Enâm sûresinin fazileti

(1/1)

Sümeyye:
En'âm Sûresinin Fazileti
 


152. Abdullah bin Ömer (r.a.) rivayet ediyor:

"En'âm Sûresinin tamamı bir defada yetmiş bin melek ta­rafından uğurlanarak indi. Melekler yüksek sesle tesbih ve hamd ediyorlardı."[554]

 

İzah

 

Hadiste faziletine dikkat çekilen En'âm Sûresi, altı veya üç âyeti dışında Mekke'de nazil olmuştur. 165 âyettir. İfâde edildiği gibi, En'âm Sûresi hepsi birden bir defada inmiştir.

Sûrede iman esasları, bilhassa ALLAH'ın varlık ve birliği, pey­gamberlik müessesesi, öldükten sonra diriliş konuları, kesin ve parlak delillerle, veciz bir üslûpla beyan buyurulmaktadır. Al­lah'ın nimetleri zikredilirken, insanlar için yarattığı ehlî hayvanla­ra da bilhassa dikkat çekilmiş ve bu nimetin ehemmiyet ve bü­yüklüğüne bir işaret olarak sûreye de "ehlî hayvanlar" mânâsına gelen En'âm ismi verilmiştir. Sûrenin faziletini bildiren daha baş­ka hadisler de vardır. Bir hadiste Peygamberimizin En'âm Sûresi nazil olduğunda tesbih ettiğini ve sûreyi ufuğu kaplayacak kadar meleğin uğurladığını bildirmiştir.[555] Bir başka hadis de şöyledir:

"Kur'ân'da En'am Sûresinden başka hiçbir uzun sûrenin bana tümü birden inmedi. Şeytanlar bu sûre için toplandıkları kadar hiçbir sûre için toplanmamışlardı. Bu sûre bana Ceberâil'in em­rinde elli bin melek olduğu halde gönderildi. Bunu kuşatmışlar, bir düğün debdebesiyle getirdiler. Havuza su kor gibi göğsümde kararlaştırdılar. ALLAH Teâlâ bununla bana ve size öyle bir ikramda bulundu ki, artık bundan sonra ebedî olarak saptırmaz. Bunda müşriklerin bütün delillerinin iptali ve ALLAH'ın bozulması müm­kün olmayan bir vaadi vardır."[556]

Bu sûrenin iki âyeti şu mealdedir:

"De ki: Gökleri ve yeri ya­ratan, rızık veren ve rızka muhtaç olmayan ALLAH'tan başkasını mı rab edineyim? De ki: Bana Müslümanların ilki olmam emredildi ve 'Sakın ALLAH'a ortak koşanlardan olma' buyuruldu.

"De ki: Rabbime isyan edersem, o büyük günün azabından korkarım."[557]

 

ALLAH Yumuşaklığı Sever
 

153. Enes bin Mâlik (r.a.) rivayet ediyor:

"ALLAH yumuşaktır ve yumuşaklığı sever. Yumuşaklık karşılığında verdiğini sertlik karşılığında vermez."[558]

 

Malını Korurken Öldürülen Şehittir
 

154. Abdullah bin Amr (r.a.) rivayet ediyor:

"Kişinin malını korurken öldürülmesi kendisi için şehâdettir."[559]

 

İzah

 

Müsned'de yer alan hadislerin birinde malını korurken öl­dürülenin Cennette olduğu bildirilir. Başka bir rivayette de Resûlullah şöyle buyurmuştur:

"Malını korumak üzere öldürülen şehiddir, ailesini korumak üzere öldürülen şehiddir, dinini korumak üzere öldürülen şehid­dir, canını korumak için öldürülen şehiddir."

Peygamberimiz bu hadisiyle meşru olan nefis müdafaasını göstermekte ve buna teşvik etmektedir. Kişinin malını müdafaa ederken öldürülmesi mümkün olduğu gibi, bu esnada karşıdaki­ni öldürmesi de mümkündür. Bu durumda ne olacak? Bunu da hadisin Müslim'deki rivayetinden öğreniyoruz:

Bir adam Resûlullaha gelerek, "Ey ALLAH'ın Resulü, bir ya­bancı malımı zorla almak isterse ne yapayım?" diye sordu. Sonra da Resûlullah ile aralarında şu konuşma geçti:

"Malını ona verme."

"Beni öldürmeye kalkarsa ne yapayım?"                               

"Sen de onu öldürmeye çalış?"                                             
"Ya o beni öldürürse?"

"Sen şehid olursun."   

"Ya ben onu öldürürsem?"

"O Cehenneme gider."

Tâbi kişi karşı taraftakini hemen öldürme yoluna gitmeyecek­tir. Bu son çâredir. Ondan önce saldırganı uzaklaştırmak için baş­ka şeyler yapacaktır. Nitekim Taberânî, Mu'cemü'l-Evsat'da şöy­le bir hadis rivayet eder:

Bir zât, "Ey ALLAH'ın Resulü, bir yabancı malımı zorla almak isterse ne yapayım?" diye sordu.

Resûlullah (s.a.v.),

"ALLAH'ın ismini ver" buyurdu.

Suâli soran, "Söz anlamazsa?" diye sordu, Resûlullah yine,

"ALLAH'ın adını ver" buyurdu.

Suâli soran, "Söz anlamazlarsa?" deyince Resûlullah şöyle buyurdu:

"O zaman onunla çarpış. Şayet öldürülürsen Cennette­sin, öldürürsen o ateştedir."[560]

Evet, malını korurken öldürülen kimse manevî olarak şehiddir. Fakat defin noktasında şehid muamelesi görmez. Yıkanır, kefenlenir.

Şayet o saldırganı öldürürse, İslâm âlimlerine göre kendisine kısas uygulanmaz.[561]

 

Zulüm, Faiz Ve Haramdan Sakınmak
 

155. Abdullah bin Abbas (r.a.) rivayet ediyor:

"Kim temsil ettiği bâtıl ile bir hakkı ortadan kaldırmak is­teyen zâlime yardım ederse, ALLAH ve Resulünün koruyucu­luğundan mahrum kalır.

Kim bir dirhem faiz parası yerse, 33 defa zina etmiş gibi günah kazanır.

Kim de vücudunu haramdan beslerse, ateş ona daha la­yıktır."[562]

 

İzah

 

Ebû Dâvud, İbni Mâce ve Müsned'de hadisin baş tarafına benzer şöyle bir rivayet vardır:

"Kim zulmen yapılan bir düşmanlığa yardım ederse, bundan vaz geçinceye kadar ALLAH'ın gazabına hedef olmaya devam eder."[563]

Zâlime yardım etmekten sakındıran bir başka hadis de şu me­aldedir:

"Kim bir zâlime yardım ederse, ALLAH o zâlimi kendisine mu­sallat eder."[564]

İzahını yaptığımız hadisde ise temsil ettiği bâtıl ile hakkı orta­dan kaldırmak için zâlime yardım edenin ALLAH ve Resulünün ko­ruyuculuğundan mahrum kalacakları ifâde edilmektedir. Böyleleri sadece ALLAH ve Resulünün koruyuculuğundan mahrum kalmaz­lar, aynı zamanda onların düşmanlığını da kazanırlar. Düşmanı ALLAH ve Resulü olanların ise kıyamet gününde artık hiçbir koru­yucuları olmaz.

Hadisin ikinci bölümünde bir dirhem faiz parası yiyenlerin 33 defa zina etme günahı kazanacakları ifâde edilmektedir. Gerek fâiz, gerekse zina büyük günahlardandır. Burada faiz yemenin zi­nadan daha dehşetli gösterilmesi, zinanın günahını azaltmaz. 3Çünkü Kur'ân, faizi şiddetle reddettiği gibi, fuhşu da reddeder.

Meselâ bu âyetlerden bir kaçının meali şöyledir:

"Zinaya yaklaşmayın; şüphesiz ki o pek çirkin bir şeydir ve pek kötü bir yoldur."[565]

"Rahman'ın makbul kulları, zina etmezler."[566]

"Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın."[567]

"ALLAH fuhşiyatı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar."[568]

 

Haya Dini Öğrenmeye Mâni Olmamalı
 

156. Ümmü Seleme (r.a.) rivayet ediyor:

Ümmü Süleym geldi ve "Ey ALLAH'ın Resulü, ALLAH ger­çeği açıklamaktan haya etmez. Erkeğin rüyasında gördü­ğünü kadın da görürse gusletmesi gerekir mi?" diye sordu. Ben güldüm ve "Hiç kadın ihtilam olur mu?" dedim. Resulullah (s.a.v.),

"Eğer kadın ihtilam olmazsa çocuk annesine niçin benziyor?" buyurdu.[569]

 

İzah

 

Bilhassa kadınlar için çok güzel ve mühim bir haslet olan utanma duygusu, dinî meseleleri öğrenme hususunda hoş karşı­lanmaz. Yani haya duygusu dinî meseleleri öğrenmeye mâni de­ğildir. Hayaya çok önem veren dinimiz, mü'minin dini ve dünya­sı ile ilgili bilgileri elde etmek için öğrenmeyi, sormayı "ayıp" ve "utanılacak" bir işten saymak şöyle dursun, her vesile ile buna teşvik etmiştir. Hayanın dini öğrenmeye mâni olmaması gerek­tiğinin en güzel misâlini Sahabî kadınlarda görüyoruz. Onlar kendileri ile alâkalı meseleleri ya bizzat, ya da Peygamberimizin (s.a.v.) mübarek hanımları vasıtasıyla Peygamberimize soruyor­lar ve öğreniyorlardı. Yukarıdaki hadis bunlardan sadece birisi­dir. Enes bin Mâlik'in (r.a.) annesi olan Ümmü Süleym (r.a.) mahrem bir meseleyi rahatlıkla Peygamberimize sorabilmiştir.

Hz. Âişe de suâl soran kadınları, "Ensar kadınları ne iyi ka­dınlardır; hayaları dinlerini öğrenmeye mâni olmuyor"[570] sözleriyle övmüştür. Peygamberimiz izah ettiğimiz hadisin başka bir rivaye­tinde de erkeğin menisinin koyu beyaz, kadının menisinin ise berrak ve sarı olduğuna dikkat çekmiştir.

Havle'nin (r.a.) sorusu üzerine de kadının rüyasında gördüğü şeyden dolayı meni akmadıkça gusül gerekmediğini, bunun er­keklerde de böyle olduğunu bildirmiştir.[571]

Kadının ihtilam olmaktan dolayı gusletmesinin farz olması için meninin haznenin dışına çıkması şarttır.[572]

 

Akika Kurbanı Kesmek Sünnettir
 

157. Enes (r.a.) rivayet ediyor:

"Kimin bir çocuğu doğarsa onun için akîka kurbanı olarak deve, sığır veya koyun kessin."[573]

 

İzah

 

Yeni doğan çocuğun başındaki tüyüne "akîka" denir. Böyle bir çocuk için Cenabı Hakka bir şükür olmak üzere kesilen hay­vana da "akîka kurbanı" denir.

Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden ergenlik çağına erişinceye kadar kesilebilir. Fakat yedinci günü kesilmesi daha fa­ziletlidir. Çocuğun doğumunun yedinci gününde adı konur, saçı kesilir. Kesilen saç ağırlığınca altın veya gümüşün sadaka olarak verilmesi ve kurbanın aynı günde kesilmesi sünnettir. Peygambe­rimiz torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için akîka kurbanı kes­miştir. Akîka kurbanı kesen sevap kazanır, kesmeyen ise bir gü­naha girmiş olmaz.

Kurban kesilebilme şartlarını taşıyan hayvanlar, akîka kurbanı olarak da kesilebilir. Kız çocukları için de akîka kurbanı kesmek mümkündür.[574]

Akîka kurbanı kesilirken "Bismillâhî Allâhü ekber. ALLAHım bu Senin rızân için kesilen filan kimsenin akîka kurbanıdır" denilir.

Akîka kurbanının etinden sahibi yiyebilir, başkalarına ikram edebilir, sadaka olarak dağıtabilir.  [575]



[554] İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/235.

[555] İbni Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, 2:126; Mu'cemü'l-Evsat, 7:228.

[556] Suyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, 3:244.

[557] En'âm: 6/14-15. İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/235-236.

[558] Müslim, Birr: 77; Ebû Dâvud, Edeb: 10; İbni Mâce, Edeb: 9;Buhari, Edeb: 35. İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/236.

[559] İbni Mâce, Hudûd: 21; Tirmizî, Diyat: 22; Ebû Dâvud, Sünnet: 32; Nesâi, Tahrîm: 22; Müstedrek, 3:741, (6697); Müsned, 1:232, 235, (1627, 1651), 2:294 (7081.) İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/237.

[560] Mu'cemü'l-Evsat, 2:364.

[561] İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/237-238.

[562] Mu'cemü'l-Evsat, 3:451, (2968.) İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/238-239.

[563] Ebû Dâvud, Akdiye: 14; İbni Mâce, Ahkâm: 6.

[564] Câmiü's-Sagîr, 6:72.

[565] İsrâ: 17/32.

[566] Furkan: 25/68

[567] En'âm: 6/151.

[568] Nahl: 16/90. İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/239-240.

[569] Müslim, Hayız: 29-32; İbni Mâce, Taharet: 107. İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/240.

[570] İbni Mâce, Taharet: 124.

[571] Müsned, 6:458, (27302.)

[572] Fetevây-ı Hindiyye Tercümesi, 1:56. İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/241.

[573] Buhari, Akîka: 2; Tirmizî, Edâhî: 16; İbni Mâce, Zebâih: 1; Ebû Dâvud, Dahâyâ: 20; Nesâî, Akîka: 1; Darimî, Edâhî, 9; Müsned, 4:26. İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/241-242.

[574] İbni Mâce, Zebâih: 1; Ebû Dâvud, Dahâyâ: 20; Nesâî, Akîka: I, 3, 4.

[575] İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir Tercüme ve Şerhi, (İsmail Mutlu), Mutlu Yayınları: 1/242.

Yağmur 8:
Esselamu aleykum;
Kuran hatimi yapıyorum..Enam suresine geçtim...Gerçekten enam suresi uzun bir sure...En'am ismi ' Koyun, keçi, deve, sığır ve mandaya verilen genel ad'mış...Konusu da zaten kurbanlık hayvanlar ile ilgili...ALLAH c.c. razı olsun...

Eşli (biri dişi, biri erkek) olarak sekiz adet (yük ve kesim hayvanı yarattı âyet-142); koyundan iki, keçiden iki. De ki: “İki erkek mi veya iki dişi mi? Ya da iki dişinin rahimlerinin ihata ettiğini mi haram kıldı? Eğer siz sadıklarsanız, bana bir ilimle haber veriniz.”

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc