ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Son Peygamber > Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği  (Okunma Sayısı 855 defa)
13 Aralık 2009, 23:35:19
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 13 Aralık 2009, 23:35:19 »




Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği


Hz. Muhammed (sav) öksüz ve yoksul bir kimse olarak yetişti. Hayata öksüz ve fakir bir kimse olarak başladı. Babadan öksüz olarak dünyaya geldikten sonra anası, Ebva denilen köyde vefat etti. Dedesi Abdulmuttalib onu kendi himayesine alarak büyüttü. Her ne kadar dedesi onun ihtiyaçlarını gideriyor, ona yoksulluğu nu hissettirmemeye çalışıyor, sevgisini, şefkatini esirgemiyor, onu sevinç içinde yaşatıyor olsa da bu rahat ve huzuru uzun sür medi. Çünkü dedesi onu kendi himayesine aldıktan iki sene sonra vefat etti.

Bundan sonra zayıf bir çocuk ve aciz bırakan bir yoksulluk için de hayata yöneldi. Onu himayesine alan amcası Ebu Talib´in de çok sayıda çocuğu vardı ve aynı zamanda büyük yoksulluk çek mekteydi. Yanına aldığı bu çocuğun aklı, yaşının daha üstündeydi. Güçlü duygulara sahipti ve çevresinde olup bitenleri idrak edi yordu. Kendisini himayesi altına alan amcası, sevgilisi ve yoldaşı her ne kadar gönlünü ve nefsini gıdalandıracak sevgi ile şefkati cömertçe gösteriyorsa da yoksulluk içinde olduğunu hissediyor du. Amcasına muhtaç olmaktan tam olarak kurtaracak derecede olmasa bile, bir noktaya kadar ona yardım etmesini temin edecek bir işte çalışması gerekiyordu. Önce işe koyun otlatmakla başladı. Çobanlığı Sa´d oğullarının yamndayken Öğrenmişti. Bir miktar süt karşılığında Mekkeliler´in davarlarını otlatmaya başladı. Al dığı bu ücretten hem kendisi yararlanıyor, hem de amcasına yar dım etmeye çalışıyordu.

Bundan sonra az mal ile, ya da başkalarının sermayeleriyle ti caret yapmaya başladı. Bu şekilde güvenilir bir kimse olarak ta nındı. Daha sonra da Hatice´nin verdiği mallarla ticaret yaptı. Gü venirlik ve doğruluğuyla tanındığı için Hatice ona, başkalarına verdiği ücretin iki katını verdi. Çünkü onun elinde Hatice´nin ma lı giderek daha çok artmaya başlamıştı. Bundan sonra da Hatice ile evlendi. Servet sahibi oldu. Ama o, kendi şahsı için mal birikti ren bir kimse değildi. Çok büyük yekûn oluşturacak derecede ser­vet sahibi olmadığı bilinmektedir. O, eline geçen kazancı hayır yollarına harcardı. Mesela akrabalarına, muhtaçlara ve darda kalan kimselere yardım için çabalardı. Çeşitli musibet ve felaket lere uğrayan kimselerin yaralarına merhem olurdu.

Böylece Hz. Muhammed (sav), gerçek zahidliğin en büyük ör neğini ortaya koymuştur. Onun zahidliği, mahrum kimselerin za-hidliği gibi değildi. Tam aksine o, muktedir kimselerin zahidliği-ne sahipti. Temiz kazancın yollarına başvurur, sonra elde ettiği kazancı kendi menfaati için değil, başkalarının ihtiyaçlarını gi dermek için harcardı. Bi´setten önce durumu böyleydi. Bi´setten sonra da mal karşısındaki tavrı değişmedi.

Görüyoruz ki, Hz. Muhammed (sav), helal yoldan rızık kazan mak için güzel bir şekilde çalışmayı ihmal etmemiştir. Ama o çalı şırken zevk ve eğlenceye sapmamış, nefsi arzularını tatmin için altın ile gümüş biriktirmemiştîr. Nişanlı atları, davarları ve ekin-leriyle övünmemiştir. Bunları, büyüklük taslamadan, mütekeb-bir davranmadan, malının çokluğuyla övünmeden ve boş yere tü ketmeden uygun yerlere sarfetmiştir.

Bi´setinden önceki yaşantısında, malını hayır yollarına sarfet-tiği bilinmiyor şeklinde bir iddiada bulunulacak olursa, buna ce vap olarak şöyle deriz: Alicenab ve cömert kimseler mallarını açıktan değil gizlice sarfederler. Onun bu alicenablığı ve cömertli ği iki yönden bilinmektedir:

1- Mü´minlerin annesi Hz. Hatice, ona sükunet içinde hitap ederken şöyle demişti: ´Sen muhtaca yardım eder, zayıfı ağırlar ve musibete uğrayan, darda kalan kimseye destek olur, imdadına koşarsın.´

Onun bu yönünü açıklamak için Hz. Hatice´nin bu sözünü nak letmemiz yeterlidir.

2- Çokça kazandığı ve Hatice tarafından kendisine fazlaca üc ret verildiği halde, alayişten uzak durduğu, müstakim bir hayat yaşadığı bilinmekte, fakat onun kendi kazancını biriktirip stok et tiği bilinmemektedir. Bi´setten önce nasıl zahidane bir hayat ya şamışsa, bi´setten sonra da aynı hayatı sürdürmüştür. Helal ka zancı biriktirip çoğaltmak için değil, aksine ahlaki yollara harca mak, zayıflara yardım etmek için talep etmiştir. O, yoksullara yardım etmek için kazanmak peşine düşmüştür. Malını çoğalt mak istemesi, onu başkalarıyla paylaşmak amacına dayanmak tadır. Kendi şahsına ve aile efradına örfi Ölçüyü geçmeyecek ka dar sarfederdi. Ne kendini muhtaç bırakır, ne de israf ederdi. He lal olan az malı harama tercih ederdi. Kendisini helal ve temiz şeylerden yoksun bırakmazdı. Cenab-ı Allah´ın kendisim pey gamber olarak insanlara göndermesinden sonra da bu halini de vam ettirmişti.

Hz. Muhammed (sav)´in cahiliyet ortamında kendi selim fıtra-tıyla ulaştığı zahidliği, zühdün en yüksek derecesi idi. Kendisini irşad edip doğru yola iletecek Kur´an-ı Kerim´in nüzulünden Önce tuttuğu zahidlik yolunun yüceliğini anlamak için, tasavvuf! zühd konusunda bazı mutasavvıfların sözlerini nakledeceğiz. Örneğin, Ibn Ataullah el-Iskenderi, "Hikem" adlı eserinde şöyle demiştir:

"Zahidin dünyada iki alameti vardır. Bu alametlerden biri, ar zu ve şehvet sebeplerinin yokluğunda, diğeri de söz konusu sebep lerin varlığındadır. Mezkur sebepler varken kişi bu sebeplerden yüz çevirirse, bu onun zahidliğini gösterir. Mezkur sebeplerin yokluğunda kişinin bu sebepler hususunda rahatlık duyması, o kişinin zahidliğine alamet olur. Kişinin elinde mevcut bulunan nimetleri başkalarına vererek onları kendi nefsine tercih etmesi, elde mevcut bulunan nimetlere şükürdür. Kişinin nimetlerden yoksun kalması durumunda rahatlık hissetmesi de yoksulluğa karşı bir şükürdür."

Bi´setten önce Peygamber efendimizin zahidliği nimetlerin mevcudiyeti esnasında kişinin başkalarını kendi nefsine tercih edişinden de, nimetlerin yokluğu amnda kişinin rahat etmesi gibi bir zahidlikten de yüce bir zahidliktir. Çünkü o, lezzetlerin sebep­lerini elde etmek için çalışan bir kimsenin zahidliğini gösteriyor du. Bu lezzetlerin sebeplerini elde ettiğinde onları kendine tahsis etmiyor, aksine bu hususta başkalarını kendi nefsine tercih edi yordu. Onun için nimetlerin yokluğu anında gösterilen zahidlik, söz konusu değildi. Çünkü o, nimetlerin varlığını ve yokluğunu beklemiyordu. Başkalarına harcamak, yoksullara vermek ve ken dinden başkalarım yararlandırmak için nimet elde etmeye çalışı yordu. Onun zahidliği, daha Önce de işaret ettiğimiz gibi, nimetle ri elde etmeye çalışan kimsenin gösterdiği olumlu bir zahidlikti. Onun zahidliği, Hind felsefesinden esinlenerek elde edilen mah rumiyet zahidliği değildi. Bu zahidlik başkaları için çalışıp kaza nan kimsenin zahidliğiydi. Kazandıklarının çok az bir kısmını, hayatını sürdürebilmek ve başkalarının yararına olan çalışmala rını devam ettirebilmek için kendi şahsına ayırıyordu.

İmam Ahmed (r.a) zahidliği birkaç mertebeye ayırmıştır:

1- Haramı terketmek.

2- Helalin fazlasını da terketmek. Hatta helalin bir kısmına karşı nefsi frenlemek. Bu mertebedeki zahidliğe sahip olan bir kimse, nefsini helalin bir kısmından uzak tutar. Ama bu helalleri haram saymaz. İleride helalin bir kısmını bulamayacağı ve muh-rumiyete düşeceği ihtimaline karşı nefsini idmanlı kılar. Bu da nefsin süslenip terbiye edilmesidir.

3- Zahidliğin en yüksek mertebesi, kişinin kendi nefsini dünya ile meşgul ederek Allah´ı zikretmekten gafil kalmamasıdır. Bu, arif kimselerin zahidliğidir.

Hz. Muhammed (sav)´in bi´setten önceki zahidliği, bu yüksek mertebeden daha da yüksekti. Çünkü o yaptığı her işte, yerine ge tirdiği her ibadette, düşündüğü her şeyde Allah´] sürekli zikret mekle meşguldü. Kendi nefsi için değil, başkalarının yararına ka zanç sağlamak maksadıyla çalışırdı. O, yaşantısının bütün aşamalarında ibadet eden bir kimseydi. Sırf Allah rızası için çalışıp çabalardı. Nefsin zikrullah ile meşgul alması, ariflerin zühdüdür. Muhammed (sav)´in zahidliği ise bunun çok daha üstündeydi.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 08:49:32 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği rüya tabiri,Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği mekke canlı, Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği kabe canlı yayın, Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği Üç boyutlu kuran oku Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği kuran ı kerim, Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği peygamber kıssaları,Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliği ilitam ders soruları, Bi´setten Önce Peygamberimizin Zahitliğiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &