ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Medenî Hukuk
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Medenî Hukuk  (Okunma Sayısı 405 defa)
14 Haziran 2012, 20:56:46
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 14 Haziran 2012, 20:56:46 »



Medenî Hukuk

İslam'dan önce gerek Araplar, gerekse Arap olmayanlar arasında malların nesilden nesile geçişi, hem memnuniyetsizliğe yol açmakta, hem de iyice netleşmemiş çizgilerde gerçek­leşmekteydi. Genellikle erkek fertlere hasredilmekte ve kız çocukları, dullar, anneler, kız kardeşler, küçük-aciz fertler mirastan pay ala­mamaktaydı. Onların arasında mirasın temel prensibi "miras alanın aile ve kabilesinin şere­fini savunabilecek birisi olması" idi. Yahudi hukukunda, kız evlatlar erkek çocuklar tara­fından hariç tutulur, anneler çocuklarından miras alamazlardı. Evlilik dışı doğmuş çocuklar aynen meşru çocuklar kadar hisse sahibiy­di. Kız çocukların, annelerinin mallarında paylan yoktu. Hindistan'da, kız çocuklar yine erkek evlatlar tarafından dışlanır, dul hanım ve kadınların belirli bir paylan olmazdı. Ken­di kazandığı ile atadan kalan mallar arasında da bir ayırım vardı. Avrupa'da, taşınmaz mal­lar ile kişisel mallar arasında ayırım güdülür­dü. Kadınları geveze pozisyonuna düşüren mirastan hariç tutma uygulaması ve diğer eşit­sizlikler, Rasulullah tarafından kaldırılıp yerine kadınlara sahip oldukları anne, kızkardeş, kız çocuğu ve hanım gibi sıfatlara uygun olarak kesin paylar temin ederek daha eşit ve daha adil prensipler benimsendi. Hisseleri te­minat altına alındı, hakları kabul edildi ve sta­tüleri alabildiğine yükseltildi. Kişisel kazanç ve ferdi çalışma hakkı erkeklere olduğu kadar kadınlara da tanındı. "Erkekler için kendi ka­zandıklarından bir pay, kadınlar için de kendi kazandıklarından bir pay vardır." (4:32). Bir Avrupalı yazar bunu şu şekilde kabul etmek zorunda kalmıştır: "Tabii yerleri muhabbeti­mizde ilk sırayı alan kimsenin hisselerine ye­terince özen gösterildiğini görürüz. Daha ke­sin, daha adil, daha eşit kurallar ihtiva eden başka bir sistem tahayyül etmemiz gerçekten güçtür."

Servet Dağılımı: Vefat eden şahsın geride bı­raktığı servet "öncelik sırasına göre şu şekilde kullanılır:

1- Cenaze masrafları,

2- Borçların tanzimi,

3- Varsa vasiyetler- terekenin üçte birine kadar yerine getirilir,

4- Kalanı varisler arasında dağıtılır. Varisler arasındaki rüçhan ise şu sırayladır:

1- Baba, koca, anne, hanım, kız çocukları, er­kek çocuğun kızları, öz kız kardeşler, anne bir kız veya erkek kardeşlerin hakları verilir.

2- Artan miktar geride kalan oğullar ve di­ğerleri arasında şartlarına bağlı kalarak bölü­nür.

3- Sonra sıra uzak akrabalara gelir.

Dört şahıs vâris olamaz:

1- Sahibinden kaçan köle,

2-  Mirası söz konusu olan şahsı öldüren kimse,

3- Farklı din mensupları,

4- Farklı dar'da yaşayanlar (dar ul harb de yaşayan biri, dar'ül İslam'da İkamet eden birinden miras alamaz).

Bir şahıs, arkasında borçlarını karşılayacak kadar varlık bırakmamışsa, o kişinin borçları devlet hazinesinden (beyt'ül mal) ödenir.

Hediyeleşme: Hediyeleşirken bir yabancı le­hine bütün varlık elden çıkarılabilir, ancak di­ğerlerinin rızası alınmadıkça ister kız ister er­kek olsun bir evlat diğerlerine tercih edile­mez. Rasulullah, evlatlarından birine hedi­ye veren bir sahabeye, "Öteki çocuklarına da benzer hediyeler verdin mi?" diye sormuş, "Hayır" cevabını alınca da, "Allah'tan korkup sakın ve çocukların arasında adaletli davran" buyurmuştur.

Vakıf: Lügatte durdurma, alıkoyma, duruş, durma, kımıldanmama, ayırma ve bağlama gi-. bi manalara gelen vakıf Şeriat'te; muayyen bir majh sahibinin mülkünde hapsederek menfeaatini tasadduk etmektir. Hayır niyetiyle bir mülkün sürekli olarak Allah'a adanması anla­mına gelen vakıf vasıtasıyla bir müslüman, ya temelde hayır gayesiyle çocukları için veya başka bir hayır maksadı için bütün malını mülkünü elden çıkarabilir. Bu yolla nesilden nesile aktarılan mülk bağlıdır; satılamaz, dev­redilemez, havale edilemez, mirasa konu ala­maz. Ancak kayyıma (vakıfta çalışanlara) ay­lık bağlanabilir. Nitekim geçim ve içtimai ta­sarruf imkanlarım sağlayan ve mülklerini ku­şaktan kuşağa devrini sağlayan bu büyük si­lah, müslümanlara Yüce Sari tarafından veril­miştir. Mülkün bu usulle dağıtımı gerek dünyevî,gerekse uhrevî açıdan en güzel mükemmel metoddur . Bu usûl diğer hukuk sis­temlerinde yoktur.

Vasiyet: Bu yolla bir mülk, vâsi tarafından bir başkasına meşru şekilde devredilir, ancak devretme işlemi hemen değil vasiyet edenin ölümünden sonra yürürlüğe girer. Bu usul di­ğerlerini hariç bırakacak şekilde varislerden biri lehine, öteki varislerin rızası alınmadıkça kullanılamaz. Herhangi bir mirasçının olmadı­ğı durumlarda malın tamamı vasiyet edilebi­lir. Kur'an-ı Kerim şöyle buyurur: "Sizden bi­rinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal, mülk., vb.) bırakmışsa; anaya. babaya ve yakın akrabaya bilinen (meşru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gel­mekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıl­dı (farz kılındı)." (2:180). Nitekim, yakınlara yapılacak vasiyetler (4:11) de olduğu gibi Mi­ras Hukuku'nun konusu içerisindedir. Sa'd b. Ebi Vakkas rivayet eder ki, Rasulullah'a giderek, "Ya Rasulullah, ben zenginim, bir tek kızımdan başka varisim de yok. Malımın üçte ikisini tasadduk edeyim mi?" dedim. "Hayır" buyurdular. "Yansım tasadduk ede­yim mi?" dedim. Yine "Hayır" dediler. "O halde üçte birini tasadduk edeyim mi?" de­dim. "Üçte bir? Üçte bir çok. Şüphesiz ki se­nin mirasçılarım zengin bırakman, onları fa­kir, aleme el açar bir halde bırakmandan daha hayırlıdır" buyurdular. (Buhari ve Müslim). Ebu Umamete'l Bahiliy, Rasulullah'ı; "Şüphesiz ki Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. O halde varise vasiyet yoktur" der­ken işittim demiştir. (Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, İbn-i Mace). "Kim varislerinden birinin mirasını keserse, Allah da onun cennetle olan bağım keser" uyarısı Rasul-ü Ekrem'a aittir.

Umrâ: Ömür boyunca istifade edilmesi İçin başka insanlara verilen, aksine bir şart koşulmadıkça bağışlayan kişinin de yaşadığı müd­detçe yararlanacağı hasene maldır ki, umrâ sa­hibinin Ölümünden sonra kendi mirasçılarına kalır.



[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Medenî Hukuk
« Posted on: 17 Eylül 2019, 17:15:10 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Medenî Hukuk rüya tabiri,Medenî Hukuk mekke canlı, Medenî Hukuk kabe canlı yayın, Medenî Hukuk Üç boyutlu kuran oku Medenî Hukuk kuran ı kerim, Medenî Hukuk peygamber kıssaları,Medenî Hukuk ilitam ders soruları, Medenî Hukukönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &