ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Son Peygamber > Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti  (Okunma Sayısı 1107 defa)
13 Aralık 2009, 00:01:44
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 13 Aralık 2009, 00:01:44 »



Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti


Peygamber efendimizin doğru sözlü olduğunu söylemeye gerek yoktur. Aynı şeklide onun güvenilirlik ve iffetinden bahsetmek de fuzulidir. Çünkü o, doğruluğuyla tanınan sadık bir kimseydi. Aklı tekamül ettikten sonra ruhunu teslim edinceye kadar yaşadığı sürece, yalan söylediği asla görülmemiş ve duyulmamıştır.

Yalancılık, Arap büyüklerinin ahlâkından değildi. Akıllarına, ruhlarına, dillerine ve düşüncelerine hükmeden zorba bir hü kümdarın bulunmadığı ülkelerde yaşamış olmalarından dolayı elde ettikleri Özgürlük, onları doğru konuşma melekesine sahip kılmıştı. Bir mükafat elde etme umuduyla yağcılık yapan kimse-lerdeki yaltaklanma, onlarda yoktu. Çünkü zorba hükümdarların yönettiği yerlerde yaşayan kimselerde ayrılmaz iki nitelik mev cut olur: Bu niteliklerden biri nifak, diğeri de yalancılıktır. Çünkü nifak, asıl itibarıyla yalandır. Yalansa, nifakın ayrılmaz özellikle-rindendir. Bu nedenle Peygamber (s.a.v.) efendimiz şöyle buyur muşlardır:

"Münafıkın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, Va´det-tiğinde sözünü yerine getirmez; kendisine güvenildiğinde hiyanet eder."

Araplarda nifak ya da yalancılık görülmemiştir. Ancak melik lerin ya da melikler gibi emirlerle müstebit hükümdarların yönet tikleri beldelere komşu mıntıkalarda yaşayan araplarda müna fıklık ve yalancılık müşahede edilmiştir. Örneğin Şam´daki Gas-sanilerle Numanlılara yakın mıntıkalarda yaşayan araplarda bu gibi vasıflar görülmüştür. Bu yörelerde yaşayan araplarda müna fıklık, yalancılık, yağcılık gibi niteliklerin bulunması normaldi.

Münafıklıkla yalancılığın gerisinde emanete hıyanet de görülür dü.

Tarihi rivayetlerde nakledildiğine göre şirkin lideri Ebu Süf-yan ile Bizans İmparatoru Herakliyus arasında Peygamber efen dimizle ve onun şerefli soyuyla ilgili bir konuşma cereyan etmişti. Bu konuşma esnasında Ebu Süfyan, "Muhammed bizim aramız da yüksek soya sahip bir kimsedir. Kendisine tabi olan kimseler den de soy bakımından üstündür" demişti. Ayrıca Ebu Süfyan, Peygamber efendimizin ahlakıyla ilgili sorulara, yalancılığa sap madan doğru cevaplar vermiş ve Herakliyus´a anlattığı hakikat lerin eserinden öfkelendiği halde şöyle demiştir: "Araplar arasın da yalan söylediğime ilişkin bir söylentinin hafızalara yerleşme sinden korkmasaydım, bu hususta mutlaka yalan söylerdim."

Mekke, Medine araplarıyla sahra ortalarındaki Arapların ara sında yalancılığa cevaz verilmediği, bilinen bir husustur. Nifak hasleti de böyleydi. İslâm davetine icabet eden müslümanlar ara sında da münafıklığa rastlanmamıştır. Ancak Yahudiler müna­fıklık etmişlerdir. Yahudilere komşu bulunan Medineli müşrikler de münafıklığa bulaşmışlardır. Müslümanlar güçlenince bunlar münafıklık yapmaya başlamışlardı.

Şu halde Muhammed (s.a.v.)´in, sadık kimseler arasından sa dık bir insan olduğunu söylemek garip karşılanmamalıdır. Fakat Peygamber efendimizin doğruluğu, Mekke ve havalisinde yaşa yan diğer kimselerin doğruluğundan apayrı idi. Ondaki doğruluk ve sadakat, Cenâb-ı Allah´ın kendisini alemlere rahmet ve resul olarak hazırladığı kimseye yaraşan bir sadakat ve doğruluk idi. Peygamber efendimiz, sadece doğru sözlü değildi. Doğru sözlü ol manın yanı sıra duygu, gönül ve fiil bakımından doğru ve sadık bir kimse idi. Duygu sadakatinden kasıt onun eşyaya ve şahıslara ba karken onları doğru bir şekilde tavsif etmesidir. Görünen dış kı sımların arka planındaki gizlilikleri açığa çıkarmasıdır. Sonra nefis ve gönül bakımından doğru oluşuna gelince o, hayrın yerleri ni bilir böylece hayır fiiller işlerdi. Şerrin yerlerini de bilir, böylece serden uzak dururdu. O maksat ve heveslerinde, amaç ve gayele rinde doğru bir insandı. Hakikatleri net bir şekilde algılar ve onla ra yönelirdi. Bu yönelişinde asla eğriliğe yer yoktu. Onun idraki de müstakim ve doğru idi. Gönül ve vicdan ile ilgili her hususta sadık ve doğruydu.

İmanın esası, amel söz ve izanda ihlaslı olmaktır. îmanın ya lanla bir arada bulunduğu asla tasavvur edilemez. Nübüvvetin den sonra kendisine şöyle bir soru yöneltilmişti: "Mü´min korkak olur mu?" Cevaben şöyle buyurmuştu: "Olabilir."

Yine sorulmuştu: "Mü´min cimri olabilir mi? Cevaben: "Cimri olabilir" demiştir.

"Mü´min yalancı olabilir mi" diye sorulunca şu cevabı ver mişti: "Mü´min yalancı olamaz"

Çünkü yönelimlerde söz ve davranışlarda yalan ile ihlas, birbi rinin zıddı olan iki şey olup bir arada bulunamazlar.

Peygamber efendimizin güvenilirliğine gelince şunu bilmemiz bu*hususta bizim için yeterli olacaktır. Bütün Kureyşliler onun güvenilir bir insan olduğunu görmüş ve tasdik etmişlerdi. Niha yet O´na "el-Emin" (Güvenilir) adım vermişlerdi. O, güvenilirlikle bilinir ve güvenilir insan anlamına gelen "el-Emin" adıyla çağrı lırdı. Doğrusu güvenirlik ile sadakat, birbirinden ayrılmayan iki kardeştir. Doğruluk olmadan güvenirlik, güvenirlik olmadan doğruluk mümkün değildir. Doğruluk, bütün erdemlerin insanda bulunmasını gerektirir. Yalan ise, bütün rezilliklerin yuvasıdır.

Peygamber efendimizin iffetine gelince bu, cenâb-ı Allah´ın onu sefahate düşmekten korumasıdır. Şehvetlerle sapıklıkların yam sıra mutlaka her çeşidiyle eğlence ve lehviyatta bulunur. Ce-nab-ı Allah onu, sadece heves ve sapık şehvetlerden korumamıştı. Bunların yanı sıra onu şehvetlere ve heveslere yönelten ön fiiller den ve sebeplerden de korumuştu. Masumane de olsa o´nu heves ve eğlencelere karşı koruma çemberi içine almıştı.

Önce de anlattığımız gibi o genç bir delikanlı iken, çeşitli eğlen celerin düzenlendiği bir ev düğününe gitmeyi arzulamıştı. Fakat oraya yaklaştığında Cenâb-ı Allah o´na ağır bir uyku vermişti. Böylece eğlenceye katılmamıştı. Ertesi sabah güneşin sıcaklığı onu, uykusundan uyandırmıştı. Başka bir gece eğlenceyle karşı laşmamıştı. Neticede Cenâb-ı Allah, onu sefahata düşmekten ko rumuştu. Böylece evleninceye kadar şehvetlerin tahakkümü ve azıtmış heveslerin hegemonyası altına düşmemişti. Evlenince, helal yoldan şehvetini tatmin etmişti.



[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 12:41:01 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti rüya tabiri,Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti mekke canlı, Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti kabe canlı yayın, Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti Üç boyutlu kuran oku Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti kuran ı kerim, Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti peygamber kıssaları,Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffeti ilitam ders soruları, Doğruluğu, Güvenilirliği ve İffetiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &