ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > Reşahat > Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları  (Okunma Sayısı 678 defa)
11 Ocak 2010, 14:36:25
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 11 Ocak 2010, 14:36:25 »



HOCA HAZRETLERİNİN KERAMET VE HARİKALARINDAN

«Reşahat» sahibi :

— Hoca hazretlerinin sultanlar, emirler ve nice kimseler üzerindeki tasarruflarını bildiren aşağıdaki menkıbeler, evlât ve yakınları tarafından nakledilmiş olmayıp öz lisanlariyle kendile­rinden veya bizzat şahitlerinden zaptedilmiştir.

Bizzat naklettiler :

— Himmet, herhangi bir işte iradeyi toplamaktan ibarettir. Öyle ki, aksi hatıra gelemesin. Himmet böyle olursa murat ele ge­çer. Yetiştiricilere düşen, arada bir nefsini himmet imtihanından geçirmek ve ilâhî isimlerle münasebetlerinin ne derecede olduğu­nu, tesirlerinin hangi noktaya kadar varmış bulunduğunu yokla­maktır.


Bizzat naklettiler :

— Delikanlılık devrimizde Mevlânâ Sadeddin Kaşgari ile Heri´deydik. Seyir ve panayır yerlerine gidiyor ve güreşenler üze­rinde tesir ve himmet «derecemizi imtihan ediyorduk. Himmet et­tiklerimiz galip geliyordu. Sonra onu bırakıp öbür tarafa dönü­yor ve bu defa onu galip kılıyorduk. Bir gün yine gittik. Aramız­dan kimse geçmesin diye elele vermiştik. Güreş yerinin bir ke­narında mevki aldık. Güreşçilerin biri, heykel gibi bir cüsse sa­hibiydi, öbürü zayıf, nahif... Mevlânâ Sâdeddin´e : «Şu zayıfı galip kılmaya çalışalım! Sen himmet göster, ben de yardımcın ola­yım!» dedim. İri vücutlu, zayıf ve nahif adamı paçavra gibi yer­den yere vuruyordu. Zayıfa himmet etmeğe koyulduk. O anda zayıfta beklenmedik bir hâl oldu. Ellerini uzatıp o koca gövdeyi havaya kaldırdı ve başının üzerinde döndürüp sırtüstü yere çal­dı. Halktan müthiş bir nâra ve çığlık koptu. Herkes bu beklen­medik neticeden çarpılmış, gırtlağından garip sesler çıkarıyordu. Kimse tesirin nereden geldiğini anlayamamıştı. Baktım, Mevlânâ hazretlerinin gözleri yumulu... Kolundan dürttüm ve «Artık himmeti bırakın, her şey olup bitti!» dedim ve onu çekip seyir yerinden uzaklaştırdım.

Bizzat naklettiler :

— Kur´an ile cidalleşmek mümkün olmadığı gibi, arifin himmetine karşı durmak da kabil değildir. Ona karşı çıkan mut­laka mağlûp olur. Hattâ demişlerdir ki, bir kâfir bile iradesini bir nokta üzerinde yoğunlaştırıp himmet sarfedecek olursa muvaffak olur. îman ve iyi iş bu mevzuda hususî bir âmil teşkil etmez. Saf kalplerin tesiri gibi kötü nefslerin de tesiri sabittir.

Hoca hazretlerine, rüyalarında demişler ki :

— Şeriat, senin mededinle kuvvet bulacaktır. Hoca hazret­leri düşünmüşler ki, bu mâna, sultan ve emirleri vasıta etmeden yerine gelemez. Bunun için, zamanın sultaniyle görüşmek üzere Semerkant´a gitmişler.

Refakatlerindeki zat anlatıyor :

— Sultan ile mülakat istediler. O zaman Mirza Abdullah Semerkant´a hükmetmekteydi. Semerkant´a vardığımız zaman Mirza´nın beylerinden biri hoca hazretlerinin istikbaline geldi. Hoca hazretleri dediler ki : «Bizim buralara kadar gelmekten mu­radımız, sizin Mirza´nız ile görüşmektir.» Bey, hoca hazretlerine edepsizce cevap verdi: «Bizim Mirzamız pervasız bir delikanlı­dır ve onunla görüşmek kolayca kabul edilebilir bir iş değildir. Hem dervişlerin bir sultanla görüşmekte ne maksatları olabilir?» Hoca hazretleri bu karşılıktan öfkelendiler ve dediler : «Bize sul­tanlar ile görüşmek emredilmiştir. Ben buraya kendi kendime, kendi kararımla gelmiş değilim. Sizin Mirza´nız eğer pervasız ise, onu değiştirip pervalı olan birini getirirler!»

Bey, fena halde bozulup gitti. Bey gider gitmez, hoca hazret­leri, onun adını mürekkeple duvara yazıp, sonra parmağını ağ­zında ıslatarak sildiler ve dediler : «Bizim işimiz o padişahtan ve onun emirlerinden beklenemez! gidelim!» Ve o gün Taşkent yo­lunu tuttular. Bir hafta sonra o bey vefat etti. Bir ay sonra Tür­kistan´da Mirza Ebu Said zuhur edip Mirza Abdullah´ı öldürdü ve mülküne el koydu.

Yine şahitlerden biri:

— Bu yola henüz atılmış ve hâlimizin başında bulunuyor­duk. Firket isimli yerde hoca hazretlerinin hizmetindeydik. Bir gün kâğıt ve kalem istediler ve kâğıdın üstüne birkaç isim yazdı­lar. Bu sırada «Sultan Ebu Said Mirza» diye bir isim yazıp cep­lerine koydular. O sırada Ebu Said Mirza´nın hiç bir yerde nam ve nisam yoktu. Yakınlarından biri küstahlık edip sormaya ce­saret etti: «Bir takım isimler yazdıktan sonra sultan Ebu Said Mirza ismine saygı gösterip onu cebinize koydunuz. Bu isim ki­mindir ve böyle davranışınızın hikmeti nedir?» Buyurdular : «Bu o kişidir ki, biz, siz, Semerkant, Taşkend ve Horasan, yakında onun tebaası olsak gerektir.» Pek kısa bir zaman sonra Türkis­tan´dan «Mirza Ebu Said!» sesi yükseldi. Meğer o sultan, rüyasın­da, hoca Ahmet Yesevî hazretlerini görmüş. Rüyada hoca hazret­leri, kendisine hoca Ahmet Yesevî delaletiyle fatiha okumuşlar... Sultan, Ahmet Yesevî hazretlerine, hoca Ubeydullah hazretleri­nin adını sormuş ve çehrelerini hayalinde muhafaza etmiş. Uya­nır uyanmaz da hoca hazretleri hakkında tahkikata girişmiş. De­mişler ki: «Evet, Taşkend´te buyurduğunuz gibi bir aziz vardır.» Sultan hemen atına atlayıp maiyetiyle birlikte Taşkend´e yollan­mış. Sultanın Taşkend´e gelmekte olduğunu haber alan Hoca Hazretleri oradan çıkıp Firket´e gitmişler. Sultan da vaziyeti öğrenin­ce atını Firket yönüne çevirmiş. Hoca hazretleri, sultanı, Fırket civarında karşıladılar. Sultan, hoca hazretlerine bir göz atar at­maz haykırdı : «İşte rüyada gördüğüm aziz!» Ve atından inip ho­ca hazretlerinin ayaklarına düştü ve türlü niyazlar etti. Hoca haz­retleri de sultana alâka gösterip kendisiyle sohbet ettiler. Mirza o sohbetin cazibesiyle hoca hazretlerinden fatiha rica etti. Bir müddet sonra Semerkant´ı fethetmek isteyen Mirza, tekrar hoca hazretlerinin huzurlarına yüz sürdü ve maksadını açıp medet et­ti. Hoca hazretleri buyurdular : «Fetih niyetiniz şeriatı kuvvet­lendirmek ve tebaaya şefkat göstermek ise zafer sizin tarafımzdadır.» Mirza, şeriati kuvvetlendireceği ve halka şefkat göstere­ceği ahdiyle hoca hazretlerine söz verdi ve «Öyleyse varın ve ba­şarın!» cevabını aldı.


Reşahat» sahibi :

— Hoca hazretleri Mirza Ebu Said´e demişler ki : «Düşman­la karşılaştığınız zaman ardınızdan bir sürü karga sökün edince­ye kadar hamle etmeyiniz! Kargalar sökün eder etmez de hücu­ma geçiniz!» İki tarafın askeri karşılaşıp saf bağlıyorlar. İlk hü­cum Mirza Abdullah tarafından geliyor... Mirza Abdullah´ın sü­varisi, Mirza Ebu Said´in sol cenahı üzerine yükleniyor ve bu ce­nahı çökertir gibi oluyor. Sağ cenaha da aynı hareketi yapmak üzere toplanırlarken birdenbire Ebu Said Mirza saflarının geri­sinden bir sürü karga düşman istikametinde kanat çırpmakta... Sultan Ebu Said ve askeri bu kerameti görünce kalplerine kuv­vet ve emniyet doluyor ve hep birden merkez istikametinde hü­cuma geçiyorlar. İlk hamlede düşman safları çatırdıyor, delini­yor, yıkılıyor ve merkezde boş yere kılıç sallayan Mirza Abdul­lah atından düşüp çamura batıyor ve atların ayakları altında eziliyor. Hemen başını gövdesinden ayırıyorlar ve zaferi gerçekleş­tiriyorlar.

Hasan Bahadır isimli bir Türkmen oymağının reisi :

— Sultan Ebu Said´in Taşkend´ten alıp Semerkant´a sürdü­ğü asker içinde ben de vardım. Bîr su kenarında saflar karşılaştı. Ben Sultan Ebu Said Mirza´nın yakınındaydım. Askerimiz aşağı yukarı yedi bin neferdi. Mirza Abdullah´ın askeri hem daha çok, hem de silâhtan yana daha kuvvetliydi.

Bu arada bizim askerimizden karşı tarafa katılanlar da ol­muştu. Mirza Ebu Said bu vaziyet karşısında büyük bir ıstıraba düştü ve hayret ve dehşetle bana hitap etti : «Hey Hasan! Söyle, ne düşünüyorsun?» Cevap verdim : «Hoca hazretlerini ben de gördüm. Emniyetim yerindedir. Gönlünüzü hoş tutun ve hücum emri verin!» Askerimiz hep birden hücuma kalktı. Yarım saat içinde düşman perişan oldu ve o gün Semerkant fethedildi. Mir­za Abdullah da asker eline düşüp öldürüldü.

Bizzat naklettiler :

— Mirza Abdullah´ın üzerine varıldığı zaman ben Taşkend´e yönelmiştim. Gördüm ki, bir beyaz kuş havadan yere düştü. Onu tutup öldürdüler. Anladım ki» o Mirza Abdullahtan işarettir ve o dakikada işi bitirilmiştir.


«Reşahat» sahibi :

— Zafer üzerine Hoca hazretleri, Mirza Ebu Said´in istirha­mını kabul edip Semerkant´a gittiler. öldürülen Mirza Abdullah´­ın akrabasından Mirza Babür´ün büyük bir ordu ile Horasan´dan hareket edip Mirza Abdullah´ın intikamını almak üzere Semer­kant´a yöneldiği haberi gelmişti. Muzaffer Sultan Mirza Ebu Sa­id, telâş ve ıstırap içindeydi. Hoca hazretlerine dert yanıp : «Benim, bu gelen orduya karşı koymam imkânsızdır! Ne yapayım?» diyordu. Hoca hazretleri kendisini teselli ve sükûnete davet etti­ler ve bulundukları yerde düşmanı beklemesini tavsiye eylediler. O sırada Mirza Ebu Said´in yakınlarından bir topluluk, Mırza´yı Türkistan taraflarına kaçırmak ve orada saklamak üzere hazırlı­ğa başlamışlar ve eşyalarım develere yüklemeğe koyulmuşlar. Hoca hazretleri manzarayı görüyor ve kaçma hazırlığına girişen­lere öfkelenip, yükleri develerden indirtiyor. Sonra Mirza´nın karşısına çıkıp ihtar ediyor : «Nereye gidiyorsunuz? Kaçıyor mu­sunuz? Buna ihtiyaç yok!. Müşkülünüzü burada halledebilirim. Buna kefilim! Gönlünüzü hoş tutun ki, Babür´ü sindirmek bizim vazifemizdir!..» Sultan Ebu Said´in beyleri bu sözlerden ıstıraba düştüler. «Hoca hazretleri bizi tbpyekûn kurban etmek istiyor!» diye söylendiler. Fakat Mirza Ebu Said, hoca hazretlerine bağlı­lık ve güveninden, onlar gibi düşünmedi ve Semerkant´ta kalma­ya karar verdi. Beyler «Biz bu kadar askerle koca bir orduya na­sıl karşı koyabiliriz?» iddiasında devam ettiler, fakat Mirza Ebu Said´i iknaa muvaffak olamadıla...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları
« Posted on: 25 Ağustos 2019, 07:26:50 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları rüya tabiri,Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları mekke canlı, Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları kabe canlı yayın, Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları Üç boyutlu kuran oku Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları kuran ı kerim, Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları peygamber kıssaları,Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikaları ilitam ders soruları, Hoca Hz.'lerinin Keramet ve Harikalarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &