ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Nurdan Damlalar > Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2  (Okunma Sayısı 379 defa)
25 Eylül 2010, 22:08:21
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 25 Eylül 2010, 22:08:21 »



Risale-i Nur Penceresinden Kainata Bir Bakış 2

Bitkiler-Ağaçlar: Yer yüzünün hemen her tarafında değişik tarz ve şekillerde yüzbinlerce bitki ve ağaç türü görürüz. Bunlar; birer mücessem âyet, (S., s. 209)

-Gayet muhteşem ve süslü bir tehlil ve tevhid meclisi, bir zikir ve şükür halkası, (Ş., s. 114)
-Hakîm ve Rahîm olan Allah’ın, nimetlerini takip canlılara perde arkasından uzattığı ipler ve şeritlerdir. (S., s. 394)

Kavun, karpuz, nar gibi meyveler; ince bir ipe takıp gönderilen kudret konserveleri, (S., s. 267)

Hurma ve üzüm; helvalı bir şeker fabrikası, ballı bir şurup makinesi, (Ş., s. 156-157)
Üzüm taneleri ise; şekerli şurup tulumbacıklarıdır. (Ş., s. 157)
Hindistan cevizi; bir süt kutusu durumundadır. (S., s. 267)
Bütün meyveler, bizler için gıda olmanın ötesinde, aynı zamanda birer sanat harikasıdır. (S., s. 78)

Şimdi bir ağaca daha yakından bakmaya çalışalım. Görüyoruz ki, bu ağacın evvelinde bir çekirdek, neticesinde ise meyve var. Ağacın içi hummalı bir faaliyet alanı, dışı ise süslü bir elbise olarak görülüyor.

Çekirdek; ağacın programını ve fihristesini ve plânını taşıyan bir sandukça, onun levazımatını ve teşkilatını taşıyan bir tezgah, onun başlangıçtaki incecik varidatını, lâtifane masarıfını ve tanzimatını taşıyan bir makinedir. (Ş., s. 33)

Canlıların mukadderat programlarının kutucukları (Ş., s. 643) olan çekirdekler ve tohumlar, küçüklükleriyle beraber birer âlem gibidirler. Günümüzün hızla gelişen bilgisayar ilmi açısından baktığımızda, onları program yüklü birer disket şeklinde mütalâa edebiliriz.

Bediüzzaman, tefsirinin pek çok yerinde çekirdeklere dikkat çeker. Onlarda tecelli eden ilim ve kudreti nazara verir. O, çekirdek ve çiçekte tevhid için iki marifet miracı keşfederek, tabiatçıları boğan aynı yerde ab-ı hayat bulmuş ve çekirdekten hakikat ve marifet nuruna ermiş, “çekirdekten yetişme” sözüne mâsadak olmuştur. (Ş., s. 33)

Meyve; o ağacın şekil, hâl ve özelliklerini bildiren bir tarifename, Onun vazifelerini, menfaatlerini ve hassalarını açıklayan bir beyanname, o ağacın emsalini ve ensalini ve gelecek neslini, o meyvenin kalbinde bulunan çekirdekler ile ders veren bir fezlekedir. (Ş., s. 33)

Ağacın içi; bir kimyahane, hiçbir dalı ve meyveyi ve yaprağı gıdasız bırakmayan ölçülü bir erzak kazanı, (Ş., s. 216)

-Harika bir fabrika. (Ş., s. 34) Öyle ki, o ağacın bütün ecza ve azalarının teşkil, tedvir ve tedbirini gayet hassas mizanla ölçtüğü gibi; bütün ayrı ayrı azalarına lâzım olan maddeleri ve rızıkları, gayet mükemmel bir intizam altında sevk ve taksim ve tevzi ediyor. Akılları hayret içinde bırakan, şimşek çakmak gibi bir kolaylık ve bir orduya “arş!” demek gibi bir birlik ve beraberlikle o harika fabrika işliyor. (Ş., s. 34)

Ağacın dışı ise, o ağacın dal ve budak ve aza ve eczalarıyla tam kametine göre biçilmiş, kesilmiş, süslendirilmiş sanatlı ve nakışlı bir hulledir, bir libastır. (Ş., s. 33-34)

Hayvanlar:Bitkiler ve ağaçlar âlemine bu tarz bir bakıştan sonra, şimdi de yüzbinlerce hayvan türü içinden bazılarına ibret gözüyle bakmaya çalışalım. Meselâ:
İnek, koyun, keçi, deve gibi hayvanlar; birer süt fabrikası, (S., s. 156)

-Rahmet feyzinden birer süt çeşmesidir .(S., s. 6)
Bal arısı; bir kudret kelimesi, (S., s. 247)
-Küçücük bir bal makinesi, (Ş., s. 155)
Yabani arı ise; mızraklı sinek eşkiyası, (Lem’alar (Osm.), s. 890)
Sinekler; küçücük istihale ve tasfiye makineleridir.(LN., s. 14) Zararlı ve zehirli maddeleri emmek suretiyle, onları zararsız hâle getirirler.

Kartal gibi et yiyen kuşlar, yer yüzünün sıhhiye memurlarıdır. (M., s. 348) Kendilerine verilen temizlik görevini aksatmadan yürütürler. Diğer canlıların leşlerini yemek suretiyle, dünyamızı pis kokulardan, zararlı maddelerden temizlerler. Zaten Allah’ın mülkünde grev yoktur, görev vardır. Bütün kâinat müslümandır. Allah’a tam bir teslimiyet ve itaat hâlindedirler.

mânâ-yı ismi, kâinata kâinat olarak bakmaktır.Mânâ-yı harfi ise, ona Allah namına nazar etmektir. Biri pencerelere bakmak, diğeri pencerelerden bakmak gibidir. Elbette, pencereye bakmakla
pencerelerden bakmak bir değildir.


İnsan: İnsan, canlılar âlemi içinde en seçkin bir varlıktır.

İnsan hayatı;Cenab-ı Hakk’ın insana verdiği en kıymettar ve ebedî hayatı kazandıracak bir sermaye ve bir define, baki kemalâtın cihazatını kendinde toplayan bir hazinedir. (S., s. 598)

Hayat itibarıyla böyle en kıymetli bir hayata mazhar kılınan insan, mahiyet itibarıyla da çok farklıdır. Meselâ insan; kâinat sarayının en mükerrem misafiri, kâinat ülkesinin arz memleketinde, ezel-ebed padişahının gayet dikkat altında bir müfettişi, (Ş., s. 218)

-Cenab-ı Hakk’ın antika bir sanatı, en nazik ve nazenin bir kudret mucizesi, kâinata bir misal-i musağğar (küçücük bir nümune), Allah’ın muhatabı, cennete layık Rabbanî bir misafir, (S., s. 290)

-Göklerin ve yerin en mühim neticesi, kâinatın en mükemmel meyvesidir. (M., s. 237)
Mahiyet itibarıyla böyle yüce bir mahiyette yaratılan insan, vazife ve rütbe yönünden; şu haşmetli kâinatın dikkatli bir seyircisi, şu hikmetli mevcudatın belagatlı bir lisan-ı natıkı (güzel konuşan bir dili), şu âlem kitabının anlayışlı bir mütalâacısı, şu tesbih eden mahlukatın hayretli bir nazırı, şu ibadet eden masnuatın hürmetli bir ustabaşısı hükmündedir. (S., s. 305)

İnsandaki bütün aza ve cihazlar, lâtife ve duygular, üstte zikredilen vazifeleri görmek için ona verilmiştir. Hatta, ilk bakışta insanın aleyhine gibi görülen acz ve fakr, onu ubudiyetin en zirvelerine uçuran iki kanattır. (S., s. 294)

İnsandaki aza ve duygulardan bir kısmına, şu ince ve yerinde tesbitlerle bakabiliriz:
Hafıza, dimağın cebi, (S., s. 439)
-Kalbin mercimek kadar bir sandukçası, (L., s. 55)
-İnsanın dimağındaki pek büyük ve pek küçük kütüphanesi, (Ş., s. 215)
Kalp, Allah’a müteveccih bir telefon, (S., s. 121)
-Binler âlemin manevî bir haritasıdır. (M., s. 443)
Bu mahiyetteki kalp, imanın nuruyla nurlanır, Allah’ı zikirle şeffafiyet kazanır; selîm ve nuranî bir kalp olur.

Selîm ve nuranî kalpler, hakikata mukabil ve vasıl ve mütemessil küçücük birer arş-ı marifet-i Rabbaniye. (Ş., s. 122) Yani, böyle kalpler, gerçeğin karşısında hassas bir alıcı cihaz gibidir. Gerçeğe ulaşabilecek kapasitededir. Gerçekler âleminden pekçok hakikat, o hassas kalp cihazında temessül eder, görülür. Kâmil mânâda Allah’ı bilmenin yeri ancak kalpdir. Cami birer ayine-i Samedaniye. (Ş., s. 122) Yani, nasıl ki bir ayna, karşısındaki manzaralar için bir alıcı durumundadır. Mukabilindeki şeyler o aynada temessül eder ve görülürler. Onun gibi, insanın kalbi Allah’a muhatap olabilecek kapasitede yaratılmıştır. Nitekim, “Allah sizin ne cesedlerinize, ne suretlerinize... bakmaz. Lâkin kalplerinize nazar eder” hadîsi bu engin mânâya işaret etmektedir.7 -Hakikat güneşine karşı açılan pencelerdir. (Ş., s. 122)

Akıl, ilahî, kudsî defineleri, hem kâinatın binler hazinelerini açan pırlanta gibi bir anahtardır. (Ş., s. 122) Yani, insan aklı hem ilâhî gerçekleri, hem kevnî sırları açan bir anahtar gibidir. Düşünce ve ilim tarihine göz gezdirdiğimizde bunu kolaylıkla görebiliriz. Düşünen insanlar âlemin Yüce Yaratıcısını akıllarıyla buldukları gibi, kâinattaki kanunların, fenlerin farkına vararak, onun sırlarını yakalamaya çalışmışlardır.

Bediüzzaman’ın, kalp ve akılları, değerlendirdiği bir başka tespiti şöyledir: Müstakim ve münevver akıllar, selîm ve nuranî kalpler, âlem-i gayb ve şehadet ortasında insanî berzahlardır. Her iki âlemin birbiriyle münasebetleri o noktalarda olmaktadır. (Ş., s. 121) Meselâ, cömertlik önce kalpde belirir. Sonra, başkasına ikram şeklinde şehadet âleminde kendini gösterir. Şehadet âleminde gördüğümüz şeyler aklın idrak terazisiyle tartılır, değerlendirilir. Kalp, hem Allah’tan gelen ilhama, hem de şeytandan gelen vesveseye hassas bir alıcıdır. Ayrıca, hâlini Allah’a arz etme durumunda ise, iyi bir vericidir.
İnsandaki hafıza, kalp ve akla bu kısa bakıştan sonra, ondaki ince bir-iki duyguya temas edip, konuyu noktalayalım:

Şefkat;insanın en lâtif ve şirin bir seciyyesi, (Ş., s. 16)
-Merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi. (Kastamonu Lahikası: KL., s. 75)
Muhabbet;insanın en lezzetli ve tatlı ve kıymetli hissi, (Ş., s. 16)
Hürmet ve merhamet; toplum hayatını idare eden en mühim iki esastır. (KL., s. 149)
Daha bunlar gibi, kâinatla ilgili pek çok orijinal tespitleri Risâale-i Nur Külliyatı’nda görmek ve göstermek mümkündür. Biz sadece, ilk etapta dikkati çeken bedi’ mânâları derlemeye çalıştık.

Sonuç: Bakmak ve görmek ayrı ayrı şeylerdir. Dünyaya gelen herkes bu âleme bakar ama, ondaki gerçekleri görmeyebilir. “Göklerde ve yerde nice âyetler (Allah’a götüren işaretler, ibret alınacak şeyler) vardır ki, insanlar onlardan yüz çevirerek, uğrar geçerler” (Yusuf, 105) âyeti bu gerçeği dile getirir.

İnsanları böyle bir basiretsizliğe iten en mühim sebeplerden biri ülfettir. Ülfet, cehl-i mürekkebin hemşiresi nazar-ı sathînin annesidir. (Mu., s. 43)

Yani, devamlı aynı âlemde oluşumuz, âlemdeki harika şeyleri görmemize bir perde olmuştur. Pek çok insan bu perdeye takılır ve etrafına sathî bir bakışla bakar. Böyle bir bakış, hakikata nüfuz etmekten çok çok uzaktır. Böyleleri gerçekleri göremediği gibi, görmediğinin farkında da değillerdir. Resimlerine bakmakla biyoloji kitabını anladığını sanan tembel bir talebe gibi, mânâya nüfuz etmeden şu âlemden geçer gider.

Risâle-i Nur’da gördüğümüz hayattar kelimeler ise, bizi bakıp geçmekten alıkor. Görmeye, düşünme...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2
« Posted on: 22 Eylül 2019, 12:46:19 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2 rüya tabiri,Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2 mekke canlı, Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2 kabe canlı yayın, Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2 Üç boyutlu kuran oku Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2 kuran ı kerim, Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2 peygamber kıssaları,Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2 ilitam ders soruları, Risale i Nur penceresinden kainata bir bakış 2önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &