ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Son Peygamber > Doğum Gününde Yaşanan Harikalar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Doğum Gününde Yaşanan Harikalar  (Okunma Sayısı 946 defa)
12 Aralık 2009, 16:56:11
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 12 Aralık 2009, 16:56:11 »



Doğum Gününde Yaşanan Harikalar

İffetli Amine, karnındaki temiz çocuğu zorlanmadan dünyaya getirdi. Güneş, bu kâinatı aydınlatırken Peygamber efendimizin varlığı da dünyaya ışık saçtı. Siyer kitaplarındaki rivayetler bir çok olağanüstü durumu aktarmışlardır. Bu harikalar, Peygam ber efendimizin doğumu esnasında ya da doğumundan önce veya sonraki kısa bir süre içinde meydanagelmişlerdir:

1- Denildiğine göre Peygamber efendimiz doğarken putlar ser-nigun olmuşlardır. Yerlerinden kayarak yüz üstü yere düşmüş lerdir. Çünkü o esnada, putları deviren Muhammed (sav) dünya ya gelmiştir. Putların yıkılması Amine´nin iradesiyle değil de, her şeye hakim olan ve kahredici güce sahip bulunan Allah´ın irade siyle olmuştur.

2- Peygamber efendimizin doğumu esnasında bir nur zuhur et miştir. O nur, Şam saraylarını ve köşklerini aydınlatmıştır.

3- İbn İshak´ın Sîret´inde şöyle anlatılır: "Hişam bin Urve, ba basından naklederek Hz. Aişe´nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Mekke´de ikâmet edip ticaretle uğraşan bir Yahudi vardı. Resu-lüllah (sav)´in doğduğu gece, Kureyşliler´in toplandığı bir meclis­te şöyle demişti: "Ey Kureyşliler topluluğu! Bu gece sizin muhitte bir çocuk doğdu mu?" Kureyşliler, vallahi bilmiyoruz, dediler. Ya hudi şöyle cevap verd i: "Allahü ekber. Siz hata mı ettiniz? Bakınız hele size söylediklerimi zihninize iyice yerleştirin. Bu gece, bu ümmetin son peygamberi doğmuştur. Onun iki omuzu arasında bir işaret vardır. O işaretin üzerinde sık tüyler vardır ."

İbn İshak, Hassan bin Sabitin şöyle dediğini rivayet eder: "Ben yedi ya da sekiz yaşlarında bir çocuktum. Gördüklerimi ve duy duklarımı aklımda nakşedebiliyordum. Yesrib´deki bir Yahudi, Peygamber efendimizin doğacağı gecenin bir gün Önceki sabahın da: "Ey Yahudiler topluluğu!.." diye ünlemeye başladı. Yahudiler de onun etrafına toplandılar. Söylediklerim ben de duydum. Ya hudiler ona: "Yazıklar olsun, sana ne oldu?" dediler. O da şöyle ce vap verdi: "Bu gece doğacak olan Ahmed´in yıldızı doğdu!"

Hassan bin Sabit Peygamber efendimizden yedi sene önce doğ muştur. Peygamber efendimizin Medine´ye hicret ettiği zaman yaşı 60 idi. Peygamber efendimiz de 53 yaşındaydı.

İşte böyle...Görüldüğü gibi Yahudiler Peygamber efendimizin doğumunu bir çok açıdan kavramışlardır. Biz de Yahudiler´in elinde bulunan Tevrat´ta, kendilerine, Araplar´dan ümmî bir pey gamberin gönderileceği hususunda bilgi verilmiş olduğuna inanı yoruz. Daha önceleri Yahudiler, Medine´de kendilerine komşu bu lunan müşriklere karşı Peygamber efendimiz vasıtasıyla yardım isterlerdi.

"O, kendilerine gelince onu inkâr ettiler; artık Allah´ın laneti inkarcıların üzerine olsun." (Bakara: 89)

4- Mahzum bin Hani el-Mahzumî´nin anlattığına göre Peygam ber efendimizin doğduğu gecede, Kisrâ´nın sarayı sarsılmış ve sa rayındaki 14 oda yıkılmıştı. Mecusilerin tapmakta oldukları ateş, sönmüştü. Halbuki daha Önce o ateş Peygamber efendimizin do ğumuna kadar bin yıl süreyle sönmeden yanmıştı.

Kisra´nın adamlarından biri rüyasında, güçlü bir devenin, Önündeki asil atları gütmekte olduğunu ve o devenin, Kisra´nın ülkesindeki Dicle ile Fırat nehirlerini kat ettiğini görmüştü. Gördüğü rüyayı Kisrâ´ya anlattığında Kisrâ ürkmüştü. Her ne kadar gerçek olmasa da sabreder görünmüştü. Devlet büyükleri ni toplayarak onlara şöyle demişti: "Sizi buraya neden çağırttığı mı biliyor musunuz?" "Onlar da, biz ne bilelim. Ancak hükümda rımız bize açıklarsa öğrenebiliriz" diye karşılık vermişlerdi, onlar toplantı halinde iken kendilerine Mecusilerin ateşinin söndüğüne dair bir mektup geldi. Sonra da Kisra, Meşveret meclisinde bulu nan adamlarına, arkadaşlarından birinin görmüş olduğu rüyayı anlatmıştı. Kendisi de o rüyadan ürkmüş olduğunu bildirmişti. Danışma meclisinde bulunanlar, o rüyayı ve ateşin sönüşünü, arap beldelerinde muazzam bir olayın vuku1 bulacağı şeklinde yo rumlamışlardı.

Peygamber efendimizin doğumu esnasında putların kayarak yüz üstü düştüklerine, Kisra´nın sarayının sarsıldığına ve bin se neden beri sönmemiş olan mecusi ateşinin söndüğüne dair aktarı lan bu rivayetler üzerinde kısaca durmamız gerekmektedir. Bizce bu haberlerin aklen makbuliyetinin ötesinde, bu haberlerin, ak tarılan rivayetlerin doğruluğu esastır. Eğer bir tarihçi, rivayetin doğru olmadığına hükmederse biz onun hükmünü reddederiz.

Rivayet ilminde muhakkik olan bilginler mezkur rivayetleri yalanlamak için bir sebep görmemişlerdir. Hafız İbn Kesir bu ri vayetlerin bazısında şüpheli olduğunu söylerken diğer rivayetler hususunda görüş beyan etmeden susmuştur. Biz de bu rivayetler den şüpheli olmayanları aktardık. Bizim de, ibn Kesir´in kabul et tiklerini kabul etmemiz, şüpheli gördüklerini reddetmemiz ge rekmektedir. Sadık kimsenin verdiği haber, kabul edilir. Yalan söylediği açığa çıkmadıkça aktarmış olduğu rivayetleri kabul et memiz gerekir. Çünkü hükümler, doğru sözlü kimselerin vermiş oldukları haberler üzerine kurulur. Bu haberlerde yalan ihtimali bulunsa bile, bunlara dayanarak hüküm verebiliriz. Çünkü ihti mal, delile dayanmaz. Salt ihtimal, doğru sözlü kimselerin sözle­rini reddetmek için bir sebep teşkil etmez. Aksi takdirde herhangi bir hüküm verilemez ve suçlular cezalandırılamaz. Aynı şekilde haklıların hakları da tesbit edilemez, batıl şeyler reddedilemezdi. Bu sebeple de biz, hakkında zan bulunmayan haberleri kabul et mek mecburiyetindeyiz.

Peygamber efendimizin doğumu esnasında meydana gelen ha rikalar nakledildiği rivayetlerin akıl açısından makbuliyetine ge lince, daha önce de açıkladığımız gibi; harikulade haller Cenab-ı Allah´ın takdiri ile meydana gelirler. Cenab-ı Allah´ın takdiri ise, âdetlere ve insanlar arasında cari olan sebeplerle müsebbeplere bağımlı değildir. Çünkü Allah, sebeplerle birlikte müsebbepleri de yaratandır. Azap, zelzele ve cezalar, bazı yaratıkların yaptıkla rı bozgunculuk ve fesad nedeniyle vukua gelir. Cenab-ı Allah´ın, nimetlerini takvalı ve salih amel sahibi olan kullarına indirdiğini gösteren ayetleri daha önce de aktarmıştık:

"(O) ülkelerin halkı inanıp (Allah´ın azabından korumalardı. elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık." (Araf: 96)

Evvelce de anlattığımız azap ve ilahî cezalar, bazı milletlerin işledikleri fesad ve bozgunculuk sebebiyle meydana gelir. Nite kim Cenab-ı Allah, Firavn ve adamlarına da azap indirmiştir. Çünkü onlar, yeryüzünde bozgunculuk yapıp fesad çıkarmışlardı.

Peygamber efendimizin doğduğu esnada meydana gelen hari kaları bildiren haberlerin aklen tutarlı olmadıklarını ileri süren kimselere gelince bunlar, insanlar arası ilişkide cerayan eden gö rünür sebeplerle müsebbeplere bakmaktadırlar. Şayet bunlar, gözlerim evrendeki ay ve güneş tutulmasına, esen rüzgârlara, yerküredeki yaşanan depremlere ve erozyonlara çevirecek olur larsa, bu gibi olaylar için maddî gerekçeler bulamayacaklardır. Ancak bütün bu olayları meydana getiren sebep, hikmet sahibi, bilgili, kahredici güce sahip, her şeyin üstünde bulunan ve yaptığı işlerden sorumlu tutulmayan hikmet sahibi zatın iradesi olduğu nu görürler. O zat dilediği işi yapar, uygun gördüğü maslahatları takdir eder. Bütün bu olayları kendi bildiği bazı sebeplere bağlar. O görünmeyen dünyalar hakkında bilgi sahibi olandır. O´nun tak diri, bilen ve her şeyden haberdar olan bir zatın takdiridir.

Cenab-ı Allah, Muhammed (sav)´i şereflendirmek istemişti. Onu izleyecek milletlerle kabilelerin kimler olduklarını öğren mek istemişti ki, onları da onun vasıtasıyla şereflendirsin. O, in sanlığı hakka davet edecekti. İşte makul olan budur. Bunun dışın­daki rivayetler reddedilirler. Çünkü bunlar, Cenab-ı Allah´ın bü tün insanlık tarafından tanınacak olan bu insan için belirlemiş ol duğu hükümlere aykırıdırlar.

Peygamber efendimizin doğumu esnasında bazı olağanüstü lüklerin yaşandığına dair nakledilen rivayetlerin, kâinattaki âdetlere ve insanların doğan çocuklar hakkında bildik durumlara aykırı oldukları gerekçesiyle bütün bunların uydurulan vehim, hayâl ve zan ürünü yakıştırmalar olduğunu aklı başında olan hiç kimse iddia edemez. Çünkü Peygamber efendimiz, diğer doğan ço cuklar gibi bir çocuk değil idi.

Buna rağmen biz bu rivayetlerin doğruluğunu tercih ediyoruz. Ama insanların, bu rivayetlere inanmak mecburiyetinde oldukla rım söylemiyoruz. Çünkü Peygamber efendimizin doğumu esna sında Kisrâ´nm sarayının sarsıldığına ve mecusilerin ateşinin söndüğüne insanların inanmalarını, imanın bir bölümü olarak kabul etmiyoruz. Yine onun doğumu esnasında zuhur eden bir nu run kâinatı aydınlatmış olduğunu da kabul etmeyi, imanın bir ön koşulu saymıyoruz. Çünkü bu saydığımız şeyler, Peygamber efen dimizin insanları imana davet ettiği hususlardan değildirler. İman edilmesi gereken şey, Peygamber efendimizin inanmaya davet ettiği, onun yüce Allah´tan aktardığı, Kur´an-ı Kerim´in söy lediği ve Rabbimiz´in hükmetmiş olduğu şeylerdir.

Elde mevcut bulunan incillerin İsa Peygamberin doğumuna dair yazdıklarına ve incillerin, -bu incillere- iman eden ve doğru luklarını iddia eden Hıristiyanlar´ı inanmakla yükümlü kıldığı hususlara baktığımız zaman; Siyer-i Nebi kitaplarında anlatılan şeylerin, incillerin anlattıklarına ve Hıristiyanlar´ı inanmaya mecbur ettikleri hususlara oranla çok az olduğunu görürüz.

Şimdi de bu indilerde İsa Peygamber´in doğumu esnasında meydana geldiği bildirilen harikalara dâir ifadelerin bir kısmım aktarmaya çalışacağız:

a- Matta İncili´nin ikinci babında şöyle denilmektedir: Yesu´ Mesih doğduğu zaman onun yıldızı doğu ufkunda zuhur etti. Yıl dızının zuhur etmesi nedeniyle de insanlar, onun doğum yerini ta nıdılar.

b- Luka İncili´nin ikinci babında şöyle denilmektedir: Yesu´ Me sih doğduğu zaman Melekler sevinç ve kıvançlarından ötürü...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Doğum Gününde Yaşanan Harikalar
« Posted on: 26 Ağustos 2019, 08:37:58 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Doğum Gününde Yaşanan Harikalar rüya tabiri,Doğum Gününde Yaşanan Harikalar mekke canlı, Doğum Gününde Yaşanan Harikalar kabe canlı yayın, Doğum Gününde Yaşanan Harikalar Üç boyutlu kuran oku Doğum Gününde Yaşanan Harikalar kuran ı kerim, Doğum Gününde Yaşanan Harikalar peygamber kıssaları,Doğum Gününde Yaşanan Harikalar ilitam ders soruları, Doğum Gününde Yaşanan Harikalarönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &