๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Mükayeseli İbadetler İlmihali => Konuyu başlatan: Sümeyye üzerinde 27 Ağustos 2012, 13:40:40



Konu Başlığı: Nisabı Doldurmayan Mallar
Gönderen: Sümeyye üzerinde 27 Ağustos 2012, 13:40:40
Nisabı Doldurmayan Mallar:
 
Hayvanlar:

Küçük ve büyük baş hayvanların nisap hesabında, ayrı cins­ler icma ile birbirlerine eklenemez. [436] Binaenaleyh, zekâta tâbi hayvan türleri kendisi için gerekli sayıya - ulaşmadıkça, zekâta tâbi olmaz. Msl. 30 koyunu, 25 sığırı ve 3 devesi bulunan kişi, zekâtla mükellef tutulmaz. Fakat 30 koyunun yanında, 15 de keçisi bulu­nan kimse, bunlar için bir koyun veya keçi zekât öder.

 
Altın Ve Gümüş: [437]

 

a) Başlarında Hanefî Mezhebi, Re'y mektebi mensupları ile Katâde'nin bulunduğu gruba göre, altın ile gümüş kendi başlarına nisabı dolduramayınca birbirine eklenebilir: [438]

(1) Hanefî Mezhebi ve Sevrî'ye göre, ekleme değer olarak yapılır:

(a) Ebu Hanife'ye göre, zekât vacip olduğu vakit değer ne ise, hesaplama o değer üzerinde yapılır. Buna göre de, yüz dirhem gümüş ile yüz dirhem gümüş değerinde olan dokuz miskal altına ya da dokuz miskal altın ile onbir mıskal altın değerinden olan yüz dirhem gümüşe sahip olan kimseye zekât düşer.

(b) Sevrî'ye göre, eski değer ile yeni değerden hangisi yoksulların yararına ise, o değer esas alınır.

(c) Hanefî hukukçulardan Ebu Yusuf ile Muhammed'e göre, altın ile gümüşün birbirine eklenmesi orantı yönünden olur, yani biri diğerini kıymet itibarıyla değil, eksik olan kısmın tamamına oranı itibarıyla tamamlar. Msl., bir mükel­lefin yüz dirhem gümüşü ile bu değerde on miskal altını bu­lunsa, bunlar için ittifakla beş dirhem zekât ödenir. Fakat yüz dirhem gümüş ile yüzelli dirhem gümüş kıymetinde on miskal altını bulunsa, Ebu Hanife'ye göre, beş dirhem zekât ödenir; Ebu Yusuf ve Muhammed'e göre, aralarındaki orantı bulunmadığından zekat ödenmez.  Pek tabiîdir ki, bu görüş ayrılığı, birinin kıymeti, ağırlığından fazla olunca bir değer taşır.

(2) Malik'e göre, altın ile gümüş nisap hesabında birbirine ağırlık yönünden eklenir. Tamamlamayı, hep  değişmeyen bir değer üzerinden kabul ederek “bir miskal altının değeri -eskiden olduğu üzere- on dirhemdir” demiştir. Buna göre, on dirhem altın ile yüz dirhem gümüşü bulunan, zekât mükellefi olur ve bu kimse zekâtını isterse yarım miskal altın, isterse beş dirhem gümüş olarak öder.

YunusVehbi Yavuz'a göre, paralar ister altın olsun, ister gü­müş ve ister kağıt ve madenî olsun, ağırlığına göre değil, kıyme­tine göre hesap edilmelidir. Buna göre, Ebu Hanife'nin görüşü di­ğerlerine nazaran daha kuvvetli görünmektedir.

(3) Hukukçuların bir kısmına göre, miktarca az olan çok olana eklenir.

(4) Dördüncü gruptaki hukukçulara göre, nisabı dolduran türe, öbürünün bütünü eklenir. İkisinden biri nisabı doldurmadığı takdirde, ekleme yapılmaz.

(5) Bazı hukukçulara göre, -gümüşten az veya çok olsun-miskal dirheme eklenir, dirhem miskale eklenmez.  Çünkü al­tının nisabı hakkında, ne sabit bir nas, ne de kırk miskali bu­lamayan altında icma bulunmaktadır.  Bunun için gümüş asıl­dır, altın fer'dir. Buna göre, ister yirmi dinar olsun, ister yirmi dinardan fazla olsun,  altının kıymeti iki yüz dirhem gümüşün değerine ulaşmadıkça zekât ödemek lâzım gelmez.

h) ÜM, Ebu Sevr ve Davud'a göre, bu iki tür mal, kendi başla­rına nisap hesabına tâbi tutularak, nisabı tamamlamak için -ne değerce, ne de ağırlıkça- birbirine eklenemezler. Her iki türün de, kendileri için gerekli ağırlığı bulması gerekir. [439]

 
Ziraî Ürünler: [440]

 

Hukukçuların ittifakına göre, ziraî ürünlerde kalite açısın­dan bazı farklılıklar bulunsa bile, meyve ve hububattan her kalem bir sınıf oluşturarak (yani üzüm üzümle) nisap hesabında birbirine eklenebilir, böyle bir durumda zekât iyi, orta ve kötünün hissesine göre alınır; ancak İbnu'l-Munzir'in belirtiğine göre, kuru hurma, kuru üzümle birleştirilerek zekâta tâbi tutulamaz. Mercimek, fa­sulye ve nohut gibi hububat cinsi ile buğday, arpa ve çavdarın birbi­rini tamamlamalarında ihtilaf edilmiştir:

a) Malik'e göre mercimek, nohut ve fasulye aynı cinsten sa­yıldığı gibi, buğday, arpa ve çavdar gibi hububat da aynı cinsten kabul edilir. Ona göre, bu tür ziraî ürünlerde esas olan, yiyecek olarak insana yararındaki birliktir. Aynı özelliği taşıyıp, aynı ya­rarı sağlayanlar, tek bir sınıf kabul edilirler.

b) Ebu Hanife, eş-Şafiî ve Ahmed'e göre, her birinin ayrı birer ismi bulunduğu için, ziraî ürünler birbirine  eklenemezler. Yani buğday, ancak bağdayla tamamlanabilir.

 
Ticaret Malları Ve Nakit:

 

Ticaret malları ile malî kağıtlar ve nakit, nisap hesabında birbirine eklenebilir. Ticaret eşyası ile paranın birbirine eklenerek nisabı doldurabileceği hususunda ittifak bulunmaktadır. Yalnız eş-Şafiî, ticaret malları, altın veya gümüş paradan hangisi ile satın alınmışsa, ancak ona ilâve edilerek hesap edilebileceği görüşünü kabul etmektedir. Günümüzde, altın ve gümüş para pek kullanıl­madığına göre, eş-Şafıî'nin bu görüşü eskiden altın ve gümüş para­ların kullanıldığı devirlere yahut halen gümüş para kullanan bazı ülkelere ait kalmaktadır.

Şu halde, hukukçular, hububat ve meyveler, altın ve gümüş ile ticaret malları ve nakit dışında diğer zekât mallarının nisapta bir­birlerine eklenemeyecekleri konusunda ittifak etmişlerdir. [441]

Libya Zekât Kanunu (m.17), konuyu şu şekilde düzenlemiştir:

“Aşağıdaki sınıflar, her maddedekiler ayrı bir cins kabul edilmek suretiyle birbirine ilâve edilerek nisabı buldukları takdirde zekât­ları ödenir:

a) Altın ve gümüş,

b) Buğday ve arpa,

c) Kuru hurma,

d) Yağlı tohumlar,

e) Baklagiller,

f) İnek ve manda,

g) Koyun ve keçi,

h) Develer.”




[436] İbnu'l-Munzir, Kitabu'l-İcma, s. 31.

[437] Bilmen, HFK, c. IV, s. 110-112; Cessas, Ahkâmu'l-Kur'ûn, c. I, s. 108. Debusî, Esrar, c. I, v. 111-a; İbn Rüşd, BM, c. I, s. 235; c. 1, s. 105; Kâsânî, BS, c. II, s. 19-20; Serahsî, age, c. III, s. 20; Sıddıki, age, s. 46; Tahâvî, Muhtasar, s. 48; Yavuz İZM, s. 224, 228-230.

[438] Bkz. aşağıda 61.2.2.

[439] Bilmen, HFK, c. IV, s. 111; Kâsânî, BS, c. II, s.. 19; Maverdî, el-Ahkâmu's-Sultâniyye,  s. 119; Mergınânî, Hidâye, c. I, s. 105; Tahâvî, age, s. 50; Yavuz, İZM, s. 224.

[440] İbnu’l-Munzir, age, s. 31; İbn Rüşd, BM, c. I, s. 243.

[441] Krş. Yavuz, İZM, s. 225.