ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Peygamberimizin Hayatı > Rasulullah'ın Bedir Savaşı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Rasulullah'ın Bedir Savaşı  (Okunma Sayısı 806 defa)
15 Mayıs 2011, 12:46:50
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 15 Mayıs 2011, 12:46:50 »



Rasulullah'ın Bedir Savaşı

Ebu Sufyan'm yanında, Kureyş'e ait ticaret malları vardı. Ebu Sufyan'm yanındaki adamları azdı.

Rasulullah ashabını çağırdı, onlar malları aramağa çıktılar.

Bu, Ebu Sufyan'a ulaştı. Bunun üzerine Ebu Sufyan, Damdam îbn Amr'ı mallarını korumak için Kureyş'i harbe çağırmak üzere Mekke'ye gönderdi. Damdam, devesinin burnu kesik, gömleği yırtık bir halde:

"Ey Kureyş topluluğu! Koku yüklü kervanınızı kurtarmağa koşun!

Koku yüklü kervanınızı kurtarmağa koşun! Ebu Sufyan'm yanındaki mallarınıza Muhammed'le ashabı saldırdılar. Ona erişebileceğinizi san­mıyorum, îmdat! îmdat" diye bağırdı. Kureyş'liler hemen hazırlanıp yola çıktıİar.

1370) Ibn Abbas şunu anlattı:

Damdam Mekke'ye gelmeden üç gece Önce, Atike Bint Abdılmuttalib bir rüya gördü ve ondan korktu. El-Abbas'a bunu anlatıp şöyle dedi:

Kavminin başına bir kötülük gelmesinden korktum. Şunu gördüm: Deveye binmiş bir adam gelip Ebtah'ta durduktan sonra avazı çıktığı kadar şöyle bağırdı: Ey vefasızlar! Üç gün içinde vurulup düşeceğiniz yerlere yetişin. Halk onun başına toplandı. Sonra o adam Mescid'e girdi. Halk da kendisini takip ediyordu. Devesi Kabe'nin arkasında durdu. O yine: Ey vefasızlar! Uç gün içinde vurulup düşeceğiniz yerlere yetişin diye bağırdı. Sonra devesi Ebu Kubeys dağının başında durdu. Orada da aynı şekilde bağırdı. Sonra bir kaya alıp yuvarladı. Kaya yukardan aşa­ğıya yuvarlanarak dağın dibinde parçalandı. Mekke evlerinden, o par­çaların girip isabet etmediği ne bir ev, ne bir mahal kaldı.

El-Abbas: Sen bu rüyayı gizle, dedi.

El-Abbas oradan ayrılınca Ebu Cehil'le karşılaştı ve Ebu Cehil:

-  Ey Abdulmuttaliboğulları! Sizin şu kadın peygamberiniz de ne zaman türedi? dedi. Ben de:

- Nedir bu? dedim. Ebu Cehil:

-  Atike'nin gördüğü rüya. Siz erkeklerinizin peygamberliklerine razı olmadınız da, kadınlarınız da mı peygamberliğe kalkıştı? Uç gün geçer, bundan birşey zuhur etmezse, hakkınızda, Araplar arasında, sizin kadınlarınızdan daha yalancısının bulunmadığını yazacağız.

El-Abbas: Onun herhangi birşey görmüş olduğunu inkar ettim. Akşamleyin Abdulmuttalib oğullan kadınlarından gelmedik hiçbir ka­dın kalmadı ve: Demek siz şu pis herifin erkeklerinize ve kadınlarınıza dil uzatmasını hoş gördünüz dediler.

Onunla karşılaşmak için dışarı çıktım. Ama beni görünce ortadan kayboldu. Ben de kendi kendime: Bu, hakaret edeceğimden korktu, de­dim. Halbuki o, Damdam'm sesini duymuş ve o tarafa gitmişti.

Tefsirciler şöyle derler: Rasulullah (s.a.v.) Mekke'lilerin geldiğini duyunca, ashabıyla görüş alış-verisinde bulundu. Ebu Bekir güzel bir konuşma yaptı. Ömer de (güzel bir konuşma) yaptı.

El-Mikdad da şöyle konuştu:

- Ya Rasulallab! Allah sana emrettiyse onu yerine getir. Biz seninle birlikteyiz. Vallahi, biz israil oğullarının Musa'ya dediği gibi: Git, sen ve rabbin ikiniz onlarla çarpışın da biz de burada oturalım, demeyiz. Seni hak dinle gönderene yemin olsun! Sen bizi Berkulğımad'a kadar yürütecek olsan (yani Habeşistan'daki bir şehre), oraya kadar gider, senin peşinde olanlarla savaşırız.

Rasulullah (s.a.v.) ona hayır duada bulundu. Daha sonra Rasulul-lah (s.a.v.) Ensar'ı kastederek:

- Siz de bana yol gösterin, tavsiyelerde bulunun, dedi. Sa'd İbn Muaz şöyle konuştu:

- Dilediğin şeyi yap. Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin ederim ki, sen bize şu denizi gösterip dalarsan, biz' de seninle birlikte dalarız. Biz, harp esnasında dayanan ve sabreden kimseleriz. Allah'ın bereke-tiyle bizi yürüt. Rasulullah (s^a.v.):

- "Allah'ın bereketiyle yürüyün, size müjdeler olsun! Allah, bana iki grupdan birini vadetti. Vallahi, ben, şimdi sanki Kureyş kavminin harp meydanlarında vurulup düşecekleri yerlere bakıyor, oraları görüyorum" dedi.

Daha sonra yola çıktı ve Bedir'e yakın bir yerde konakladı.

Ebu Sufyan kervanı kurtarıp Kureyşlilere şu haberi göndermişti:

- Allah mallarınızı kurtardı, artık dönün. Ebu Cehil ise:

- Vallahi Bedr'e varır, -Bedir'de Arapların toplantı yerlerinden biri­sidir. Her yıl orada panayır kurulur ve toplanılırdı.- orada üç gün kalırız, develer boğazlayıp yemekler yeriz, şaraplar içeriz, cariyelere defler çaldı­rırız. Araplar bizi dinlerler. Bundan sonra bizden daima korkarlar, dedi.

Bu haber Ebu Sufyan'a ulaşınca;

-Yazık oldu kavmime! Bu Amr îbn Hişam'm işidir. Yani Ebu Ce-hil'm işidir, dedi. Daha sonra müşriklere yetişip onlarla birlikte gitti.

Rasulullah için bir gölgelik yapıldı. Rasulullah onun içine girdi. Umeyr îbn V ehb Rasulullah'm ashabına bakıp kendi arkadaşlarına:

-  Beti, Yesribİn su taşıma develerinin ölümü taşıdıklarını görür gibiyim. Onların kılıçlarından başka sığınakları yok. Sizden birini öl-durmedikçe, onlardan birinin öldürüleceğini zannetmiyorum. Onlar ka­dar, adamınız öldürüldükten sonra yaşamanın ne kıymeti kalır? dedi.

Utbe dönmeğe niyet etti. Ebu Cehil ona: -Senin korkudan ciğerin şişmiş, dedi.

Rasulullah (s.a.v.) sancakları verdikten sonra, kıbleye yöneldi ve ellerini uzatarak:

-Allah'ım! Sen bu, sayıca az topluluğu helak edersen, artık sana yeryüzünde ibadet olunmaz, dedi,

Ridası düşünceye kadar, Allah'a dua etmeye ve yalvarmaya devam etti. Ebu Bekir yanma gelip ridasını aldı ve arkasından ayrılmadı. O şöyle dedi:

-Ey Allah'ın Peygamberi! Rabbine yalvardığın yeter artık! O, sana olan vadini yerine getirecektir.

Utbe, kardeşi Şeybe ve oğlu El-Velid'le birlikte çıktı. Mübarezeye (düelloya) çağırdı. Onların karşısına bazı ensarlı gençler çıktılar. Onlara:

-Biz sizi istemiyoruz, dediler. Sözcüleri:

-Muhammed! Bizim karşımıza, kavmimizden dengimiz olanları çı­kar, dediler. Rasulullah (s.a.v.):

- Kalk Hamza! Kalk, Ubeyde! Kalk, Ali! dedi.

- Tamam sizler bizim şerefli denklerimizsiniz, dediler.[7] Ubeyde Utbe'yle, Hamza Şeybe'yle, Ali'de El-Velid'le düello etti.

Hamza, Şeybe'yi, Ali de El-Velid'i öldürdü. Ubeyde'yle Utbe karşı­lıklı olarak birbirlerine vurdular. Her ikisi de birbirlerini yaraladılar. Hamza'yla Ali, Utbe'ye saldırıp öldürdüler.

insanlar birbirlerinin üzerine yürüdüler. Rasulullah (s.a.v.), eline bir avuç ince kum alıp Kureyşlilere karşı durdu ve:

- "Yüzleri kara olsun" dedi. Ashabına da: "Saldırın" dedi.

Melekler indiler. Bir rüzgar geldi. Sonra o gitti. Başka bir rüzgar geldi. Daha sonra başka bir rüzgar geldi. Birincide, bin melekle birlikte Cebrail gelmişti. İkincide, bin melekle birlikte Mikail gelmişti. Üçüncü­de, bin melekle birlikte İsrafil gelmişti. Meleklerin alâmeti, nurdan ye­şil, sarı ve kırmızı sarıklardı. Onlar alacalı atların üzerindeydi] er. Müşrikler atların kişneme seslerini duydular. Müslüman öldürmek için kafirin peşine düşüyor, kafirin başı, müslüman ona ulaşmadan önce önce düşüyordu.

Ve onlar hezimete uğradılar.

Kureyş ileri gelenlerinden yetmiş kişi öldürüldü. Yetmiş kişi de esir edildi. Rasulullah (s.a.v.) esirler hakkında ashabıyla istişarede bu­lundu. Ebu Bekir:

-Bunlar amcalarımızın oğulları ve kendi kabilemizdendir. Benim görüşüm onlardan fidye almamızdır. Bu fidyeler, kâfirlere karşı bize bir kuvvet olur. Belki onları [Allah] hidayete erdirir, dedi.

Ömer de şöyle dedi:

-Ben Ebu Bekir'in görüşüne katılmıyorum. Benim görüşüm şöyle­dir: Ömer'in akrabası olan falancanın boynunu vurmam için bana mü­saade etmendir. Ali'ye de Akıl için müsaade et de onun boynunu vursun. Hamza'ya da kardeşi falanca için (Abbas için) müsaade et ki, onun boy­nunu vursun. Allah, müşriklere karşı kalplerimizde bir zayıflık ve yu­muşaklık bulunmadığım bilsin. Bunlar, müşriklerin ileri gelenleri ve idarecileridir.

Rasulullah (s.a.v.) Ebu Bekir'in söylediğine meyletti ve onlardan fidye aldı.

1371) Abdurrahman şunu anlattı:

Bedir günü, ben harp safında durup sağıma ve soluma baktığımda, Ensar'dan iki delikanlının arasında olduğumu gördüm. Bunlardan sa­vaşa en elverişli olanıyla birlikte bulunmayı istedim. Birisi gözleriyle beni süzerek:

-Amca! Ebu Cehil'i tanıyor musun? dedi. Ben de: -Evet. Ne yapacaksın onu? dedim.

-Duyduğuma göre o, Rasulullah'a sövmüş. Canım elinde olan Al­lah'a yemin olsun! Onu görürsem, ikimizden eceli gelen Ölmedikçe, şah­sım onun şahsmdan ayrılmayacaktır, dedi.

Öbürü de, beni göz ucuyla süzerek, Öncekinin söylediğinin aynısını söyledi. Bu duruma hayret ettim. Bu sırada, gözlerim, hiçbir tarafa takıl­madan müşriklerin içinde ileri geri dönüp duran Ebu CemTi görünce:

-Görüyor musunuz? îşte sorduğunuz kişi, dedim.

Ebu Cehil onlara doğru geldi. Gençler ona vurup öldürdüler. Sonra Rasulullah'a (s.a.v.) gidip durumu haber verdiler. Her ikisi de:

-Onu ben öldürdüm, dedi. Rasulullah (s.a.v.) kılıçlarına bakıp:

- "İkiniz de Öldürmüşsünüz" dedi. Ebu Cehil'in üzerindeki eşyanın Muaz bin Amr İbn El-Cemuh'a verilmesine karar verdi.

Bu iki zat Muaz İbn Amr'la, Muaz İbn Afra1 dır.[8]

1372) Ebu Ubeyde rivayet etti: Abdullah (îbn Mes'ud) anlattı:

O gün Ebu Cehil'in yanma vardım. Kılıcıyla, kendini insanlara karşı korurken yere yıkılarak ayağından vurulmuştu. O kılıcı aldım. Öldürünceye kadar ona vurdum. Öldürmeden önce:

-Ey Allah'ın düşmanı! Seni perişan ve rezil eden Allah'a hamdol-sun, dedim. Ebu Cehil de:

-O, ancak kavminin öldürdüğü birisidir, dedi. -Kılıcımla ona vur­maya başladım, ama onu Öldüremedim. Elini yaraladım. Kalıcı düştü. Onu alıp Öldürünceye kadar ona vurdum.

Daha sonra...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Rasulullah'ın Bedir Savaşı
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 19:03:38 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Rasulullah'ın Bedir Savaşı rüya tabiri,Rasulullah'ın Bedir Savaşı mekke canlı, Rasulullah'ın Bedir Savaşı kabe canlı yayın, Rasulullah'ın Bedir Savaşı Üç boyutlu kuran oku Rasulullah'ın Bedir Savaşı kuran ı kerim, Rasulullah'ın Bedir Savaşı peygamber kıssaları,Rasulullah'ın Bedir Savaşı ilitam ders soruları, Rasulullah'ın Bedir Savaşıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &