ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Aile Hayatı > Sizden Gelenler( Aile Hayatı ) > Çok evlilik
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çok evlilik  (Okunma Sayısı 434 defa)
21 Ocak 2011, 16:23:19
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 21 Ocak 2011, 16:23:19 »



          Çok evlilik

Özellikle son asırlarda İslâm hakkında yapılan tartışmaların merkezinde kadının yer aldığı görülmektedir. Kadının şahitliği, mirastaki payı, erkekle eşit olup olmaması, evlilikteki konumu, çalışması, boşama hakkı vb. konuların yanında, İslâm’ın erkeklerin birden çok kadınla evlenmelerine izin vermesi de, hakkında çokça tartışmanın vuku bulduğu meselelerdendir. Çok evliliğe karşı çıkılmasının temelinde, bu uygulamanın kadın-erkek eşitliğini ortadan kaldırdığı, kadın hak ve hürriyetlerini engellediği, modern hayat tarzının gereklerine uymadığı vb. gerekçeler yer almıştır. Gayr-i Müslimler, İslâm’a saldırmak için kendilerince bu konu hakkında açık bir kapı bulduklarını zannetmişler, içimizdeki bazı Müslümanlar da gerek iman zaafiyetinden, gerek meselenin hikmet ve maslahatlarını kavrayamamaktan, gerekse Batının kültürel baskısı altında kalmanın verdiği kompleksten dolayı taaddüd-ü zevcât hakkında tenkitlerde bulunmuşlardır. Müslim ve gayrimüslimlerin bu meseleyi dillerine dolamalarına karşılık, eli kalem tutan münevverlerimiz de konu hakkındaki tenkit ve eleştirilere cevap mahiyetinde yazılar kaleme almışlardır. Ancak bunlardan bazılarında, feminist yaklaşımların, Batı medeniyetinin ve yaşanılan çağın sosyal ve kültürel etkisinde kalınarak ifrat ve tefritlere girildiği de olmuştur.

Çok evlilik, Batılılarca genellikle tenkide maruz kalsa da, bazı Batılı düşünürler, çok evliliğin sosyal ahlâk ve ekonomik açıdan örnek bir uygulama olduğunu ve Batı’daki çoğu erkeğin tek kadınla yetinmediğinden dolayı ahlâksızlıkların ve gayr-i meşru çocukların ortaya çıktığını ileri sürerek bu uygulamayı bu problemler için bir çözüm önerisi olarak ileri sürmüşlerdir. Biz ise bu yazımızda, tarihte çok evliliğe temas ettikten sonra meselenin İslâm hukukundaki yerini, hükümlerini ve şartlarını tespit etmeye çalışacak ve İslâm’ın bu hükmü vaz’ etmesindeki hikmet ve maslahatlara işaret edeceğiz.

Tarihte Çok Evlilik
Çok evlilik bazılarının zannettiği gibi İslâm’la başlayan bir uygulama değildir. İslâmiyet’ten önce Babil, Mısır, Yunan, İran, Çin ve Hint gibi birçok toplum ve medeniyette görülen çok evlilik, İslâmiyet’ten sonra da diğer medeniyetlerde varlığını sürdürmüştür. Çok evliliğin dince meşru kabul edilmesi İslâm’la vücuda gelmiş de değildir. Çok evlilik, Brahmanizm ve Zerdüştlük gibi Doğu dinlerinde meşru kabul edildiği gibi, Yahudilik ve Hristiyanlıkta da, onu yasaklayan bir hüküm mevcut değildir. Bilakis, Kitab-ı Mukaddes’te, Hz. İbrahim, Hz. Yakub, Hz. Davud ve Hz. Süleyman (aleyhimüsselâm) gibi bazı peygamberlerin çok kadınla evli olduklarından bahsedilir. Diğer yandan Hammurabi kanunlarında da çok kadınla evlilik kabul edilmiştir. Bütün bunlar göstermektedir ki, taaddüd-ü zevcât müessesesi, dinî olmaktan ziyade sosyal bir mesele olarak eski devirlerden beri birçok toplum ve dinde cari olmuştur. (Bkz: Ömer Nasuhi Bilmen, “Taaddüd-ü Zevcât”, Sebilürreşad Dergisi, c. 23, s. 590; Kevser Kamil Ali, “Çok Evlilik”, Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c. 8, s. 365, 366)

Cahiliye döneminde de durum bundan farklı değildi. Taaddüd-ü zevcât Araplar arasında yaygın bir uygulama olup, herhangi bir sayıyla ve ahkâmla sınırlı olmadığından istismara açıktı. Hattâ o dönemde erkekler zevceleri üzerinde her türlü hakka malik olduğundan, kadınlar kocalarının vefatıyla, onun vârislerine miras kalıyordu. Cahiliye döneminde çok kadınla evlenmek, daha çok ekonomik imkânlar ve sosyal statüyle ilgili olduğundan güç ve servetin de bir göstergesi sayılıyordu.

İslâm’da Çok Evlilik
Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), Müslüman olarak sahabe saflarına katılanlara dörtten fazla olan eşlerini boşamalarını söylemesi, bu uygulamanın cahiliyede cari olduğunu göstermektedir. Meselâ, Kays b. Hâris, nikâhı altında sekiz kadın varken Müslüman olduğunu, durumu Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) anlattığında, eşlerinden dört tanesini seçip diğerlerini boşamasını emrettiğini söylemiştir. (Ebu Davud, Talâk 35) Gaylân es-Sekafi de, cahiliye devrinde nikâhına aldığı on karısıyla birlikte İslâm’a girmiş; ancak Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu eşlerinden dört tanesini seçmesini emretmiştir. (Tirmizi, Nikâh 33) Bunlardan başka, kaynaklarda, Müslüman olduğunda; Nevfel b. Muaviye el-Kinani’nin nikâhı altında beş eşi, Urve b. Mes’ud es-Sekâfi’nin nikâhında on eşi, Safvan b. Ümeyye el-Cumahi’nin nikâhında sekiz eşi bulunduğu ve Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu sahabilere eşlerinden dört tanesini seçmelerini emrettiği rivayet edilmiştir. (Adnan Demircan, “Cahiliye ve Hz. Peygamber Döneminde Çok Kadınla Evlilik”, İstem Dergisi, sayı: 2)

Görüldüğü üzere İslâmiyet çok evliliği bidayeten tesis etmemiş yani bir taneden dörde çıkarmamış, bilakis zaten sınırsız bir hâlde cari olan bu uygulamayı dörtle sınırlamış ve ona dair bazı ahkâm ve şartlar koyarak onu ıslah etmiştir. Bu durumu Bediüzzaman Hazretleri özetle şöyle ifade etmiştir: “Dörde kadar evlilik; tabiata, akla, hikmete uygun olmakla beraber, şeriat bir taneden dörde çıkarmamış, sekizden, dokuzdan dörde indirmiştir. Özellikle dört evliliğe öyle şartlar getirmiştir ki, bu şartlar gözetildiğinde hiçbir zarar ortaya çıkmaz. Bazı açılardan şer gibi görünse de bu, şerrin en hafifidir. Şerrin en hafifi (ehvenüşşer) ise, tam adalet olmasa da mevcut şartlarda uygulanabilen en iyi adalettir (adalet-i izafiye). Kaldı ki, insanların her hâlinde yüzde yüz hayır olmaz. Çünkü bir kısım şerler de söz konusudur.” (Bediüzzaman, Münazarat, Şahdamar Yayınları, 2006, s. 121) Yine Üstad’ın ifadesiyle, İslâm’ın bidayeten tesis ettiği hükümlerde hakiki bir güzellik ve tam bir hayır vardır. Ancak dinin bazı ahkâmı, İslâm’ın geldiği dönemde cari olan bir kısım uygulamaları ta’dile yöneliktir. Kölelik ve taaddüd-ü zevcâtta olduğu gibi bu tür hükümler bütünüyle hayır olmasa da, ehvenüşşerdir. İslâm bunları bulundukları bozuk hâlden kurtararak, insan tabiatına en uygun hâle getirmiştir. Kaldı ki, beşerin bütün uygulamalarında mutlak bir hayrın bulunması tecrübe ve realitelere terstir. (Bediüzzaman, Münazarat, Şahdamar Yayınları, 2006, s. 121)

Burada anlatılmak istenen husus şudur: Taaddüd-ü zevcât, kendine mahsus bazı mahzurları ihtiva edebilir. Ancak bütün zaman ve şartlar göz önüne alındığında temin ettiği fayda ve maslahatlar nispeten daha çok olduğu için meşru kılınmıştır. Aslında aynı durum bir yönüyle tek kadınla evlenen insan için de söz konusudur. Yani hiç evlenmemenin de evliliğe nazaran hususi mahiyette üstün yanları bulunabilir. Ancak insanların umumu ve genel ahvali düşünüldüğünde evliliğin gerekliliği hiç kimse tarafından inkâr edilemez. Bu açıdan özellikle içinde yaşanılan kültür ortamıyla, zaman ve şartların etkisinde kalınarak çok evliliği mutlak bir şer gibi görmek doğru değildir. İslâm evrensel bir din olduğu için getirdiği hükümlerde, bütün zamanların ve bütün insanlığın ihtiyaç ve maslahatını esas alır.

Meseleye bu zaviyeden baktığımızda belli şartlarla izin verilen çok evliliğin hikmetlerinden bazıları şunlardır: (1) Zina ve fuhşiyatın yayılmasını men etmek, (2) Nüfusun meşru surette artmasını temin etmek, (3) Bazı şartlarda himayesiz kalan kadınlara sahip çıkmak, (4) Kadın nüfusunun arttığı dönemlerde kadınların ırz ve namuslarını muhafaza etmek. (Ömer Nasuhi Bilmen, Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, c. 2, s. 114) Bu faydalara baktığımızda taadddüd-ü zevcâtın meşru kılınmasındaki temel maksadın, sedd-i zerâi (günahlara giden yolları kapatarak yaşama ortamını emniyet altına almak) ve maslahat ilkesine dayandığını görürüz. Bazı Batı ülkelerinde evlilik dışından doğan çocuk sayısının evlilik içi doğan çocuk sayısından daha fazla olduğunu ve çok evliliğe karşı çıkılmasına rağmen sayısız kadınla beraber olan insanların yaşadığı toplumlardaki zina ve ahlâksızlığın hangi boyutlara ulaştığını gördüğümüzde veya savaş sonrası bazı ülkelerde ortada kalan yüz binlerce kadının maruz kaldığı sıkıntıları düşündüğümüzde herhâlde meselenin hikmetlerini anlamakta güçlük çekmeyiz. Çünkü İslâm, nesebe çok önem verdiği gibi, “zinaya yaklaşmayın” (İsrâ Suresi, 17/32) emriyle de nesebi bozacak bütün yolları kapamaya çalışmıştır.

Burada göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus da, İslâmî hükümlerin bir bütünlük içinde değerlendirilmesi gerektiğidir. Çoğu zaman dinî hükümlerin uygulanmasında sıkıntıların çıkması, bu hükümlerin mahiyetinden değil, ortamın İslâm’a göre düzenlenmemesinden kaynaklanmaktadır.

Çok Evliliğin Hükmü
Diğer yandan çok evliliğe karşı çıkılmasının temelinde yatan en önemli sebeplerden birisi de, sanki İslâm’ın her erkeğe dört kadınla evlenmeyi emrediyormuş gibi bir anlayışın olmasıdır. Hâlbuki birden fazla kadınla evlenmek, dinî bir mecburiyet yani bir farz veya vacip değil; bir ibâha ve müsaadeden ibarettir. (Muhammed Ali es-Sabûnî, Tefsiru âyâti’l-ahkâm, Dersaadet, İstanbul, c. 1, s. 397-398) Buna göre her erkek kendi şartlarını ve durumunu gözden geçirerek ikinci evliliği yapmaya kendisi karar vereceği gibi, her kadın da, evli bir erkekle evlenip evlenmeme hususunda seçim hakkına sahiptir. Dolayısıyla eğer ikinci evliliğin gerçekleşmesiyle her iki taraf için de ortaya çıkması muhtemel bazı zararlar söz konusu olacaksa, bunu en iyi şekilde tespit edecek ve evlilik yapıp yapmamaya karar verecek tarafların kendileridir.

Diğer taraftan ister tek evlilik olsun ister çok evlilik, kişilerin durumuna göre evliliğin hükmü değişebilir. İslâm fıkıhçıları şahsın özel durumunu nazar-ı itibara alarak nikâhın hükmünün değişeceğini söylemişlerdir. Buna göre; mehir ve nafakaya sahip olan bir kimsenin zinadan korunması ancak nikâhlanmak suretiyle olursa evlenmesi farz, nikâhlanmadığında zinaya düşme tehlikesi bir endişe olarak bahis mevzuu ise evlenmesi vacip olur. Bazı fukaha evlenmenin kişiye vacip veya farz olmas...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Çok evlilik
« Posted on: 06 Haziran 2020, 06:28:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Çok evlilik rüya tabiri,Çok evlilik mekke canlı, Çok evlilik kabe canlı yayın, Çok evlilik Üç boyutlu kuran oku Çok evlilik kuran ı kerim, Çok evlilik peygamber kıssaları,Çok evlilik ilitam ders soruları, Çok evlilikönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &