ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > Sabredenler ve Şükredenler >  Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü  (Okunma Sayısı 365 defa)
18 Temmuz 2010, 16:58:23
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 18 Temmuz 2010, 16:58:23 »



بســـم الله الرحمن الرحيم
 
 
Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü
 
 

Ebu'l-Melih demiştir ki:

"Musa aleyhisselam:

"Ya Rabbi en faziletli şükür nedir?" dedi. Allah Teala:

"Her zaman beni şükretmendlr" buyurdu.

Bekir b. Abdullah bir kardeşine:

"Bana bir şey öğret" dedim.

O da: "ben ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Ancak bir kula yakışan Allah'a hamd etmekten ve istiğfar etmekten yorulmamalıdır. Çünkü Adem oğlu nimet ile günah arasında bulunmaktadır. Nimet faydalı olmaz, ancak hamd ve şükürle faydalı olur. Günah da ancak tevbe ve istiğfar ile zararsız hale gelir." dedi.

"Bana istediğimden daha çok şey öğretti." dedi.

Abdülaziz b. Ebu Davud demiştir ki:

"Muhammed b. Vasi'in elinde bir yara gördüm. Muhammed b. Vasi, benim yaraya üzüldüğümü görünce bana:

"Bu yarada, Allah Teala'nın, benim üzerimde ne kadar büyük bir nimeti vardır, biliyor musun?. Çünkü Allah Teala, bu yarayı gözbebeğimde, dilimde ve beynimde kılmamıştır" dedi. Bunun üzerine onun yarası beni rahatlattı.

El-Ceriri'nin, Ebu'l-Verd'den, o da Hallac'dan o da, Muaz b. Cebel (r.a.)'den, rivayet ettiğine göre Muaz b. Cebel, demiştir ki:

"Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir adamın yanına geldi. O adam:

"Allah'ım ben senden nimetin tamamını isterim" diyordu.

Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona:

"Ey Ademoğlu! nimetin tamamı nedir biliyor musun?" buyurdu.

O da: "Ya Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisiyle hayır ümid ettiğim bir dua ile dua ettim." dedi.

Bunun üzerine Allah Resulü: "Nimetin tamamı, cehennemden kurtulup, cennete girmektir" buyurdu. (Tirmizi)

Sehim b. Seleme:

"Bana anlatıldığına göre, bir kimse, yemeğe başlarken Besmele çekerse, sonunda da, "Elhamdülillah" derse (kıyamette) o, yemek nimetinden sorulmaz." demişti.

Şüphe yok ki, Allah Teala, afiyetin istenilmesini sever. Allah'dan afiyetten daha sevimli bir şey istenmemiştir. Nitekim Müsned'de, Ebu Salih'den, o da Ebu Hureyre (r.a.)'den naklen rivayet edildiğine göre, Ebu Hüreyre (r.a.) demiştir ki, "Ebu Bekir (r.a.) minbere çıktı ve, "Ey mü'minler, Allah'dan afiyet isteyin. Çünkü bir kula imandan sonra afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir" dedi. (Tirmizi, Nesei, İbn-i Mace)

İşte bunlar şükrün, sabırdan üstün olduğuna delalet eder.

Diğer bir hadis-i şerif de:

"Şüphe, yok ki, insanlara bu dünyada afdan ve afiyetten daha üstün bir şey verilmemiştir. O halde bunları Allah azze ve celleden isteyin." buyrulmuştur.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), amcası Abbas (r.a.)'a:

"Ey amcam, dua ederken afiyeti çok iste" buyurdu.

Tirmizi'de Abbas (r.a.), ben:

"Ya Resulullah! bana bir şey öğret onu Allah'dan isteyeyim" dedim.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

"Allah'dan afiyet iste" buyurdu.

Bir kaç gün bekledim. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'a gelip:

"Ya Resulullah! bana bir şey öğret onu Allah'dan isteyeyim" dedim.

Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), bana:

"Ey Abbas! Ey Resulullah'ın amcası; dünyada ve ahirette Allah'dan afiyet iste" buyurdu.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

Taif günü duasında:

"İlahî! kuvvetimin zayıf olduğunu, çaresiz kaldığımı, halk nazarındaki hakirliğimi ancak sana arzederim. İlahî eğer bana karşı gazablı değilsen çektiğim zahmetlere, belalara hiç aldırmam. Ancak şu da var ki senin afiyetin daha geniştir" demiştir.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın afiyetine sığınmıştır. Nitekim şu duasında da afiyete sığınarak:

"Allah'ım, senin gazabından rızana sığınırım. Senin azabından affına sığınırım. Senden sana sığınırım" demiştir. (Müslim, Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, İbn-i Mace)

Bir hadis-i şerifin sonunda:

"Allah'dan afiyet ve muafat isteyin" buyrulmuştur. (İbn-i Mace)

İşte bu dua, geçmiş zamanda (işlenen günahların) affını, şimdiki zamandaki afiyeti, gelecek zamandaki afiyetin devamıyla, muafatı içine almaktadır.

Abdullah et-Teymi şöyle derdi:

"Allah'dan afiyeti çok isteyin. Çünkü belaya uğramış kimsenin belası ne kadar şiddetli dursa olsun dua etmeye afiyette olan şahıstan daha layık değildir. Çünkü afiyette olan şahıs belaya uğramayacağından emin değildir. Bugün belaya uğramış olanlar, dün afiyette olanlardır. Bugünden sonra belaya uğrayacak olanlar, bugün afiyette olanlardır. Eğer bela hayra götürürse biz bela ehlinden değiliz. Yani bela bizim doğru yola dönmemize ve sevab kazanmamıza sebep oluyorsa bu bela bela değildir. Bilakis bizim için bir nimettir. Çünkü nice belalar vardır ki, sahibini hem dünyada yorar hem de ahirette rezil ve kepaze eder. Uzun zaman Allah'a isyan eden kimsenin ömrünün geri kalan kısmında kendisini dünyada helake sürükleyecek ahirette de rezil ve kepaze edecek belaya uğramasından emin değildir."

Abdullah et-Teymi bunları anlattıktan sonra:

"Nimetlerini sayacak olsak sayamayacağımız, onun için ne kadar amel etsek karşılığını veremeyeceğimiz, dünya durdukça bize ömür verilip nimetleri içinde yaşasak nimetlerini eskitemeyeceğimiz, Allah'a hamd olsun" derdi.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Allah'dan sabır isteyen bir adamın, yanından geçti. Ona:

"muhakkak sen bela istedin. Allah'dan afiyet iste" buyurdu. (Tirmizi, Nesei)

Sahihi Müslim'de, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), müslümanlardan, zayıflamış da kuş yavrusu gibi olmuş bir zatı ziyaret etti. Resülullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona:

"Allah'a bir şeyle dua ediyor yahut ondan bir şey istiyor muydun?" diye sordu.

O zat; "Evet, Allah'ım bana ahirette ne ile ceza vereceksen, onu bana peşin ver, diyordum" cevabını verdi.

Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

"Sübhanallah! Sen buna takat getiremezsin -yahut senin buna gücün yetmez- Allah'ım bize dünyada iyilik, ahirette de iyilik ver. Ve bizi cehennem azabından koru, deseydin ya!" buyurdu.

Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), o adam için Allah'a dua etti. Allah da şifasını verdi.

Tirmizi'de rivayet edildiğine göre, Ebu Hüreyre demiştir ki:

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'dan ezberlediğim şu duayı hiç bırakmıyorum:

"Allah'ım beni senin şükrüne tazim edenlerden, seni çok zikredenlerden, senin nasihatına uyanlardan, senin emirlerini ve yasaklarını koruyanlardan kıl."

Şeyban demiştir ki,

"Hasan-ı Basri bir meclise oturduğu vakit şöyle derdi:

"Allah'ım bizi müslüman kıldığın için yalnız sana hamd ederiz. Bize Kur'an'ı ihsan ettiğin için, yalnız sana, hamd ederiz. Bize aile, mal verdiğin için, bize bol nzık verdiğin için, bize emniyet ve afiyet verdiğin için senden her istediğimizi bize verdiğin için yalnız sana hamd ederiz. Bize çok nimet ve çok hayır verdiğin için, bizden bir çok şerleri ve kötülükleri giderdiğin için yalnız sana hamd ederiz. Celil, Baki ve Daim olan Zatın için yalnız sana hamd ederiz."

Selefi Salihinden bazıları şöyle derlerdi:

"Allah'ım, dinimizde ve dünyamızda, geçmiş zamanda bizim üzerimizde devam etmiş olan, ve gelecekte de bizim üzerimizde devam edecek olan, nimet, afiyet ve ihsan yalnız sendendir. Sen birsin ve senin ortağın yoktur. Bu yüzden bizim üzerimize yalnız sana hamd etmek lazımdır. Ancak minnet, ihsan, fazl-u kerem sana aittir. Bize ve bütün mahlukata vermiş olduğun nimetlerin adedince sana hamd olsun. Hiçbir ilah yoktur, ancak sen varsın."

Mücahid demiştir ki:

"İbn-i Ömer (r.a.) seferde iken sabah olunca sesini yükselterek üç defa:

"Allah Teala'nın bizim üzerimizde bir hak olarak bulunan hamdini, nimetlerini ve güzel imtihanlarını herkes duysun" diye nida ederdi. Sonra:

"Allah'ım bize arkadaş ol! fazl-u kereminden bize ihsan et... Ateşten (cehennemden) Allah'a sığınırız... Günahlardan dönüş ve taata olan güç de ancak Allah'ın yardımıyladır" diyerek, bunu üç kerre tekrarlardı.

İmam Ahmed zikretti ki:

"Allah Teala, Musa b. İmran aleyhisselama:

"Ya Musa! uyanık ol. Kendine dostlar edin. Benim muhabbetim üzere sana gelmeyen her dostla arkadaş olma, çünkü o senin düşmanındır ve kalbini karartır. Şükrü eda etmiş olman için ve nimetin artması için beni çok zikret" diye vahyetti.

Hasan-ı Basri demiştir ki:

"Allah Teala, Adem aleyhisselam'ı yarattığı zaman cennetlikleri onun sağ tarafından, cehennemlikleri de onun sol tarafından çıkardı. Onlardan kimi âmâ, kimi sağır, kimi de hastalıklı olarak yeryüzünde debelenmeye başladılar. Bunun üzerine Adem aleyhisselam, "Ya Rabbi! Niçin çocuklarımın arasını eşit kılmadın? dedi. Allah Teala, "Ey Adem! Bana şükretmelerini istedim." buyurdu.

Sünen'de zikredildiğine göre, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), bir kimse sabaha çıkınca:

"Allah'ım bana verdiğin nimet ve mahlukatından her birine verdiğin nimet ancak sendendir. Sen birsin, senin ortağın yoktur, hamd de, şükür de, ancak sana mahsustur" derse, o kimse o günün şükrünü eda etmiş olur. Bir kimse bu duayı akşam olunca okursa, o gecenin şükrünü eda etmiş olur.

Bir hadis-i şerifde:

"Belaya uğradıklarında sabredenler, kendilerine, verilenlere şükredenler, kendilerine haksızlık edildiğinde, affedenler, kendileri haksızlık ettiğinde af dileyenler var ya! İşte korkudan emin olmak onların hakkıdır. Hidayete erenler de onlardır" buyrulmuştur. (Taberani, Beyhaki)

Resülullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir adama şu üç şeyi tavsiye ederek:

"Ölümü çok an ki,...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü
« Posted on: 21 Eylül 2019, 14:25:35 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü rüya tabiri, Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü mekke canlı, Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü kabe canlı yayın, Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü Üç boyutlu kuran oku Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü kuran ı kerim, Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü peygamber kıssaları, Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü ilitam ders soruları, Şükrün Sabır Üzerine Üstünlüğü önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &