ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Medeni Hukuk
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Medeni Hukuk  (Okunma Sayısı 484 defa)
15 Haziran 2012, 19:20:20
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 15 Haziran 2012, 19:20:20 »



MEDENİ HUKUK

İslâm medenî hukuku gayet şümullü olup fertlerin fertlere karşı olduğu kadar devlet ve­ya yönetime karşı olan haklarını ilgilendiren her tür olayı içine alır. Vakıf, sahibi bilinme­yen bulunmuş define, kefalet-rehin, kira {ka­re), satış, ortaklık (şirket), mudarebe, tarım sözleşmesi (müzara'a), bahçıvanlık akdi (müsakât), başkalarından önce satın alma hakkı (şufa), borçların devri (havale), ema­net (vedia), karşılıklı yardım ve dostluk akdi (veiâyi müvâlât), zorla alma (gasp), boş top­rakların ekilmesi (mevaî), avlanma, cezaların tanzim edilmesi (mevakil), vasiyet, iflas vd. gibi çok değişik problemlerle ilgili hükümler barındırır. Bir ferdin şahsî ilişkileri ve mülki­yet ile ilgili önemli kurallar aşağıda verilmiş­tir.

Borçların Devri (Havale): Havale kelimesi herhangi bir şeyin bir yerden başka bir yere nakledilmesi anlamını taşır ve hukukta borcun kefalet ve tasdik yoluyla asıl borçludan diğer bir şahsa devredilmesini ifade eder. Borcun devri Rasûlullah'ın sünnetiyle meşru kılın­mıştır: "Ne zaman fert, borcunu zengin birine devreder ve o da bunu kabul ederse artık hak zengin olandan talep edilmelidir." Borcu üze­rine alan -yani borcun devredildiği - kişinin bunu ödeyecek güçte olması esastır. Eşyaya değil borca uygulanan naklin hukuken ideal kabul edilmesi nedeniyle devrin borçla sınır­landırıldığı burada ayrıca zikredilmelidir. Bu tip bir akitte hem alacaklının hem de borcu üzerine alan kişinin muvafakati gereklidir. Havale olunanın rızası şarttır, çünkü borcu ödemeyi o taahhüt «etmektedir. Borçlunun rı­zası şart değildir; zira bu işlem onun yararına­dır; alacaklı borcu artık ilk borçluya döndüremez (Hidaye).

Rehin ve İpotek (Rehn): Hukuk dilinde re­hin, değeriyle karşılanabilecek bir alacak adı­na eşyanın muhafaza edilmesi anlamını taşır. Borçluluk durumunda uygulama alanına gir­mekte olup Kur'ân-ı Kerim'in şu ifadeleriyle hukukî kılınmıştır: "... Ahitleştiklerinde ahit­lerine vefa gösterenler., işte bunlar, doğru olanlardır, muttaki olanlar da bunlardır." (2: 177). "Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozma­yın. Şüphesiz Allah, yapacağınız şeyleri pek iyi bilir." (16: 91). "...Verdiğiniz sözü de ye­rine getirin. Çünkü verilen söz, sarumluluğu gerektirir." (17: 34).

Âyet-i kerime hukukî sonuç doğuracak ilişki ve antlaşmaların mutlaka yazılı hâle getiril­mesini öngörmektedir: "Eğer seferde olur da yazacak birini bulamazsanız, alınan rehinler (yeter). Birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emaneti (borcunu) ödesin, Rabb'İ (olan) Allah'tan korksun. Şahitliği (gördüğünüzü) gizlemeyin, onu gizleyenin kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı bilir." (2: 283). "Allah, size emanetleri ehline ver­menizi, insanlar arasında hükmettiğiniz za­man adaletle hükmetmenizi emreder.AUah si­ze ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işi­tendir, görendir." (4: 58).

Kişi, Ödünç paraya ihtiyaç duyar da bunu te­minat olarak bir şey vermeden sağlayamazsa, rehin verme yoluyla sağlaması tamamen meşrudur. Rasûlullah'ın bir yahudiden üc­reti belirli bir tarihte ödenmek üzere tahıl al­dığı ve teminat olarak zırhını rehin verdiği ri­vayet edilir. (Buharİ ve Müslim). Bu yüzden bütün fakihler, rehinin meşruiyeti hakkında it­tifak etmişlerdir. Aynen kefalette olduğu tarz­da rehin, uygulaması zorunlu ve sonuç olarak meşru bir olaydır. Rehin işlemi icab (teklif) ve kabul ile tesis edilip rehin konacak temina­tın borcu verecek kişice alınması (kabı) ile teyid edilir (Hidaye).

Öncelikli Satınalma (Şüfa) Hakkı: Müba yaa fırsatı diğer insanlara tanınmadan önce bir mülkü satın alma hakkıdır. Bu Rasûlullah'den Önce dünyanın hiçbir yerinde bulun­mayan yeni bir uygulamadır. Hukuk lisanında şüfa hakkı, satılık bir mala ortak veya komşu olanın, aynı para ile satın almak üzere başka­larına tercih olunması hakkıdır. Bu uygulama "şüfa" kelimesiyle ifade edilmiştir. Zira şüfa kelimesinin türediği kök (şûfe) birleş-me-birleştirme anlamını taşımakta olup bura­da satımı söz konusu olan topraklar şuf inin -. yani öncelikli satın alma hakkına sahip kimsenin- topraklarına birleşik-bitişiktir. (Hidaye).

İslâm Hukuku'na göre şüfa hakkı; satılan ara­zinin mülkiyetine ortak olan kişiye, arazinin yol ve su gibi ilavelerinde pay sahibi olana ve komşuya aittir. Şüf a hakkı henüz bölünme­miş ve kendi hissesini almamış olan ortakta saklıdır. Bu şekilde Rasûlullah tarafından belirtilen bu kural bir çok hadislerinde de yer almaktadır: "Rasûlullah, komşu mülkleri alma hakkının ayrılmamış-bölünmenin bütün mülklere uygulanabilir olduğunu, ancak sınır­lar tesbit edilip ayrı ayrı yollar oluşturuldu­ğunda tercih hakkının artık bulunmadığını be­yan etti." (Buharı). Rasûlullah, tercih hak­kının ister oturulacak bir konut olsun isterse bir bahçe; paylaşılmamış hisseli her tür mülk­le ilgili olduğunu ifade etmişti. "Kendi arzu­suna göre isterse alacak, isterse satılmasına izin verecek olan ortağına haber vermeden bi­rinin kendi hissesini satması gayrımeşrûdur. Şayet haber vermeden satacak olursa diğeri bu hisseyi almaya daha çok hak sahibidir." (Müslim).

İbni Abbas Rasûl-ü Ekrem'in, "Ortak, komşu mülkü almaya ilk hakkı olandır; şüf'a hakkı herşeyi kapsar.'1 buyurduğunu rivayet eder. (Tİrmizi). Osman b. Affatı şöyle der: "Toprakta sınırlar yükseltildiğinde artık kom­şu toprakları satın alabilmek için seçme hakkı yoktur. Şüf'a hakkı kuyu ve hurma ağaçlarına uygulanmaz." (Mâlik).

Komşunun bu hakkı Rasûlullah'in hadisle­rinde de yer alır. Ebû Rafı', Allah Rasulü'nün; "Komşu, yakın olması dolayısıyla şüf'a hak­kına en çok sahip olandır" buyurduğunu riva­yet eder. (Buhari).

Ebu Hüreyre, Rasûl-ü Ekrem'in, "Kişi, kom­şusunun duvarına kriş koymasını engelleme­melidir" buyurduğunu nakleder (Buhari ve Müslim). Ebu Cabir tarafından yapılan riva­yette Rasûlullah, "Komşu, tercih hakkına en çok sahip olandır. Yolları ortak ise komşu gaib bile olsa, şüf'a yüzünden gelmesi bekle­nir" buyurmuştur. (Ahmed, Ebu Davud, Tir-mizi, İbn-i Mace ve Darimi).

Arazi Kiracılığı: Zâlim ve adaletsiz olmaları yahut da faizin bazı niteliklerini barındırmala­rı sebebiyle Rasûlullah @ arazi kiracılığının birkaç çeşidini gaynmeşrû ilan etmiş, bu ni­teliklerden uzak diğer türleri serbest bırakmış­tır.

Pay Kiracılığı İMüzara'aY mn Gayrmeşrû Formları: İnsanlar arasında anlaşmazlığa se­bep olması yahut taraflardan herhangi birinin haklarına zarar vermesi muhtemel olan pay kiracılığının her formunun gaynmeşrû olduğu Rasûlullah tarafından bildirilmiştir.

Mahfuz Tutulmuş Arazi Hissesi: Bazen top­rak sahibi, arazinin en iyi bölümünün mahsu­lünü kendisi için saklardı. Rasûlullah bu uygulamayı gaynmeşrû ilan etmiştir. Rafi' bin Hadîc demiştir ki, "Medine'de verimli topraklara sahiptik; mal sahibi, bir parça ürü­nünün kendisinin, diğer parça ürünün işleyene ait olması şartıyla topraklarını ekilmek üzere kiraya verirdi. Ancak bir taraf mahsûl verir­ken diğer tarafta ürün görülmezdi. İşte bu yüzden Rasûlullah bizi bundan men etti." (Buhari ve Müslim).

Bununla birlikte, her iki tarafa eşit ve âdil ol­duğunda Peygamber, pay kiracılığına izin vermiştir. Allah'ın Rasulü, Hayber yahudilerine Hayber arazisini ve hurmalarım, kendi malları ile işletmek ve mahsulün yansını müslümanlara vermek şartı ile müsâkat yap­mıştı. (Müslim). Buhari'nin naklinde meyve­lerin yansını vermeleri karşılığında Rasûlul­lah'in Hayber'i yahudilere bıraktığı kayde­dilir. Cabir'in rivayetine göre, muhacirler ara­sında üçte bir veya dörtte bir nisbetiyle arazi kiralamayan aile neredeyse yoktu. Ebu Bekir, Ömer ve Ali'nin ailelerini de içeren bu aileler topraklan işleme karşılığında mahsulün bir kısmını vermek üzere anlaşmalar yapmışlardı. Bazı aileler ise tohumları kendilerinin sağla­maları halinde ürünün yamsıra, tohumu kira­layanın temin etmesi durumunda anlaşmaya bağlı belirli bir oranını almak üzere muhacir­leri çalıştırmışlardır. (Buhari).

Nakit Mukabili Kiralama: Peygamber pay kiracılığının gaynmeşrû formlarını yasak­lamış ancak altın veya gümüş karşılığında arazilerin tarım amacıyla kiralanmasına izin vermiştir. (Buhari).

İzinsiz Ekim: Başka birinin topraklarını onun rızasını almadan ekmek doğru değildir.

Rafi' b. Hadîc, Rasûlullah'ın, "Kim diğer insanların arazilerini onlardan izin almadan ekerse mahsûlden bir hakkı yoktur; ancak masrafını alabilir" buyurduğunu nakleder. (Tirmizİ ve Ebu Davud).

Tercih Edilen Toprak Sahibidir: Rasûlullah, toprak sahiplerinin kendi topraklarını ken­dilerinin işlemesini daha uygun gördü. Rasul-ü Ekrem'in, 'Arazisi olan onu eksin, yahud da din kardeşine versin; kardeşi buna razı olmazsa, bunu reddederse toprağını alıkoysun" buyurduğunu Cabir rivayet eder. (Buhari ve Müslim). Râfi' b. Hadîc, amcası Züheyr'den nakleder ki, Rasûlullah'ın "Tarlalarınızı nasıl İdare edersiniz?" sorusuna amcası "Sulak ta­rafında yetişen ürünün bizim olması kaydıyla ve hurmadan, arpadan vesk (denilen ölçek)ler karşılığında kiraya veriyoruz" cevabını verdi. Allah'ın rasûlü; "Öyle yapmayınız! Bunları ya kendiniz ekiniz veya başkasına (ücretsiz ve­rip) ektiriniz ya da boş tutunuz!" buyurdu. (Bu hadisi amcasından işiten) Râfi': "İşittik ve itaat ettik" dedi (Buharî). Ve Ebû Hureyre Hz. Peygamber'den şöyle nakletmiştir: "Tarlası ve toprağı olan kimse, onu ya kendisi eksin veya (ekmekten âciz ise mümin kardeşi­ne) versin, ektirsin, bunu da yapmazsa (kiraya vermeyip) tarlasını âtıl tutsun!" (Buharî). Hz. Peygamber, benzer şekilde gayrımeşrû bi­çimde ziraat yapmayı men etmiş ve buna herhangi bir faiz, kumar ve şüphe unsuru taşıyan şeyi de ilâve etmiştir.

Kıraç Topraklar: Hz. Aişe Rasûlullah'in: "Her kim, kimseye ait olmayan harap bir top­rağı imar ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Medeni Hukuk
« Posted on: 15 Eylül 2019, 23:32:14 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Medeni Hukuk rüya tabiri,Medeni Hukuk mekke canlı, Medeni Hukuk kabe canlı yayın, Medeni Hukuk Üç boyutlu kuran oku Medeni Hukuk kuran ı kerim, Medeni Hukuk peygamber kıssaları,Medeni Hukuk ilitam ders soruları, Medeni Hukukönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &