ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Sahabe-i Kiram > El-Abbas İbn Abdilmuttalib
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: El-Abbas İbn Abdilmuttalib  (Okunma Sayısı 616 defa)
28 Şubat 2010, 16:33:49
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 28 Şubat 2010, 16:33:49 »



El-Abbas İbn Abdilmuttalib (r.a.)

Haremeyn´in (Mekke ve Medine´nin) sâkîsi


Ramâde yıhnda [1] Allah´ın kulları ve memleket şiddetli bir kıtlığa uğradığında, mü´minlerin emiri Hz. Ömer ve onunla birlikte müslümanlar, yağmur namazı kılmaya, kendilerine rahmet ve yağmur gön­dermesi için Rahîm olan Allah´a yalvarmaya çıktılar...

Hz. Ömer el-Abbas´ın sağ elini, sağ eliyle tutup gökyüzüne kal­dırdı ve şöyle dedi :

« Allah´ın Peygamber´in aramızdayken onun vasıtasıyla yağ­mur istiyorduk...

Allah´ın! Biz bugün Peygamberinin amcası vasıtasıyla yağmur is­tiyoruz, bize yağmur ver»..

Müslümanlar daha bulundukları yerden ayrılmadan onlara rahmet gelmiş; bereketi müjdelemek ve toprağı yeşillendirmek üzere bardak­tan boşanırcasına yağmur yağmıştı...

Ashab, kucaklayıp öpmek ve onunla teberrük etmek üzere el-Ab-bas´a koştular. Bir taraftan da ona şöyle diyorlardı:

«Tebrikler...

Ey Harâmeyn´in sâkîsi...»

Bu, Harâmeyn´in sâkîsi kimdi acaba?...

Takvasını, üstünlüğünü, Allah´ın elçisinin ve mü´minlerin yanın­daki yerini bildiğimiz Ömer´in kendisiyle Allah´a tevessülde bulundu­ğu bu şahıs kimdi acaba?

Evet o, Resûlüllah´ın (s.a.v.) amcası el-Abbas´ti...

Peygamber onu, hem sever hem de sayardı. Onu ve ahlâkını şöy-e överdi:

« Bu benim atalarımın kalıntısıdır...»

Bu  İbn Abdülmuttalib, Kureyş´in en eli açığı ve akrabaya en düşkünüydü...»

Hamza, Hz. Peygamberin amcası ve yaşıtı olduğu gibi, el-Abbas 'a öyleydi. Allah onlardan razı olsun...

Resûlüllah´la (s.a.v.) onun arasında, sadece iki veya üç yaş farkı vardı. El-Abbas´ın yaşı Resûlüllah´ınkinden (s.a.v.) biraz fazlaydı.

Böylece Hz. Muhammed ve amcası el-Abbas aynı yaştan iki çouk ve aynı soydan iki gençtiler...

Aralarındaki sevgiyi meydana getiren unsur, sadece yakın akraba olmaları değil; aynı zamanda yaşlarının birbirlerine yakın olma­lıydı...

Hz. Peygamber´in ölçülerinin daima birinci sıraya koyduğu birşey Jaha vardı... İşte buda el-Abbas´ın ahlâkıydı...

El-Abbas aşırı cömertti. Hatta sanki o güzel şeylerin amcası dayısıydı!.

O, akraba ve ailesine çok düşkündü. Onlara her konuda ilgi gösterir ve para yardımı yapardı. Kısacası hiçbir konuda cimrilik yapmazdı...

Bütün bunlardan başka o, dahi denecek kadar zekiydi. Kureyş cindeki yüksek mevkiini daha da yükselten bu zekasıyla, davasını îçıkladığı sırada Resûlüllah´tan (s.a.v.) birçok işkence ve kötülüğü jzaklastırmistı.

Daha önce gördüğümüz gibi, Hamza (r.a.) Kureyş´in azgınlığına je Ebû Cehil´in övünmesine öldürücü kılıcıyla üstün geliyordu...

El-Abbas ise, Kureyş´e, hakkını koruyan kılıçların yaptığı gibi, İs­lâm için faydalı olan zekâ ve kurnazlığıyla üstün geliyordu...

El-Abbas müslümanlığmı ancak Mekke´nin fethedildiği yılda açık-amışti. Bu yüzden bazı tarihçiler onu müslüman olmakta geciken kim­selerle birlikte sayarlar...

Şu kadar var ki, diğer tarihi rivayetler onun ilk müslümanlardan olduğunu, ancak onun müslümanlığmı gizlediğini haber verirler...

Resûlüllah´ın (s.a.v.) hizmetini gören, Ebû Rafî şöyle der:

« Ben el-Abbas İbn Abdilmuttalib´in hizmetçisi idim. İslâm bi­zi Ehl-i Beyt´e dahil etmişti. Bunun üzerine el-Abbas ve Ümmü´1-Fazl müslüman oldular, onlardan sonra ben de müslüman oldum.

El-Abbas müslüman olduğunu gizliyordu...» Bu, Ebû Rafi´nin ei-Abbas´ın durumunu ve Bedir savaşından önce müslüman olduğunu anlatan bir rivayettir...

O halde el-Abbas müslüman idi...

Resûlüllah´la (s.a.v.) ashabı hicret ettikten sonra onun Mekke´de kalması, gayesini en iyi şekilde yerine getiren bir plândı...

Kureyş, el-Abbas´ın niyetleri hakkındaki şüphelerini gizlemiyor­du. Ama ona çatmak için sebep bulamıyordu. Hele o görünürde, on­ların beğendiği bir davranış ve bir din üzerindeyken...

Nihayet Bedir savaşı geldiğinde, Kureyş orada el-Abbas´ın için­de gizlediğini ve hakiki durumunu anlamak için bir fırsat buldu...

El-Abbas ise Kureyş´in keyifle tertip ettiği bu pis oyunun çeşitli yönlerini ihmal etmiyecek kadar cin fikirliydi...

Şayet o, Kureyş´le ilgili haber ve hareketleri Medine´deki Rasûlüllah´a (s.a.v.) ulaştırmada başarılı olsa, Kureyş onu inanmadığı ve arzu etmediği bir savaşa sürüklemekte başarılı olacaktı... Ancak za­manı tayin edilmiş bir başarı Kureyşlilerin hemen zarar etmelerine ve helak olmalarına sebep olacaktı...

İki topluluk Bedir savaşında karşılaşırlar... Kılıçlar korkunç bîr şekilde birbirlerinin işini bitirmek üzere çar­pışmaya başlarlar...

Peygamber ashabı arasında şöyle seslenir:

«Haşim oğullarından ve Haşim oğullarından olmayan bazı kim­seler, bizlerle savaşma istekleri olmadığı halde zorla savaşa çıkarıl­mışlardır. Hanginiz onlardan birisiyle karşılaşırsa onu öldürmesin...

Kim Ebû´l-Bahteri İbn Hişâm ibnu´l-Haris İbn Esed´le karşılaşır­sa onu öldürmesin...

Kim el-Abbas İbn Abdilmuttalib ile karşılaşırsa onu öldürmesin. Çünkü o zorlanarak çıkarılmıştır...»

Resulüllah (s.a.v.) bu meselede amcası el-Abbas´a bir meziyet isnad etmemişti. Bu meselenin ne meziyetlerle ilgisi vardı, ne de bu­nun zamanıydı...

Muhammed, Hakk savaşında ashabının başlarının düştüğünü-gö­rüp de çarpışma devam ederken, amcasının müşriklerden olduğunu bile bile ona şefaat edecek kimse değildi...

Evet...

Ebû Talib´in, yeğeni ve İslâm için yaptığı iyilik ve fedakârlıkla­rın fazlalığından dolayı amcası için istiğfarda bulunmaktan ?sadece istiğfardan? menedilen Hz. Peygamber ?mantıken? atalarını ve kardeşlerini öldüren müşriklere: «Amcamı istisna ediniz. Onu öldür­meyiniz» demek için, Bedir savaşına çıkacak kimse de değildir!...

Peygamber amcasının hakiki durumunu ve onun müslüman oldu­ğunu biliyorsa, onun İslâm için yaptığı görülmeyen hizmetlerini ve ni­hayet onun zorla istemiye istemiye savaşa çıktığını bildiğine göre, öyleyse bu durumdaki birisini kurtarması ve gücü yettiği oranda onun kanının dökülmemesini sağlamak onun görevi oluyordu...

Müslüman olduğu, Resûlüllah´a (s.a.v.) malûm olmayan, el-Ab-bas´ın Resûlüllah´a (s.a.v.) yardım ettiği gibi, İslâm´a herhangi bir yar­dımı olmayan ve bütün özelliği; müslümanlara kötülük ve zulmetme­de Kureyş efendileriyle birlikte hareket etmeyen, onların bu hareket­lerinden memnun olmayan ve Bedir savaşına zorla ve istemiye iste­miye onlarla birlikte gelen Ebû´l-Bahteri, kanının dökülmemesi ve ha­yatının yok olmaması için Resûlüllah´ın (s.a.v.) şefaatrna nail olurken, müslümanliğını gizleyen bir müslümanın, İslâm´ın muzaffer olmasın­da gözle görülen ve görülmeyen bazı davranışları olan bir adamın bu şefaata lâyık olması mümkün değil midir?

Evet... O müslüman ve o yardım eden el-Abbas´tı... Biraz geriye dönüp durumu görelim:

İkinci Akabe biatında, Allah´a ve Rasûlüne biatlarmı vermek, Hz. Peygamber´le birlikte Medine´ye hicreti kararlaştırmak için; 73 erkek ve iki hanımefendiden meydana gelen Ensar heyeti, hacc mevsi­minde, Mekke´ye geldiğinde, Resûlüliah (s.a.v.) bu heyeti ve bu bi-atla ilgili haberi amcası el-Abbas´a ulaştırdı... Çünkü Peygamber amcasının her görüşüne güveniyordu...

Gizlice yapılan bu buluşmanın zamanı geldiğinde, H2. Peygamber amcasıyla birlikte Ensar´ın beklediği yere çıktı...

El-Abbas, Ensar´ın tutumunu sınamak ve Peygamber için onla dan emin olmak istedi...

Duyduğu ve gördüğü gibi, haberi bize anlatması için, sözü heyet üyelerinden birine bırakalım:

İşte size, Ka´b İbn Mâlik (r.a.) :

«Resûlüllah´ı (s.a.v.) beklemek üzere vadide oturduk. Nihayet o, yanında el-Abbas İbn Abdilmuttalib olduğu halde bizim yanımıza geldi. El-Abbas şöyle konuştu: «Ey Hazrecliler! Muhammed, bildiği­niz gibi, bizdendir. Biz onu kendi kavmimizin şerrinden koruduk. O, kendi kavmi arasında ve memleketinde şeref ve izzete sahiptir. Ama o size katılmayı tercih etti...

Eğer siz, onun yapmanızı istediği şeyleri yerine getirmeyi ve muhalif olduğu kimselerden de onu korumayı kabul ediyorsanız, me­sele yok.

Eğer onu, düşmanlarına teslim etmeyi ve size geldikten sonra yalnız bırakmayı düşünüyorsanız, şu andan itibaren onu terkediniz...

Şahin gözüne benziyen gözleri, Ensar´ın yüzlerinde dolaşırken bu sert ve kesin sözleri söyleyen el-Abbas bir taraftan da sözünün te­sirini ve hareketine hemen verilecek cevapları takip ediyordu..

El-Abbas bununla yetinmemişti. Onun büyük zekâsı, gerçeği mad­di alanında araştırıp uzmanca bütün boyutlarını karşılaştıran pratik bir zekâydı.

O sırada, zekice sorduğu bir soruyla Ensarla konuşmaya başi İşte:

«Benim için harp düzenine geçiniz. Düşmanınızla nasıl döv şüyorsunuz, görelim?!...»

El-Abbas, zekâ ve Kureyş hakkındaki tecrübesiyle, İslâm´la şirk arasında mutlaka bir savaş çıkacağını ve Kureyş´in dininden, şerefin­den ve inadından vazgeçmiyeceğini biliyordu.

Hakk olduğuna göre İslâm, batıl için meşru haklarından asla geçemezdi...

Acaba Ensar Medine halkı çıkacak bir savaşa dayanabilecek miydi?

Onlar teknik yönden Kureyş´e denk miydiler, Kureyş´le iyi savaşabilecekler miydi...

İşte bu yüzden:

« Benim için harp düzenine geçiniz, düşmanınızla nasıl dövü­şeceksiniz görelim?» sorusunu sordu.

El-Abbas´ı dinleyen Ensar, dağlar gibi büyük kimselerdi...

El-Abbas sözünü tamamlar tamamlamaz, özellikle bu soruyu so­rar sormaz, Ensar konuşmaya başladılar...

Abdullah İbn Amr İbn Haram soruya cevap vermeye başladı:

Biz vallahi savaşçı kimseleriz. Biz savaşçılık üzere ye­tiştirildik ve ona alıştık. Savaşçılık bize atalarımızdan kaldı.

Biz bitip tü...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: El-Abbas İbn Abdilmuttalib
« Posted on: 21 Eylül 2019, 07:35:21 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: El-Abbas İbn Abdilmuttalib rüya tabiri,El-Abbas İbn Abdilmuttalib mekke canlı, El-Abbas İbn Abdilmuttalib kabe canlı yayın, El-Abbas İbn Abdilmuttalib Üç boyutlu kuran oku El-Abbas İbn Abdilmuttalib kuran ı kerim, El-Abbas İbn Abdilmuttalib peygamber kıssaları,El-Abbas İbn Abdilmuttalib ilitam ders soruları, El-Abbas İbn Abdilmuttalib önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &