ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Nurdan Damlalar > İhlâs risâlesi üzerine
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İhlâs risâlesi üzerine  (Okunma Sayısı 329 defa)
14 Ekim 2010, 12:54:57
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 14 Ekim 2010, 12:54:57 »



İhlâs Risâlesi Üzerine



Mü’min, her yaptığı şeyi Allah emrettiği için yapar. Ne kendi, ne ailesi, ne de beraber olduğu insanların çıkarlarını kat’iyen düşünmez. Bir mü’minin, bu tür beklentilere girmeden hareket etmesi, “hâlisâne” tabiriyle ifade edilir ki, bu hak erinin, hiçbir zaman para-pul, makam-mansıp, şan-şeref.. davası gütmeden, İslâm’a hizmette tıpkı bir nefer gibi hareket etmesi demektir.
 
Eserleri ve hayatıyla pek çok insanın fikir ve kalb hayatına yön veren, yaklaşımlarıyla değişik ufuklar açan, hareket ve aksiyonu geniş toplum kesimlerince hüsnü kabul görmüş olan Bediüzzaman Hazretleri,1 aynı zamanda Allah yolunda hizmet, O'nun adını ufkumuzda yüceltme de diyebileceğimiz i'lâ-yı kelimetullahın metodu adına son derece önemli düsturlar ortaya koymuştur. Bu mânâda en mühim eserlerinin başında 1934 yılında sürgün olarak bulunduğu Barla'da telif edilen İhlâs Risâlesi gelir. Bu makalede "İhlâs Risâlesi"nin yazılma süreci ve müellifin dilinde "İhlâs" kavramının nasıl kullanıldığı üzerinde durulmaya çalışılacaktır.

İhlâs Risâlesi'nin Telifine Doğru

Bediüzzaman Hazretleri, Kurtuluş savaşından sonra ilim ve fikirlerinden istifade edilmesi için Birinci Meclis'e çağrılır. Meclis'te mebusların namaz konusunda gevşek davrandıklarını görünce namazı anlatan bir Risâle neşreder ve konuşmalarının çoğunu bu konuya ayırır. Namaz üzerinde bu kadar hassasiyetle durmasına itiraz edilen Üstad, 1923 yılı baharında Ankara'dan ayrılarak Van'a gider. Orada bazı talebeleriyle birlikte Erek Dağı'nda inzivaya çekilir; vaktinin çoğunu talebe yetiştirmekle, Cenab-ı Hakk'ın isimlerinin tabiattaki tecellîlerini tefekkür ve ibadetle geçirir. Bu sırada memleketin doğusunda bir isyan başlar; ancak Bediüzzaman konuştuğu her yerde, böyle bir isyanın dinen doğru olmadığını vurgular ve halkı yatıştırmaya gayret eder. Hattâ Van ahâlisinin önemli bir kısmı bu isyanlara onu dinleyerek katılmaz; katılmaz ama, türlü bahanelerle önde gelen âlimler ve sözü dinlenen insanlar, Anadolu'nun batısına sürgün edilirler. Bediüzzaman da sürgün edilenler arasındadır ve 1925'te sürgün hayatı başlar. Trabzon üzerinden İstanbul'a, orada biraz kaldıktan sonra deniz yoluyla İzmir'e, ardından Antalya'ya, oradan da Burdur'a getirilir. Burada bir camide 7 ay kaldıktan sonra 1 Mart 1927 Salı günü, "Ücra bir köşede, mahrumiyetler, kimsesizlik ve gurbet hayatı içinde kendi kendine ölür gider." düşüncesiyle, kara yoluyla doğrudan ulaşımın olmadığı bir nahiye olan Barla'ya sürgün edilir.

Her türlü zorluğa ve dış baskıya rağmen, içi imanla dolu bir kalbin taşmaması mümkün değildir. Nitekim Bediüzzaman da onu susturmak isteyenlerin beklentilerinin aksine Barla'da unutulup gitmemiştir. Zîrâ civanmert Anadolu halkı diğer âlimleri baş üstünde tuttuğu gibi Üstad'ı da yalnız bırakmamış, ona ve davasına sahip çıkmıştır. Üstad, Kur'ân'dan aldığı dersleri yanına gelenlere anlatmaya ve mümkün oldukça da yazdırmaya başlamıştır.

1927 yılında Risâle-i Nur'un ana eserleri telife başlanır. Bu hakikatlerin diğer insanlara da ulaştırılması lâzımdır. Bunu ulaştıracak olanlar da talebeleridir. Ancak bu ulaştırmanın bir metodu, yaklaşımı ve esasları olmalıdır. Bu hakikatler, kendisini Bediüzzaman'a düşman olarak konumlayanların dikkatini çekmeyecek bir şekilde anlatılmalı ve hayata geçirilmelidir. Nitekim o talihsiz günlerde dindarlığını ortaya koyan, bazı dinî talepleri olan insanlar susturulmakta, hattâ bazıları idam edilerek topluma büyük bir gözdağı verilmektedir. Her dönemde ortaya bazı kavramlar atılıp bunun etrafında bir kısım masum insanlar suçlandığı gibi, o dönemde de insanların başında Demokles'in kılıcı olarak kullanılan kavram, "cemiyetçilik"tir, yani cemiyet oluşturup devletin nizamını değiştirmek ve yıkmak. Üstad da, "Bediüzzaman, gizli cemiyet kuruyor, rejim aleyhindedir, rejimin temel nizamlarını yıkıyor." suçlamasına maruz kalır. İşte bu şartlar altında 1934 yılında menfî (sürgün) olarak bulunduğu Barla'da "İhlâs Risâlesi" yazılır.

Bediüzzaman bu Risâlenin adını "İhlâs" koymuştur. Zîrâ, Allah rızası için yapılan en küçük işlerde bile O'nun rızasına nâil olma duygusunun bir an olsun unutulmaması elzemdir. Bediüzzaman ihlâsın her türlü işte asıl olduğunu anlatmanın yanında, aslında nasıl hizmet edileceğini anlattığı bu eserine "İhlâs Risâlesi" demekle aynı zamanda onu susturmak ve yok etmek isteyenlere karşı hizmetini korumuştur. Zîrâ, 1934 yılında, İhlâs Risâlesi yerine hizmet risâlesi, hizmet düsturları gibi bir şey denilmiş olsaydı Üstad'ı cemiyetçilikle suçlayanlar bunu mutlaka aleyhine değerlendirirlerdi. Nitekim Nur'un önde gelen talebelerinden Yüzbaşı Re'fet Bey'in hatıralarında trajikomik bir hâdise anlatılır: Isparta'da âni yapılan baskın ve araştırmalarda ele geçirilen Risâle ve mektuplar arasında bir kitabın üzerinde 'Ramazan'a aittir.' diye bir yazı vardır. Baskını yapanlar sadece bu kısmını okuyup "Kimdir bu Ramazan?" diye araştırdıktan sonra nihayet Isparta Atabey'in köylerinden Ramazan isimli bir vatandaşı da ellerini bağlayarak Eskişehir Hapishanesi'ne yollarlar. Aradan iki ay geçtikten sonra kitabın Ramazan Efendi'ye ait değil, Ramazan ve orucun hikmetlerini anlatan Bediüzzaman'ın Ramazan Risâlesi olduğu anlaşılır. Mazlum ve masum Ramazan Efendi tahliye edilir. Bediüzzaman da hapishanede tanıştığı bu zatı, 'Kardeşim Ramazan, hakkını helal et!' diye teselli eder.2 Bu hâdise de hizmetin stratejisine ait temel eserlerin başında gelen bu Risâle'ye, İhlâs isminin verilmesinin ne kadar yerinde olduğunu gösterme adına mânidardır.

İhlâs Risâlesi'nde dine hizmet adına temel düsturlar ortaya konulmuştur. İhlâs Risâlesi sadece ibadetlerdeki ihlâs hakkında bilgi vermek için yazılan bir Risâle değildir. Bu mânâdaki ihlâs hakkında Risâle-i Nur'un değişik yerlerinde gerekli bilgiler yer alır. Meselâ, İşârâtü'l-İ'câz'da, "İbadetin ruhu, ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir fayda ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faydalar, hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar."3 denilerek ibadette ihlâs ele alınır. Bu mânâsıyla ihlâs mevzuu Mesnevi-i Nuriye, İşârâtü'l-İ'caz ve başka Risâlelerde de yer yer işlenir.

İhlâs Risâlesi olan Yirmi Birinci Lem'a'nın üslûp açısından da bilgi verme mahiyetinden ziyade, harekete ve aksiyona dâir bir Risâle olduğu görülür. Nitekim bu Risâle'de muhataba, "Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'âniye'de arkadaşlarım!", "Ey kardeşlerim!" şeklinde seslenilerek hizmet arkadaşlığına vurgu yapılmaktadır.

Bu Risâle'nin iman ve Kur'ân'a hizmetle doğrudan ilgili olduğu kanaatini kuvvetlendiren başka bir husus da bu kısa Risâle'de "hizmet" kelimesinin yirmi altı defa, yani çokça kullanılması ve bunun yanında "hâdim", "hademe" gibi aynı kökten türetilen kavramların da bu Risâle'de yer almasıdır.

Üstad'ın ifadesiyle Nurların birinci talebesi olan Hulusi Yahyagil'in İhlâs Risâlesi'yle alâkalı kendisinin neden birinci talebe olduğunu gösterir tarzda bir mektubu vardır. Üstad bu mektubu Barla Lâhikası'na almakla bu hususta onun söylediklerini tasvip ettiğini göstermektedir. Hulusi Yahyagil şöyle yazmaktadır: "En az on beş günde bir defa okunması emir buyurulan Yirmi Birinci Lem'a, Evrâd edinilecek kadar ehemmiyetlidir."4 Nitekim kendisi de bu Risâle'yi okuma hususunda hassasiyetini ortaya koyarak, hayatı boyunca on beş günü geçirmemeye gayret etmiştir.

İman ve Kur'ân hizmeti yapanlar için rehber bir eser olması adına Risale-i Nur'un önde gelen nâşirleri tarafından Külliyat'ın muhtelif yerlerinden derlenerek "Hizmet Rehberi" adı verilen eserde iman hizmeti adına esas umde ve hakikatlerin İhlâs ve Uhuvvet Risaleleri olduğu nazara verildikten sonra, "Bu Hizmet Rehberi, Külliyat-ı Nur'dan ve mektublardan, İhlas ve Uhuvvet Risalelerindeki düsturları ve esasları teyit ve takviye eden bahislerden müteşekkildir."5 denilerek, hem İhlâs Risalesi'nin hem de ismini Üstad'ın bulunduğu yerden alan, o dönemde karşılıklı yazılan mektupların derlendiği Lâhikalar'ının nasıl okunması gerektiği hususunda ipuçları verilir.

Burada dikkati çeken bir nokta da ihlâsı kıran sebeplerde ortaya çıkıyor. Aynı şekilde bunlarda da içtimaîlik ağır basıyor. Üstad'ın da işaret ettiği gibi burada bu sebeplerin sadece birkaçı zikrediliyor, diğerlerinin, "Külliyat" içindeki yerlerinden bulunup değerlendirilmesi isteniyor. Zîrâ sınırlı sayıda sayfası olan bir el kitabı veya kılavuz nevinden bir Risâle'de, bütün bunların olması mümkün olmadığı gibi doğru da değildir. Çünkü bu bilgiler de yazılırsa eserin hacmi artar ve sık sık okunması da zor olur.

Bediüzzaman Hazretleri'nin, Nurlar'ın değişik yerlerinde üzerinde ısrarla durduğu bu hususlar da iman hizmetinde bulunmak isteyenlerin asla unutmamaları gereken hayat düsturlarıdır. Bu düsturların en yoğun olduğu İhlâs Risâlesi, yoğun günlük faaliyetler içinde, hattâ Allah yolunda hizmet ederken -uzun yola giden bir şoförün zaman zaman bir kenara çekip dinlenmesi gibi- hizmetin âhenk ve selâmeti için Üstad'ın da vurguladığı gibi sık sık okunmalı ve anlatılan düsturlar hayata taşınmalıdır.

İhlâs nedir?
İslâmî literatürde anahtar bir kavram olan ihlâs, lügatlerde "sâfi olma, içindeki yabancı unsurlardan temizlenme, hiçbir yabancı unsur barındırmama" mânâlarına gelir. Kur'ân-ı Kerîm'de ihlâs kelimesi bu aslî mânâsında kullanılır. Mü'minler ihlâs sahibidirler ve ihlâsın hakikati de Allah'ın rızası dışındaki her şeyden uzaklaşmak, şirk şaibelerinden arınmaktır.6 Tasavvufî eserlerde ise ihlâs, çoğunlukla kullukta maddî-mânevî hiçbir beklentiye girmemek şeklinde ele alınmaktadır. Mesela, İslâm'ın ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İhlâs risâlesi üzerine
« Posted on: 01 Nisan 2020, 11:59:37 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İhlâs risâlesi üzerine rüya tabiri,İhlâs risâlesi üzerine mekke canlı, İhlâs risâlesi üzerine kabe canlı yayın, İhlâs risâlesi üzerine Üç boyutlu kuran oku İhlâs risâlesi üzerine kuran ı kerim, İhlâs risâlesi üzerine peygamber kıssaları,İhlâs risâlesi üzerine ilitam ders soruları, İhlâs risâlesi üzerine önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &