ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Son Peygamber > Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması  (Okunma Sayısı 1198 defa)
12 Aralık 2009, 17:22:08
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 12 Aralık 2009, 17:22:08 »



Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması

Peygamber (sav) efendimiz, hayırlı işlerde dayanışmanın ge rekli olduğu hususlar gündeme geldiği zaman yaşadığı toplumun sosyal etkinliklerine katılmaktan geri durmazdı. Sosyal bir faali yet yapacakları zaman Peygamber efendimiz de aralarına katılır ve gücü oranında o faaliyete katkıda bulunurdu. Ancak bu faali yetlere katkıda bulunurken de batıla rıza göstermez. Aksine her zaman hak ile sevinir ve batıla karşı bir tavır takınırdı. Batıl bir iş gördüğü zaman çığlık koparmaz, sadece başını önüne eğmekle ye tinirdi. Çığlık koparmak ve düşmanlık göstermek O´na yakışmaz dı. Öfkelenmek ve kin gütmek, onun huyu değildi. Aksine bütün davranışlarında sevecen ve yumuşak huylu idi. Darünnedve´nin toplantılarına katılır, Arapların önde gelen büyüklerini dinlerdi. Hoşuna giden doğru bir söz söylendiği zaman kendisi de o söze ka tılır ve sevinirdi. Doğru olmayan bir söz söylendiği zaman öfkesini dışa vurur ve gerçek dışı beyanlardan asla hoşnut olmazdı.

Zehrü´l - Adab adlı eserde anlatıldığına göre Peygamber (sav) efendimiz gençlik çağında Kureyş toplantılarına katılırdı. Katıl dığı toplantılardan birine Yemenli bir büyük de katılmıştı. Ye menli, Peygamber efendimizi izlemiş, O´nun bazan keskin bakış larla toplantıya katılanları süzdüğünü, bazan da sevinçli bakış larla onlara baktığını görmüş ve şöyle demişti:

"Şu gencin, bazan size arslan bakışlarıyla baktığını, bazan da utangaç bir bekarın gözleriyle süzdüğünü müşahede ediyorum?

Allah´a andolsun ki O´nun arslan bakışıyla size yönelttiği bakış ları ok gibi olup kalplerinizi şişe saplayabilir, ikinci bakışı ise adeta nesim rüzgarı gibi olup Ölülerinizi diriltebilecek güçtedir." Peygamber efendimiz sosyal hayattan kopmamıştı. Çünkü o rahmet ye sevgi peygamberi olup toplulukları birbirine ısındıran bir insandı. Bu nedenle kıvançta ve tasada toplumla birlikte olma sı gerekiyordu. Günaha yöneltici bir davranış olmadıkça toplum dan ayrılmazdı. Kötü bir davranışta bulundukları zaman kendini toplumdan uzak tutardı, ama yine de onlara öfkelenmezdi. Bila kis onları hakka yöneltir. Ve günahlara bulaşmaktan sakınırdı. Toplumdan uzak kalıp yalnız başına yaşamak, Muhammed (sav)´in karekteri değildi. Aksine o kendi asil karekteri icabı ola rak insanlarla bir arada bulunmak isterdi ki hastalıkların ve sıh hatin yerini anlayıp tesbit etsin. Hayattan ve canlılardan soyut lanmak, güçlü insanların karekteri değildir. Bilakis bu kişilikle zaafiyetinin bir göstergesidir. Ancak ibadet için bir kenara çekilip uzlette bulunmak normal karşılanabilir. Çünkü bu durumda kişi insanlardan uzak durursa, Allah ile dost olur. ibadetini tamamla dıktan sonra da insanlara tekrar yönelir.



Ficar Savaşları


"Ficar" kelimesi "Faccare" fiilinin mastarıdır. Tıpkı "Kital" ve ya "maktele", "nikaş" veya "münakaşe" masdarları gibi. "Ficar" kelimesi, "fücurun" karşılıklı işlenmesi manasını içerir. Yani sa vaşan taraflardan her birinin günah işlemesi demektir. İki tarafın karşılıklı olarak işledikleri günah, onların haram aylarda savaş yapmış olmalarıdır. Haram aylarda savaşa başlamak, cahiliyet devrinde haramdı. Bu haramlık belki de İbrahim peygamberin di ninin kalıntılarındandı. Bu nedenle İslamiyet de haram aylarda savaşa başlamayı, ya da savaşı sürdürmeyi, zaruret olmadıkça haram kılmıştır. Bu konuda Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır:

"Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah´ın katın da ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram (ay) lardır. /$-te doğru din budur. O aylar içinde (konulmuş yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve Allah´a ortak koşanlar nasıl sizinle top-yekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın, bilin ki Al lah, (günahlardan) korunanlarla beraberdir." (Tevbe: 36)

Haram aylar, peygamber efendimizden de rivayet edildiği gibi Zilkade, Zihhicce, Muharrem aylarıyla Cenıaziye´l- ahir ve Şaban ayları arasında bulunan Recep ayıdır. Zilkade, Zilhicce ve Muhar rem aylarında savaşmak haram kılınmıştır ki, insanlar güvenlik ve huzur içinde kabeye gelip hac ibadetlerini eda edebilsin ve yine güvenlik ve huzur içinde memleketlerine geri dönebilsinler. Re cep ayında da savaşmak haram kılınmıştı. Çünkü Recep ayı umre ayıdır.

Haram ayların çiğnendiği Ficar savaşının sebebi, siyer kitap larında da anlatıldığı gibi şöyledir: Urvetürrical adlı Hevazin ka bilesine mensup bir adam, Numan bin Münzir´in kervanlarından birini koruma görevini üstlendi. O kervanda ipek ve koku mamul leri vardı. Anlatıldığına göre Urvetürrical, Numan bin Münzir´in himayesinde yaşayan bir kimseydi. Urve, bu kervanı koruma gö revini üstlendiği zaman, Numan bin Münzir´in yanında bulunan ve kinane kabilesine mensup olan Beraz bin Kays adındaki bir şa hıs, Urve´nin bu kervanı Kinane kabilesine karşı korumasını içi ne sindirememiş ve Öfkelenerek, Urve´ye: "Sen bu kervanı Kinane kabilesine karşı mı koruyacaksın ?" diye sormuş, Urvede şöyle ce vap vermişti: "Evet, gerekirse bütün insanlara karşı bu kervanı korurum!"

Böyle dedikten sonra her iki adam da yollarına gittiler. Ne var ki, Kinaneli Beraz, Urve´yi gafil avlayıp öldürdü. Bu nedenle de her iki kabile arasında savaş patlak verdi. Kinane kabilesi ile He vazin kabilesi birbirleriyle savaşmaya başladılar. Kinane kabilesi Kureyş´le işbirliği yaptı. Dört gün süre ile savaştılar. Dördüncü günde peygamber efendimiz de savaşa katıldı. Onun savaşa katıl dığı dördüncü günde vuruşmalar çok şiddetlenmişti. Neticede ta raflar, ertesi sene Ukaz panayırının kuruldğu zamanda yeniden savaşmak üzere ateşkes ilan ettiler. Ertesi sene Ukaz panayarı kurulduğu zaman Utbe bin Rebia devesine binerek: "Ey Mudar-lılar. Niçin savaşıyorsunuz?" diye ünlenmeye başladı. Hevazinli-ler, "İsteğin nedir?" diye sorunca da barış istiyorum, diye cevap verdi. Onlar da; "Bu nasıl olacak?" diye sordular. Utbe: "Geçen se ne savaşta öldürülen adamlarınızın diyetlerini Ödeyelim. Bizden Ölenlerin kanını da size bağışlayalım. Bizden size rehine olarak adamlar da verelim" dedi.

Hevazinliler; "Bunu kim uygulayacak!" diye sorunca Ut-he:"Ben yaparım", dedi. "Sen kimsin ?" diye sorduklarında, o da;" Ben Utbe bin Rebia´yım" dedi. Böylece aralarında barış anlaşması yapıldı. Kinaneliler onlara rehine olarak 40 adam gönderdiler aralarında Hakim bin Hüzzam da vardı. Hevazinliler, Kinanelile-re mensup rehineleri aralarında görünce, Ölmüş adamlarının di yetlerinden vazgeçtiler. Böylece Ficar savaşları, şerefli bir barış ile son buldu.

Burada bazı sorular akla gelmektedir. Şöyle ki: Bu savaşlara katılan Peygamber efendimiz kaç yaşındaydı? Bu savaşlardaki görevi neydi? Bu savaşlara katılmasını gerektiren sebep neydi?

Bu savaşa kaç yaşında katıldığı sorusuna gelince, bununla ilgi li olarak Ibn Hişam´m siret adlı eserinde şu ifadelere rastlamakta yız: "Peygamber efendimiz 14- 15 yaşları arasında bu savaşlara katılmıştır. Ibn Ishak´ın anlattığına göre o, şerefli ömrünün 20. yaşındayken bu savaşlara katılmıştır."

Bu rivayetlerden birini diğerine tercih edebilecek durumda de ğiliz. Ancak Ibn Ishak´ın senedi daha kuvvetlidir. Konuyla ilgili olarak İmam Şafii (ra) şöyle der: "Siyer bilgisi hususunda insan lar Ibn Ishak´ın çocukları durumundadırlar" Ancak Ibn Hi-şam´ın siretindeki rivayeti teyid eden bir husus vardır: Ficar sava şının 4. gününde muharebeye katılan peygamber efendimizi, am caları yakalamışlardı. Bu da, onun çocuk denecek yaşta olduğuna delalet etmektedir. Eğer 20 yaşma varmış olsaydı o zaman erişkin bir erkek sayılırdı ki savaşa katılmasına amcaları engel olmazdı.

Bu rivayetlerin doğruluk dereceleri ne olursa olsun, Hilf ül Fu-dul ile ilgili olarak anlatılacak hususların da ortaya koyduğu gibi, peygamber efendimiz 20 yaşlarında iken Ficar savaşlarına katıl mıştır.

Peygamber efendimiz 20 yaşına ayak bastığı halde savaşa ka tılmamıştır. Çünkü bu savaş delil bir savaş değildi. Muhammed (sav)´ın sağlam karakteri, günah işlenen bir savaşa katılmasına müsaade etmezdi. O savaşta her iki taraf da günahkardı. O temiz ve temizleyici, Cenab-ı Allah tarafından terbiye edilip, onun göze timi altında bulunan insan, günahların karıştığı bir savaşa nasıl katılırdı? O savaşın sebebi, zamanı ve olayları bakımından her iki taraf da günaha bulaşmıştı.

Peygamber efendimiz bu savaşa katılmadı. Ancak savaşın çok şiddetlenip kızıştığını gördükten sonra amcalarının da savaşa katıldıklarını görünce, ister istemez savaşçıların saflarında yer aldı. Belki de o, savaşı seyretmek istemişti. Çünkü O´nun kalbi arınmış olup, insanların sıkıntıda bulunduklarını gördüğü za man kendisi rahat edemiyordu. Her ne kadar savaş sayılabilecek bir iş yapmamışsa da o savaşa adeta gözlemci olarak katılmıştı. Sadece sıkıntıları bertaraf etmek için savaşa katıldığım Peygam ber efendimiz izah ederken şöyle buyurmuştur: "Ben amcalarıma gelen okları bertaraf etmeye çalışıyordum. " O, amcaları için koru yucu bir zırh olmuştu. Elini savaş çirkefine bulamamıştı. Sadece kendisim hakkıyla koruyup gözetmiş olan amca ve akrabaları için koruyucu bir kalkan olma görevini üstlenmişti.

Savaş alevini tutuşturanların gözünde dahi günah sayılabilen bu savaşa Peygamber efendimizin katılış sebebi ne olursa olsun o, sadece akrabaları için koruyucu bir zırh olarak savaş alanında ye rini almıştı.



Hilf ül- Fudul


Peygamber (sav) efendimiz, hayatının bahannda bir genç iken bile yaşadığı toplumun vicdani oluşumuna katkıda bulundu. On larla birlikte hayra yönelir, ancak onların kötülüklere yönelmele ri durumunda serden uzak durur ve olumsuzluklara asla bulaş­mazdı. Dürüst yapısına uyan işleri yapardı. Cenab-1 Allah´ın ken disini ilettiği ve terbiye ettiği dosdoğru yola yönelirdi. Bu hayırlı işlerde...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması
« Posted on: 18 Ağustos 2019, 18:33:36 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması rüya tabiri,Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması mekke canlı, Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması kabe canlı yayın, Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması Üç boyutlu kuran oku Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması kuran ı kerim, Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması peygamber kıssaları,Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması ilitam ders soruları, Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılmasıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &