ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Nedir ?  > Sizden Gelenler (Tasavvuf)  > Kalp Katılığı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kalp Katılığı  (Okunma Sayısı 1083 defa)
01 Aralık 2011, 14:36:16
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 01 Aralık 2011, 14:36:16 »



                    Kalp Katılığı

Ey oğul! Sûfiler her şeyi terkettiler ve dediler ki: "Mâsivâ posa ve kabuktan başka birşey değildir." Onlar özü istediler. Gerekli olanı gereksiz olandan ayırdılar ve özle yetindiler. Gerekli olan Cenâb-ı Hak'ür. O'ndan gayrısı gereksizdir. Hak, kulun talep ettiği şeyde sadâkatini bilirse ona sıhhat, âfiyet ve kendisine yakınlık verir. Bu durumda, "Allah için velâyet" gerçekleşir, içinde korku olmayan bir kalp, polissîz bir memlekete, çobansız bir sürüye benzer. Böyle bir belde harap olmaya, böyle bir sürü kurtlar tarafından yenmeye mahkûmdur. Korkusu olan mal biriktiremez. Bir yerde karar kılamaz, sürekli dolaşır. Sûfilerin yolculuklannın nihâyetî Hakk'a kurbiyet ülkesidir. Yolculuk, kalbin yolculuğudur. Vuslat, "esrar"in vuslatıdır. "Esrâr" (kalp) vâsıl olursa, melik olur; diğer uzuvlar da onun etbâı ve avanesi olur. Kalp Hakk'ın kapısına ulaşınca içeri girmek için izin ister ve öyle girer.

İlminiz ne kadar çok ve ameliniz ne kadar az! îlimden sâdece onu ezberleme ve hikâyeler anlatmak için nasiplendiniz. Bunun size faydası olmaz. Bâzılarınız bu kadar, bu kadar hadîs ezberliyor, ama onların bir harfi ile dahi amel etmiyor. Bu sizin aleyhinize bir delildir, lehinize değil. Diyorsunuz ki; "Şeyhim filan. Falanın sohbetlerine katıldım. Filancadan okudum. Falanca âlime dedim ki.." Bütün bunlar amel olmadan hiçbir şey etmez.

Amelinde sâdık olan kimse şeyhlere vedâ eder, onları geçer. Onlara işâret ederek der ki; "Siz yerinizde oturun; ben bana rehberlik ettiğiniz hususlara erişeyim." Şeyhler kapıdır; bir kapıya yapışıp da evin içine geçmemen doğru olur mu? Allâhü Teâlâ insanlara darb-ı meseller gösterir.

Kulun şakîliğinin (cehennemlik oluşunun) alâmeti kalp katılığı, göz kuruluğu, uzun emeller peşinde koşması, elinde olanda cimrilik etmesi, emir ve nehyi küçümsemesi ve belâ geidiğinde hoşnutsuzluk göstermesidir. Bu vasıflarda birini görürseniz biliniz ki, o şakidir. Katı kalpli olan, kimseye merhamet etmez. Sevincinde de, üzüntüsünde de gözlerinden yaş gelmez. Çünkü gözlerinin kuru olması kalbinin katılığına işarettir. Onun kalbi nasıl katı olmasın ki; o günah, hata, uzun emel, nasîbi olmayan şeye hırs gösterme, haset etme gibi şeylerle doludur. Farz olan zekâtta cimrilik eder. Keffâretleri ödemez. Adakları yerine getirmez. Akrabâlarını araştırmaz. Gücü olduğu halde borcunu ödemez, aksine onu ödemeyi uzatır veyâ inkâr eder. Hakkı hukûku yerine getirmekten ve iyilik etmekten hoşlanmaz. İşte bütün bunlar ve benzerleri şakâvet alâmetleridir.

Allah'ım! Teâlâ şöyle buyurmuştur: "İman etmiş olanların kalplerinin, Allah'ın zikrine ve hak olarak inen şeye karşı (haşyet korku) duyma zamânı gelmedi mi?"(1) O'nun kaderini O'nun aleyhine delil yapmayın. Çalışın, çabalayın. Yapışın, isteyin. Tazarrû edin, ağlayın. O'ndan şefâat isteyin, kendinizi küçük görün. Kapıda sâbit durun, kaçmayın. Bütün işler Allâhü Teâlâ'nın elindedir. İkaz eden de, sakındıran da O'dur. Uyandıran O'dur, uyutan O'dur.

Peygamberimiz (s.a.v.) Cenâb-ı Hakk'ın "Ey örtüsüne bürünen!"(2) nidâsını işitince yatağından kalktı ve iştiyaklı bir şekilde dışarı çıktı, işte Hakk'ın hitâbını duyan kalp de aynen böyledir; O'na hemen icâbet eder ve O'nun talebini yerine getirmeye koyulur, O'na iştiyak duyar. O, kalpleri uyandırır ve kalplere yol gösterir. Senin bir iş yapmanı istediğinde o işi sana kolaylaştırır. Bu bâtıni bir durumdur. Bu kaderdir, ilmidir. Kader üzerinde durmamız ve onu delil göstermemiz uygun değildir. Aksine biz çalışıp, çabalarız. İtiraz da etmeyiz, tembellik de.

Allâh'ım! Bizi kaderinden râzı et, Belâlarına karşı sabır ver. Nîmetlerine güzelce şükretmeyi nasip et. Senden, bizi nîmetin tamâmına erdirmeni, âfiyetin devamlı olmasını ve muhabbette sâbit-kadem olmayı dileriz.

İbrâhîm b. Edhem (v. 161/777) şöyle demiş: "Bir geceyi akşamdan sabaha kadar Allâhü Teâlâ'ya türlü türlü duâlar ederek ve ağlayarak geçirdim. Sabaha doğru gözlerim kapandı. Rüyamda Allâhü Teâlâ'yı gördüm. Bana şöyle buyurdu: Ey İbrâhîm! Bana hiç de güzel duâ etmedin. Şöyle der Allâh'ım! Kaderinden beni râzı et. Belâna karşı bana sabır ver. Nimetlerine güzelce şükretmemi nasip et. Senden nîmetin tamâmını, âfıyetin devâmını ve muhabbette sebatlı olmayı diliyorum." Uyandım ki, bu sözleri tekrar ediyorum."

Cenâb-ı Hakk'a kulluğu sapasağlam yapan kimse, halktan kurtulur ve Rabbi ile yetinir, O'nunla berâber olmak ona yeter; başkalarıyla olmaya ihtiyaç duymaz. Hz. Peygamber ona yeter; başka bir şeye ihtiyaç duymaz. Aksine diğerleri ona muhtaç olur.

Sûfiler, Allâhü Teâlâ'dan kendisinden başka bir şey istemezler. Onlar nimet bahşedeni isterler, nîmeti değil. Hâlık'ı isterler, halkı değil. Yemekten, içmekten giyinmekten, nikahtan ve dünyâya meyletmekten kaçmışlardır. O'na kaçmışlardır. Onlar sırf O'nun rızâsı için ibâdet ederler, nefsin azığı ve ziyâfet evi değil. Derler ki; "Zahmeti ne yapalım? Biz rahmet istiyoruz. Biz mahbub ile zahmetsiz halvet istiyoruz." Sen hiç yemek, içmek veyâ başka bir ihtiyâcını gidermek için dotaşan misâfir gördün mü? Muhabbet iddiâsındasın ve uyuyorsun! însan ya muhibdir, ya da mahbubdur. Eğer sen muhib isen, muhib nasıl uyur? Eğer sen mahbub isen, ey iddiâcı, muhib senin misafirindir! Haberiniz yok! Yakında O'nun haberini alırsınız. Hemen veyâ daha sonra, iddianızın karşılığını göreceksiniz.

Ey âlimler! Ey ilim öğrenenler! İlim maksat değildir, maksat ilmin meyvesidir. Meyvesi olmayan ağacın ne faydası olur? İlmin meyvesi ancak amel ve ihlastır. Kitap ve Sünnet araçtır; onlarla amel edilir, iş yapıkr. Kendisiyle iş yapılmazsa âlet nasıl faydalı olur? Sanatkâr, bir iş yaptıktan ve yorulduktan sonra onun ecrini kazanır.

Dünyâ sofrasını, varlığı ve halktan geçinceye kadar sana konuşma hakkı yok! Ondan geçtiğin zaman her şey sana ayan beyan olunur, keşfolunur, şerh olunur. Allâhü Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Allâh'a karşı takvâ sâhibi olun ki, O size ilim öğretsin."(3) Yine şöyle buyurmuştur. "Allah'a karşı takvâ sâhibi olan kişiye O bir çıkış yolu yapar ve onu ummadığı yerden rızıklandırır."(4)

Takvâ her hayrın başıdır; dünyânın, hikmetin, ilmin, kalp ve sır safâsının geliş sebebidir. Tavkâ sâhibi olun ve sabredin. İmâmın başı sabır ve vücûdu ameldir. Bundan dolayı Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Beden için baş ne ise, îman için de sabır odur."(5) Bütün ameller, Allâhü Teâlâ'nın takdfrinin altında ancak sabır ile tamamlanır. Sabırlı olun, sebâtlı olun, vera sâhibi olun. Halvette de, celvette de vera sâhibi olun, Başkalannın kısmetine karşı zâhid olun, kendi kısmetlerinizden de yüzçevirin.

Sen dîne mukâbil makam-mevki elde ediyorsun. Sen kendine gelirler, dinarlar, elbiseler, evler, komşular, şâhinler, hizmetçiler biriktiriyorsun, Bunların hepsi boş bir hevestir. Yakında onlardan aynlacaksın. Rabbine dön. Gittiğin yanlış yoldan dön. Bâtılı, kanşıklığı, deliliği bırak. Başkasına terkedeceğin şeyi nasıl toplarsın! Oysa onun hesâbını yalnız vereceksin! Topladığın şeylerin sana zerre kadar faydası yok. Ondan senin eline, onun isbâtından, hesâbından, korkusundan, kaybolmasından ve pişmanlıktan başka bir şey geçmeyecek. Aklın yok! Benden akıl satın al. Benim karşıma geç ve öğüdümü dinle. Ben senin bilmediğini biliyorum. Ve âhiretle ilgili senin görmediğini görüyorum.

Yazık sizlere! Sâlih amel, sizi kabirde azaptan kurtaracak ameldr. Hz. Peygamber'den şöyle rivâyet olunmuştur: "Mü'min kabre konulduğu zaman, sadakası başında oturur, namazı sağında oturur, orucu solunda oturur, sabrı ayaklarında oturur. Azap başı tarafından gelir, sadakası der ki: Benden sana geçit yok. Sağ tarafından gelir; namazı der ki: Benden sana geçit yok. Sol tarafından gelir; orucu der ki: Benden sana geçit yok. Sabrı der ki; Ben de burada hazırım, ihtiyaç durumunda ben de yardıma hazırım!"(6)

Ey cemâat! îmânınızı zayıf hissettiğiniz anda fakirlerle kendinizi eşit tutun ve onlara îsârda bulunun yâni ihtiyaç ânında onları kendinize tercih edin. İmanın kuvvetli olduğu anlarda da onlara yardım edin ve tebessümle yine îsârda bulunun. Fakirleri atâ ve ihsanla karşılayın veyâ elinizde bir şey yoksa onlan güzel bir sûrette geri çevirin. Hz. Peygamber'den şöyle rivâyet olunmuştur: "Dilenci, Allâhü Teâlâ'nın kuluna hediyesidir."(7)

Yazık sizlere! Allâh'ın hediyesini kerih görüyorsunuz, reddediyorsunuz ve kabul etmiyorsunuz. Yakında cezânızı görürsünüz. Fakirlik size gelecek, zenginliğini alacak ve onun yerine geçecek. Hastalık gelecek, afiyetinizi bozacak ve onun yerine oturacak. Rabbinizin dilenciye vermeniz için size bahşettiği önemli nîmetleri hiç hatırlamıyorsunuz. Mü'min bilir ki, Rabbi dilenciyi kendisine, elindeki nîmetlerden bir şeyler versin diye göndermiştir. Ve o, dilenciye bir şeyler verdiği zaman, ona en güzel bir sûrette ikram eder ve onun kendisine gönderilmesini kabul eder. Ona dünyevî ve uhrevî nîmetlerden bol bol, çokça ve en güzel bir şekilde verir.

Ey dünyâ İşleri peşinde koşanlar! Makam ve mevki için sultanlara, emirlere ve zenginlere gidin; bu hususta "Meliklerin meliki"ne gitmeyin. O zenginlerin en zenginidir ve hiçbir zaman ölmez. Hiçbir zaman fakir ounaz. O'na bir borç verdiğin zaman, onun karşılığını kat kat verir. Dünyâda bir dirhemine karşılık on dirhem verir. Âhirette de eksiksiz sevâbını verir. Dünyâda bereket, âhirette de sevâp verir. Onun "Allah size onun (infâkınızın, sadakanızın) devâmını nasip eder"(8) buyurduğunu işitmedin mi?

Allah'ım! Seninle alışveriş yapmakla bizi rızıklandır. Sana hizmetimizi güzel yapmayı nasip et. Bütün hizmetlerle birlikte senin kapında durmayı bize nasip et. "Bize dünyâda da, âhirette de güzellik ver ve cehennem azâbından bizi koru."(9) Amin.
 
1) Hadid, 57/16.
2) Muddessir, 74/l.
3) Bakara,2/282.
4) Talâk, 65/2-3.
5) ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kalp Katılığı
« Posted on: 17 Eylül 2019, 23:36:55 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kalp Katılığı rüya tabiri,Kalp Katılığı mekke canlı, Kalp Katılığı kabe canlı yayın, Kalp Katılığı Üç boyutlu kuran oku Kalp Katılığı kuran ı kerim, Kalp Katılığı peygamber kıssaları,Kalp Katılığı ilitam ders soruları, Kalp Katılığı önlisans arapça,
Logged
05 Şubat 2016, 18:51:25
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.266


« Yanıtla #1 : 05 Şubat 2016, 18:51:25 »

Esselamu aleykum.Kalbin katiligini ve yumuşamasıni yalnizca Allah sebeb olur.Çünkü kalpler yalnizca allahin elindedir.Ve kul Allahi zikir ettikce Allahi andikca kalp beslenir ve yumuşar.Rabbim razi olsun paylasimdan Ruveyha abla...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &