ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Kuran-ı Kerim > Sizden Gelenler( Kuran-ı Kerim) > Kurân mûsikisindeki icaz
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kurân mûsikisindeki icaz  (Okunma Sayısı 1016 defa)
07 Ekim 2010, 14:32:30
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 07 Ekim 2010, 14:32:30 »



Kur'ân Mûsikisindeki İ'caz: Ses - Manâ Uyumu

İ'câz kelimesi lügatte, “âciz bırakmak” anlamına gelir (İ. Manzur 1990, 5: 369; el-İsfahanî 1992, 547). Bir şeyin benzerini yapmaktan âciz bırakan şeye de “mu'cize” denir (Müslim 1999, 18). Bu bakımdan Kur’ân-ı Kerim, Hz. Peygamber'in en büyük ve ebedî mu'cizesidir.

Bütün peygamberler ilâhî bir vazife ile Allah tarafından gönderilmiş ve mu’cize ile teyit edilmişlerdir. Bu hususu Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmektedir: “Gönderilen her peygambere nübüvvetini teyit eden mucizeler verilmiştir. Bana verilen ise, Allah'ın gönderdiği vahiydir. Onun için kıyamet günü ümmetimin sayıca diğer peygamberlerin ümmetinden çok olmasını ümit ediyorum.” (Buharî, “Fedailü'l-Kur’ân”, 1).

Geçmiş peygamberlerin mucizeleri, sadece o devirde yaşayanlar ve orada hazır bulunanlar tarafından müşahede edilebilirdi. Kısaca ifade etmek gerekirse, onların mucizeleri sürekli değil, geçici ve hissî idi. Meselâ, sihrin revaçta olduğu ve ünlü sihirbazların yaşadıkları bir devirde, Hz. Musa'ya sihirli bir âsâ verilmiş, bununla sihirbazlar mağlup edilmiştir. Tıbbın ilerlediği bir zamanda gelen Hz. İsa'ya ise bu alanda büyük mucizeler verilmiş ve O (a.s.), anadan doğma kör, dilsiz ve sağır olan hastaları iyileştirmiş, ölüleri diriltmiştir. Önceki peygamberlerin getirmiş oldukları hissi mucizeleri vefatlarından sonra varlık âleminden silinmişlerdir. Onların varlıkları ancak Kur’ân-ı Kerim'in haber vermesiyle bilinmektedir (Zerkanî 1980, 2: 336).

Hz. Muhammed (s.a.s.)'in mucizesi ise bütün insan fakültelerine hitap ediyordu ve kalıcı idi. Onun zamanında Arap dili ve belâgatı en yüksek dereceye ulaşmış, âdeta altın çağını yaşıyordu. İşte böyle bir devirde sunulan en büyük mu’cize, hiç şüphesiz ki, belâgat ve fesahatin en büyük timsali olan ve taklidi mümkün bulunmayan Kur’ân-ı Kerim'in ümmi nebî Hz. Muhammed (s.a.s.)'e vahyedilmesi olmuştur. Kur’ân, Yüce Allah'ın ezelî kelâmıdır. Onun bir benzerini getirmek mümkün değildir.

Bir Arap şairi ne güzel der:

Önceki peygamberlerin getirdikleri mucizeleri yok olup gitti.

(Ey Muhammed!) Senin getirdiğin kitap kıyamete kadar yok olmayacaktır.
Çünkü zaman uzadıkça onun âyet-i kerimeleri yenilenmektedir.
Eski(mez)lik asaleti onun âyetlerini süslemektedir
(Sabunî, 136-137).

Peygamber Efendimiz tebliğ vazifesine başlayınca, Araplar ondan risalet ve nübüvvet görevi ile görevlendirilmiş bir kişi olduğuna dair deliller istediler. Peygamberimiz onlara Allah Tealâ'nın şu âyetleriyle cevap verdi:

“Ona Rabbinden mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?” derler. De ki: “Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım. Kendilerine ok unan bir Kitab'ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.” (Ankebût, 29/50-51).

Cenab-ı Hakk'ın, Resûlünün peygamberliğinin doğruluğuna ve onun ancak bir mübelliğ olduğuna dair Kur’ân'da bu âyetlerle vermiş olduğu teminata rağmen onlar, inatlarında ve inkârlarında ısrar ettiler ve ondan yüz çevirerek:

“Âyetlerimiz onlara okunduğu zaman, 'İşittik, işittik! İstesek biz de aynısını söyleyebiliriz; bu sadece eskilerin masallarıdır'.” (Enfâl, 8/31) dediler. Müşriklerin inkârcı tutumları karşısında Yüce Allah (c.c.), Peygamberinin haklılığını ve Kitabının eşsizliğini ispat için onlara meydan okuyarak şöyle buyurdu: “Doğru (sözlü) iseler haydi onun gibi bir söz getirsinler.” (Tûr, 52/34). Allah, onlara bu hususta uzunca mühlet verdi, yapamadılar. Sonra, asılsız uydurma şeyler dahi olsa tesir ve belâgat bakımından on sûrenin benzerini yapmalarını onlardan istedi: “Yoksa, 'O'nu uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Öyleyse siz de onun benzeri on uydurulmuş sûre getirin; eğer doğru (sözlü) iseniz Allah'tan başka, çağırabildiklerinizi de (yardıma) çağırın (da bunu yapın)!'” (Hûd, 11/13) Bunu da yapamayınca, bu defa Kur’ân'ın benzeri kısa bir sûre getirmelerini istedi:

“Yoksa 'O'nu uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Eğer doğru (sözlü) iseniz haydi onun benzeri bir sûre getirin ve Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın!'” (Yûnus, 10/38) Bunu, daha sonra Bakara sûresi, 23. âyetinde de tekrar etti. Bütün gayret ve çabalarına rağmen Kur’ân'ın kısa bir sûresinin dahi bir benzerini getiremediler. Bundan sonra da ortaya çıkan acziyetlerini Yüce Allah şöyle ilân etti:

“De ki: 'Andolsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur’ân'ın bir benzerini meydana getirmek üzere toplansalar, yine onun benzerini meydana getiremezler. Birbirlerine arka ol(up yardım et)seler de (bunu yapamazlar).'” (İsrâ, 17/88)

Kur’ân'ın açıkça meydan okuyuşu karşısında onların kin ve nefretleri galeyana geldi ve Kur’ân'ın bir benzerini yapmak için bir hayli uğraşıp didindiler. Çalışmalarının en ufak bir semeresini alamadıklarını görünce de şaşkına döndüler, Kur’ân'ın -hâşâ- bir “sihir”, veya “kehanet” veyahut da “şiir” olduğunu söylemeye cüret ettiler (Zuhruf, 43/30; Sâffât, 37/36). Kur’ân'ın bir benzerini ortaya koyamayınca, artık Müslümanlarla alay etmeye, onlara hakaret etmeye başladılar. Müslümanlara eziyet etme yolunu da denedikten sonra kılıca sarıldılar ve neticede de Hz. Peygamber Efendimiz'i asıl vatanı Mekke'den hicret etmek zorunda bıraktılar (Karaçam 1990, 116).

Kur’ân pek çok yönden mu'cizdir. Yani onun i’cazını sadece dili, üslubu ve fesahatinde aramak hatalıdır. Kur’ân 23 senede inmiş olmasına rağmen sanki bir defada inmiş gibi insicam ortaya koyması, ihtiva ettiği ilimler, geçmiş ve geleceğe dair verdiği gaybî haberler ve her asırda beşerin bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir nitelikte olması, onun i'caz yönlerinden bazılarıdır.


Kur’ân'da Lâfız, Manâ ve Ses Uyumu

Bazı İslâm âlimleri Kur’ân'ın mu’cizevi yönlerini iki yüze kadar çıkarmaktadır. İşte Kur’ân'ın mucizevi yönlerinden biri de âyetlerdeki kullanılan lafız, mana ve ses arasındaki uyumdur. Yani Yüce Allah, âyetlerde kullandığı lafızları öyle mükemmeldir ki, bu lafızların anlattığı manâ ile sesin bir uyum içinde olduğunu görmekteyiz. Biz burada Kur’ân'ın lâfız, mana ve ses uyumu açısından i'cazını örneklerle açıklamaya çalışacağız.

Örnek 1:

“Allah, kimi doğru yola iletmek isterse onun göğsünü İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse onun göğsünü (o kimse) göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar. Allah, inanmayanların üstüne işte böyle pislik çökertir.” (En'âm, 6/125).

Bu âyette Yüce Allah, doğru yola iletmek istediği kimsenin gönlünü İslâm'a açacağını, saptırmak istediğinin gönlünü de göğe doğru çıkmak isteyen insanın göğsünün daralması gibi daraltıp sıkacağını bildirmektedir.

Bu âyette bir fizik yasasına işaret vardır. Yüce Allah: “Allah, kimi saptırmak isterse, onun gönlünü göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar.” buyuruyor. Âyet, mü'minle kâfirin ruh halini belirtmek için verdiği örnekle göğe yükselen insanın göğsünün daralacağına, tıkanacağına, o adamın güçlük çekeceğine işaret etmiştir.

Bilindiği üzere yükseğe çıktıkça hava basıncı düşer nefes almak güçleşir. Nefes alması güçleştikçe göğsü daralıp sıkılmaya başlayan insan, boğulacak gibi olur. Her yüz metre yükseldikçe basınç bir derece azalır (Ganong 1996, 2: 841; Komisyon 1986, 2: 809-810). 15-16 bin metre yükselince özel cihazlar olmadığı takdirde insan nefes alamaz, havasızlıktan boğularak ölür.

İşte hava basıncını ölçen aletlerin bulunmadığı bir zamanda inen Kur’ân, göğe yükselen insanın göğsünün daralıp tıkanacağını söylemekle bu fizik kanununa da işaret etmiş olmaktadır. Hiç kuşkusuz bu ifade, bir Kur’ân mu’cizesidir. Ayrıca yükseldikçe göğsün daralıp tıkanacağını canlandırmak üzere “yessa'adü” kelimesinin seçilmesi de fevkalâde dikkat çekicidir. Bu kelimeyi telâffuz ederken âdeta boğaz tıkanmakta, nefes daralmaktadır. Seçilen kelime, aynı zamanda delâlet ettiği anlamı yansıtmaktadır. Yani manâ ile lâfız tam bir uyum içindedir; lâfız manânın tam kalıbıdır.

Örnek 2:

“(Ey Habibim!) De ki: ' İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların İlâhı, insanların Melik'i ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım.'” (Nâs, 114/1-6).

Bu sûrede cinlerden ve insanlardan, gizlice insana sokulup ona fısıltı ile kötü düşünceler telkin eden şeytanın ve şeytan gibi kimselerin şerrinden Allah'a sığınılması emredilmektedir. Şeytanın vesvesesi anlatılırken seçilen kelimeler vesveseyi, gizlice söylenenleri âdeta tasvir etmektedir. Sûreyi tecvid kaidelerine göre düzgün bir tarzda okuduğumuzda; Kul e'ûzü bi-rabbi'n-nâsi meliki'n-nâsi ilâhi'n-nâsi min-şerri'l-vesvâsi'l-hannâsi ellezî yüvesvisü fî sudûri'n-nâsi mine'l-cinneti ve'n-nâs. kulağımıza sürekli bir fısıltı sesi gelmektedir. Yani sûre boyu kelimelerinin sonunda, bazılarının hem sonunda hem ortasında (s)lerden kulağa bir fısıltı yankılanmaktadır. İşte böylece Kur’ân, kullandığı lafızlar ile ses tonları arasındaki uyumla bir bütünlük arz etmektedir.

Örnek 3:

“Onlar, mü'minlerle kâfirler arasında bocalayıp dururlar; ne onlara bağlanırlar ne de bunlara. Her kimi de Allah şaşırtırsa sen ona hiçbir yol bulamazsın.” (Nisâ, 4/143).

Bu âyette münafıkların durumu anlatılmaktadır. Onlar, iman ile küfür arasında kararsız bir şekilde ve sürekli tereddüt içinde devamlı zikzak çizmekte, mü'minlerle kâfirler arasında gidip gelmektedirler. Ne mü’minlere katılırlar, ne de kâfirlere, ikisi arasında bocalar dururlar, çünkü onları Allah şaşırtmıştır. Allah'ın şaşırttığına da artık yol bulunmaz. Münafıkların bu mütereddit durumlarını ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kurân mûsikisindeki icaz
« Posted on: 17 Ağustos 2019, 18:26:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kurân mûsikisindeki icaz rüya tabiri,Kurân mûsikisindeki icaz mekke canlı, Kurân mûsikisindeki icaz kabe canlı yayın, Kurân mûsikisindeki icaz Üç boyutlu kuran oku Kurân mûsikisindeki icaz kuran ı kerim, Kurân mûsikisindeki icaz peygamber kıssaları,Kurân mûsikisindeki icaz ilitam ders soruları, Kurân mûsikisindeki icazönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &