ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti  (Okunma Sayısı 2220 defa)
28 Temmuz 2012, 17:21:42
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 28 Temmuz 2012, 17:21:42 »



HZ. PEYGAMBER'İN BÜYÜK ZEKÂ VE FETÂNETİ

Peygamber, davet için gerekli zekâ ve fetânete sahip kimselerdir. Onlar, risalet gö­revlerini yerine getirirken hasımlarıyla müna­kaşaya mâruz kalabilecekleri gibi, taraftarla­rının sorularını cevaplandırmak, yapılan itiraz ve tenkitleri izale etmekle de karşı karşıya ka­lacaklardır. Öyle ise böyle bir vazife için ze­ka, fesahat ve münazara gücü lüzumludur ki, muhatablarını ikna etsin ve mağlup düşme­sinler. Mağlubiyetleri, onlara karşı üstünlük­lerini sağlayamaz. Bu da, Peygamberlerin bü­tün davasının hak olduğuna bağlıdır. Çünkü, bâtıl olan bir davanın üstün gelmesine imkân yoktur. O, daima zevale mahkûmdur. Hakkın üstün gelebilmesi için davasını delîl ile isbat edebilecek bir akla ihtiyaç vardır. Aklî izahla­rı bulunmayan haklar kaybolup ortadan kalk­mıştır. Delili gereği gibi açıklamak için fesahat ve konuşma kabiliyeti lâzımdır. Bu da ancak en bilgili, en zeki ve en fasîh olan kim­se için mümkündür.

İnsanların ilim ve meslekleri farklı farklıdır. Kimi din adamıdır, kimi siyasetçidir, kimi ik­tisatçı, kimi doktor, kimi felsefeci... Bunlar­dan herhangi biri kendi branşı açısından bir tenkitte bulunacak olursa onu ikna etmek ge­rekir. Peygamber davasıyla ilgili her konuda herkesten daha bilgili olmazsa davasını ispat-layamaz.

insanlar zekâ, fesahat ve konuşma kabiliyyeti yönünden de farklılık gösterir. Peygamberin bir vazifesi de bütün insanları ikna edip dava­sını ispatlamaktır. Herkesten zeki olması da bunu ispatlamaya yetmez. Bunlara sahip olan kimse, açık bir ifadeye ve fasîh bir lisâna da muhtaçtır. Allahu Teâlâ, peygamberi Musa'yı tebliğ ile görevlendirdiği zaman Hz. Mûsâ şöyle dedi: "...Rabb'im, benim göğsümü aç (risalet görevini yüklenebilmesi için yüreğimi genişlet), bana işimi kolaylaştır, dilimden (şu) düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar." (20: 25-28). Yani, "kalbimi bir rasûlün büyük görevi ile ilgili zorluklan yerine getirmeme yaraya­cak cesaretle doldur ve bu görevin yerine ge­tirilmesi için bana güven ver." Hz. Musa böy­le dua etti, çünkü görevinin büyük sorumlu­luklarının şuurundaydı. Ayrıca akıcı bir dile sahip olması niyazında da bulundu,

Bu hususiyetler Allah'ın Son Peygamberi ve Rasûlü Hz. Muhammed'in şahsında toplan­mıştı. O, zihin açıklığı, anlama ve kavrama yeteneği ve üstün bir zekâ ile teçhiz edilmişti. Ne önden ve ne de arkadan bâtıla mâruz ol­mayan tam ve açık bir burhan, mükemmel ve düzgün bir üslûp ile hakkı ifade etmek; hasmı susturup onu teslim olmağa zorlamak, ancak her şeyi bilgisiyle ihata eden Allah'ın davet ve risalet yükünü yüklenen Rasûl için müm­kün olabilir.

"Allah, meleklerden de, insanlardan da elçiler seçer..." (22: 75).

"...Allah, elçiliğini nereye koyacağını (risale-tini kime vereceğini) daha iyi bilir..." (6: 124).

Bu hususiyetleri gözden geçirince, Hz. Mu­hammed'in bunların her birinde zirve oldu­ğunu göreceğiz. Peygamber en büyük -ger­çekten de mucizevî ve karşı konulamaz- bir silâhla yani Kur'an'ın belagatİ ve fesahatiyle silahlandırılmıştı. İnandırmak ve ikna etmek için Kur'an'ın gücü, eşi olmayan büyük bir "tremendum" ve harekete sevkeden bir tesir­dir. Peygamber her fırsatta İslâm'ın üstün bir sunucusu olarak İlâhî kelâmın müessir gü­cüyle insanları Allah'a çağırdı. Kur'ân'dan yaptığı iktibasların yanında Hz. Muhammed'in kendi konuşması da etkileyiciydi. Benî Sa'd b. Bekr'in kampında yetiştirildiğini söy­lerdi. Arapçayı mükemmel ve belagatla konu­şurdu. Konuşmada belagat ve fesahatin kıy­metini çok iyi takdir ederdi. Dinleyenlerin kalplerinde tesir uyandıracak ve onların hayallerini harekete geçirecek yetenekte Arap diline hâkimdi. İnsanları hakikate inandır­makta fevkalâde başarılıydı. O'nun ifadeleri Hz. Aişe'nin belirttiğine göre, ilk duyuşta ez­berlenebilecek kadar açık-seçik ve tane tane idi. Hz. Muhammed'in daveti aynı zaman­da insanların gönüllerine hitap ediyor ve on­ların fıtratlarındaki duyguları aydınlığa çıka­rıyordu. (Farukî, a.g.e., sh.135-136).

Dâva yönünden, davasının hak ve doğru ol­duğunda şüphe yoktur. Bunu isbat etmek için kitabın konularını incelemek kâfidir. Fesahat yönünden ise O, bütün Araplardan daha fasih ve açık bir ifadeye sahipti. Burhan ile davası­nı isbat etmek yönünden de, bir başkasında görülmeyecek şekilde, Rasûlullah'in her insanın seviyesine inip, sâde bir ifade ile onu iknaya kabiliyetli olduğu görülür. Böylelikle bütün insanlara inanç, ibâdet, yaşayış ve ha­yat yolunu gösterip Kur'ân-ı Kerim'in her şeyi açıkladığını isbat etmiş ve herkesi susturmuştur. Kur'ân-ı Kerîm kıyamete kadar her devir­de insanlar için Allah'tan birer belgedir. O'nun rasûlü Hz. Muhammed'in sahîh sün­neti de bu dinin tatbiki için en güzel bir mi­saldir.

Bütün bu hususiyetleri açıklamak için Hz. Peygamber'in serdettiği hüccetlerden ve İslâm'a davet etmek için okuduğu hutbe ve mektuplardan ve emr-i bil mâruf ve nehy-i ani'l münker meyamnda söylediği delil ma­hiyetindeki sözlerinden de bir kaç misâl vere­ceğiz. Bunlan gördüğümüzde, Allah'ın, Rasû-lüne verdiği ikna kabiliyetinin ne kadar kuv­vetli olduğunu ve her yönden mahlûkâtın en mükemmeli bulunduğu anlaşılacaktır:

Abdullah b. Ahmed ve Ebû Ya'la. Saîd Ebî Râşid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Hirakl'in Hz. Peygamber'e elçi olarak gön­derdiği (Arap) Tenûh kabilesine mensup zâtı Humus'ta gördüm. O, benim komşum idi. Çok yaşlanmış, pîri fâni olmuştu. O'na: "Hi-rakl'in Hz. Peygamber'e, Peygamber'in Hirakl'e gönderdikleri mektuplar hakkında bana bilgi verebilir misin?" dedim. Tenûhî: "Evet." dedi ve söze başladı.. "Hirakl'in mektubum alıp götürdüm. Tebük'e varınca baktım ki Peygamber ashabı ile birlikte suyun kenarın­da oturuyorlar. 'Adamınız nerededir?' dedim 'İşte budur!' dediler. Ben de kendisine yakla­şıp oturdum ve mektubu eline verdim. O dt mektubu alıp eteğinin üzerine koydu. Bana: 'Kimlerdensin?' dedi. Ben de: 'Tenûh kabilesindenim' dedim. Peygamber: 'İbrâhim'ir hanif dinini ister misin?' diye sorunca: 'Ber bir kavmin elçisiyim ve onun dinine mensu­bum. Onlara dönmedikçe ondan (dinimden^ dönmem.' dedim. Bunun üzerine şu ayeti (28; 56) okudu: "Sen, sevdiğini doğru yola ilete­mezsin, fakat Allah, dilediğini doğru yola ile­tir. O, yola gelecekleri daha iyi bilir."

Tenûhî dedi ki: "Sonra mektubu sol yanında bulunan birine verdi. 'Mektubu okuyan arka­daşınız kimdir?' diye sordum. 'Muâviye'dir' dediler. Benimkinin (Hirakl'in) mektubunda şu vardı: 'O, muttakiler için hazırlanmış, eni gökler ile yer kadar olan cennete beni davel ediyor, ya cehennem nerededir?'

Peygamber buna karşılık: 'Subhanallah! Gündüz gittiği zaman gece nerededir?' dedi."

İbni Huzeyme, İmran b. Hâlid b. Talayk b. Muhammed, İmran b. Husayn babasından, 0 da dedesinin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kureyşliler Husayn'a gidip (onu sayıyorlar­dı) dediler ki: 'Sen bu adamla görüş. O, bizim ilâhlarımıza sövüyor.' Birlikte gittiler, Pey­gamber'in kapısına yakın bir yerde oturdu­lar ve birbirlerine şöyle dediler: 'Bu yaşlı zâtın konuşmasına müsaade ediniz.' İmran ile arkadaşlan epeyce vardı. Sonra Husayn ko­nuşmaya başladı: 'Nedir bu kulaklarımıza ge­len şu sözler? Sen bizim ilâhlarımıza sövüp kötülüyorsun. Halbuki senin baban kal'a gibi ve iyi bir insandı.' Hz. Peygamber de şöy­le dedi: 'Ey Husayn! Benim babamla senin baban ateştedirler! Ey Husayn, kaç ilâha tapı­yorsun?' Husayn: 'Yer yüzünde yedi, gökte bir olmak üzere sekiz ilâha tapıyorum' dedi. Peygamber: 'Sana bir musibet gelirse kime yalvarıp dua ediyorsun?' 'Gökte olan Allah a yalvarıp duâ ediyorum.' 'Malın helak olursa kime duâ ediyorsun?1 'Gökte olana yalvarıp dûa ediyorum.' 'Yalnız o senin duam kabul ettiği halde neden diğerlerini ortak ediyor­sun? Acaba şükretmek hususunda rızasını mı aldın, yoksa sana galebe çalmaktan mı korku­yorsun?' 'Hayır bunlardan hiç birisi değil.' dedi- (Husayn, şimdiye kadar böyle bir kimse ile konuşmamıştım, dedi). Peygamber: 'Ey Husayn! Müslüman ol, selâmet bulursun.' Husayn: 'Benim kavmim ve aşiretim vardır, onlara ne diyeceğim?' "De ki: 'Allah'ım be­nim için en doğru yolu göster, bana faydalı bir ilim ver?"

Husayn  bunları söyledi. Bunun için kavmin­den İslâm'a girmeyen kimse kalmadı. Sonra İmran kalkıp onun başını, elini ve ayaklarını öptü. Hz. Peygamber, bu hâli görünce göz­leri yaşardı. Husayn, kâfir olarak Peygamberin yanma girdiğinde, İmran onun için ne ayağa kalkmış ne de O'ndan tarafa bakmıştı. Müslüman olunca hakkım Ödedi. Husayn çık­mak istediği zaman, Hz. Peygamber, ashaba: 'O'nu evine kadar yolcu ediniz.' bu­yurdu. Kapıdan çıkar çıkmaz onu gören Kureyş: 'Sapıttı!' dediler ve dağıldılar." (el-İsâbe).

Ebû Temime Hüceymî'nin rivayetine göre, kendi aşiretinden bir zât, Peygamber'e gitti (veyahut Peygamber'in yanında iken birisi geldi) ve: "Allah'ın Rasûlü (veya Muhammed) sen misin?" dedi. Peygamber: "Evet." "Kime yalvarıp duâ ediyorsun?"

'Ben yalnız Allah'a yalvarıp duâ ediyorum. O, öyle bir zattır ki, başına gelen musibetin kalkması için duada bulunsan onu kaldırır; sana çatan kıtlığın kalkması için duâ edersen bitki ve ekinlerini bitirir. Bir çölde kaybetti­ğin bineğinin geri dönmesi için duâ edersen, sana geri çevirir." Bunun üzerine adam Müslüman oldu. Sonra: "Ey Allah'ın Rasûlü, bana bir vasiyette bulun" dedi. Peygamber:

Wıç bir şeye (veya kimseye) sövme." dedi. Râvî dedi ki: "Peygamber bana vasiyet ettikten sonra, ne bir deveye ne bir koyuna ve ne de bir keçiye sövmedim." (Müsned-i Ahmed).

Adiy b. Hatem'in şöyle dediği rivayet edil­miştir:

Peygamber'in ortaya çıktığını duyunca hiç hoşlanmadım, nefret ettim. Bunun için Bizans Devleti(Kayseri)nin tarafına geçtim. Bulun­duğum yerde de yalnızdım, bu yalnızlık ise bana fazlasıyla sıkıntı veriyordu. Sonra şöyle düşündüm: 'Bu adama gideyim. Yalancı ç...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti
« Posted on: 06 Aralık 2019, 18:06:51 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti rüya tabiri,Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti mekke canlı, Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti kabe canlı yayın, Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti Üç boyutlu kuran oku Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti kuran ı kerim, Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti peygamber kıssaları,Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetaneti ilitam ders soruları, Hz. Peygamberin Büyük Zeka Ve Fetanetiönlisans arapça,
Logged
20 Ekim 2015, 21:55:15
SeLiNaY 8
Öğrenci Grubu
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1.465


« Yanıtla #1 : 20 Ekim 2015, 21:55:15 »

Selamun Aleykum
Risalet resul olan peygberlerin gerçekleştirdiği görenlerdir
Allah razı olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
20 Ekim 2015, 22:03:32
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.691


« Yanıtla #2 : 20 Ekim 2015, 22:03:32 »

Aleykümselam.Peygamberler büyük bir zekâya ve uzlaşma sağlayan yapıya sahiptirler.Rabbim bizlere de peygamberler gibi zeka ,fatanet ve ileri görüşlülük nasip etsin inşAllah.....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &