ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans

๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ => Sizden Gelenler (Peygamber Efendimiz ) => Konuyu başlatan: ღAşkullahღ üzerinde 11 Ekim 2010, 14:58:42



Konu Başlığı: Hayatindan seçmeler 3
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 11 Ekim 2010, 14:58:42
PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V) HAYATINDAN SEÇMELER 3



Hz. Peygambere Mektup


Bismillahirrahmanirrahim

Sevgili Peygamberim, kalbimde senin yerini, sana olan sevgimi anlatamam ama
insan sevdiğini sevdiğine söyleyemezse bunun bir anlamı olur mu? Sana olan
sevgimi nasıl anlatayım. Benim seni sevdiğimi bilmeni o kadar çok isterdim ki, beni
tanımanı, beni de senin sevmeni benim varlığımı bilmeni. Bir bilseydin sana olan
sevgimi , bir bilseydim senin de beni sevdiğini.

Senin sevgini kazanabilmek için ne yapabilirim Ya rasulullah. Kendimi o kadar
dünya işlerine kaptırmışım ki ben bile ne yaptığımın farkında değilim. Sanki
sonbaharda bir ağaçta kalmış son bir yaprak gibi kendimi yalnız hissediyorum. Ve
rüzgar beni almış koparmış uçuyorum bilmediğim yerlere. Rüzgarın eline esir
olmuşcasına, dünyanın zevklerine esir olmuşcasına , rüzgarla uçuyorum. Sonra bir
nur denizine düşüyorum. O sensin Ya RasulALLAH. Seni buldum ya Ya RasulALLAH
rüzgar beni uçurmasın. O nur denizinde boğulayım. Senin nurunla bende
nurlanayım. Beni yanından hiç ayırma Ya RasulALLAH, beni bırakma. Beni rüzgara bir
daha verme. Ağacıma dahi geri dönmek istemiyorum. Senin yanındayken bütün
kötülüklerden uzak olurum. Senin yanında olmak sana kavuşmak , seninde beni
sevdiğini bilmek. Başka ne isteyebilirim ki. Bütün insanlar senin sevginle yanarken,
seninde beni sevdiğini bilmek. Biliyorum ki senin bizi sevmen senin güzel ahlakına
sahip olmak demektir.

Allahım bize peygamber efendimizin ahlakıyla yaşamak nasip et ki, peygamber
efendimizin sevgisine layık olalım. Bu dünyada sana hasret yaşıyoruz Ya
RasulALLAH. Bu dünyada göremedik nur yüzünü, olamadık yanında, savaşamadık ta
şehid bile olamadık senin yolunda. Bu aciz ümmetini ne olur sev Ya RasulALLAH.

Allahım ne olur affet bizi. Peygamber efendimizin yüzü suyu hürmetine affet. Bu
aciz kullarını ne olur yolunda ayırma, ayırma ki sana kavuşalım. Senin sevginden
ver bize verki senin sevginle herşeyi unutup sadece senin için yaşayalım.
Günahımız binlerce , mağfiretine sığındık ,mağfiret et ne olur, ne olur Allahım...




Efendimiz (sas) örneğimizdir

O insanların en cömerti idi. Onun yanında ne bir dirhem ne de bir dinar gecelememişti.

O hayâca insanların en mükemmeli idi. Gözünü kimsenin yüzüne dikmezdi.

Açlıktan karnına taş bağlar, önüne konulanı yer, bulduğunu geri çevirmezdi.

O insanların en alçak gönüllüsü, kibirsiz olarak en suskunu, lafı uzatmadan en beliğ konuşanı ve en güleryüzlüsü idi.

Medine’nin öbür ucundaki hastaları ziyarete gider ve akrabalara ilgisini devam ettirirdi.

Kaba kimselerin kendisine bağırmalarına sabır gösterirdi. Kimseye eziyet etmezdi.

Allah için amelden veya nefsinin ıslahından başka şeylerle de vakti geçmezdi.

Miskini yoksulluğundan ötürü horlamaz, zengine de varlığından ötürü yüceltmezdi. İkisini de eşit olarak Allah’a davet ederdi.

Hür, köle, cariye, fakir, zengin, kim olursa olsun kendisinden yardım istemeye gelen herkesin ihtiyacını, muhtaç kişiyle birlikte halletmeye çalışırdı.

Yolda karşılaştıklarına ilk önce selam vermek, bir ihtiyaç için karşısına çıkan adamı (kendisi ayrılmadan onu) bırakıp ayrılmamak onun güzel huylarındandı..




Ödeştik
Peygamberimiz eşleriyle de şakalaşırdı. Hatta Hz. Aişe Validemizle şakalaştıkları gibi, yarış bile yaparlardı. Birinci yarışta Hz. Aişe Annemiz onu (a.s.) geçmişti. İkinci yarışta ise Allah Rasulu Hz. Aişe Annemizi geçmiş sonra da tebessüm ederek, şöyle buyurmuşlardı:  Ödeştik.



Merhamet etmeyene

Allah Rasûlü (a.s.) Hz. Hasan'ı öperken yanında bulunan Akra bin Habis bu tabloyu görünce:
Benim on çocuğum olduğu halde şimdiye kadar hiçbirini öpmedim, der . Allah Resûlü (a.s.) şöyle buyururlar.
Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.




Hz. Muhammed Hicret’ten 52 yıl önce (Milâdi 570), Rebiülevvel ayının 17. gününde Mekke şehrinde dünyaya gelmişlerdir. Babası, Hz. Abdullah daha Hz. Muhammed dünyaya gelmeden, 25 yaşlarında vefât etmiştir. Annesi, Hz. Âmine’yi ise 6 yaşında iken kaybetmiştir. Küçük yaşta babasını ve annesini kaybeden Hz. Muhammed’i, dedesi Abdülmuttâlib himayesine aldı ve o zamana kadar kimseye verilmemiş olan Muhammed adını kendisine verdi. O da bir yıl sonra vefât edince, Hz. Muhammed’i amcalarından, Hz. Ali’nin babası Hz. Ebû Tâlib yanına alıp büyütmüştür. Hz. Muhammed Mekke’nin en büyük ailesi olan Hâşimiler’dendi.

Peygamberler, Peygamber olarak dünyaya gelirler ve o vazife için yaratılmışlardır. Peygamberlik gibi ağır bir emaneti yüklenmek için bir hazırlık devresi geçirirler, sonunda ilâhi vahye mazhar olurlar ve insanlara ilâhi emirleri tebliğe başlarlar.
Hz. Muhammed’in hayatı, Peygamberliğini açıklamaya emir alıncaya kadar; sade, temiz, çok dürüst ve yaşayışı da insanlığa örnek bir yaşayış idi.
Hz. Muhammed genç yaşlarında iken bütün Hicâz’da, daha Peygamberlik gelmeden önce, huylarının güzelliği ve her hususta emin oluşları dolayısıyla, Araplar tarafından “Muhammed’ül Emin” diye anılmaya başlanmıştı. Babasından mal, mülk, bir şey kalmadığı için bir hayli fakirdi; yalnız çok soylu bir aileden olduğu için çok itibar görürdü.


 


ALINTI