ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > Sabredenler ve Şükredenler > Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler  (Okunma Sayısı 678 defa)
18 Temmuz 2010, 17:17:02
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 18 Temmuz 2010, 17:17:02 »



بســـم الله الرحمن الرحيم

 
Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler

 
 
Enes (r.a.)'den rivayet edildiğine göre:

"Allah Resulü çocuğuna ağlayan bir kadının yanına uğramış ona:

"Allah'dan kork ve sabret" demiş.

Bununu üzerine kadın:

"sen bana gelen bu musibeti anlayamazsın" diye cevab vermiş.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (oradan) gidince, kadına:

"Bu zat Allah'ın Resulü idi" demişler.

Bu sefer kadının içine ölüm acısı gibi bir şey, bir pişmanlık çökmüş. Bunun üzerine kadın, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kapısına gelmiş ve:

"Ey Allah'ın Elçisi! Ben seni tanıyamadım" diyerek özür beyan etmiş. Resululllah (sallallahu aleyhi ve sellem):

"Sabır ancak (musibet) ilk başa geldiği andadır." [diğer bir rivayette ise "musibetin başa geldiği ilk andadır"] buyurmuşlardır.

Hadisi Müslim rivayet etmiştir. Bu hadis-i şerifteki sabır, musibetin ilk başa geldiği andadır, ifadesi aşağıdaki şu hadis-i şerife benzemektedir:

"Güçlü kimse insanları güreşte yenen değil belki hiddet anında kendisini zapteden ve iradesine sahip olan kimsedir."

İnsanı keder ve üzüntüye boğan musibet ansızın çattığında kalbi sarsar ve ona değmesiyle rahatsız eder. Musibet ilk geldiği anda sabredilirse hiddeti kırılır, kuvveti zayıflar, sabrı devam ettirmek kolaylaşır. Çünkü musibet, yeri olmayan kalbe gelince rahatsız eder ki işte bu, musibetin ilk başa geldiği andır. Bundan sonra musibet kalbe devamlı gelmeyi sürdürdüğünde kalp onun artık yeri olur ve kalp, ondan kurtulmanın çaresi olmadığını anlar, bu sefer kalbin sabrı mecburi sabra dönüşür.

O kadın da sızlanmasının kendisine hiçbir fayda vermeyeceğini anlayınca, peygamber efendimize gelerek özür dilemiş, sanki "Sabrettim ya Resulullah" demek istemiştir. Bunun üzerine peygamber efendimiz de, asıl sabır, musibetin ilk anında olanıdır, şeklinde bir açıklama yapmıştır.

 

Aynı manayı ifade eden Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz bir mezarın üzerine kapanıp ağlayan bir kadının yanından geçerken ona:

"Ey Allah'ın kulu Allah'tan kork ve sabret" dedi. Kadın da:

"Ey Allah'ın kulu çocuğumu kaybettim" dedi.

Yine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz:

"Ey Allah'ın kulu, Allah'tan kork ve sabret" dedi. Kadın:

"Ey Allah'ın kulu, başıma gelen musibeti söyledim, anlamadın mı? çekil git başımdan" dedi.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz gitti. Peygamberimizin ardından gelen ashabdan birisi kadının yanına gelip ona:

"Giden zat-ı muhterem sana ne söyledi ki?" diye sordu. O da:

"Bana bunu dedi ben de ona bunu dedim" diye olayı anlattı.

Bunun üzerine o sahabi:

"Onun kim olduğunu bilmiyor musun?" dedi.

Kadın: "Hayır" dedi.

Sahabi: "Allah'ın Resulüydü" dedi. Kadın bunu işitir işitmez hemen peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizin gittiği yöne koşarak, ona yetişip özür dileyerek:

"sabrediyorum ya Resulullah" dedi. Bunun üzerine Allah Resulü:

"Güzel, ama sabır musibetin başa geldiği ilk andadır." buyurdu.

Ebu Ubeyde:

"Bu hadis-i şerifin manası, her musibet sahibini kederden ve üzüntüden temizleyecek şeyin sabır olduğudur. Fakat musibetin ilk, hiddetli ve hararetli olduğu andaki sabır esastır." demişti.

 

Ben, bu hadis-i şerifden bir çok hükümler çıkarılabilir derim:

1 - Birincisi, musibetlere sabretmek vaciptir, çünkü sabır, kula emredilmiş olan takvadandır.

2 - İkincisi, bir kimsenin başına gelen musibet ne kadar şiddetli olursa olsun ona iyilikleri emretmenin kötülükleri yasaklamanın tebliğinin yine gerekli olduğudur.

3 - Üçüncüsü, musibetin Allah'dan geldiği söylenerek tekrar tekrar iyiliklerin emredilmesi, kötülüklerin yasaklanmasıdır.

4 - Dördüncüsü de bu hadis-i şerifle, kadınların kabirleri ziyaret etmelerinin caiz olduğuna delil getirilmesidir. Yani Allah Resulü, o kadının kabri ziyaret etmesini reddetmemiş ancak ona sabretmesini emretmiştir. Şayet kadınların kabirleri ziyaret etmeleri haram olsaydı bunun hükmünü elbette açıklardı.

Bu hadise, Resulullah'ın hayatının sonuna doğru olmuştur, zira Ebu Hüreyre (r.a.) hicretin yedinci senesinden sonra müslüman olmuştu diyenlere karşı şöyle cevap verilmiştir:

Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) o kadına Allah'tan korkmasını ve sabretmesini emretmesi demek onun ziyaret ve ağlamasını inkâr etmesi demektir. Nitekim, kadının kendisine emredenin emrine itaat etmesinin vacip olduğunu anlayınca derhal onun peşinden gitmesi Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kadınların kabir ziyaretini reddetmesinin delilidir.

Ebu Hüreyre (r.a.), bu hadisede bizzat hazır bulunduğunu söylememiştir. O halde bu hadis-i şerif, bu hadisenin, onun müslüman olmasından sonra meydana gelmiş olduğuna delalet etmez.

Şayet Ebu Hüreyre (r.a.)'nin bu hadisede hazır bulunmuş olduğunu kabul etmiş olsak bile, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hadiseden sonra kadınların kabir ziyaretlerini, kabristana mescitler yapılmasını ve kabirler üzerinde mum yakılmasını yasaklayıp, bunları yapanlara da lanet etmiştir.

O kadının kontrolünü kaybettiği bir zamanda, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisini ona tanıtmaması şefkat ve merhametinden dolayıdır. Şayet kendisini ona bildirseydi de onu dinlemeseydi helak olurdu. Çünkü onun Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) olduğunu bilmediği haldeki günahı bilmiş olduğu haldeki günahından daha hafiftir. Allah Resulünün böyle hareket etmesi ümmetine çok şefkatli ve merhametli olmasından dolayıdır.

Ümmü Seleme (r.a.) şöyle diyor:

Ben Resulullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle derken işittim:

"Herhangi bir müslümanın başına bir musibet gelir de Allah'ın buyurduğu gibi:

"Biz Allah'tan geldik ve ancak ona dönücüleriz. Allah'ım musibetim hususunda bana mükafat ver ve bana bunun arkasından hayırlısını ihsan et." derse mutlaka Cenab-ı Hak ona daha hayırlısını ihsân eder.

Ümmü Seleme (r.a.) demiştir ki:

"Ebu Seleme (r.a.) vefat ettiğinde ben:

"Müslümanlar içinde Ebu Seleme (r.a.)'den daha hayırlısı var mıdır acaba? O ailesiyle birlikte Resulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) hicret eden ilk hanedir." dedim.

Bunun üzerine Allah, onun yerine, bana bizzat Resulullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) ihsan etti. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) bana Hatip b. Ebi Beltea'yı dünür yolladı. Ben o aracıya:

"Bir kızım var. Ayrıca ben çok kıskanç bir insanım" dedim. Bu sözüme karşılık Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem):

"Kızını anasından müstağni kılması için Allah'a dua ederiz. Aşırı kıskançlığını gidermesi için de ben Allah'a dua ederim." demiş.

Bunun üzerine ben de, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile evlendim." (Müslim)

Ebu Davud, Ümmü Seleme (r.a.)'den bu hadisi şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

"Sizden birinizin başına bir musibet geldiğinde, "Biz Allah'dan geldik ve ancak O'na dönücüleriz. Allah'ım musibetimin ecrini yalnız senin katından umuyorum, bu hususda beni mükafatlandır, bana bundan daha hayırlısını ihsan et." desin" buyurmuştur.

Ebu Seleme (r.a.) ölüm yatağındayken:

"Allah'ım hanımım için benden daha hayırlısını ihsan et" dedi.

Ebu Seleme (r.a.) vefat edince, Ümmü Seleme:

"Biz Allah'dan geldik ve ancak O'na dönücüleriz. Musibetimin ecrini yalnız Allah'dan umuyorum" dedim.

Sonra sabrın, istircain, Resulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) tabi olmanın ve Allah'dan razı olmanın sonucunu, akibetini merakla bekliyordum. Sabrımın sonunda, Allah katında, mahlukatın en hayırlısının eşi olma şerefine nail oldum.

Ebu Musa'l-Eş'ari'den (r.a.) rivayet edildiğine göre:

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)şöyle buyurmuştur:

"Bir kişinin çocuğu öldüğünde;

Allah Teala meleklerine:

"Kulumun çocuğunu aldınız mı?" buyurur.

Melekler "evet" derler.

Allah Teala:

"Kulumun kalbinin meyvesini (ciğerparesini) aldınız mı?" buyurur.

Melekler "evet" derler.

Bunun üzerine Allah Teala:

"Peki kulum buna ne dedi?" buyurur.

Melekler, "Sana hamdetti ve Biz Allah'dan geldik ve ancak O'na dönücüleriz, dedi" derler.

Allah Teala da "o kuluma cennette bir ev yapınız ve ismini Hamd Evi koyunuz." buyurur." (Tirmizi.)

Enes (r.a.)'den rivayet ediliyor:

"Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den işittim, şöyle diyordu:

Allah Teala buyuruyor ki:

"Herhangi bir kulum, gözlerinden mahrum kalma belasına uğradığında sabrederse, gözlerinin mükafatı olarak, onu cennete korum." (Buhari.)

Enes (r.a.)'den rivayet edildiğine göre:

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle demişti:

"Allah Teala buyuruyor ki, bir kulumun dünyada en kıymetli şeyi, iki gözünü aldığımda, benim katımda onun mükafatı, ancak cennettir." (Tirmizi.)

Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre:

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle söylemişti:

"Allah Teala buyuruyor ki: "Herhangi bir kulumun iki sevgilisini (iki gözünü) giderdiğimde sabredip, sabrını Allah için yaparsa, ona cennetten başka sevap vermeye razı olmam." (Tirmizi)

Abdullah b. Amr b. el As'dan rivayet edildiğine göre:

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"Al...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler
« Posted on: 19 Eylül 2019, 21:58:05 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler rüya tabiri,Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler mekke canlı, Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler kabe canlı yayın, Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler Üç boyutlu kuran oku Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler kuran ı kerim, Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler peygamber kıssaları,Sabır Hakkındaki Hadis-i Şerifler ilitam ders soruları, Sabır Hakkındaki Hadis-i Şeriflerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &