Kabe´ye Örtü Örtülüsünün Kimler Tarafından Ne Çeşid Ve Nasıl Örtüldüğü?

(1/1)

Sümeyye:
Kabe´ye Örtü Örtülüsünün Kimler Tarafından Ne Çeşid Ve Nasıl Örtüldüğü?



Kabe´ye, ötedenberi, çeşitli örtüler, örtülürdü.

Kurbanlık deveye Hıbere, Bürüd vesâir Yemen kumaşı yükletilir, bunlar, Ka be´ye hediye edilirdi.

Kabe´ye hediye edilen çeşitli örtülerden Deniz koyunu yününden dokunmuş kumaş ve döşek yüzleri, Kabe´ye asılır, Kabe, bunlarla örtülür, artanı da, Kabe´ nin deposunda tutulurdu.

Örtülerden, eskiyen olduğu zaman, onun yerine, depodakilerden alınıp konu lur, üzerindeki örtülerden hiç biri başka bir suretle çıkarılmazdı.

Bunun için, Kabe´nin, birbiri üzerine asılmış kat kat örtüsü vardı. [533]

Örtüler; önceleri, Kabe´nin çamursuz olarak kuru taşlarla örülü duvarlarının üze rine, dıştan sarkıtılır ve yukarıdan iç kısmına bağlanırdı. [534]

Peygamberimiz Aleyhisselâm; Mekke´den, Medine´ye hicret etmeden önce, Ka be´nin üzerinde çizgili Yemen kumaşları, postlar, kilimler, su koyunu yününden yapılmış şallar vesaire bulunuyordu.

Nevar bint-i Mâlik, Zeyd b.Sâbit´e hâmile iken, Kabe´nin üzerinde su koyunu yününden, ipekten, kenarları sayvanlı yeşil, sarı renkte şallar, kilimler, bedevî el­biselerinden elbiseler, keten kilimler, kıl kilim şakları gördüğünü söyler. [535]

1) İsmail Aleyhisselâm; Babası İbrahim Aleyhisselâmın vefatından sonra da, gerek Kabe ve gerek Hacc amellerine ait hizmetleri yürütmek ve yönetmekte de vam etti. [536]


İlk defa olarak ta, Kabe´ye örtüyü o, örttü.[537]

2) Süleyman Aleyhisselâm; İlya (Kudüs) Mescidini inşa işinden boşalınca, Mek ke´ye gidip Kabe´yi Tavaf etti ve ona, örtü örttü.

Kabe´nin yanında kurban kesti. Mekke´de yedi gün oturdu. [538]

3) Yemen kralı Rebîa b. Nasr´ın ölümünden sonra, bütün Yemen´e hâkim olan Tübba´ Tüban Es´ad Ebû Kerib; Medine´yi, yıkmak ve Medine halkını imha et mek istediği zaman, Benî Kurayza Yahudilerinin iki büyük bilgin´i:

"Ey Hükümdar! Sen, böyle bir şey yapmaktan vazgeç!

Vazgeçmezsen, yapmak istediğin şey ile senin arana, muhakkak, gerinilirdir.

Hem biz, senin bu yüzden, hemen, bir felâkete uğramayacağından da, emîn değiliz...

Çünkü, burası, Âhir-i zamanda, Kureyşîlerin bulundukları Harem´den çıkacak olan Peygamberin hicret yeri, yurdu ve başkenti olacaktır!" diyerek kendisini, bun dan vazgeçirmişlerdi.

Tüban; Medinelilerle çarpışmayı bırakıp Yemen´e doğru giderken, Usfan, Emeç mevkileri arasında, huzuruna, Hüzeyl b.Müdrike oğullarından iki kişi gelip:

"Ey Hükümdar! Senden önceki Hükümdarların ihmal ettikleri inci, zümrüd, ya kut, altun ve gümüşle dolu olan bir hazineyi size göstersek olmaz mı?

O hazine, Mekke´de bir Beyt´in içinde olup Mekkeliler, O Beyt´e tazim ve onun yanında ibadet ederler" dediler.

Hüzeylîler, hükümdarın böyle bir şeye kalkışmasını kendisinin, helak olması için, istiyorlardı.

Çünkü, onlar, Mekke´ye ve Kabe´ye tecâvüze ve onun yanında zulme kalkı şan Hükümdarlardan her birinin helak olup gittiğini biliyorlardı.

Tüban´ı, yine, yanındaki Yahudi Bilginleri, bu tehlikeli niyetinden de, vaz geçi rip Mekke´ye vardığı zaman, Kabe´ye tazimde ve Mekke halkına iyilikte bulun mağa ikna´ ve teşvik ettiler.

Bunun üzerine, Tüban; Mekke´ye varınca, Beytullâh´ı Tavaf etmiş, Mekke´de kaldığı günlerde kestirdiği iki bin devenin etlerini Mekke halkına yedirmiş ve ayrı ca bal şerbeti de, ikram etmişti.

Tüban; Mekke´de bulunduğu sırada, rüyasında, Beytullâh´a örtü örttüğünü gö rünce, Kabe´ye, Hasaf´tan, kaba dokunmuş bezden bir örtü geçirdi.

Sonra, rüyasında, Beytullâh´a daha güzel bir örtü örttüğünü görünce, maafir diye anılan Yemen kumaşından bir örtü örttü.

Bundan sonra, rü´yâsında, Beytullâh´a daha güzel bir örtü örttüğünü görüp Müla´ (çarşaf) ve Vasâil (çizgili ince Yemen kumaşı) örttü.

Tübba´; Cürhümîlerden olan Valilerine de, gerektikçe, Beytullâh´a örtü örtme lerini tavsiye, onu, temizlemelerini, kan, leş ve hayz bezi gibi şeyleri, ona yaklaş­tırmamalarını emretti.

Kabe´ye bir kapı ve bir de, anahtar yaptırdı.

Sonra da, Mekke´den çıkıp askerleri ve yanındaki iki Yahudi Bilgini ile birlikte Yemen´e doğru gitti.[539]

Tübba´ın, Kabe´ye, önce deriden örtü örttüğü de, rivayet edilir. [540]

Tübba´ Es´ad Ebû Kerib´in Mekke´ye bu gelişi, Kabe´ye örtü örtüşü, Peygam berimiz Aleyhisselâmın, Peygamber gönderilişinden yedi yüz yıl önce idi. [541]

4) Peygamberimiz Aleyhisselâmın Dedesi Abdulmuttalip´ten yukarı doğru yir minci sıradaki Atası Adnan; babası Üded´den sonra, Kabe hizmetini üzerine alıp yüttüğü sırada Kabe´ye meşinden örtü geçirdi. [542]

5) Cahiliye devrinde eline gecen ipekli bir peştemalı, ilk defa Kabe´ye asan da, Hâlid b. Cafer, b. Kilab olup[543] kendisi, Âmir b. Hasafa kabilesinin Cafer oğul ları ailelerinden bir ailenin büyüğü idi. [544]

6) Kureyşîler; cahiliye devrinde Kusayy b. Kilabdan Ebû Rebîa b. Mugîre b. Abdullah, b. Ömer, b. Mahzum´un zamanına kadar, Kabe örtüsü hakkında yar-dımlaşırlar, kabilelere -mâlî güçlerine göre- salma salarlardı.

Ebû Rebîa, Yemen´e gider durur, orada ticaretle uğraşırdı. Çok zengindi. Kureyşîlere:

"Kabe´ye, bir yıl tek başıma, ben, örtü örteyim, bir yıl da, bütün Kureyşîler, örtsün!" dedi ve böylece, ölünceye kadar, Cend kasabasından Hıbere (Çizgili in ce Yemen kumaşı) getirtip Kabe´ye örtmeğe devam etti. [545]

7) Hz.Abbas b.Abdulmuttalib´in annesi[546] Nüteyle bint-i Cenab, b. Küleyb, b. Malik, b. Amr, b. Âmir, b. Nemr, b. Kasıt[547], biricik oğlu Hz. Abbas´ı, küçük ço cuk iken kaybetmiş ve sağ salim bulacak olursa, Kabe´ye ipek örtü örtmeyi adamıştı.

Nüteyle, oğlunu, bulduğu zaman, bu adağını, yerine getirmek üzere, Kabe´ye ipek örtü örttü . [548]

8) Peygamberimiz Aleyhisselâmın olgunluk çağına bastığı sıralarda idi[549] ki, bir kadın´ın, Kabe hareminde buhurdanlıkta öd ağacı yakarken, buhurdanlıktan sıçrayan bir kıvılcımdan Kabe´nin kat kat örtüsü tutuşup tamamiyle yanmıştı. [550]

Peygamberimiz Aleyhisselâm, otuz beş yaşlarında bulunduğu sıralarda[551], Kureyşîler, Kabe´yi yıkıp yeniden yaptıktan sonra, onun üzerine Hıberât-ı Yemâ-niye diye anılan Yemen işi çizgili kumaş örttüler. [552]

9) Peygamberimiz Aleyhisselâm; Hicretin onuncu yılında Veda Haccı sırasın da[553], Kabe´ye, Yemen işi çizgili örtü örttü. [554]

10) Peygamberimiz Aleyhisselâmdan sonra, Hz. Ebû Bekir, Kabe´ye örtü örttü. [555]

Hz.Ebû Bekir´in, Kabe´ye örttüğü örtü, Kabâtî (Mısır işi ince beyaz kumaş)

idi. [556]

11) Hz.Ömer de, Kabe´ye örtü örttü. [557]

Kendisinin, Kabe´ye örttüğü örtü Kabâtî (Mısır işi ince, beyaz kumaş) idi. [558]

Hz. Ömer, her yıl, Mısıra yazı yazar ve orada, Kabe için özel olarak Kabâtî örtü dokutturur ve bedelini, Beytülmal´den öderdi. [559]

12) Hz. Ömer´den sonra Halife olan Hz. Osman da, Kabe´ye Kabâtî örtü örttürdü. [560]

O da, bu örtüyü Mısırda dokuttururdu.

Yalnız, bir yıl, Kabe için Yemen Valisi Yahya b. Münebbih´e emir verip Bürüd-i Yemâniye getirtmiş olduğu için, o yıl, Kabe´ye iki örtü örtülmüştü. [561]

13) Emevî Halifelerinden Muâviye b. Ebî Süfyan (Vefatı: 60 Hicrî) Kabe´ye iki defa ve iki çeşit örtü örttürdü.

Bunlardan biri: Kabâtî, diğeri de, Atlas örtü idi.

Atlas örtü, Kabe´ye Aşûra gününde, Kabatî örtü de, Ramazan sonunda, Bay-´am için, örtülürdü. [562]

14) Emevî Halifelerinden Yezid b.Ebî Süfyan (vefatı: 64 Hicrî), Kabe´ye Hüsre-vânî Atlas örtü örttü. [563]

15) Abdullah b. Zübeyr (Vefatı: 74 Hicrî), Halîfe olunca, her yıl, kardeşi Müslim o.Zübeyr´e, Hüsrevânî Atlas örtü gönderir ve Aşûra gününde, Kabe´ye ört-türürdü. [564]

16) Emevî halifelerinden Abdulmelik b. Mervan (Vefatı: 86), her yıl, Kabe´ye Atlas örtü gönderirdi.

Onlar, önce, Medine´de Peygamberimiz Aleyhisselamın Mescidinde direkler arasına serilir, bir gün, yayılı kaldıktan sonra, dürülüp Mekke´ye gönderilirdi. [565]

17) Kabe´ye, her yıl, biri Atlas, diğeri Kabatî olmak üzere, iki çeşit örtü örtülürdü. Atlas: Arefe gününden bir gün önce, yâni Terviye günü örtülürdü.

Bunun için, önce, Kabe´nin üzerine bir gömlek asılır, bu gömlek dikilmeyip Kâ-benin üzerinden sarkıtılırdı.

Hacılar, Mina´dan inmeğe başladıkları zamandan gidinceye kadar Kabe´nin ör tüsünü yırtmamaları için, bu gömlek dikilir ve üzerinden, İzar sarkıtılırdı.

Aşûra günü olunca, Kâbenin üzerine, İzar asılır ve gömleğe bitiştirilirdi.

Bu Atlas örtü, ramazanın yirmi yedisine kadar Kâbenin üzerinde kalır, o gün, Bayram için, Kabatî örtüsü örtülürdü. [566]

18) Abbasî Halifelerinden Mehdî (Vefatı: 169), Hicretin yüz altmışıncı yılında Hacc yaptı.

Kendisine; Kâbenin üzerinde bir çok örtüler toplanıp ağırlık yaptığını ve bunun Kâbenin duvarlarını çökerteceğinden korkulduğunu arzettiler.

Bunun üzerine, Mehdî, Kâbenin üzerindeki bütün örtülerini soydurdu. Duvarlarına, dıştan ve içten Misk, Anber kokuları sürdürdü.

Duvarları, baştan başa boyattı. Sonra da, Kabe´nin üzerine, yeniden Kabatî´-den Deniz koyunu yününden ve Atlasdan üç örtü örttürdü.

Hicretin ikiyüzüncü yılına kada Kâbenin örtüleri hafifletilmedi. [567]

19) Hicretin iki yüzüncü yılında, Mekke Hâkimi olan Hüseyin b. Hasanüttâlibî, Kâbenin üzerindeki örtülerin ağırlığı, tehlike doğuracağını hissedince, bütün ör tülerini soyup Kabe´ye, biri ince ipekten dokunmuş sarı, diğeri beyaz, üzerlerinde: (Bismillâhirrahmânirrâhim) ve (Sallallahu alâ Muhammedin ve alâ Ehli Beyti-hittayyibînettâhirînel´ahyâr) yazılı iki örtü örttürdü.

Bu örtüye, Hicretin iki yüzüncü yılından iki yüz kırk dördüncü yılına kadar de vam edildi ve Kâbenin üzerinde yüz yetmiş örtü birikti. [568]

20) Abbasîi Halifelerinden Me´mun´a (Vefatı: 218),Atlas örtünün, Bayrama ye­tişmeden yırtıldığı, yamanıp çirkinleştiği arzedildi.

Me´mun da, o zaman, Mekke Posta Memuru bulunan âzadlısı Mübârekütta-berî´ye: "Kabe, hangi örtü içinde daha güzel görünür?" diye sordu.

O da:

"Beyaz örtü içinde!" dedi.

Bunun üzerine, Me´mun, Kabe´ye, beyaz Atlastan örtü örtülmesini emretti.

Örtü, Hicretin iki yüz altıncı yılında yapıldı, Kâbeye gönderilip asıldı.

Kabe, böylece, üç örtü ile örtülür oldu.

Kırmızı Atlas örtü: Terviye günü (8 zilhicce),

Kabatî örtü: Recep ay´ı, girdiği gün,

Me´munun ihdas ettiği beyaz Atlas örtü de, Bayram için, ramazanın yirmi ye dinci günü örtülmeğe devam edildi.

Sonra, yine, Me´mun´a, kendisinin örttürdüğü beyaz Atlas örtünün alt kısmı nın Aşûra gününde örtülen kırmızı Atlas üzerine daha dikilmeden Hacc günlerin de hacıların dokunmaları yüzünden yırtılıp eskidiği arz edildi.

Bunun üzerine, Me´mun, beyaz Atlas İzardan fazla kalanını da, gönderdi ki, bununla, Terviye günü veya zilhiccenin yedinci günü, Bayram için örtülen İzarın yırtıklarının üzeri, Aşûra günü giydirilen kırmızı Atlas dikilinceye kadar örtülüp ka-patılacaktı. [569]

21) Daha sonra, Kabe´ye aid kırmızı Atlas eteklerinin daha recep ayına varma dan, halkın dokunmaları yüzünden, eskiyip yıprandığı, Abbasî Halifelerinden Câ-ferülmütevekkil (Vefatı: 247)e, arz edildi.

Bunun üzerine, Halife, ilk İzar´a, iki İzar daha ekledi. Kabe´nin kırmızı Atlas gömleğinin eteğini yere değecek kadar uzattırdı. Sonra, her iki ayda bir, onun üzerine bir İzar daha koydurdu. Bu, iki yüz kırk yılında, iki yüz kırk bir yılı örtüsü içindi.

Bundan sonra, Kâbenin Perdedarları, eklenen İzarların ikincisine gerek olma dığını görerek onu, Kabe deposuna koydular ve Halifeye de:

"Kâbeye, bir İzarla gömleğinin uzatılan eteği yetmektedir!" diyerek yazı yazdılar.

Bundan sonra, Kabe´ye, üç ayda bir, tek İzar gönderilir ve üç ayda bir de, Etek geçirilir oldu.

Daha sonra, Câferülmütevekkil, iki yüz kırk üçüncü yılda, Kabatî Gömlek Ete ğinin, altındaki şadırvana kadar uzatılmasını emretti. [570]

22) İbn. Abd. Rabbih (Vefatı: 328 Hicrî); Kabe´nin, kendi zamanındaki duru munu tarif ederken:

"Hacerülesved Rüknünün (bir buçuk adam boyundaki kısmı hariç olmak üze re) her tarafının örtülü olduğunu ve Hacc Mevsimi yaklaşınca, beyaz Horasan at las ile örtülüp Hacılar, İhram halinden çıkıncaya kadar bu örtü içinde bulunduğu nu, Hacılar, İhramdan çıktıkları Kurban günü, Kabe´ye; (Tahmid), (Teşbih), (Tek bir) ve (Tazim) yazılı kırmızı Horasan atlas örtüsü örtülerek gelecek yıla kadar Ka be´nin, bu örtü içinde bulundurulduğunu ve örtüler çoğalıp ağırlığının, Kabe´ye zarar vermesinden korkulunca da, bazıları, alınarak hafifletildiğini bildirir. [571]

23) Hicretin dört yüz altmış altıncı yılında Ebünnasr Esterâbâzî, Kâbeye, Hind işi beyaz atlas örtü örttürdü.

24) Aynı yılda[572], Sultan Mehmed Sebüktekin tarafından Kabe´ye sarı atlas örtü örttürüldü. [573]

25) Sultan Melik Şah b. Alparslan-ı Selçûkînın Vezîri Nızâmülmülk (Vefatı: 485 Hicrî), Kâbeye, Hind işi yeşil örtü örttürdü. [574]

26) Hicretin beşyüz otuz ikinci yılında, Şeyh Ebülkasım da, Kabe´ye Hıberat ve başka örtülerden örtü örttürdü. [575]

27) Abbasî Halîfelerinden Nâsır´ın (Vefatı: 575 Hicrî) Halîfeliği zamanında, Ka be´ye, önce yeşil, sonra da, siyah örtü örtüldü ve siyah örtü örtülmeğe devam edildi. [576]

28) Hicretin altıyüz kırk yılında esen şiddetli bir rüzgârda Kabe´nin örtüsü yırtı lınca, Yemen Meliki Mansur, örtü örtmek istemişse de, bu işin, Halîfe´ye aid ol duğu ileri sürülerek Kabe´ye, siyaha boyanan pamuk bezinden örtü örtülmekle yetinildi. [577]

29) Abbâsîlerin durumları zayıflayınca, Kâbenin örtüsü, bazan Mısırdan, bazan da, Yemen´den gönderilmeğe başladı ve Mısırda karar kıldı.

Böylece, Kabe´nin dış örtüsü, Mısırdan gönderilmeğe devam etti. [578]

30) Mısırda her kral değiştikçe, Kabe´ye, kırmızı ipekten yapılmış örtü gön-

derildi. [579]

31) Krallar içinde Yemen kralı Melik Muzaffer; Abbas oğullarının, Bağdat´ta dev letleri sona erdikten sonra, altıyüz elli dokuzda Kabe´ye örtü örtenlerin ilki idi.

32) Hicretin altıyüz altmış birinci yılında. Mısır Türk krallarından Melik Zahir Bay-bars ta, Kabe´ye örtü örtenlerin ilki idi. [580]

33) Hicretin yediyüz kırk üçüncü yılında; Salih İsmail b. Nasır b. Muhammed b. Klavun da, her yıl, Kabe´ye örtü örtmeyi üzerine aldı. [581]

34) Kral Salih İsmail´in kardeşi Nasır Hasan da, yediyüz altmış bir yılında, ör tünün, yere kadar olan, uzanan ve sırma ile işlenen kısmını -ki, yukarısının yarısı na yakındır- üzerine aldı. [582]

35) Osmanlı pâdişâhlarından Yavuz Sultan Selim; Hicretin dokuz yüz yirmi üçüncü yılında, Mısır ve Hicazı hükmü altına alıp adına hutbe okunduktan ve son Abbasî Halifesi Üçüncü Mütevekkil Alallâh´ı İstanbul´a yollayıp kendisinden Hilafeti dever aldıktan sonra[583], Kabe´nin iç örtüsünü göndermeyi kendi üzerine aldı ve dış örtüsünü de, Mısır´a tahsis etti. [584]

36) Osmanlılar, Mısır´ı ilhak ettikten sonra, Kanunî Sultan Süleyman, Hicretin dokuz yüz kırk yedinci yılında, Melik Mansur Klavununun, Kabe örtüsü için vakf etmiş olduğu iki köy gelirinden başka, bu iş için yedi köy gelirini daha vakf etti ve ayrıca, Melik Mansur´un harap köylerini de, imar etti. [585]

37) Osmanlı Pâdişâhları (Hâdımüharemeyn = İki Harem´in Hizmetkârı) unva nını aldıktan sonra, her birisi, tahta çıktıkça, Kâbe-i muazzama ile Ravza-i mu-tahhara´nın örtülerini yenilemeyi âdet edinmişlerdi.

Bu örtüler, Mısırda dokunup gönderilirdi.

Sultan Ahmed tahta çıkınca (Hicrî: 1012), bu örtülerin, İstanbul´da ve görülme miş bir şekilde dokunmasını ve işlenmesini emretti.

Kırk sekiz bin dirhem ipekten bin altmış zira örtü işlenip bir heyetle Mekkeye gönderildi.

Ravza-i Mutahhara ile Hz.Fâtıma´nın Merkadinin örtüsü de, ikinci yılda doku nup işlenip gönderildi. [586]

38) Osmanlılar; Mısıra ve Hicaza hâkim olunca, Kabe´nin içini, dışını, Mescid-i Haramda bulunan Makamları... ışıklandıran büyük ve küçük lambalara ilâve ola rak, Kâbenin iç örtüsü ile Mescid-i Nebevînin örtüsünü, Kabe´nin kokularını, bu hurunu gül kokusunu ve gül suyunu anber vesairesini, üzerine aldı.

Kâbenin örtülerini bağlamak için gereken ipler, yıllık olarak Şam postasıyla gön derildi.

Kabe´nin dış örtüsü ise, Mısıra tahsis edildi.

Mısır; Hicretin bin yüz on sekizinci yılına kadar Kâbenin dış ve iç örtüsünü do kumakta devam etti. [587]

39) Her yıl Mısır´da dokutturulan Kabe örtüsü; Hicretin bin iki yüz on üçüncü yılında, Mısır´ın Napolyon Bonapart tarafından işgali üzerine, gönderilemediğin den, İstanbul´da Sultan Ahmed Camii avlusunda işlettirilip gönderildi. [588]

40) Suûdîlerden Abdul´azîz´in oğlu büyük Suud, Hicaz´a girince, Mısırlılar, Ka be´nin dış örtüsünü göndermeyi kestiler.

Bunun üzerine, Suud b. Abdul´azîz; Hicretin bin iki yüz yirmi birinci yılında Kâ-beyi, kırmızı ipekle örttü.

Bundan sonraki yıllarda da, siyah kayla ve atlasla örtüp Kâbenin İzan ile kapı sının örtüsünü gümüş ve altınla sırmalı kırmızı ipekten yaptı.

41) Osmanlı Pâdişâhları, Sultan Abdul´azîz´in devrine, Hicrî bin iki yüz yetmiş yedi yılına kadar Kabe´nin iç örtüsünü İstanbulda dokutup göndermeğe devam

ettiler.

Sultan Aziz´den sonra, bu iş, kesildi, ve onun, bin iki yüz yetmiş yedi yılında göndermiş olduğu son örtü, günümüze kadar Kâbenin iç örtüsü olarak kaldı.

42) Osmanlı Devleti, Hicaz bölgesine tekrar hâkim olunca, eskiden olduğu gi bi, yine, Mısır, Kâbenin dış örtüsünü göndermeye başlayıp bin üçyüz otuz dört yılına kadar devam etti.

43) Hicrî bin üç yüz otuz dört yılında Şerif Hüseyin b. Ali, Osmanlı Devletine karşı, istiklâlini ilân edince, ve Mısır hükümetiyle de, araları açılınca, Mısır hükü metinin Mekke´ye göndermek üzre yola çıkardığı örtü Cidde´den geri çevirildi.

Fakat, aradaki ihtilaf kalkınca, Mısır, yine, eskiden olduğu gibi, Kabe örtüsünü göndermeğe başladı.

44) Osmanlı Devleti, bin üç yüz otuz dört yılında, Mekke´ye yeniden hâkim olun ca, Şerif Haydar Paşa vasıtası ile gönderdiği dış örtü, bin üç yüz kırk bir yılına kadar Medine´de kaldı.

Kral Hüseyin, bu örtüyü, Medine´den getirtip Kabe´ye örttürdü.

Mısırla aralarındaki anlaşmazlık giderilince, Mısır, yine âdet olduğu üzere, Ka be örtüsünü göndermeğe başladı.

45) Hicretin bin üç yüz kırk üçüncü yılında Suudi Hanedanından ve Faysal ai lesinden kral Abdul´aziz, Mekke´ye hâkim olunca, Mısır´dan getirtilen örtünün gel mesi -savaş yüzünden- ertelenip onun yerine, Ahsa´da örtü dokuttu.

46) Hicretin bin üç yüz kırk dördüncü yılında savaş sona erince, Kabe örtüsü, yine, Mısır´dan gelmeğe başladı.

47) Bin üç yüz kırk beş yılında iki memleketin arası açıldığından örtünün gön derilmesi, yine, durdu.

Bunun üzerine, kral Abdulaziz; Zilhicce ayının beşinci günü, kıymetli bir örtü nün hazırlanmasını emretti.

Siyah renkli üstün kumaştan bir örtü hazırlandı.

48) Hicretin bin üç yüz kırk altıncı yılında kral Abdulaziz, Ecyad mahallesinde Kabe´ye örtü dokutturmak üzre bir dokuma evi kurdu.

Kendi memleketinde iyi dokumacılar bulunmadığından, Hindistan´dan, doku ma ustaları getirtti.

Bu ustalar, bin üç yüz elli iki yılına kadar dokuma evinde kalarak vazife gördüler.

Bin üç yüz elli iki yılından itibaren yerli ustalar ve sanatkârlar yetiştiğinden, do kuma işlerini, artık, onlar idare ettiler. [589]




[533] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.251,160.

[534] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.159, Zehebî-Tarihulislam c.2,s.35.

[535] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.251, 250.

[536] Yâkubî-Tarih c.1,s.221.

[537] Abdurrezzak-Musannef c.5,s.154, ibn.Hacer-Fethulbârî c.3,s.366.

[538] Dîneverî-Elahbar s.21.

[539] İbn.ishak, İbn.Hişam-Sire c.1,s.20-27, Taberî-Tarih c.2,s.94-96.

[540] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.249-250.

[541] Mes´ûdî-Murûcuzzeheb c.1,s.68-69, Süheylî-Ravdulünüf c.1,s.179.

[542] Belâzürî-Ensabüleşraf c.1,s.15, Yâkubî-Tarih c.1,s.223.

[543] Mâverdî-Ahkâmussultaniye s.162.

[544] ibn.Hazm-Cemhere c.2,s.469.

[545] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.251.

[546] Mus´abuzzübeyrî-Neseb. Kureyş s.18, Süheylî-Ravd. c.1,s.18O, Ibn.Abdulberr-lstiab c.2,s.811.

[547] Mus´abuzzübeyrî-Neseb. Kureyş s.18.

[548] İbn.Abdulberr-İstiab c.2,s.811, Süheylî-Ravd c.1,s.18O, İbn.Esîr-Usudülgabe c.3,s.164, İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.338, Halebî-İnsânül´uyun c.1,s.281.

[549] Beyhakî-Delâilünnübüvve c.1,s.33O, Zehebî-Tarihulislam c.2,s.33, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.300

[550] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.16O, Beyhakî-Delâil c.1,s.33O, Zehebî-Tarihulislâm C.2.S.33, Ebülfida-Elbidaye ven-nihaye C.2.S.300

[551] İbn.İshak, İbn.Hişam-Sîre c.1,s.2O4, Belâzürî-Ensabüleşraf c.1,s.99, Taberî-Tarih c.2,s.2O1, İbn.Esîr-Kâmil

c.2,s.42, Zehebî-Tarih c.2,s.32

[552] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.167, Zehebî-Tarihulislam c.2,s.36 Diyar Bekrî-Hamîs c.1,s.116

[553] Vâkıdî-Megazi c.3,s.1100, ibn.Sa´d-Tabakat c.1,s.148

[554] Vâkıdî-Megazi c.3,s.11O0, İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.148, Belâzürî-Fütuhulbüldan c.1,s.51, Mâverdî-Ahkâmussultaniye s. 162, Diyar. Bekrî-Hamîs c.1,s.119, Halebî-inşanüluyun c.1,s.28O.

[555] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.253, Belâzürî-Fütuhulbüldan c.1,s.54, Ibn.Hacer-Fethulbarî c.3,s.366

[556] Belâzürî-Fütuhulbüldan c.1,s.54,ibn.Hacer-Fethulbârî c.3,s.366, Diyar Bekrî-Hamis c.1,s.119, Halebî-İnsanüluyun c.1,s.281.

[557] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.253.

[558] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.253, Mâverdî-Ahkâmussultaniye s.162, İbn.Hacer-Feth c.3,s.366, Diyar.Bekrî

c.1,s.119, Halebîc.1,s.281.

[559] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.253.

[560] Ezrakî C.1.S.253, Belâzürî-Fütuh c.1,s.54, Mâverdî s.162, Diyar.Bekrî-Hamîs c.1,s.119, Halebî-Insanüluyun c.1,s.281.

[561] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1.s 260.

[562] Ezrakî-Ahbam Mekke d.s.254.

[563] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.254, Belâzürî-Fütuhulbüldan c.1,s.54.

[564] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.254.

[565] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.255.

[566] Ezrakî-Ahbaru Mekke C.1.S.255.

[567] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.262-263.

[568] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.263-264.

[569] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.255-256.

[570] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.256-257.

[571] İbn.Abd.Rabbih-Ikdülferîd c.6,s.257-258.

[572] Ebüttayyıb-Şifaülgaram c.1,s.198-199.

[573] ibn.Hacer-Fethulbarî c.3,s.367, Ebüttayyıb-Şifâulgaram c.1,s.199.

[574] Ebüttayyıb-Şifaülgaram c.1,s.199.

[575] Ebüttayyıb-Şifaülgaram c.1,s.201-202.

[576] İbn.Hacer-Fethulbarî c.3,s.367, Ebüttayyıb-Şifâulgaram c.1,s.199.

[577] Ebüttayyıb-Şifaülgaram c.1, s.199.

[578] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.258 Not: 8.

[579] İbn.Hacer-Fethulbarî c.3,s.367, Ebüttayyıb-Şifâulgaram c.1,s.2O1.

[580] Ebüttayyıb-Şifâülgaram c.1,s.2O1.

[581] İbn.Hacer-Fethulbârî c.3,s.367, Ebüttayyıb-Şifâülgaram c.1,s.2O1.

[582] Ebüttayyıb-Şifâülgaram c.1,s.2O1.

[583] Halil Edhem-Düvel-i Islamiye s.17,109,322,328.

[584] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.258 Not: 8.

[585] İsmail Hakkı- Mekke Emirleri s.65.

[586] Naimâ Tarihi C.2.S-82.

[587] Ezrakî-Ahbaru Mekke C.1.S.258 Not: 8.

[588] ismail Hakkı-Mekke Emirleri s.67.

[589] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.258-259 Not: 8.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/211-220.

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc