Namazın Bize Kazandırdıkları

(1/2) > >>

Reyyan:
Namazın Bize Kazandırdıkları

Namaz bize dünyevî-uhrevî, maddî-mânevî pek çok faydalar sağlamaktadır. Bu faydalardan bâzıları şunlardır:

1 - Günde beş vakit namaz kılan bir insan, daima ALLAH'ı hatırlar ve kendisini her an O'nun huzurunda hisseder. Bu ise, o insanın aklında kötü düşüncelerin barınmasına fırsat vermez. Verse bile çıkarıp atmasına sebeb olur. Zaten dünyada gördüğümüz her kötülüğün başı, ALLAH'ı unutmak ve ALLAH korkusuna kalbde yer vermemek değil midir?

Dünyada insana ALLAH'ı unutturacak, gaflete atacak pek çok şey vardır. İnsan yaradılışı itibariyle gece-gündüz dünya meşgaleleri içindedir. Böyle kesif bir meşgale içinde bulunan insana, elbette her an ALLAH'ı hatırlatacak bir şey'in olması gerekir. Böyle bir şey olmaz ise, insan hem ALLAH'ı unutur, hem de kalbinde ALLAH korkusuna yer vermez. ALLAH'ı unutunca da yalnız kendi nefsini, keyfini, menfaatini düşünen bencil bir insan hâline gelir. Hak, hukuk, adalet gözetmez. İnsanlar bu hâle gelince, artık ona ne kanun, ne polis, ne de jandarma te'sir edebilir. Fırsat bulduklarında meşru' olup olmadığına bakmaksızın her arzu ettiklerini yaparlar.

İşte bunun içindir ki, ALLAH Teâlâ, insanoğlunun kalbine ona daima ALLAH'ı hatırlatacak ve O'ndan korkutacak bir bekçi koymuştur. Bu bekçi de Namazdır.

Namaz, insana Mevlâsını hatırlatır. İnsan Mevlâsını hatırladıkça kötülüklere olan meyli kırılır. Akıl, fikir, el, ayak, göz kulak gibi bütün âzalarını kötülüklerden çeker. Başkasının malına, canına, ırz ve namusuna göz dikmez.

Namazın bu hususiyetine Kur'ân-ı Kerîm'de şu şekilde işâret olunmuştur:

"Namaz kıl. Zira namaz insanı fahşâ ve münkerden, yani, her türlü kötü ve çirkin işlerden alıkor."

Hadîs-i şerîf'te de meâlen:

"Namaz dînin direğidir. Kim namazını kılmaya devam ederse, dînini yıkılmaktan korur, muhafaza eder. Kim de onu terkederse, dinî hayatın direğini yıkar, dindarlığını muhafaza edemez hâle gelir" buyurulmak suretiyle, bu husus veciz bir şekilde beyan edilmiştir (*).

Namazın insana ALLAH'ı nasıl hatırlatıp onu her türlü kötülüklerden nasıl alıkoyduğunu biraz daha

açıklayalım:

Namazını devamlı kılan bir kimse, sabahleyin erken kalkar, sabah namazını kılmak ve ALLAH'a olan borcunu ödemek için, önce abdest alİr. İçini ve dışını temizler. Kalbinde bir kötülük varsa onu atar. Temiz bir kalb ve temiz bir vücudla ALLAH'ın divanına çıkar, huzurunda durur,namazını kılar. Bundan sonra işine gider.

İş esnasında huyu, suyu, sözü sohbeti başka başka insanlarla karşılaşır. Bunlardan iyi ve kötü pek çok söz işitir, insan olması hasebiyle zaman zaman kalbine kötü düşünceler gelir. Hırs, hased, kin, intikam hisleriyle dolar. Bunların bir kısmının te'sîri altında bir şeyler yapmaya karar verdiği ve yapmak için hazırlığa da giriştiği bir sırada, müezzinin Allahu Ekber diyerek öğle namazına çağırdığını işitir. İşte o zaman kalbi kin ve intikam, hırs ve hased ile dolu olan insan, kalbindeki bütün bu kötü hisleri bir tarafa atarak namaza koşar. Yine temiz bir kalb ve temiz bir vücud ile ALLAH'ın huzuruna durur. Namaz onun imdadına yetişmiş, herhangi bir kötülük işlemesine fırsat vermeden ALLAH'ın huzuruna çıkarmıştır.

Namazın bu imdadı ona ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde de yetişir.

Artık o insan için, kötülük yapmaya ve düşünmeye zaman kalmamıştır. Beş vakit namaz ona bu fırsatı vermez. Çünkü bir vakit namazın kalbinde bıraktığı te'sir kaybolup gitmeden diğer bir vaktin namazı gelip girer. Bu sebeble namaz kılmakta devamlı olan bir insanın kalbinde ALLAH sevgisi ve korkusu hiç eksik olmaz. Böyle bir kalbten de kötülük sâdır olması beklenemez.

2 - Namaz, mü'minin günlük hayatını da düzenler. Günde beş vakit, belirli vakitlerde ALLAH'ın huzurunda bulunma zarureti, insanı belli bir düzen ve disiplin içinde yaşamaya sevkeder. İşlerini, namaz vakitlerinin hâsıl ettiği zaman dilimlerine göre tanzime mecbur eder. Böyle düzenli ve disiplinli bir şekilde yapılan çalışmalar ise, insanı hayatta huzurlu ve başarılı kılar.

3 - Her namaz, sahibine nefsini murakabe, muhasebe ve kontrol melekesini de kazandırır. Sık sık müdür veya müfettiş huzuruna çağrılan bir memur, nasıl görevinde dikkatli davranır, işlerini muntazam bir surette yürütürse, bunun gibi günde en az 5 sefer Hâlikının huzuruna çıkan bir insan da, bütün işlerini hatâ ve yanlışlığa meydan vermeyecek şekilde yapar.

4 - Namaz kılan bir mü'min, kalben müsterihtir, ruhen kuvvetli, mânen güçlüdür. Hayatı boyunca, vazifesini hakkıyla yerine getirmiş olmanın huzuru ile yaşar.

5 - Beş vakit namazını kılan kimseyi, Cennetine koyacağına dair ALLAH Teâlâ'nın va'di vardır (*). Yeter ki kılınan namazlar, sırf rızâ-yı İlâhî için olsun ve erkân ve âdâbına riayet edilerek eksiksiz yapılsın. "Cennetin anahtarı namazdır" hadîs-i şerîfi, bu İlâhî va'di te'yid etmektedir.

Yanlış anlaşılmasın, bu ifade, namaz kılmayan kimse Cennete giremez demek değildir. ALLAH isterse, kulunun râzı olduğu bir iyiliğinden veya İslâmî bir hizmetinden dolayı, onun bütün günah ve kusurlarını, ibâdet borçlarını afvedip Cennetine koyabilir. Bu, tamamen O'nun lütuf ve merhametine kalmış bir husustur. Fakat namaz ibâdetini mâna ve ruhuna uygun şekilde eksiksiz olarak yerine getirene ise, ALLAH, Cennetini va'detmiştir. Va'dinden dönmek O'nun şânına yakışmaz.

6 - Günde 5 vakit namaz kılmak, aynı zamanda küçük günahlar için bir keffârettir. Resûl-i Ekrem Efendimiz, 5 vakit namazı vaktinde kılan kimseyi, günde 5 defa evinin önünden akan bir nehire girip yıkanan kimseye benzetir ve sonra şöyle buyurur:

"Günde 5 defa suda yıkanan kimsenin bedeninde kirden ve pastan bir eser kalır mı?

Armağan:
Paylaşım için teşekkür ederim hocam ALLAH razı olsun...


''Namazda ,ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır.Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir''.
                                                                                                           (Said nursi(Rah.A))

Reyyan:
Sizden de efendim ALLAH razı olsun ....
Bu güzel sözü bizimle paylaştığınız için de ayrıca teşekkür ediyoruz ...
Sevgi ve dua ile...

maihyl81:
selsebil kardeş...ALLAH senden razı olsun... ben her defasında nşyet edip daha sonra da namazlarımı terkeden bir günahkarım... rabbime çok yalvarıyorum içimdeki bu vesveseden beni kurtarması için bir yapıyorum iki yapıyorum bırakııyorum. rabbime karşı çok mahcubum. izmir de yaşıyorum ve etrafımda çok namaz kılan ve oruç tutan kimse yok!!  bana bir yol göstere bilir misiniz? ne yapmam gerek? bu günahkar kardeşinize yardım eder misiniz?

Reyyan:
Değerli kardeşimiz öncelikle hoşgeldiniz,
Sizdeki  vesvese hastalığı ibadet yapmanıza engel oluyor anladığım kadarıyla,çok günahkar olduğu daha affedilemeyeceği ve allahu tealaya yaklaşacak yüzü olmadığı ve O'ndan uzaklaşma vesvesesi, bu tür vesveseye ehemmiyet verilirse şişer,verilmezse söner.Bu vesveseye önem verdikçe,ciddiye aldıkça,insanın bütün alemini ve duygularını kaplar.Kafaya taktıkça takılır kalır.Üzerinde duruldukça yorum yaptıkçada budak salar,gelişir,şişer ve balon olur.Fakat önemsenmez değer verilmez,üzerinde durulmazsa söner,kaybolur gider.Çok ehemmiyetsiz evhamla çok ehemmiyetli şeyleri feda ettirilebiliyor.Adeta bir sinek ısırmasın diye yılanın ağzına giriliyor.
Felak ve nas surelerini bol bol okuyup namazlarınıza devam etmenizi vesveselere ehemmiyet vermemenizi tavsiye ederim değerli kardeşim..

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc