ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Nurdan Damlalar > Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış  (Okunma Sayısı 306 defa)
25 Eylül 2010, 22:03:54
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 25 Eylül 2010, 22:03:54 »



Risale-i Nur Penceresinden Kainata Bir Bakış

Hadîsin ifadesiyle “Beyanın bir kısmında sihir vardır.”1 Yani, bir kısım güzel sözler, sihir gibi büyüleyici bir etkiye sahiptir. Muhatabı kendine çeker, onu hayran bırakır. O sözler âdeta bir burak olur, insanı başka iklimlere götürür. Böyle sözler, sahildeki çakıl taşları yanında, denizin incileri gibi kıymetlidir. Yüzlerce Avrupalı’nın içinde kıyafetiyle dikkat çeken bir Arap veya rengiyle diğerlerinden hemen ayırt edilen bir zenci misali, hemen fark edilir.

Kur’ân’ın tamamı böyle büyüleyici ve insanı başka iklimlere sürükleyici sözler manzumesidir. Meselâ, “Allah güneşi bir lâmba kıldı” (Nuh, 16) âyetine bakalım. Âyetteki lâmba ifadesi dünyayı bir saray, yer yüzünü çiçekli bir taban, gök yüzünü muazzam bir tavan ve güneşi de bu tavanda asılı bir lâmba olarak gösterir, hayale engin ufuklar açar.

“Allah arzı size bir beşik yaptı.” (Taha, 53) Âyette dünya için beşik denilmesi, insanın son derece âciz ve zayıf, nazik ve nazenin durumuna dikkat çeker. Beşiğin tamamen çocuğa göre tanzim edilmesi ve çok büyük şeylerin çocuğa yardımcı verilmeleri gibi; beşiğimiz olan arz dahi tamamen bizlere göre düzenlenmiş ve güneşten havaya kadar çok büyük şeyler bize yardımcı verilmiştir.
Bu iki misal gibi, daha pekçok örnekler vermek mümkündür. Meselâ, Cenab-ı Hakk dağlardan direk olarak bahseder. (Nebe, 7) Geceyi, herşeyi örten bir elbise olarak gösterir. (Nebe, 10) Takva elbisesinden bahseder. (A’raf, 26) Kendisine ve Rasulü’ne iman edilip, mal ve canla cihadı ticaret olarak nazara verir. (Saff, 10)

İnsanların en güzel konuşanı olan Peygamber Efendimiz’in ifadelerinde de aynı büyüleyici özellikleri görmekteyiz. Meselâ, ilim meclislerinden Cennet bahçeleri şeklinde bahseder.2 İyi amelleri olmakla beraber, kul hakkına tecavüz eden kişileri müflis diye niteler.3 Öfke anında nefsine hakim olabileni gerçek pehlivan ilân eder.4 Allah’ın yasaklarından kaçanı muhacir kabul eder.5 Nefis ve hevasıyla kıyasıya mücadele yapandan mücahit ünvanıyla söz eder; cihadın az bilinen farklı bir boyutuna dikkat çeker.6

Âyet ve hadîslerdeki bu sihirli beyanlar gibi; âyet ve hadîslerin ışığında tefsirini yazan Bediüzzaman Said Nursî’nin sözlerinde de bir farklılık, bir derinlik dikkati çekmektedir. Mânâlara giydirdiği lâfız elbiseleri tamamen orijinaldir. Daha ilk bakışta nazarları kendine celb edecek güzelliktedir.

Meselâ, Avrupa’yı değerlendirirken onu beşerin nefs-i emmaresi olarak görür. (Lem’alar: L., 112 ) Sömürgeci Avrupa devletleri için Avrupa’nın ejderhaları der. (Mektubat: M., s. 326) Batı medeniyeti için mimsiz medeniyet ifadesini kullanır (L., s. 118; Emirdağ Lahikası: EL., s. 482) ve bu medeniyeti dışı süs, içi pis şeklinde özetler. (Mesnevî-i Nuriye: MN., s. 81) Avrupa’nın ilim ve tekniğine sahip çıkmak, fen ve sanayisini almak yerine, o medeniyetin örf ve âdetini alan ve halkı bunlara teşvik edenlere Avrupa’nın kaselisleri (çanak yalayıcıları) ifadesini kullanır. (Sünuhat, s. 50)

O’nun dünyasında tren, bir medrese-i seyyaredir. (Hutbe-i Şamiye: HŞ., s. 65) Hapishane ise bir medrese-i Yusufiye... (Sözler: S., s. 136; Şualar: Ş., s. 193) Bediüzzaman, Kur’ân’ı muazzam bir hazine ve âyetleri de bu hazinedeki mücevherat sandukçaları olarak değerlendirir. (S., s. 286) Tefsirindeki güzel mânâlar bu mücevherat sandukçasından alınmış bir kısım inciler, elmaslar, yakutlar misalidir.

Bediüzzaman bir mânâ avcısıdır. (M., s. 8; L., s. 312) Kur’ân’ın sırlar okyanusunun bir dalgıcıdır. Şüphesiz aynı şeye bakan insanlar değişik mânâlar hissedebilir. Meselâ, coşkun akan bir şelâleye bakan bir şair, o anda şairane duygularla dolarken, bir ressam onu resmetmeyi düşünür. Oradan geçen bir çiftçi, bu suyu tarlasına çevirebilse ne güzel olacağını hayal eder. Bir başkası, o şırıltıyı dinlemekle yetinir. Bir baraj mühendis ise, çevrenin aydınlatılması ve sulanması projelerini yapmaya başlar.
İşte her bir Kur’ân âyeti şelâle misali gürül gürül akmaktadır. Değişik seviyedeki insanlar, asırlar boyunca bu ilâhî âyetlere muhatap olmuşlar ve kendi kapasiteleri miktarınca istifade etmişlerdir.
Kâinat sırlarla doludur. İnsanlığın havas ve cevasisi (duyguları ve casusları) hükmünde olan fenler, (MN., s. 228) kâinatın sırlarını keşfetmeye çalışır. Fakat, kâinata Allah’ın bir sanatı olarak bakmayanlar, fenlerin ortaya çıkardıkları harikaları, a kör kuvvet, ya serseri tesadüf veya sağır tabiata havale ederler. (EL., s. 328)

Böylece fenden gelen bir dalalete düşerler. (HŞ., s. 9) Onların kâinata bakışlarını Bediüzzaman mânâ-yı ismî şeklinde hülâsa eder. Kendisi ise mânâ-yı harfî ile bakmaktadır. (MN., s. 46) mânâ-yı ismî, kâinata kâinat olarak bakmaktır. Mânâ-yı harfî ise, ona Allah namına nazar etmektir. Biri pencerelere bakmak, diğeri pencerelerden bakmak gibidir. Elbette, pencereye bakmakla pencerelerden bakmak bir değildir.

İşte, gelecek ifadeler Bediüzzaman’ın Kur’ân âyetleri ışığında kâinata bakışını yansıtır. Bu ifadelere dikkat edildiğinde, her birinin engin bir tefekkürün, gerçeğe nüfuz eden keskin bir nazarın mahsulü olduğu görülecektir.

Bu çalışmada nazara verilenler, meselenin özü ve özeti durumundadır. Ayrıntıları ise, Risale-i Nur’un muhtelif risalelerinde görülebilir. Meselâ, kâinattan Halık’ını soran bir seyyahın müşahedatı (Ş., s. 105) olan Âyetü’l-Kübra risalesi; otuz üç pencereli otuzüçüncü söz (Pencereler risalesi) bunlardan bazılarıdır.

Bu kısa girişten sonra, “Risale-i Nur Penceresinden Kâinata Bir Bakış” isimli gezimize başlayabiliriz.

Kâinat: Varlık âlemi içinde görülmeyecek bir nokta kadar küçük olan insan, kâinatın bütün sırlarını ve hatta daha ötesini araştırabilecek ve anlamaya çalışacak kapasitededir. Her insan, içinde yaşadığı şu âlemin ne olduğunu ve ne vazife gördüğünü merak eder. Şu ifadeler, kâinatın ne olduğunu ve ne vazife gördüğünü bize bildirir:

Kâinat, mükemmel bir şehir, ileri bir memleket, muhteşem bir âlem, (S., s. 267)
-Ezel ve ebed sultanı olan Cenab-ı Hakk’ın hadsiz orduları için muhteşem bir kışla, (L., s. 178; Barla L., s. 271)

-Hadsiz antika ve acib ve kıymetli şeylerle süslenmiş bir saray, (Ş., s. 169)
-Büyük bir kitab, (S., s. 25; MN., s. 19)
-Bütün mahlukat taifelerinin büyük bir namazda, cemaatle, herbiri kendine mahsus bir ibadet ettiği ve hâl dili ile namaz kıldıkları büyük bir cami, muazzam bir mesciddir. (Ş. s. 613; S., s. 29)
Kâinatı meydana getiren varlıklar; Rabbanî birer mektup, Allah’a birer ayine, İlahî birer memurdurlar.(S., s. 298)

Semavat (Gökler): Üzerimizdeki gökler âlemi, herkesin her vakit en hayretle bakıp, zevk ile mütalâa ettiği tevhidin en parlak bir sayfasıdır. (Ş., s. 105) Bu sayfada, herbiri milyarlarca gök cisminden meydana gelen, milyarlarca galaksi topluluğu bulunmaktadır. Bu gök cisimlerinden bir kısmı dünyamızdan milyonlarca, hattâ milyarlarca defa daha büyüktür. Gökler âleminin birer ferdi olan yıldızlar, melekler için birer menzil, birer tayyare, birer mescid, yüce âlemler için birer lâmba, birer güneş, sema denizinde nuranî birer balık, donanma elektrik lâmbaları gibi, Allah’ın kemal-i Rububiyetini gösteren nuranî birer şahit, (S., s. 559)

-Semavî cisimler için birer gözdür.(M., s. 20)

Güneş: Dünya’mızdan bir milyon defadan daha büyük olan güneş, Allah’ın tekvinî âyetlerinden biridir. Maddî dünyamızı aydınlattığı gibi, şu mânâları ders vermesiyle mânâ âlemimize de feyizler saçmaktadır.

Güneş, Cenab-ı Hakk’ın Esmaü’l-Hüsnasından Nur ismine keşif bir ayine, (S., s. 152)
-Sema denizinin yüzünde ziyadar bir kabarcık, (S., s. 152)
-Dünya sarayının kubbesinde büyük bir elektrik lambası, (S., s. 265)
-Bahar ve yaz tezgâhında dokunan Rabbanî mensucat için bir mekik, gece-gündüz sahifelerinde yazılan Samedanî mektuplar için bir nur hokkası, (S., s. 365)
-Nuranî bir ağaç. Gezegenler onun hareketli meyveleri. Ağaçlara muhalif olarak güneş silkinir, ta o meyveler düşmesin. Eğer silkinmezse düşüp dağılacaklar. (S., s. 366)
-Meczub bir serzakir. Zikir halkasının merkezinde cezbeli bir zikir eder ve ettirir. (S., s. 366)

-Sema yüzünün gözü. (L., s. 231)
-Allah’ın emrine temessül eden ve herbir hareketini O’nun meşietine tatbik eden bir çöl paşasıdır. (Muhâkemat., s. 71)

Dünya: Cazibe denilen bir kanunla güneş’e bağlanan dünyamız, varlık âlemi içinde müstesna bir konuma sahiptir.

Küre-i arz (Dünya): Gayet muntazam, musahhar, mükemmel, hoş, emniyetli bir ticaret gemisi,(M., s. 410)

-Erzak getiren bir şimendifer (tren), (Ş., s. 600)
-Âlemin manevî bir merkezi, -Kâinatın kalbi ve kıblesi, (Latif Nükteler, s. 44.)
-Diğer gök cisimleriyle beraber hava okyanusunda ve esîr denizinde yüzen bir denizaltı, (S., s. 247)

-Bir zikirhane, bir mescid, Sanat-ı İlahiye için bir temaşâgâh (seyir yeri) (S., s. 369), bir meşher (sergi). (S., s. 562)

-Canlıların yüzbin türlerini, bütün erzak ve levazımatıyla içine alıp, feza denizinde gayet mükemmel bir denge ve nizamla gezdiren ve güneş etrafında seyahat eden gayet muhteşem ve itaatkâr bir gemidir. (Ş., s. 110)

Fenlerin gözüyle dünyaya baktığımızda ise, şu manzara karşımıza çıkar:

-Tıb fennine göre dünya; içinde her ilacın güzelce ihzar ve istif edildiği gayet muntazam ve mükemmel bir eczahane, kimya ilmine göre; gayet muntazam ve mükemmel bir kimyahane, makine fennine göre; hiçbir kusuru olmayan g...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış
« Posted on: 22 Eylül 2019, 13:34:52 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış rüya tabiri,Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış mekke canlı, Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış kabe canlı yayın, Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış Üç boyutlu kuran oku Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış kuran ı kerim, Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış peygamber kıssaları,Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış ilitam ders soruları, Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &