ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Kuran-ı Kerim > Sizden Gelenler( Kuran-ı Kerim) > Kurânı Kerim de bütünlük
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kurânı Kerim de bütünlük  (Okunma Sayısı 835 defa)
25 Eylül 2010, 18:05:58
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 25 Eylül 2010, 18:05:58 »



Kur'ân-ı Kerim'de Bütünlük


Bir kelamın beliğ olabilmesi için kelime ve cümleler arasında daima bir tertip ve insicam aranır. Kur'an-ı Kerim belagatta eşsiz ve emsalsiz bir eser olduğuna göre, gerek kelime ve cümlelerin tertibinde, gerekse birbirini takip eden bu kelime ve cümleler arasındaki mana yönünde üstün bir insicamın varlığı muhakkaktır. Burada "bütünlük"ten kasdımız da bu manadadır.

İbn-i Atiyye, Kur'an için şöyle der: "O öyle bir kitaptır ki ondan bir kelime çıkarılsa ve sonra bütün Arap lisanı altüst edilse, ondan daha münasip bir kelimenin oraya gitmeyeceği sabittir."1

Kur'an'daki tenasüp ve bütünlüğün nasıl olduğunu görmek isterseniz onun herhangi bir yerine bakın, göreceksiniz ki ne israf ne de kısma olmaksızın, insanın tam ihtiyacına göre ayarlanmış bir beyanla karşı karşıya geleceksiniz. Anlatılmak istenen, en öz ve en net lafızlarla ifade edilir. Cümlelerindeki kelimelerin, ayetlerindeki cümlelerin konumunda mana ile birlikte lafzı da tazammun eden hayat iksiri bulunur. Bakıllani'nin dediği gibi: "Devamlı surette, peş peşe tazelenen güzellikler görürsünüz."2

Kur'an-ı Kerim'de birbirini takip eden ayetler arasındaki münasebet bazen açıkça görülür. Bu ayetler birbirinin manasını tamamlayıcı mahiyettedir. Şöyle ki, ikinci ayet birincinin tekidi, tefsiri ya da tafsili olabileceği gibi, ikinci birinciden bedel, atıf da olabilir. Böyle olunca da aralarında başka bir münasebet aramaya lüzum kalmaz. Bazı ayetler de vardır ki aralarında münasebet açıkça görülmez. Mesela bir surede; itikad, amel, ahlak, vaaz, temsil, va'd, vaîd gibi konular yer almaktadır. İşte ilk bakışta çeşitli konulara tahsis edilmiş bu ayetler arasında münasebet tesis edebilmek için birtakım marazi rabıtalara ihtiyaç vardır ki müfessirler bu rabıtaları farklı biçimlerde tespit etmişlerdir.

Müfessirler, "ayetin cümleler veya ayetler arasında mantıki bir yakınlık olmadığı intibaını uyandıran konular neden birbirini takip etmiştir? Acaba aralarında nasıl bir münasebet kurulabilir?" gibi soruların cevabını vermişlerdir. Mesela Buruc suresinde bir ayetin içinde sema ile deveyi aynı anda zikretmiştir. Yaratılış açısından birbirinden farklı olan sema ile devenin arka arkaya gelmesinde, ne gibi bir münasebet olabilir?

Bu hususu Tahrim süresindeki birbirinden farklı konular açısından görelim; Tahrim suresinde Peygamber Efendimiz, eşleri, müminler, kâfirler, münafıklar, Hz Nuh ve Hz. Lut'un hanımları, Firavun'un hanımı ve Hz. Musa gibi birbirlerine zıt gibi görünen sekiz insan tipi yer almaktadır. Üstelik bu 12 ayetlik kısa bir surede birer-ikişer ayetlik pasajlarla bahis konusu edilmektedir.

Burada Tahrim süresindeki konu bütünlüğünü yakalayabilmek için müfessirlerin ortaya koyduğu genel kaideyi uygulamak gerekecektir. Bikai, bu genel kaideyi şöyle ifade eder: "Kur'an'ın tamamında ayetler arasındaki münasebeti tespit edebilmek için önce surenin serdedildiği maksada, sonra bu maksadı destekleyen mukaddimelere ve maksada uzaklık ve yakınlık bakımından bu mukaddimelerin derecelerine bakılır. "3

Şimdi bu genel kaideyi Abdülhamid Ferahi'nin Tahrim suresi tefsiri ile uygulayalım; Tahrim suresi, Hadid suresi ile başlayan on medeni surenin sonuncusudur. Bu on surenin ortak maksadı, müminleri kötü âdet ve alışkanlıklardan arındırma ve güzel hasletlerle bezemedir. Bu sure aynı zamanda ahkâm ayetleri ihtiva eden son suredir. Buna göre surenin maksadı, "Her insan, yaptığı her işten, hareketten sorumludur ve bu yaptıklarına karşı kendisi tek başına hesap verecektir."4

Bu ana maksattan sonra yukarıda daha önce zikredilen maddeler ise ana maksadı destekleyen mukaddimelerdir. Yani, Hz Peygamber'in Allah'ın helal kıldığı şeyi kendisine haram kılması, Peygamberimizin hanımlarının itab edilmeleri, müminlerin kendileri ve eşlerini ateşten korumaları, kâfirlerin yaptıklarından mes'ul olacakları, münafıklara karşı Efendimiz'in sert tavır takınması, Hz. Nuh ve Hz. Lût'un hanımlarının cehennemlik oluşları, Firavun'un karısının cennetlik oluşu ve Hz. Meryem gibi iffetlerini koruyanların cennetle mükâfatlandırılacakları gibi birbirinden farklı gibi görünen konuların ana maksatla düşünüldüğünde sure-i celilede büyük bir bütünlük ortaya çıkmaktadır.5

Konuyu tavzih için bir başka misal daha verelim;

Bakara suresi 189. ayetini okuyan kimse, hilallerin ahkâmı ile evlere arkalarından girmenin hükmü arasında ne gibi bir münasebet var? diye mutlaka soracaktır. Aslında hilal şeklindeki yeni doğan aylarla, evlere arkalarından girme arasında ilk bakışta hiçbir alaka görülmemektedir.

"Sana hilal şeklinde yeni doğan ayları sorarlar. De ki: Onlar insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir. İyi davranış asla evlere arkalarından gelip girmeniz değildir. Lakin iyi davranış, sakınan (ve ölçülü giden) kimsenin davranışıdır. Evlere kapılarından girin, Allah'tan korkun, umulur ki kurtuluşa eresiniz" 6

Sorulan bu soru ile verilen bu cevap arasında bir bağ bulup ayetteki ifadeler arasında münasebet kurabilmek için nüzul sebebi, hangi olay nedeni ile nazil olduğu ve Kur'an'ın o günkü muhatabı olan Müslümanların adetlerini bilmek gerekecektir.

Ensar'dan Muaz b. Cebel ile Salebe b. Ganem. Ya Resulallah, bu ne haldir? Hilal iplik gibi incecik beliriyor, sonra büyüyor, tamamlanıyor, sonra da eksile eksile önceki haline dönüyor? diye sormuşlardı. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.7 Bu soruya verilen cevaba ilaveten gelen ayetin ikinci bölümüyle ilgili olarak Ensar'ın cahiliye döneminden kalma bir adetinin kaldırıldığı rivayet edilmektedir ki o da şudur: Ensardan bazıları hac veya umre için ihrama girdiklerinde çok lüzumlu bir ihtiyaçları varsa eve, bağa, çadıra, kapılarından girmezler, evde oturanlar evin arkasından bir delik açar, oradan girer, çıkar veya arkadan bir merdiven atar, o delikten içeri inerlerdi. Çadırda oturanlar da çadırın arkasından dolanıp oradan girerler ve bunu da birr/iyilik olarak kabul ederlerdi.8

Bu iki hadiseyi öğrendikten sonra söz konusu ayetin ifadeleri arasında münasebet kurmak kolaylaşacaktır. Şöyle ki; hilallerin durumunun değişmesinin hikmetini sorduklarında onlara cevap olarak kısaca "Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir"9 denilmekte, hilallerle ilgili olarak onların öğrenmek istedikleri aydaki bu değişikliklerin sebep ve hikmeti üzerinde durulmaktadır. Âdeta onların bu soruları kısaca cevaplandırıldıktan sonra cevaba ilave olarak onların iyilik sanarak yaptıkları, cahiliye döneminden kalma anlamsız bir âdet olan ihramlı iken evlere ve çadırlara kapılarından girmeme olayı gündeme getirilerek şöyle denilmektedir: "Siz, hilallerin halini bırakın da, iyilik kabul ederek yaptığınız şu cahiliye döneminden kalma evlere kapılarından girme yasağına bir bakın ve kendi halinizi düzeltin. Çünkü evlere arkalarından girmek iyilik değildir. İyilik takva sahibi kimsenin davranışıdır. Artık evlere kapılarından girin."

Burada sorulması gereken husus bırakılıp kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen bir hususun sorulmasına dikkat çekilerek; "Nasıl ki iyi bir hareket kabul ederek kapılarını bırakıp evlere arkalarından girmeniz yanlış bir şey ise, Hz Peygamber'e ayın hareketleriyle ilgili soru sormanız da eve kapıyı bırakıp bacadan girmeniz gibi bir şeydir." denilmiştir. Bu ayetteki ifadeler arasında istidrat olduğu ekser müfessirin tarafından müşterek ifade edilen bir husustur.10 Onlar hilallerle ilgili soru sorduklarında kendilerine kısa bir cevap verilerek birr ve takva konusuna geçilmektedir.

Burada zikrettiğimiz bütünlükle ilgili olarak Bediüzzaman'ın yaklaşımını da zikretmek gerekir. Merhum, "İşaratü'l-İ'caz" adlı eserini bütünüyle ayetler arasında akıllara durgunluk veren bu bütünlüğe tahsis etmiştir.

"İşaratü'l-İ'caz"da önce, ele alınan ayetin bir önceki ayetle münasebetini zikreder.11 Ayetin önceki ayetle arasındaki münasebeti gösterdikten sonra ayetin cümleleri, kelimeleri hatta o cümlede geçen harf-i tarif, harf-i cer, zarf ve zamir gibi unsurların hepsini tek tek ele alıp incelemektedir. Ayrıca ayette geçen cümlelerin maksatlarını da gösterir. Hatta ayetin önceki ayetle münasebetinin yanında daha önceki ayetlerle aralarında irtibat kurmaktadır.12 Bediüzzaman Bakara suresinin 26. ayetinin münasebet vecihlerini sayarken "Bu ayetin irtibat vecihleri üçtür. Bu ayetin meali, hem makabline, hem mabadine ve hem Kur'an'ın tamamına bakıyor"13 diyerek üç açıdan ayetin münasebetini göstermiştir.

Üstad'ın bu bütünlüğü göstermesine "İşaratü'l-İ'caz"da baştan sona görmek mümkün. Biz sadece bir ayetteki altı kelimede nasıl bir icazın olduğunu görmeye çalışalım:



"Onlar gaybe inanırlar, namazlarını kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar."14

Burada "müttakiler"in üç özelliği sayılıyor. Gaybe iman, namaz ve infak. Bunlardan iman asıldır. Diğer iki özellik ise bu aslı tamamlayan en önemli unsurlardır. Bu ayetin ifadeleri arasındaki uyum o kadar açıktır ki burada bir münasebet aramaya çalışmak tekellüf olur. Ayetin son cümlesindeki kelime ve harflerin nazmından infakla ilgili bazı amelî ve ahlakî hükümler çıkmaktadır.

"Kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar." 15

1. Teb'iz ifade eden "min" infakta israf edilmemesine,

2. "Mimma"nın önce gelmesi infakın kendi malından yapılmasına,

3. "Razekna" minnetin olmamasına, çünkü veren Allah'tır, kul ise bir vasıtadır,

4. Rızkın "-na"ya isnadı fakirlikten korkulmamasına,

5. Rızkın mutlak olarak zikredilmesi, sadakanın mal haricindeki ilim ve fikir gibi şeylere de şamil olmasına,

6. "Yünfikun"daki "nafak...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kurânı Kerim de bütünlük
« Posted on: 17 Eylül 2019, 03:47:19 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kurânı Kerim de bütünlük rüya tabiri,Kurânı Kerim de bütünlük mekke canlı, Kurânı Kerim de bütünlük kabe canlı yayın, Kurânı Kerim de bütünlük Üç boyutlu kuran oku Kurânı Kerim de bütünlük kuran ı kerim, Kurânı Kerim de bütünlük peygamber kıssaları,Kurânı Kerim de bütünlük ilitam ders soruları, Kurânı Kerim de bütünlük önlisans arapça,
Logged
10 Ekim 2016, 17:33:12
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.266


« Yanıtla #1 : 10 Ekim 2016, 17:33:12 »

Esselamu aleykum.Kur ani kerimi okuyan ve butunlugu saglayip hayatini kur an ve islam yolunda giden kullardan olalim inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &