> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması  (Okunma Sayısı 583 defa)
22 Temmuz 2012, 14:14:04
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 22 Temmuz 2012, 14:14:04 »



Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması

Allah'ın insanlara rehberlik için peygamberler göndermesinin esas gayesi yeryüzünde bir adalet düzeni tesis etmektir. Böylece, insanlar zulüm ve saldırı olmaksızın banş içinde yaşa­yabilirler. Peygamberlerin bu fonksiyonu Hadid sûresinde şu şekilde anlatır:

"Andolsun, biz elçilerimizi açık delillerle gönderdik ve onlarla beraber Kitabı ve (adalet) ölçü(sün)ü indirdik ki insanlar adaleti yerine getirsinler..." (57: 25). Burada kısa bir cümleyle özetlenen peygamberlerin misyonu­nu iyice kavramak gerekir. Bütün peygamber­lere şu üç şeyin verildiği görülmektedir: (1) Beyyinat: Yani, onların Allah'ın gerçek pey­gamberleri olduğuna dair açık işaretler. Hakkın ve bâtılın ne olduğu âyet ve delillerle is­pat edilmiş, aynca akide, ahlâk ve beşerî mü­nasebetler konusunda doğru ve yanlış yolun özellikleri, açıkça ve şüpheye mahal bırakma­dan izah edilmiştir. (2) Kitap: İnsanoğluna muhtaç olduğu hidayetin yolunu bulabilmesi için verilmiştir. (3) Mizan: Tartı yapıldığında hak ve bâtıl arasındaki farkı gösteren, düşün­ce, ahlâk ve muamelât konusunda ifrat, tefrit ve itidal noktalarını ortaya koyan Ölçü.

Bu üç şeyin peygamberler ile birlikte dünya­ya gönderilmesinin sebebi, onların ferdî ve toplumsal hayata adalet ve itidali hâkim kıl­maları içindir. Böylelikle onlar bir yanda, Al­lah'ın kullan üzerindeki haklarını, insanın kendi üzerindeki haklarını ve muamelatta in­sanların birbirleri üzerlerindeki haklarını orta­ya koyup, bunlan hakkıyla uygularlar; diğer yanda bu prensiplere dayanarak, toplumda zulmü kökten kaldıracak şekilde sosyal hayatı düzenlerler. Toplumun her ferdinin kendi hakkını elde edebilmesi ve başkalarının hak­kım verebilmesi için, kültürel, ahlâkî, ekono­mik ve benzeri her sahada ifrat ve tefritten uzak olarak dengeyi kurarlar. Bir başka ifa­deyle, peygamberlerin gayesi, dünyada ferdî ve sosyal manada adaleti tesis etmektir. Ferdî anlamda, herkesin hayatmın adalet üzere inşâ edilip, her ferdin düşünce, ahlâk ve münase­betlerinde bir olgunluğa ulaşılmasını hedefle­mişlerdir. Sosyal anlamda ise, toplum hayatı­nın adalet prensipleri üzerinde tesis edilerek fert ve toplum arasında, ruhî, ahlakî ve maddî refah bakımından çelişkilerin değil, ahengin sağlanmasıdır. (Tafheem al-Qur'an, c. V, sh. 322).

En'âm sûresinde yer alan âyette mealen şöy­le buyurulmaktadır: "Yetimin malına yaklaş­mayın; yalnız erginlik çağına erişinceye ka­dar (onun malına) en güzel biçimde (yaklaşa­bilir, onu uygun tarzda sarfedebilirsiniz); ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kişiye gücü­nün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söy­lediğiniz zaman da akrabanız da olsa adalet yapın ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Hatır­layıp Öğüt alasınız diye (Allah) bunlan size tavsiye etti." (6:152). Kur'ân herkese adaleti emreder, sözkonusu kişinin kendisi olsa bile:

"Ey İman edenler! Adaleti tam yerine getire­rek Allah için şahitlik edenler olun, kendini­zin, ana babanızın ve yakınlarınızın aleyhinde bile olsa, (şahitlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır (onları sizden çok kayırır). Öyle ise keyfinize uygun olarak doğruluktan sapmayın. Eğer (şahitlik ederken dilinizi) eğip bükerseniz, ya da doğ­ruyu söylemezseniz muhakkak ki Allah yaptıklarınızı haber almaktadır." (4: 135).

Bu âyet, İslâm adaletinin üstün vasfını göste­rir. O mü'minlere yalnızca adaletli olmalarını emretmez; aynı zamanda, insan hayatındaki bütün adaletsizlikleri ortadan kaldırmak, ya­şanılan yerlerde doğruluk ve adaleti tesis et­mek için, adalet ölçülerinin yaygınlaştırılma­sını da emreder. Adalet çok asil bir görevdir, Allah'a karşı bir borçtur ve kendi menfaatleri­miz ya da sevdiğimiz yakınlarımızın menfaat­lerine ters de olsa adalette sebat etmemiz Al­lah'a şahitliktir. Zengin ve yoksulun duru­munda da tam bir tarafsızlık gözetilmeli ve adalet bütünüyle uygulanmalıdır. Korkulmamalı, taraf tutulmamalıdır, zira, her iki tarafın koruyucusu da Allah'tır ve O menfaatleri her­hangi bir insandan çok daha güzel bir şekilde korur. (A. Yusuf Ali, The Hoîy Qur'an, sh. 223).

Bu yeryüzünde nâdir olarak görülen adalet çeşididir ve mü'minlerin ihtiyaç duydukları şey de budur. Bu çeşit adalet dost ile düşman arasında ayırım yapmaz: "Ey iman edenler! Allah için adaletle şahitlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Âdil davranın, takvaya yakışan budur. Allah'tan korkun, şüphesiz Allah yap­tıklarınızı haber almaktadır." (5: 8).

Mü'minlere, -en azılı düşmanları da dahil ol­mak üzere- taraf tutmadan, herkese sırf Allah nzası için adaletle muamele etmeleri emredi­lir ki, bu, onlar için gerçek bir imtihandır. Böyle yapmakla onlar, Allah'ın şahitleri ola­rak adaleti yücelteceklerdir. Hangi davranış, sadece Allah'ın şahitleri olarak, düşmanına bile adalette sebat göstermekten daha asildir?

Hz. Peygamber'in adaleti gözetmesi şu sözlerle emredilir: "Yalana kulak verirler, ha­ram yerler. (Ey Peygamber!) Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir; eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiç­bir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. Çünkü Allah, adalet yapanları sever." (5: 42), A'râf sûresinde de şunları okuruz: "De ki: 'Rab'bim bana adaleti emretti..." (7: 29).Gerçekte bütün toplumsal, siyasî ve ekonomik düzenler mut­lak bir adalet esasmın kurulmasına muhtaçtır­lar. Ancak bu şekilde, toplum yozlaşma ve sömürünün her türlüsünden korunur. Adaletten herhangi bir sapma bu düzenlerin ahenkli çalışmasını bozar ve değişik grupların çıkar çatışmaları, durumu daha da kötüleşti-rir. Bu durumda adaletsizlikler yaygınlaşacak, bir sınıf diğer sınıfları, tamamıyla yoksullaştırıp, çaresiz hale getirinceye kadar, kendi çı­karları için sömürmeye başlayacaktır. Bu adaletsizlikler bir ülkenin sosyal düzenini so­nunda enkaz hâline getirecektir. Kur'ân, top­lumların bu değişmez ve kesin helak sürecini şu ifadelerle tasvir eder: "Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman onun varlıklılarına emrederiz (yöneltiriz veya çoğaltırız). Orada fısk yaparlar (kötü arzularının peşinde koşar­lar), böylece o ülkeye (azâb edeceğimiz hak­kındaki) söz(ümüz) hak olur, biz de orayı dar­madağın ederiz." (17:16).

Bu âyet, milletlerin helâkindeki ilâhî muame­leyi özetler. Zengin ve güçlü insanlar, bütün eşitlik ve adalet prensiplerini hiçe sayarak saldırgan faaliyetlere başladıkları, aç ve yok­sul insanların kanlarının son damlalarına dahi göz koydukları zaman, bu onların yaklaşmak­ta olan helaklerinin işaretidir. Allah insanları helak etmez, onları helak eden, eninde sonun­da bu akıbete götürecek yolları izleyen insan­ların kendileridir. Kur'ân burada sadece tarihî gerçekleri, yani, ulusların kendi saldırganlık ve yozlaşmalanyla nasıl da korkunç zevalleri­ni hazırladıklarını anlatır. Onların günahkâr ve adaletsiz hareketleri, beklenen sonlarını gösterir; zarar, zulüm ve günahkârlıkta ısrar ettiği sürece hiçbir halk ayakta kalamaz. Bu âyet bu tip insanların gerçek bir profilini çizer ve perişan sonlarını gözler önüne serer.

Adalet, toplumu salim kılar, bütün tarafların hak ve isteklerini tam bir tarafsızlıkla korur. İnsanlar haklarını koruyup, başkalarıyla olan münasebetlerinde tarafsızlık ilkesine uyarlar­sa, ilerlerler, daha da güçlenirler. Bunun so­nucunda kültür ve medeniyet de zenginleşir. Kur'ân'ın bu ilkede ötekilerden daha fazla ıs­rarlı olmasının sebebi budur. Diğer ibadetle­rin anlamı da hakikati izleme konusunda in­sanların arzusunu güçlendirmek; İnsanların güvenlerini, hak ve taleplerini adaletle tesis; kötülük, saldırı ve fenalıklardan sakınmaktır. Nahl sûresinde yer alan âyette şöyle buyrulur: "Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder, fahşâ (edepsizükten)dan, münker (fenâlık)den ve bağy (azgınlık)den men eder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir." (16: 90). Aynı sûrede, adalet şartlarının tamamla­nabilmesi için birkaç hususun gözetilmesi, yoksa bunlarsız toplumda adalet ve tarafsızlı­ğın olamayacağı belirtilir. "Andlaşma yaptı­ğınız zaman Allah'ın ahdini tam yerine getirin (verdiğiniz sözü tutun), pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Çünkü Allah'ı üzerinize kefil (şahit) yaptınız. (Artık nasıl o andı bo­zarsınız?) Allah yaptıklarınızı bilir. Bir toplu­luk, diğer bir topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vâsıta yaparak, ipliğini kuvvetle büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın! (Yâni kuvvetli taraf, yeminini bir hile vâsıtası yaparak zayıf tarafa zulmetmesin.) Çünkü, Allah, sizi bununla deniyor. (Sayıca ve malca fazla olduğunuz zaman doğru hareket edip et­mediğinizi sınıyor.) Kıyamet günü, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyi size açıklayacaktır." (16: 91-92).

Bu âyetler, toplum düzeninin gerçek ölçüsü­nün korunmasında karşılıklı mutabakatın öne­mini ve insanların onca zorlukla ancak tesis edebildikleri bu ölçüyü tahrip etmeye çalış­malarının düşüncesizliğini belirtir. Ayrıca, toplum düzeninin yaralanması ve sonuçta or­tadan kaldırılmasına yönelik entrikalara karşı insanları uyarır. Bu sebeple, bir milletin ayak­ta kalıp, güçlenmesi için koruyucu gücün (ya­ni adalet) bütün şartlarda korunması mutlak mânada gereklidir. Bu da, İslâm'ın, taraflar arasında adaleti korumaya yönelik karşılıklı ittifak ve anlaşmaların yapılmasını neden bu kadar çok vurguladığını gösterir.



[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması
« Posted on: 28 Ekim 2020, 23:13:36 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması rüya tabiri,Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması mekke canlı, Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması kabe canlı yayın, Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması Üç boyutlu kuran oku Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması kuran ı kerim, Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması peygamber kıssaları,Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulması ilitam ders soruları, Adalet Ve Hakkaniyet Düzeninin Kurulmasıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &