ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siyer-i Nebi > Apaçık Bir Zafer
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Apaçık Bir Zafer  (Okunma Sayısı 659 defa)
06 Mart 2010, 21:52:09
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 06 Mart 2010, 21:52:09 »



Apaçık Bir Zafer

Osman (r.a) Mekke´de iken Peygamber (s.a.v.)e va­hiy aldığı zamanlara benzer bir hal geldi. Sahabeden bi­rine emirler verdi, bunun üzerine Sahabe kampın tümünü şunları söyleyerek dolaştı: «Ruh, Allah´ın Rasulüne geldi ve bağlılık yemini almayı emretti. Allah adına biat etmek için. gidin»[1] O sırada Peygamber (s.a.v.) bahar nedeniyle yapraklan yeşermiş olan bir akasya ağacının altında yeri­ni aldı. Ashab teker teker gelip ona biat etti. Peygambere (s.a.v.) ilk ulaşan kişi, Cahş ailesiyle aynı kabileden olan yani Beni Esed Ibn Huzeyme´li Sinan oldu .Kampta yapılan çağrı ne üzerine biat edileceği konusunda bir bil­gi vermiyordu. Bu nedenle Sinan: «Sana, senin nefsinde olan şey üzerine biat ediyorum» dedi. Diğerleri de aynı şe­kilde biat ettiler. Daha sonra Peygamber (s.a.v.): «Osman´­ın yerine ben biat edeceğim» dedi ve sol elini damadının eli gibi kabul edip, sağ eli üstüne koyarak biat etti. Ora­da bulunanlardan sadece bir kişi çağrıya cevap vermedi. Bu da devesinin arkasına saklanan fakat, gözden kaçma­yan, münafıklardan Cedd îbn Kays idi.

Kureyşliler Süheyl´i bir anlaşma imzalamak üzere gön­derdiler. Onunla birlikte aynı kabileden, olan Nikraz ve Huveytib de geldiler. Peygamber (s.a.v.) le tartıştılar. Sa­habe dışarıdan onların seslerinin yükselip alçalmasını din­leyerek, anlaşıp anlaşmadıklarını anlamaya çalışıyordu. Sonunda bir anlaşmaya vardılar. O zaman Peygamber (s.a.v.) Ali´ye «Bismillah er-Rahman er-Rahim (Rahman ve Rahim olan Allah´ın adıyla)» diye başlayarak anlaşma met­nini yazmasını söyledi. Fakat Süheyl karşı çıktı ve «Rahman´ın ne olduğunu ben bilmiyorum; eğer yazacaksan Bismik Allahümme (Allahım, senin adınla) yaz» dedi. Sa­habeden bazıları: «Allah´a andolsun Bismillah er-Rahman er-Rahim´den başka birşey yazmayız» diye bağırdı. Fakat Peygamber (s.a.v.) onları duymazdan geldi ve: «Bismik Allahümme» yaz dedi Sonra yazdırmaya devam ederek: «Bunlar Allah´ın Rasulü Muhammed ile Amr´m oğlu Sü­heyl arasında imzalanan anlaşma maddeleridir» dedi. Fa­kat Süheyl yine karşı çıktı. «Eğer senin Allah´ın Rasulü olduğunu kabul etseydik, senin Kâ´be´ye girmeni engelle­mezdik ve seninle savaşmazdık. Bu nedenle Abdullah´ın oğlu Muhammed yaz» dedi. Ali (r.a) «Allah´ın Rasulü iba­resini henüz yazmıştı. Peygamber (s.a.v.) ondan bu keli­meleri silmesini istedi. Fakat Ali (r.a) bunu yapamayaca­ğım söyledi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) ona, ken­di parmaklarını bu kelimeler üstüne koymasını söyledi ve bu kelimeleri kendi eliyle sildi. Daha sonra onların ye­rine «Abdullah´ın oğlu» sözünü yazdırdı.

Metin şöyle devam ediyordu: «Onlar on yıl boyunca sa­vaş yükünü kaldırdılar. Bu süre içinde insanlar güvenlikte olacak ve birbirlerine saldırmayacaklar. Şu şartla ki, veli­sinin izni olmadan Kureyş´ten Muhammed (s.a.v.)´e gelen kişiyi, Muhamed (s.a.v.) geri gönderecek; fakat Muham­med (s.a.v.)´le birlikte olanlardan biri Kureyş´e sığınırsa o geri gönderilmeyecek. İhanet ve kaçamak yapılmayacak Kim Muhammed´in tarafına geçmek isterse geçebilir, kim de Kureyş´in tarafına geçmek isterse geçebilir.» O sırada kampta hacıları ziyaret etmek için gelmiş olan Huzaa´lı birkaç lider vardı. Bekr kabilerinin bir iki temsilcisi de Süheyl ile gelmişlerdi. Anlaşma metnine bu cümleler yazdı­rılınca Huzaa´lılar ayağa kalkıp: «Anlaşmasında biz Mu­hamed (s.a.v.) le birlikteyiz» dediler. Bunun üzerine Bekr´in adamları: «Biz de anlaşma ve taraflarında Kureyş ile beraberiz». Hemen sonra bu anlaşmayı iki kabilenin de reisleri imzaladı. Anlaşma şu cümlelerle bitiyordu: «Sen, Muhanımed, bu yıl bizden ayrılacaksın ve bizim varolma­mıza rağmen Mekke´ye girmeyeceksin. Fakat gelecek yıl biz Mekke´den çıkacağız ve sen arkadaşlarınla gireceksin. Orada üç gün kalacaksınız, yolcu silahlarından başka si­lah taşımayacaksınız ve kılıçlarınız kınında olacak.»[2]

Peygamber (s.a.v.)´in vahye yakın bir rüya görüp ar­kadaşlarından biat alması, arkadaşlarını bu seferin başa­rılı olduğu düşüncesine götürdü. Fakat anlaşma maddeleri­ni duyduklarında ve haram bölgeye bu kadar yaklaştık­tan sonra bir şey elde edemeden geri döneceklerinin far­kına vardıklarında, buna dayanamayacaklarını hissettiler. Ama daha da kötüsü geliyordu: onlar ölüm sessizliği için­de otururken zincir sesleri duyuldu ve kampa ayakları zin­cirli genç bir adam girdi. Bu Süheyl´in küçük oğullarından biri olan Ebu Cendel idi. Babası onu Müslüman olduğu ve Medine´ye kaçmasından korktuğu için hapsetmişti. Ebu Cendel´in ağabeyi Abdullah hacılar arasındaydı ve kar­deşini karşılamak üzereydi. Fakat o sırada Süheyl mahpu­sun boynuna takılı- olan zinciri tuttu ve sertçe suratına vurdu. Daha sonra Peygamber (s.a.v.)´e döndü ve: «Bu adam gelmeden önce anlaşma imzalanmıştı» dedi. Pey­gamber (s.a.v.): «Evet, doğru» dedi. Süheyl: «O halde onu bize iade et» dedi. O sırada Ebu Cendel sesinin çıktığı ka­dar: «Ey Müslümanlar,» diye bağırdı, «bana dinimden ötü­rü işkence yapacak olan putperestlere mi döndürülmeli-yim?» Peygamber (s.a.v.) Süheyl´i kenara çekti ve onu serbest bırakmasını rica etti. Fakat Süheyl bu öneriyi ka­bul etmedi. Yanındaki elçiler, Mikraz ve Huveytib, o zama­na kadar sessiz kalmışlardı. Fakat bu meselenin anlaşma­ya kötü bir başlangıç olacağını sezdiklerinden, olaya mü­dahale ettiler. -Ey Muhamed, senin yerine onun koruma­sını üzerimize alıyoruz» dediler. Bu, Ebu Cendel´in babasından. ayrılıp onların yanında yaşayabileceği anlamına geliyordu. Mikraz ve Huveytib sözlerinde durarak Ebu Cendel (r.a)´i yanlarına aldılar. Peygamber (s.a.v.). «Sabırlı ol, Ebu Cendel, Allah muhakkak sana ve seninle birlikte olanlara bir yol ve kurtuluş gösterecektir. Biz bu insan­larla bir anlaşma imzaladık ve onlara söz verdik. Onlar da bize söz verdiler. Şimdi sözümüzden dönemeyiz» dedi.

İş bu noktaya gelince Ömer, kendisini tutamadı. Ayağa kalkarak Peygamber (s.a.v.) ´e gitti ve: «Sen Allah in Peygamberi değil misin?» dedi. Peygamber (s.a.v.) «Evet» dedi. Ömer: «O halde neden dinimizin şerefini bu kadar düşürüyoruz?» dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) «Ben Allah´ın Rasulüyüm ve ona karşı gelemem. O bana zafer verecek» dedi. Ömer: «Fakat sen bize Kâ´be´ye gidip onu tavaf edeceğimizi söylememiş miydin?» diye ısrar et­ti, «Evet, Öyle» dedi Peygamber (s.a.v.) «Fakat ben size bu yıl gideceğimizi söylemiş miydim?» Ömer, böyle bir söz vermediğini söyledi. «Muhakkak Kâ´beye gideceksiniz» dedi. Peygamber (s.a.v.), «Ve onu tavaf edeceksiniz». Fa­kat Ömer (r.a), hâlâ inatçılıkta ısrar ediyordu. Duygulannı anlatmak üzere Ebu Bekir (r.a)´e gitti. Ona da Peygamber (s.a.v.)´e sorduğu soruların aynılarını sordu. Fakat Ebu Bekir Peygamber (s.a.v.)´in cevaplarım duymamış olması­na rağmen her soruya aynı cevapları verdi. Ebu Bekir (r.a) sonunda: «Git ve onun Özengisine yapış, çünkü o doğru söylüyor» dedi. Bu sözler, duygularını tamamen ortadan kaldırmamasına rağmen, Ömer´i etkiledi. Bu nedenle da­ha ileri gitmedi ve «Peygamber (s.a.v.) ona anlaşmayı im­zalamasını söylediğinde sessizce imzaladı. Peygamber (s.a.v.) Süheyl´in oğlu Abdullah´a da anlaşmayı imzalama­sını söyledi. Anlaşmada imzası olan diğer Müslümanlar Ali, Ebu Bekir, Abd er-Rahman Ibn Avf ve Mahmud îbn Mesleme idi.

Kampı kaplayan genel üzüntü biraz geçmiş gibiydi Fakat Süheyl ve yanındakiler Ebu Cendel (r.a)´i de bera­berinde götürerek kampı terkettiklerinde adamların duy­guları tekrar kabardı. Peygamber (s.a.v ) anlaşmayı imza

Sayanlarla birlikte biraz ötede oturuyordu. Onların yanın­dan ayrılıp hacıların çoğunlukta olduğu yere doğru iler­ledi. «Kalkın ve kurbanlarınızı kesin» dedi, «ve başlarını­zı tıraş edin». Hiç kimse yerinden kımıldamadı. Peygam­ber (s.a.v.) sözlerini ikinci ve üçüncü defa tekrarladı, fa­kat oradakilerde hiçbir hareket yoktu. Şaşkın bir halde ona bakıyorlardı. Bunu ona karşı geldikleri için yapmı­yorlardı. Fakat olaylar beklentilerinin tersine geliştiği ve şimdi de normalde doğru olmayan bir şey kendilerine emredildiği için çok şaşırmışlardı. Çünkü İbrahim´in gelene ğine göre kurbanlar haram bölgede kesilmeliydi. Aynı şey başı traş etmek için de geçerliydi. Yine de bu itaatsizlik Peygamber´i çok üzmüştü. Peygamber (s.a.v.) çadırına gir­di ve Ümmü Seleme´ye olanları anlattı. O: «Git ve hiçbir şey söylemeden kurbanını kes» dedi. Bunun üzerine Pey­gamber (s.a.v.) nişanladığı devesini kurban etti. Kurbanı kestiği sırada adamların duyabileceği bir sesle: «Bismillah, Allahu Ekber» dedi. Bu sözleri duyunca hacılar hep birden ayağa kalktılar ve kurbanlarını kesmede yarış ettiler. Em­re uymak için birbirlerini itiştiriyorlardı. «Peygamber (s. a.v.) Hiras´ı Osman´dan önce Mekke´ye elçi olarak gön­derdiği Huza´a´ adam başını traş etmesi için çağırdı­ğında arkadaşları hemen birbirlerinin başını traş etmeye başladılar. Ümmü Seleme (r.a) daha sonraki yıllarda, «o denli hızlı traş ediyorlardı ki birbirlerini yaralamaların­dan korktum» derdi. Fakat bazıları sadece saçlarının ucu­nu kestiler. Çünkü traş yerine bunun da geçerli olduğunu biliyorlardı. O sırada Peygamber (s.a.v.) Hiras´la birlikte çadıra girdi. Bu görevi yerine getirdikten sonra başı traşlı bir halde çadırın önüne çıktı ve «Allah başlarını traş edenlere merhamet etsin!» dedi. Bunun üzerine saçlarını kesenler: «Ey Allah´ın Rasulü, saçlarını kesenlere de!» diye karşı çıktılar. Fakat Peygamber (s.a.v.) yine İlk söylediği­ni tekrarladı. Bunu protesto eden sesler yükseldi. Bir kez daha aynı şeyi tekrarlayıp, protesto sesleri yükseldikten sonra: «Ve saçlarım kesenlere de!» dedi. Daha sonraları ne­den sadece başlarını tıraş edenler için dua ettiği sorulduğunda: «Çünkü onlar hiç şüphe etmediler» cevabını verdi.

Peygamber (s.a.v) çadırına dönüp yerden kesilmiş siyah saçlarını aldı ve yakındaki bir mimoza ağacına doğ­ru fırlattı. Bunun üzerine adamlar, saçlardan biraz alabil­mek için ağacın etrafına üşüştüler. Nuseybe (r.a) de erkeklerden geri kalmadı ve ağacın yanına yaklaşıp bir İki per­çem aldı. Bu saçları öldüğü güne kadar kıymetli bir h...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Apaçık Bir Zafer
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 15:42:28 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Apaçık Bir Zafer rüya tabiri,Apaçık Bir Zafer mekke canlı, Apaçık Bir Zafer kabe canlı yayın, Apaçık Bir Zafer Üç boyutlu kuran oku Apaçık Bir Zafer kuran ı kerim, Apaçık Bir Zafer peygamber kıssaları,Apaçık Bir Zafer ilitam ders soruları, Apaçık Bir Zafer önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &