๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Mucize Ve Büyük Özellikleri => Konuyu başlatan: Sümeyye üzerinde 25 Aralık 2009, 23:21:42



Konu Başlığı: İbn-i Abbas Hadisi
Gönderen: Sümeyye üzerinde 25 Aralık 2009, 23:21:42
İbn-i Abbas Hadisi


Ahmed, Ebu Nuaym, sahih bir senetle îbn-i Merdüye, Kabus tarikiyle îbn-i Abbas´tan rivayet ederler. O demiştir ki: "Peygamber (s.a.v.) tsra gecesinde cennete girdiğinde, bir tarafta hafif bir ses işitti. Bunun ne olduğunu sordu, Cebrail de: "Müezzin Bilal´in ayak sesleridir" dedi. Peygamberimiz de Miraç dönüşünde insanlara: "Bilal gerçekten kurtuluşa ermiştir!" diyerek bunu müjde etti. Semada Musa (a.s.) kendisini "merhaba ey ümmi peygamber!" diyerek selamlamıştı. Pey gamberimiz onu, uzun boylu, esmer tenli ve düz saçlı bir adam olarak görmüş, kim olduğunu sormuş "Muşadır cevabını almıştır. Yine semada ibrahim´le de karşılaşmış, onu da ihtiyar, heybetli bir adam olarak görmüş, kim olduğunu sormuş "İbrahim´dir" cevabını almıştır. O da, her peygamber gibi kendisini merhaba ile, selam ile karşılamıştır. Sonra kendisine cehennem gösterildiğinde, orada bazı kimselerin pislik yemekte olduğunu görmüş, bunların kimler olduğunu sormuş, Cebrail de: "Bunlar, senin ümmetinden gıybet edenlerdir" cevabını vermiştir. Yine Peygamber efendimiz, kırmızı suratlı ve gök gözlü bir adam görmüş, bunun kim olduğunu sormuş, Cebrail de: "Bu Salih Peygamber´in devesini Öldüren adamdır" cevabını vermiştir. Mescid-i Aksa´ya gelişinde namaza durmuş, arkasında da diğer peygamberler saf durup namaz kılmışlar. Dönüşünde kendisine iki kadeh sunulmuş, kadehlerden biri sağda diğeri solda imiş. Birinin içinde süt, diğerinin içinde ise bal varmış. Peygambermiz süt kadehini alıp içmiştir. Süt kadehini sunan da kendisine: "Gerçekten fıtratı seçtiniz" demiştir." [17]îbn-i Abbas´tan çeşitli tarikler ile nakledilen rivayetler var. Bunlardan îkrime tarikiyle sevk edilen rivayet şöyledir: "Peygamber (s.a.v.) Isra gecesi, Beytü´l-Makdis´e gitti ve aynı gece döndü. Bunu Kureyş´e anlattı, Beytü´l-Makdis´e ve onların yoldaki kervanlarına ait bazı alametleri de söyledi. İnsanlardan bazıları: "Bu olur şey değildir!" diyerek dinlerinden döndüler. Bunların boyunları, Bedir´de kafir olarak Ebu Cehil´le beraber vurulmuştur. Ebu Cehil Isra olayı üzerine galeyana gelmiş ve: "Muhammed bizi zakkum ağacı ile korkutmak istiyor! Hurmayı ve sütün kaymağım getiriniz zakkumlamnız!" diyerek galeyanını açığa vurmuştu.

Peygamberimiz bu gecede Deccal´ı da gözüyle görmüştür, yoksa uykuda değil. Nitekim kendisi bu hususta: "Ben Deccal´i; büyük cüsseli, ay yüzlü, gözünün biri yıldız gibi ışıklı, saçları ağaç dalı gibi bir adam olarak gördüm" buyurmuştur, isa´yı, Musa´yı, ve ibrahim´i gördüğünü de beyan etmiştir, ibrahim´in her azasının kendi azasına benzediğini görmüş: "O, tıpkı bana benziyordu" demiştir. Onunla karşılaştığında Cebrail kendisine: "Atan ibrahim´e selam ver!" demiş, Peygamberimiz de ona selam vermiştir." [18]

Buhari yine îkrime tarikiyle îbn-i Abbas´tan şöyle rivayet eder. O demiştir ki: Yüce Allah buyurdu:

"Sana gösterdiğimiz rüyayı, ancak insanlar için imtihan yaptık" [19] Bu ayetteki rüyadan murat rü´yetdir, gözle görmektir ki, Peygamberimize Isra gecesi bazı tecelliler gösterilmiş, o da gözüyle görmüştür."

Yine Katade, Ebu´l-Aliye tarikiyle îbni Abbas´tan Buhari ve Müslim rivayet ederler: O şöyle demiştir: "Resulüllah (s.a.v.) buyurdu:

"Ben îsra gecesinde Musa´yı uzun boylu, kıvırcık saçlı, Şenua´lı adamlardan biri gibi gördüm, isa´yı da orta boylu, pembe ile beyaz arası, açık renkli, düz saçlı bir adam olarak gördüm. Cehennem hazini olan Malik´i kendine has alametleri içinde Deccal´ı da gördüm. Daha nice tecellileri müşahade ettim Rabbim bana bu hususta: "Andolsun ki biz Musa´ya da kitap vermiştik. Onun kavuşması hakkında sakın şüpheye düşme" buyurmuştur. (Katade bu ayeti tefsir ederken: "Peygamberimiz Musa´ya kavuşmuştur" diye açıklama yapardı.)[20]

Ahmed, Nesai, Bezzar, Taberânt, Beyhakî ve îbn-i Merdüye sahih bir sened ile, Said bin Cübeyr tarikiyle îbn-i Abbas´tan rivayet ederler. O şöyle demiştir: Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: "îsra gecesinde ben, çok hoş bir koku duydum, bunun ne olduğunu sordum. Dediler ki: "Bu Firavnm kızının şehid düşen dadısının ve çocuklarının kokusudur. O Firavnm kızının başını tararken, tarağı elinden düşürmüş, alırken de "Bismillah" deyivermiş. Firavunun kızı: "Senin babamdan başka rabbin mi var?" demiş. O da: "Benim, senin ve babanın da rabbi Allah´tır" demiş. Kız babasına haber vermiş, Firavn kendisine: "Senin benden başka rabbin mi var?" diye çıkışmış. O da: "Senin de, benim de rabbim Allah´tır" diyerek karşılık vermiştir. Müthiş sinirlenen Firavn, çok miktarda bakır eritilmesini, onun ve çocuklarının bu eritilmiş bakır içine atılma larını emretmiş. Onları teker teker kaynayan bakır içine atarlarken, sıra en küçükleri olan süt emer çocuğa gelmiş, çocuk: "Anacığım, korkma gerileme. Çünkü sen hak yoldasın" diye konuşmuştur. Bu şekilde küçükken konuşanların sayısı dörttür: Biri bu çocuktur, biri Yusuf a şahitlik eden çocuk, biri Cüreyc´in arkadaşı, biri de Isa bin Meryem´dir." [21]

Ahmed, îbn-i Ebu Şeybe, Nesai, Bezzar, Taberânt ve Ebu Nuaym sahih bir sened ile Zurara bin Ebu Evfa tarikiyle îbn-i Abbas´tan rivayet ederler. O şöyle demiştir: Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: "Ben, îsra gecesi sabahında Mekke´de idim. Geceleyin Beytu 1-Makdis´e gidip geldiğimi söylersem, insanlar beni yalanlar diye endişe ettim..." işte Peygamberi miz bu endişe ile tek başına ve üzgün olarak oturuyordu. Allah´ın düşmanı Ebu Cehil ona uğradı, yanma oturdu ve: "Yeni bir şey var mı?" diye alaylı bir tarzla sordu. Peygamberimiz de: "Evet, bu gece uzaklara gidip geldim" dedi. Ebu Cehil: "Nereye gidip geldin?" dedi. Peygamberi miz de: "Beytu 1-Makdis´e" dedi. Ebu Cehil: "Ve sabahleyin Mekke´de sin?" dedi. Peygamberimiz de: "Evet" dedi. Ebu Cehil bu sırada peygamberi yalanlamak istemedi, insanları çağırıp onlar yalanlasın istedi. Bu maksatla insanları çağırdı ve Peygamberimize hitaben: "Haydi, bana anlattıklarını bunlara da anlat!" dedi. Peygamberimiz de anlattı. Duyanların bir kısmı hayretinden ellerini birbirine çarpıyor, bir kısım elini başının üzerine koyarak şaşkınlığını belli ediyordu. Sonra Peygamberimize hitaben: "Peki sen şimdi bize, Beytü´l-Makdis´i tarif edebilir misin?" dediler, içlerinde Beytü´l-Makdis´i görüp bilenler de vardı. Peygamberimiz bu hususu beyan Sadedinde buyurmuş ki: "Ben onlara Beytü´l-Makdis´i tarif ediyordum; bir kısmını anlattım, sonra durum karıştı. Hemen Beytü´l-Makdis gözümün önüne getirildi. Ben de ona bakıp kalan kısmım da bir güzelce tarif ettim." Beni güzelce ve hayretler içinde dinleyen insanlar: "Vallahi olduğu gibi doğru olarak anlattı" demekten kendilerini alamadılar." [22]

Yine îbn-i Merdüye Said bin Cübeyr tarikiyle tbn-i Abbas´tan rivayet eder. O şöyle demiştir: "tsra gecesi Peygamber (s.a.v.) bazı peygamberlere uğramıştır. Bu peygamberlerden bazılarının cemaatı pek az olup sayıları onu "geçmiyordu. Bazılarının ümmeti küçük bir topluluk idi. Bazılarının cemaatı oldukça çok idi. Bazılarının ise, kendisine uyan kimsesi yoktu. Hiçbir kimse kendisine inanmadığı için yapayalnız idi. Bazılarının ümmetini ise, çok büyük bir cemaat halinde görmüştü. Peygamber efendimiz: "Bu kimin ümmetidir?" diye sormuş, kendisine: "Bu Musa´nın ümmetidir" denilmiştir. Sonra: "Ey Muham-med, başını kaldır da bir bak!" denilmiş, Peygamberimiz de baktığında bütün ufukları kaplayan çok büyük bir topluluk görmüş; yine kendisine: "îşte bu da senin ümmetindir! Bundan başka ümmetinden yetmiş bin kişi daha vardır ki, onlar; hesaba çekilmeksizin doğruca cennete gidecekler" denilmiştir." [23]

Ahmed, sahih bir senedle îbn-i Abbas´ın şöyle dediğini rivayet eder: "Peygamberimiz buyurdu: Ben, aziz ve celil olan rabbimi gördüm."

Taberânî Mu´cemul-Ev safında sahih bir senedle îbn Abbas´ın şöyle dediğini nakleder: "Muhammed (s.a.v.) gerçekten rabbini iki defa görmüştür. Birinde gözüyle, diğerinde ise kalbiyle görmüştür."[24]

Müslim´in de îbn-i Abbas´tan bu hususta bir rivayeti var. Onun çıkardığı bu habere göre îbn-iAbbas:[25]

"Onun gördüğünü gönlü yalanlamadı. And olsun ki onu, bir kez daha inerken görmüştü" (198) ayetinin açıklaması ile ilgili olarak; "Gerçekten o onu, kalbiyle iki defa görmüştür" demiştir,

îbn-i Merdüye´nin de bu konuda îbn-i Abbas´tan bir rivayeti var, fakat bu rivayetin senedi çürüktür. Onun bu rivayeti ise şu şekildedir: "Peygamber (s.a.v.) buyurdu: "îsra gecesinde ben, ye´cüc ve me´cüc´e gönderildim, onları dine davet ettim. İslamı kabul edip Allah´a ibadet etmeye çağırdım. Onlar benim bu davetimi kabul etmediler. Onlar Adem ve iblis neslinden Allah´a isyan edenlerle beraber, cehennemde azap görmektedirler."[26]




[17] İbn Kesir, bu hadisin senedinin sahih olduğunu bildirmiştir

[18] ibn Kesir bunu Nesai´nin de rivayet ettiğini, senedinin sahih olduğunu bildirmektedir

[19] Isra suresi, 60

[20] Secde suresi, 23

[21] ibn Kesir: "Bu rivayetin senedinde beis yoktur" der.

[22] Ibn Kesir bunu Nesai ve Beyhakînin Ibn Ebu Cemile el-Arabrden de rivayet ettiklerini ve bu ravinin, muteber hadis imamlarından biri olduğunu bildirmektedir.

[23] Bu hadisin doğruluğu üzerinde ittifak edilmiştir. Fakat ittifakla sabit bulunan metinde, bunun "Isra gecesinde gösterildiği" kaydı yoktur. İmam Nevevî´nin (Buharı ve Müslim´den alarak) Rİyazü´s-Salihin adlı kitabında rivayet ettiği gibi, esasen hadisin metni şöyledir: Ibn Abbas dedi: "Rasulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ümmetler bana arz olundu. Bir peygamber gördüm, yanındaki ümmetinin sayısı onu bulmuyordu. Yine bir peygamber gördüm, yanında kendisine inanmış bir-iki kişi vardı. Yine bir peygamber bana arzedildi, yanında hiç bir kimse yoktu. Sonra büyük bir topluluk gösterildi. Ben bu topluluğu kendi ümmetim zannettim. Bana denildi ki: "Bu senin gördüğün; Musa ve onun ümmetidir. Sen ufka bak." Ben de ufka baktım, bütün ufku dolduran çok büyük bir cemaat gördüm. Denildi ki: İşte bunlar da senin ümmetindir. Bunlarla beraber hiç hesaba çekilmeden cennete gidecek olan, daha yetmiş bin kişi vardır."

[24] Allahı rü?yet hakkında bundan önce bir açıklama gelmişti.onu aynen tekrar etmek istemiyoruz. Fakat ibni abbastan sahih olarak rivayet edilenin az sonra müslim in rivayetinde de görüleceği gibi, "Muhammed Rabbini kalbiyle iki defa görmüştür" rivayetidir. Nitekim İbn Kesir de bu noktada: Her kim İbn Abbas´ın: "...Gözüyle gördü" dediği şeklinde bir rivayette bulunursa; gerçekten çok garib olur, hakikatten uzak düşer" demiştir

[25] Necm suresi, 11-13

[26] Celaleddin es-Suyuti, Peygamberimizin Mucizeleri ve Büyük Özellikleri, Uysal Kitabevi: 1/282-286.