ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Kuran-ı Kerim > Sizden Gelenler( Kuran-ı Kerim) > Kurân kıssalarının tarihi değeri 1
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kurân kıssalarının tarihi değeri 1  (Okunma Sayısı 561 defa)
25 Eylül 2010, 17:30:42
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 25 Eylül 2010, 17:30:42 »



Kur'ân Kıssalarının Tarihi Değeri- 1

 Her şeyden önce şunu önemle vurgulamak gerekir ki, Kur'ân-ı Kerîm; Allah Teâlâ tarafından gönderilip, insanlığın her iki dünya saadetini temin etmeyi hedef alan hidayet ve din kitabı olması sebebiyle, O'nun her âyeti, her üslûbu aynı temel gaye ve hedefleri gerçekleştirmeyi ön planda tutar. Kur'ân-ı Kerîm hidayet ve din kitabı olarak İlâhî mesajı insanlığa sunarken, tabiatıyla insanlık anlayış ve kültüründe var olan beyan ve üslûpları ilâhî beyan ve üslûba yakışır en güzel ve harika şekillerde kullanmıştır. Bu hususa bizzat Kur'ân-ı Kerîm; insanlar gerçeği daha iyi anlasın, daha iyi ders ve ibret alsın, ilâhî mesaj ve hidayet yolunu daha kolay kavrasın diye çeşitli beyan ve .üslûp şekillerini kullandığını, çeşit çeşit örnekler ihtiva eden âyetleri açıkladığını önemle vurgulamaktadır.1 Konuya bu açıdan bakıldığında insanlık tarihi boyunca İlâhî mesajın insanlığa sunulduğu semavî kitaplar zincirinin son halkasını teşkil eden Kur'ân-ı Kerîm'in kullandığı birçok üslûp şekillerinden birisi hatta en önemlilerinden olan "Kıssalar"ı görürüz.

Şüphesiz Kur'ân'ın hedefi, asıl gayesi ne ise, âyetlerinin önemli bir bölümünü, hatta yaklaşık bir ifadeyle Kur'ân'ın yarısını teşkil eden kıssaların da esas itibarıyla aynı gaye ve hedefleri gerçekleştirmek için zikredilmesi gayet tabiîdir. Yine Kur'ân bu noktaya da önemle işaret etmektedir.2 Ancak Kur'ân, asıl hedefini gerçekleştirmede kıssalar diliyle muhataplarına hitap ederken, beşeriyetin özünde mevcut sosyal ve psikolojik yönleri de göz önünde tutarak anlatım ve ifadede daha cazip, daha canlı ve etkileyici bir üslûp takip ettiğini görmekteyiz.

Gerçekten insan fıtratı, anlayış ve kavrama yönünden kuru fikirleri dinlemekten ziyade müşahhas fikirlere mütemayildir. İnsanın yara­tılışını göz önünde tutan Kur'ân-ı Kerîm, en güzel kıssaları adetâ gözlerimizin önünde cereyan ediyor-muşçasına anlatır. İnsanlık tarihini ana hatlarıyla bir sinema şeridi gibi seyircilerine sunmak suretiyle ibret alınacak ince noktaları dikkatlere arz eder. Böylece Tevhid'i ve Tevhid istikâmetinde hayatı tanzim etme yollarını göstermektedir.3 Kıssalar diliyle fikirler adetâ müşahhaslaştırıfır. Dinleyenlerin kolay anlaması sağlanır. Zihinde daha iyi yerleşir ve unutulması da zor olur.4 Bu üslûp, insanları davet ve irşadda etkili bir yoldur. Mânâlar karşısında insanı monotonluktan kurtarır. Çünkü devamlı çıplak hakikatler, soyut mânâlar aklı yorar, dikkatleri bir yerde dağıtabilir. Fakat kıssalar diliyle yüksek dînî ve İlâhî mesajlar tecrübî olaylarla, amelî bir surette, âdeta gözlere seyrettirilir, kulaklara İşittirilir. Allah Teâlâ'nın insana bildirmek istediği yüksek mânâlar akl-ı selimin idrakine kolayca sunulur.

İşte Kur'ân en üstün davet metodunu kullanarak, bir taraftan ilim ehline yüksek hakikatleri ve mücerret mânâları sunarken, diğer taraftan da ekseriyeti teşkil eden avamı nazara alarak daha kolay anlaşılır bir tarzda -teşbihler, istiareler, meseller., gibi- kıssalar yoluyla da en güzel şekilde irşat eder. Tabiatıyla bu da Kur'ân'ın en önemli i'caz yönlerinden birisidir. Zaten belagatın gereği de budur. Çünkü "Belagat; iktizâ-i hâle mutabakattır."5 diye tarif edilmiştir. Dolayısıyla Kur'ân-ı Kerîm'de kıssalar üslûbu gibi bir üslûbun bulunması "Şüphesiz Biz Kur'ân'ı öğüt için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?" âyetinin parlak bir yansımasıdır. (54, Kamer: 17, 22, 32, 40)

Özetle Kur'ân-ı Kerîm muhtevası içindeki önem ve mahiyetine işaret etmeye çalıştığımız Kur'ân kıssalarına baktığımız zaman büyük bir ekseriyetle bu Kur'ânî üslûba konu olan malzemenin peygamberler ve bunların hak davalarının tarihi olduğunu görürüz. Bu muhteva içinde tarihen defalarca tescil edilen bu İlâhî davetler karşısında insanların durumu ne olmuştur? Daveti kabul edenler, etmeyenler ve aralarında cereyan eden mücadelenin çizgisi ve sonucu Kur'ân muhataplarına öz olarak anlatılmaktadır. Gaye; Kur'ân muhataplarını, daha önce düşülen hatalara. İlâhî değerlere karşı olumsuz tavır sergileyen fertlerin veya toplumların durumuna karşı uyarmak ve aynı hatalara düşmekten onları kurtarmaktır. Peygamberlerin ve onların arkasında giden seçkin insanların sergilediği örnek hayatı yaşamaya, ideal çizgiyi tutturmaya özendirerek, Allah'ın istediği ve razı olduğu kullar seviyesine çıkarmaktır.6 Kur'ân-ı Kerîm kıssalar üslubuyla peygamberler tarihi dışında, insanlık tarihi sürecinde meydana gelen inanç ve din konularında her zaman insanlık için ders ve ibret olacak bazı tarihî olay ve şahsiyetleri de anlatmaktadır. Bu sebeple Kur'ân-ı Kerîm hem İlâhî davet kitabı, hem de onun tarihini anlatan bir kitaptır şeklinde bir tespite varmak yanlış olmasa gerektir.

İşte Kur'ân'ın, tarihî olayları, İlâhî mesajı muhataplarına ulaştırmak için araç olarak kullandığı bir gerçektir. Çünkü tarihî olayların asıl kahramanı insandır. İnsan da temel yaratılış özellikleri (fıtrat) İtibarıyla başlangıçtan bu yana hiç değişmemiştir (30, Rum: 30). Belki fizikî, maddî açıdan zamanlara göre bir farklılıktan bahsedilebilir. Bu noktaya Kur'ân da işaret etmektedir.7 İmkân ve kültür açısından da asırlara göre insanlığın fert ve toplumları arasında şüphesiz seviye farkı vardır. Ancak tarihî olayların, üzerinde cereyan ettiği insan ve bu olayların sebebi, asıl muharriki olan fıtratı, kabiliyet ve duyguları, mantığı, dünya var oldukça mükellefiyeti vs. her şey aynıdır, değişmemiştir. Dolayısıyla insanlık tarihindeki bütün sebep ve sonuç ilişkilerinde hâkim unsurlar da değişmemiştir. Bundandır ki, tarih tekerrürden ibarettir gerçeğini kabul etmeyen çıkmamıştır. Yine Kur'ân-ı Kerîm bu gerçeğe işaret ederken3 bilinen realite de söz konusu hakikati teyit ve tasdik etmektedir.9

Diğer taraftan Kur'ân-ı Kerîm bir tarih kitabı da değildir. Dolayısıyla tarihi tarih için anlatmamıştır. Kur'ân'ın tarihi anlatma keyfiyeti, O'nun asıl hedefi olan dînî gayeyi gerçekleştirecek miktarda ve ölçülerde gerçekleşmiştir. Yani Kur'ân-ı Kerîm bize şu maddî âleme ve kendi varlığımıza (nefsimize) dikkatlerimizi çekip evrendeki varlıkları ve önemli olayları gözlerimizin önüne sererek varlık âlemini yaratan Allah'ın birliğini (Tevhid), O'nun yüce kudretini, eşsiz isim ve sıfatlarını anlamamızı istediği gibi, aynı şekilde peygamberler tarihinden, geçmiş bazı tarihî olaylardan bahsetmesiyle de sadece hidayet ve irşat çerçevesinde ders ve ibret almamızı istemektedir. Bu sebepledir ki, Kur'ân kıssalarında, bir tarihî olayın esaslarını oluşturan kahramanlar, zaman ve mekân gibi ana unsurlara önemli olmayacak nadir bir tarzın dışında yer verilmemektedir. Kur'ân-ı Kerîm bazen bu tarihî unsurlara yer verip açıkladığında da hedefi, yine mesajı çarpıcı ve etkileyici bir tarzda muhataplara iletmektir.

Yine aynı gayeler doğrultusunda Kur'ân, anlattığı olayların teferruatına da yer vermez. Çünkü dinî gaye bu teferruata taallûk etmemektedir. Meselâ Kur'ân, Nuh Tu-fanı'ndan ona yakın yerde bahsetmektedir.10 Ancak Nuh Tufanı umumî midir? Yoksa bölgesel midir? Tennur'un mahiyeti nedir? Gemi'de taşınanların kimlikleri, kaç gün gemide kaldıkları, nereye indikleri, suyun istilasının kaç gün devam ettiği belli değildir. Boğulan kimselerin kurtulmak için gösterdikleri gayretler nelerdir vb. teferruat anlatılmamıştır." Aslında teferruatla ilgili bu bilgiler insan için merak konusudur. Fakat Kur'ân bunlardan hiçbirini açıklamaz. Çünkü Kur'ân kıssalarının anlatım metodu muhatabın zihnini ve dik­katini dinî gayeden uzaklaştıracak tarihî tafsilattan kaçınmayı gerektirmektedir.”

Kur'ân-ı Kerîm; geçmiş tarihî olayları anlatma gaye, hedef ve metoduna paralel olarak tarihten kesitlere yer verirken aşın gitmemiştir. Sadece İlâhî mesajın muha­taplara sunulmasına yeterli ölçüde yer vermiştir. Bu noktaya bizzat Kur'ân-ı Kerîm bazı geçmiş tarihî olayları anlatmasının hemen akabinde açıkça işaret etmektedir.13 Kur'ân-ı Kerîm, temel hedefi olan İlâhî mesajın muhataplara en güzel bir tarzda ulaştırılmasına vesile olacak şekilde bazen ve nadiren de olsa tarihin unsurlarıyla ilgili tafsilata yer vermektedir.

Kur'ân kıssaları dikkatle incelendiğinde, Yûsuf (as) kıssası ve Ka-sas sûresi'ndeki Musa (as) kıssası tarzında; bir yerde, olayın bütün teferruat ve halkaları birbirine ekli, peş peşe ve düzenli olarak anlatılması gerçekten nadirdir. Çünkü kıssa gerçeği Kur'ân'da zatı itibarıyla gelmemiştir... Kur'ân-ı Kerîm'de kıssa üslûbu, birinci derecede mü'minlerin ruhlarına, kalplerine, akıl ve vicdanlarına inanç esaslarını sağlam bir şekilde yerleştirmek için etkili bir araç olarak kullanılmıştır. Bu sebeple bir kıssa veya kıssanın bölümleri münasebet gereği birçok sûreye dağıtılarak anlatılmıştır. Münasebet, ilgili husus tekrar ettikçe kıssadan hâlin gerektirdiği bölüm zikredilmiştir.14 Bu durum adetâ uzun bir filmin çeşitli sahnelerini, hatta sahnelerin değişik pozlarını, farklı bölümlerini ayrı ayrı şekillerde, farklı gaye ve münasebetlerle göstermeye, seyircilerin dikkatlerine sunmaya benzemektedir.

Bu gerçeklerle beraber Kur'ân, temel esprisini gerçekleştirmek için tarihî olayların en çarpıcı ve ibretli olanlarını anlatırken öyle bir üslûp takip eder ki, adetâ ilgili âyetleri okurken verilen pozlar, sahneler arasındaki boşluğu doldurma görevini hayale, zihne vermekte, teferruata ait birçok sahneleri de doğru olarak izleme ufkunu açmaktadır.15 Bu yapısıyla Kur'ân kıssaları tarihteki olayların aynısı ve tümü olmamakla birlikte gayrisi da değildir ve vak'aya uygundur. Belli kesitler alınmış, teferruat terkedilmiştir. "Kasas" denmesi de bundandır. Çünkü "Kıssa" kökünde, Kur'ân kıssalarının mahiyetini yansıtan anlamlar mevcuttur.16

Kur'ân-ı Kerîm, geçmiş tarihî olayları metotsuz, rastgele bir üslûp anlayışıyla da anlatmaz. Bilak...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kurân kıssalarının tarihi değeri 1
« Posted on: 22 Eylül 2019, 13:01:35 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kurân kıssalarının tarihi değeri 1 rüya tabiri,Kurân kıssalarının tarihi değeri 1 mekke canlı, Kurân kıssalarının tarihi değeri 1 kabe canlı yayın, Kurân kıssalarının tarihi değeri 1 Üç boyutlu kuran oku Kurân kıssalarının tarihi değeri 1 kuran ı kerim, Kurân kıssalarının tarihi değeri 1 peygamber kıssaları,Kurân kıssalarının tarihi değeri 1 ilitam ders soruları, Kurân kıssalarının tarihi değeri 1 önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &