ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Son Peygamber > Evlenme
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Evlenme  (Okunma Sayısı 852 defa)
12 Aralık 2009, 17:24:16
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 12 Aralık 2009, 17:24:16 »



Evlenme

Muhammed (sav) evlenme yaşına varmıştı, ama o diğer gençler gibi erken yaşlarda evlenmemiş, aksine 25 yaşına varıncaya ka dar evlenmeye yeltenmemiş ya da evlenmeyi düşünmemişti. Bu yaştan önce evlenmeyi düşündüğü bilinmiyorsa, bunun sebebi onun iffetli ve kerem sahibi olmasıydı. Çocukluk ve gençlik döne minde şerefini lekeleyecek bir iş yapmamıştı. Henüz çocuk sayıla bilecek bir yaşta iken Rabbi onu düğün törenlerinden birine katı lıp eğlenmekten korumuştu. Harama girmemişti. İçinde haram bulunabilecek bir eğlenceye katılmamıştı. O gün Cenab-ı Allah, kendisini uykuya daldırarak haram bir eğlence törenine katılma sını önleyerek O´nu korumuştu. Uykuya dalmış, bütün bir geceyi uykuyla geçirmiş ve ertesi sabah güneş ışığı vücudunu ısıttığında uyanmıştı.

25 yaşından sonraki hayatında da görüldüğü gibi, o önemsiz bir kişi değildi. Kadınlardan uzak kalacak değildi. Bir kadınla evlen mek istediği takdirde bu isteği asla geri çevrilmezdi. Onda güçlü ve dürüst bir ahlak vardı. Bütün gönüller ona tutkundu. Görenle rin bakışlarını çekecek bir güzelliğe sahipti. Onun cemalini gören lerin boyunları kendisine doğru uzanırdı. Bütün Kureyş kabilesi onu sever, onu bir hısım olarak aralarına katmak isterdi.

Ailesinin geçimim sağlayamayacak kadar yoksul bir kimse miydi? Hayır, o zengin de değildi ama çocukluk dönemindeyken dahi iş yapmayı ve çalışmayı alışkanlık haline getirmişti. Koyun otlattı. Sonra ticaretle uğraştı. Her ne kadar ticareti sonucunda büyük bir gelir elde etmediyse de kendisine yetecek kadar azık te min edebilmişti. Şu halde evlenmeyi ne diye geciktirdi?

Bu sorunun cevabını O´nun hayatının başlangıcından tutup, genç bir insan haline gelinceye kadar olan yaşantısında aramalı yız. O, bedeni şehveti ayıplamazdı. Ancak onun düşüncesinde ka dınlara yer yoktu. Sadece kalbinin içi boş olan kimseler, kadınlar ve yiyeceklerle meşgul olurlar. Hayatının hiç bir döneminde Mu-hammed (sav) kalbini boş tutmamış, bedeni lezzetlerle meşgul ol mamış, nefsin şehvetlerine yönelmemişti. Bu O´nun nefsi zaafîye-tinden değil, bilakis nefsi kuvvetinden ve yüce himmetinden kay naklanıyordu. Yüksek ideallere, belirli amaçlara ve kuvvetli bir iradeye yönelirdi. Heva ve heveslerini gönlüne hakim kılmazdı. Aksine bütün duygularım kendi iradesinin hakimiyeti altına alır dı. İlgisini çeken yegane şey, yüce amaçlardı. Her ne kadar güzel de olsa hiç bir kadın onu cezbedememişti. Bedenle ilgili bir amaç, yüreğini tümüyle doldurmamıştı. Fakat yine de zatım mahrumi yete yöneltmemişti. O, kendini mahrum etmeden manevi bir ha yat yaşıyordu. Nefsi, bedenin gam ve bedenlerinin ağırlığı altında ezilmemişti. İstersen onun mükellefiyet hükümlerine tabi olup Allah´a isyan etmeyen bir melek olduğunu söyleyebilirsin. Çünkü o, Allah´a isyan etmemeyi arzuluyordu. O, yapamadığından dola yı masiyetten uzak durmuyordu. Bilakis yapabildiği halde nefsini masiyetten uzak tutuyor ve kendini frenliyordu. Frenlediği için de fazilete sahip oldu. O, günah işlemesi imkansız olan melekler gibi değildi. Bilakis günah işlemesi mümkün olduğu halde kendi ni günahtan sakındırıyordu.



Hatice


Ne küçüklük döneminde, ne de gençliğinin baharında Muham-med (sav)´in evlilikten söz ettiği bilinmemektedir. Ancak evlilik hususunda dikkati çekildikten ve kendisi istenilen biri olduktan sonra evlilikten bahsetmiştir. Evliliği talep eden bir insan olma­mış, ancak başkaları tarafından koca olarak istenmiştir. Siyer ki taplarında onun, Kureyşin hanımefendisi ile evlendiğine dair bahsedilen sözlerin bir kısmını aktaracağız. Kureyş´in hanıme fendisi Hatice ile ticari ortaklığa başlamış, sonra da hayatlarını birleştirmişlerdi. Muhammed (sav), güvenirlik ve yüce ahlak ile tanınmıştı. Mekke toplumu gece ve gündüz toplantılarında onun güvenilir bir insan olduğundan söz eder olmuştu. O, Mekke içinde mali gücü oranında sınırlı bir çerçevede ticari teşebbüslerde bulu nuyordu. Fakat bu ticareti tabii ki kısıtlı idi. Hatice´nin de çok miktarda malı vardı. Öyle ki, onun mallarını taşıyan kervanı, Ku-reyş´in tümünün mallarını taşıyan kervanı kadar büyüktü. Mal ları, bütün Kureyş kervanlarının taşıdıkları mallar kadar değer liydi. Kavmi içinde şerefli ve aklı başında bir kadın idi. Güzelliğini ve gençliğini korumuştu. Dul kalmıştı. Daha önceleri iki evlilik yapmış olmasına rağmen her iki kocası da vefat etmişti. Ticaretini kendi başına yapamıyordu. Çünkü ticaret, kadınların yapabilece ği bir iş değildi. Ticaret için seyahate çıkma, erkeklere özgü bir iş ti. Çünkü o zamanlar ticari seferlere çıkmak, çok zordu. Abdullah bin Abbas´ın da anlattığı gibi sefere çıkmak, bir nevi azaptı. O şöy le buyurmuştur: "Eğer ortada bir hadis mevcut olmasaydı sefer azaptan bir parça olmadığı halde; azabın, seferin bir parçası ol duğunu söylerdim."

Şahsiyetinin kuvvetli olmasına rağmen Hatice, bu işleri kendi si yapamıyordu. Ticaret için, Şam´a gitmiyordu. Bu iş için iki me-toddan birini uygulardı:

1- Kendi adına vekil olarak ücretli insanlar tutardı. Bu ücretli kimseler, ticaret için seyahatte gösterdikleri gayret ve çaba ora nında Haticeden belli bir ücret alırlardı. Bunlar, onun adına alış veriş yaparlardı. Ticaretten elde ettikleri kazanca karışmaz, bu kazancı Hatice´ye olduğu gibi teslim ederlerdi. Ancak kazansalar da kazanmasalar da ondan belli bir ücreti alırlardı. Ücretleri, gü venirliklerine, ya da çalışmalarına veya bu iki hususun her ikisi ne göre takdir edilirdi.

2- Şer´ri mudarebe yöntemi: Hatice bazı adamlar tutarak kendi malını onlara teslim eder, onlar da bu mal ile ticaret yapar, karşı lığında da ticaret neticesinde elde edilen kazancın orantılı bir his sesini; örneğin dörttebirini veya sekizdebirini veya altıdabirini alırlardı. Malın mülkiyeti yine Hatice´ye aitti.

Ticaret neticesinde zarar edilecek olursa bu zarar sadece Hati ce´ye ait olacaktı. Çünkü ticaret malı onun mülkiyetinde kalmak taydı. Bu akde, mudarebe yada kırad akdi denilirdi. Şüphesiz ki iki yöntemde de tam bir emniyete ihtiyaç vardı. Hz. Hatice, kendi işinde çalışan işçilerde güvenirlik arardı. Çünkü onlar, ticaret işinde Hatice´ye vekalet edeceklerdi. Sefere gidiş ve seferden dö nüşlerinde Hatice, yanlarında bulunmayacaktı. Bununla beraber kendisi adına temsilci olacak birini de, bazan Meysere´yi, bazan başkalarını kafileyle birlikte sefere gönderirdi.

Muhammed (sav) sınırlı bir ticaretle uğraşıyordu. Onun güve nilir bir insan olduğu Hatice´ye söylenmişti. Hatice, onun şerefli, iffetli, dürüst bir insan olduğunu öğrenmişti. Bu nedenle Muham-med´e yöneldi. Muhammed, artık onun bakış açısı içine girmişti. Öyle görüyor ki, Muhammed adı onun zihnine yerleştikten sonra başkası ile iş yapmaya razı olmadı. Çünkü güvenirlik, iffet, şeref, güzel ahlak, rezaletlere düşmekten uzaklığı hususunda Araplar arasında Muhammed´in bir eşi yoktu.

Hz. Hatice ticaret kervanında kendisine vekil olacak birini seç meyi düşünürken Peygamber efendimizin amcası Ebu Talibde, Hatice´nin ticaret kafilesinde vekili olarak çalışması için Muham-med(sav)´i Hatice´ye arzetmeyi düşünüyordu. Maksadı, kendi ai lesindeki yoksulluğun ağırlığını Muhammed´in üzerinden uzak laştırmaktı.

Öyle görülüyor ki Hz. Hatice ticaret yükünü taşımaya ehil biri ni araştırıyordu. Bu işi yaparken öte yandan isteklilerin biri gelip diğeri gidiyordu. Ebu Talib, güçlü ve güvenilir olan Muhammed (sav)´e , kendini bu iş için Hatice´ye arzetmesini teklif etti. Ki, baş kaları kendisinden önce çabuk davranıp da işi ele geçirmesinler. Ama Muhammed (sav), kendini arzetmeyi küçüklük sayıyordu. Zilleti ise onurlu kimseler kubullenemezler. Zillet, güvenilir kimselerin beğenmedikleri bir itham noktasıdır. O, isteyen değil, istenilen kimsenin onurunu elde etmek istiyordu.

Şimdi de amca Ebu Talib ile yeğen Muhammed arasında bu konuda geçen karşılıklı konuşmayı aktaralım: Ebu Talib dedi ki: "Ey kardeşimin oğlu ben, malı olmayan bir adamım; zaman zor laştı, kıtlık seneleri bastırdı. Ne malımız ne de ticaretimiz vardır. işte kavminin kervanı, neredeyse Şam´a gitmek üzere yola çıka cak. Huveylid kızı Hatice, senin kavminden bazı adamları kendi malı île ticaret yapmaları için bu kervanla birlikte gönderecek ki, bir takım faydalar sağlasınlar. Eğer bu iş için Hatice´nin yanına gidecek olursan mutlaka seni başkalarına tercih eder. Çünkü se nin temiz ve iffetli bir insan olduğunu haber almıştır. Her ne ka dar Şam´a gitmeni istemiyorsam da, Yahudilerin sana kötülük yapmalarından korkuyorsam da bu işe el atmanı zorunlu görüyo rum."

Muhammed-ül Emin (sav) dedi ki: "Belki de Hatice bu işi için bana haber gönderir."

Ebu Talib dedi ki: "Korkarım ki senden başkalarını bu işi için görevlendirir. "[1]

Bu karşılıklı konuşmadan görüldüğü gibi peygamber efendi miz onur ve güvenilirliğini başkalarına arzetmiyor. Onur ve güve nilirlik bazan kabul görebileceği gibi, red edilebilir. Gerçek güve nilir kişi, güvenilirlik ve şerefini ticaret metaı yapmaz. Aslında onurun kendisi, istenilen ve talep edilen bir şeydir. Güvenilirlik ise karekter ve seciyedir. Bu iki şey kazanç vesilesi edinilmez. Bunlarla amaçlanan şey kazanç olmamalıdır. Aksine kazancın kendisi onur ve güvenirlik için aranmalıdır ki, güzel sonuçlar elde edilsin. Tıpkı güzel toprağın ve olgun ağacın ürün verişi gibi.

Rivayete göre amca ile yeğen arasındaki bu karşılıklı konuş mayı öğrenen Hz. Hatice, Muhammed (sav)´e haber göndermiş ve yanına çağırtmıştır. Hatice, onun doğruluk, dürüstlük ve güzel ahlakından haberdar idi. Fakat Muhammed´in bu işe istekli oldu­ğunu bilmiyordu.

Zannedersem Hz. Hatice, bu işi için Muhammed´i düşünüyor du. Onun isteğiyle Muhammed´in amcasının isteği birleşmişti. Amca ile yeğen arasında geçen karşılıklı konuşmayı haber almış olsa da olmasa da kendisinin arzusu ile...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Evlenme
« Posted on: 26 Ağustos 2019, 07:32:15 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Evlenme rüya tabiri,Evlenme mekke canlı, Evlenme kabe canlı yayın, Evlenme Üç boyutlu kuran oku Evlenme kuran ı kerim, Evlenme peygamber kıssaları,Evlenme ilitam ders soruları, Evlenmeönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &