde uyumakta olduğun bu hasır vücudunu incitmesin" dedim. Peygamber efendimiz cevaben şöyle buyurdu: "Benimle dünyanın durumu, bir ağacın gölgesi altında oturup is tirahata çekilen bir süvariye benzer. Istirahatini tamamladıktan sonra çekip yoluna gider ve o ağacı terkeder ."

Peygamber efendimiz başını hurma lifinden yapılan bir yastı ğın üzerine koyup yatardı. Onu bu halde gören Hattab oğlu Ömer (r.a) ağlamaya başlamıştı. Zahid Peygamber ona: "Niçin ağlıyor sun?" diye sorunca, Ömer şöyle demişti: "Nasıl ağlamayayım ki? Kisra ve Kayser, dünyanın debdebeli hayatı içinde yaşıyorlar. Oy sa sen bu kaidesini" Muhammed (sav), ona şu cevabı vermişti: "Ey Ömer! Dünyanın onlara, ahiretin de bize olmasını istemez misin?" Ömer: "Evet, isterim" diye cevap verince Peygamber efen dimiz de: "işte bu böyle olacaktır." dedi.



--------------------------------------------------------------------------------

[1] İbn Kesir, el-Bidaye Ve´n-Nihaye, c. 6, s. 48.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 13:18:04 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği rüya tabiri,Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği mekke canlı, Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği kabe canlı yayın, Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği Üç boyutlu kuran oku Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği kuran ı kerim, Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği peygamber kıssaları,Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği ilitam ders soruları, Peygamberimizin Bi´setten Sonraki Zahitliği önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &