ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Sahabe-i Kiram > Abdullah İbn-i Abbas
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Abdullah İbn-i Abbas  (Okunma Sayısı 555 defa)
23 Şubat 2010, 16:00:18
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 23 Şubat 2010, 16:00:18 »



Abdullah İbn-i Abbas (r.a.)

«Şüphesiz o, olgun yaşta bir gençtir, Onun çok soran bir dili ve çok anlayışlı bir yüreği vardır».[1]

Bu büyük sahabî birçok şerefe sahiptir. Hiçbir şereften mahrum kalmamıştır.

O, Rasûlüllah´la (s.a.v.) sohbet etme şerefine nail olmuştur. Eğer dünyaya biraz daha geç gelseydi, Rasûlüllah´la (s.a.v.) sohbet şerefin­den mahrum kalacaktı.

Akrabalık şerefini de elde etmişti. Çünkü o, Rasûlüllah´ın (s.a.v.) amca oğludur.

İlim şerefi ki o; Muhammed (s.a.v.) ümmetinin alîmi ve o ümme­tin coşkun ilim denizidir.

Takva şerefine de sahiptir, çünkü o, gündüzleri oruçlu, geceleri namazla geçiren, seherlerde istiğfar eden ve Allah korkusundan do­layı gözyaşları yanaklarında iz yapıncaya kadar ağlayan birisiydi.

İşte bu, Muhammed [s.a.v.) ümmetinin alim ve arif kişisi Abdullah İbn-i Abbas´tır. O, Allah´ın Kitâbı´n en iyi bilen, onun te´vilini en iyi anlayan, onun derinliklerine inmeye, onun meram ve srrlarına ermeye pek güçlü birisiydi.

İbn Abbas, hicretten 3 sene önce doğmuştur. Rasûfüllah (s.a.v vefat ettiği zaman sadece 13 yaşındaydı,

Buna rağmen o, Peygamber´den (s.a.v.) müslümanlar için, Buharî´yle Müslim´in Sahihlerinde tesbit etikleri 1660 hadis bellemiştir.

Annesi onu dünyaya getirince, Rasûlüllah´ı (s.a.v.) götürdü Hz. Peygamber (s.a.v.) onun ağzına tükrüğünü koydu ve böylece onun kar­nına ilk giren şey, Peygamber´in (s.a.v.) mübarek ve temiz tükrüğü ol­du. Tabiî, o tükrükle birlikte takva ve hikmet de girmiş oldu.

«Kime hikmet verilirse, ona birçok da hayır verilmiş olur».

Haşim oğullarına mensup çocuğun nazar boncuklan üzerinden atı­lıp yedi yaşına girince, Rasûlüllah´tan (s.a.v.) hiç ayrılmaz oldu. Rasû-lüllah (s.a.v.) abdest almak istediğinde, onun abdest suyunu hazırlar, namaza durduğunda arkasında namaz kılar, yolculuğa çıktığında bine­ğinin terkisinde olurdu. Öyle ki gittiği yere onunla birlikte giden, o na­sıl dönüyorsa yörüngesinde öylece dönen gölgesi gibiydi.

O bütün bu durumlarda, Rasûlüllah´m (s.a.v.) iki yanında anlayışlı bir yürek, saf bir zihin ve modern asrın tanıdığı bütün kayıt cihazları­nın geride kaldığı bir hafızaya sahipti.Kendisi şöyle anlatmıştır :

« Bir defasında, Rasûlüllah (s.a.v.} abdest almak istemişti. He­men suyunu hazırladım ve o yaptığımdan memnun olmuştu...

Namaz kılmak istediğinde bana, yan tarafına durmamı işaret etti, Ben de arkasına durdum.

Namaz bitince, bana eğilip şöyle dedi :

«? Abdullah! Niçin benim yanıma durmadın?» Ben de şöyle ce­vap verdim :

« Benim gözümde sen, seninle ya´nyana olmaktan daha üstün ve daha değerlisin, Ey Allah´ın Rasûlü!»

Ellerini gökyüzüne kaldırıp şöyle dedi

« Allah´ım ona hikmet ver».

Allah Peygamber´inin duasını kabul edip, Haşim oğullarına men­sup bu çocuğa büyük hikmet sahiplerine üstünlük sağlayan hikmeti vermiştir.

Şüphe yok kî siz Abdullah İbn Abbas´ın hikmet tablolarından bi­rini öğrenmeyi çok istersiniz değil mi?

Hz. Ali´nin taraftarları Hz. Muaviye île olan anlaşmazlığı sebebiy­le onu terkettiklerinde Abdullah İbn Abbas söyle dedi :

« Ey Müminlerin Emiri! Bana izin ver de gidip onlarla konuşa­yım».

« Onların sana bir kötülük yapmalarından korkuyorum».

« Hayır, inşallah bir şey olmaz».

Abdullah daha sonra onların yanına gitti. O güne kadar onlardan daha çok ibadet eden bir topluluk görmemişti. Onlar şöyle dediler:

« Hoş geldin, ey İbn Abbas... Niçin geldin?»

« Sizinle konuşmaya geldim». Bir kısmı : «? Onunla konuşmayın». Diğer bir kısmi da : «? Söyle, seni dinliyoruz», dediler. Abdullah :

« Söyleyin bakalım. Rasûlüllah´m (s.a.v.) amca oğlu, damadı ve ona iman edenlerin ilki olan kişiye niçin kızıyorsunuz?!» dedi.

« Üç şeyden dolayı ona kızıyoruz» dediler-,

« Onlar nedir?»

Birincisi : Allah´ın dininde, kişileri hakem tayin etmesidir.

İkincisi : Aişe ve Muaviye´yle savaşıp ganimet ve esir almamam, sidir.

Üçüncüsü : Müslümanların ona bey´ât edip emir yapmalarına rağ­men kendinden Emîru´l-mü´minin lâkabını kaldirmasıdır».

«Eğer size Allah´ın Kitabından ayet ve Rasûlüllah´in fs.a.v.) hadisinden inkâr edemiyeceğîniz deliller getirsem, şu anda ileri sür­düğünüz görüşlerinizden vazgeçer misiniz? Ne dersiniz?»

« Peki, tamam».

« Gelelim; AN Allah´ın dininde kişileri hakem kıldı sözünüze. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır» :

«Ey îman edenler! Siz (hac veya umre için) ihramh bulunurken av öldürmeyiniz. İçinizden kim onu bilerek öldürürse (üzerine) öldür­düğü o hayvanın benzeri bir ceza vardır ki, Kabe´ye ulaşmış bîr kurfaanlık olmak üzere buna içinizden adalet sahibi iki adam hükmedecek­tir». (Mâide Sûresi : 95)

Söyleyin Allah aşkına, kişilerin; onların kanlarını, canlarını koru­mak ve aralarını bulmak için yaptıkları hakemlikler mi daha doğru­dur? Yoksa değeri dört dirhem olan tavşan için yaptıkları hakemlikler mi?»

« Tabii ki müslümanların kanlarını korumak ve aralarını düzelt­mek için yapacakları...»

« Bu tamam mı?» «? Evet».

« Gelelim; Ali harp yaptı ama Rasûlüllah (s.a.v.) gibi esir alma­dı, sözünüze : Anneniz Aişe´yi esir alıp diğer esirler gibi onu kendi­nize helâl kılmak ister miydiniz? Eğer evet derseniz, kâfir olursunuz. Şayet onun anneniz olmadığını söylerseniz yine kâfir olursunuz. Allah Ta´âlâ şöyle buyuruyor» :

«O Peygamber, mü´minlere öz nefislerinden evlâdır. Zevceleri mü´minlerin anneleridirler». (Ahzab Sûresi, âyet : 6) Şimdi kendiniz için dilediğinizi seçiniz».

« Bu da tamam mı?» « Evet»,

« Ali kendinden Mü´mînlerin Emîri lâkabını kaldırdı iddianıza ge­lince; Rasûlüllah (s.a.v.) da Hudeybiye´de müşriklerle yaptığı sulh an­laşmasına; «Bu, Allah´ın Rasûlü Muhammed´in [s.a.v.) yaptığı anlaşma­dır» yazmalarını istediğinde onlar şöyle demişlerdi: «Biz senin Allah´ın elçisi olduğuna inansaydık, seni Kabe´yi ziyaretten alıkoymaz ve se­ninle harbetmezdik. Ancak «Abdullah´ın oğlu Muhammed» yazabilir­sin. «Vallahi siz beni yalanlasanız da şüphesiz ben Allah´ın elçisiyim» diyerek isteklerini kabul etti. Bu da tamam mı?»

«Evet» diye cevap verdiler.

Bu görüşme neticesinde, Abdullah İbn Abbas´m derin bilgi ve et­kili konuşmasıyla 2000 kişi tekrar Ali´nin saflarına geçti. 4000 kişi de inad ederek ve haktan yüz çevirerek düşmanlıklarına devam ettiler.

Genç Abdullah İbn Abbas, ilim elde etmek için her yolu deneyip her türlü gayreti sarfetmiştir. Rasûlüllah´ın (s.a.v.) hayatında, onun çağlayanından içiyordu. O Rabbine kavuşunca alim sahabenin hayatta kalanlarına koştu, onların ilimlerinden faydalanmaya başladı.

Abdullah kendisi şöyle anlatmıştır :

« Rasûlüllah´ın (s.a.v.) ashabından birinde hadîs olduğunu du­yarsam, o öğle uykusuna yattığı sırada evinin kapısına gelir, eşikte elbisemi başımın altına yastık yaparak beklerdim. Rüzgâr da üzerime savurabildiği kadar toz savururdu. Halbuki ondan izin istemiş olsay­dım, bana izin verirdi.

Ama ben bunu, onun değerini yükseltmek için yapıyordum. Evin­den çıktığında beni bu halde görünce şöyle derdi :

«? Ey Rasûlüllah´ın (s.a.v.) amca oğlu! Niçin geldin, haber .ver­seydin ben sana gelirdim». Ben de şöyle cevap verirdim :

« Benim sana gelmem daha münasiptir. İlmin ayağına gidilir. İlim ayağa gelmez». Bundan sonra öğrenmek istediğim hadîsi sorar­dım.

İbn Abbas, ilim elde etmek için nefsini ayaklar altına aldığı gibi, alimlerin değerini yüceltirdi.

İşte, vahiy kâtibi olan, hüküm vermede, fıkıhta, kıraatta ve fera izde [2] Medine halkının başı Zeyd İbn Sabit hayvanına binmek isti­yor, Haşim oğullarına mensup genç Abdullah İbn Abbas onun huzu­runda, kölenin efendisinin huzurunda durduğu gibi duruyor, özengisini ve hayvanın yularını tutuyor.

Zeyd ona :

« Vazgeç Rasûlüliah´ın (s.a.v.) amca oğlu!» diyor. İbn Abba cevap veriyor :

Biz âlimlerimize böyle davranmakla emrolunduk, Zeyd :

« Elini göster bana», dedi. İbn Abbas elini çıkardı. Zeyd onun elinin üzerine eğilip öptü ve şöyle dedi :

« Biz de, Peygamberimiz´în Ehl-i Beyt´ine böyle davranmakla emrolunduk».

Onun hakkında Tabiin büyüklerinden Mesruk fbnu´1-Ecda´ şöyle de­miştir :

«İbn Abbas´ı gördüğümde; insanların en güzeli,

Konuştuğunda; insanların en güzel konuşanı,

Sohbet ettiğinde; insanların en alimi demiştim».

İbn Abbas´in elde etmek istediği ilim tamam olunca, kendisi hal­ka Mim öğreten bîr öğretmen, Evi de müslümanların üniversitesi olmuştu.

Evet, kelimenin tam anlamıyla modern çağımızdakî bir üniversite olmuştu.

İbn Abbas´ia bizim şimdiki üniversitelerimiz arasındaki fark şu­dur : Bugünün üniversitelerinde yüze yakın, baazn da yüzlerce profe­sör bir araya gelir.

İbn Abbas üniversitesi ise, bir tek profesörün omuzları üzerin­de durmaktadır. O da İbn Abbas´in kendisidir.

Arkadaşlarından birisi şöyle anlatmaktadır :

« İbn Abbas´in bir toplantısını gördüm. Eğer bütün Kureyş, onun­la övünmüş olsaydı, övünç vesilesi olarak onlara yeterdi».

Halkın onun evine giden yollarda toplanmış olduğunu, hatta yol­ların onlara dar geldiğini gördüm. Yanına girip kapısında insanların toplandığını ona haber verdim. Şöyle dedi :

« Bana abdest suyu hazırla». Abdest aldıktan sonra oturup şöyle dedi :

« Dışarı çık ve onlara de ki : Kim Kur´an lehçeleriyle ilgili bir soru sormak istiyorsa içeri girsin». Dışarı çıktım ve onlara sö...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Abdullah İbn-i Abbas
« Posted on: 08 Nisan 2020, 06:23:37 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Abdullah İbn-i Abbas rüya tabiri,Abdullah İbn-i Abbas mekke canlı, Abdullah İbn-i Abbas kabe canlı yayın, Abdullah İbn-i Abbas Üç boyutlu kuran oku Abdullah İbn-i Abbas kuran ı kerim, Abdullah İbn-i Abbas peygamber kıssaları,Abdullah İbn-i Abbas ilitam ders soruları, Abdullah İbn-i Abbas önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &