๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Metalib ul Aliye => Konuyu başlatan: Sümeyye üzerinde 01 Ekim 2011, 13:17:16



Konu Başlığı: Nahle Müfrezesi
Gönderen: Sümeyye üzerinde 01 Ekim 2011, 13:17:16
Nahle Müfrezesi


 
Bu konuyla ilgili olarak Zühd Kitabının "Selefin Yaşamı" konusunda Amr b. Sürâka kıssasını anlatan Âmir b. Rabîa hadisi geçmişti. Oraya bakınız.
 
Bedir Savaşı
 
4296. Ebû Useyd Mâlik b. Rabîa, gözleri kör olduktan sonra şöyle dedi: "Eğer gözlerim görseydi ve seninle Bedir'e gitseydik, sana meleklerin çıktığı yerleri gösterirdim. Ben bundan ne şüphe eder, ne de bununla övünürüm." (İshâk} [260]
4297. Âmir b. Rabîa şöyle dedi: "Bedir savaşı, Ramazan'm on yedinci günü Pazartesi sabahı idi." (Müsedded) [261]
4298. Abdullah b. Mes'ûd anlatıyor: Bedir günü Ebû Cehil'in yanma yaklaşıp ona vurdum. Allah da onu öldürdü. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi veselkm)'in yanma geldim ve bunu ona anlattım. Akıl b. Ebî Tâlib'in Resûlullah (sallallahu aleyhi vesel!em)'in yanında esir olduğunu gördüm. "Onu sen mi öldürdün?" dedi. Ben: Evet" dedim. Akîl: "Hayır yalan söyledin" dedi.
Ben: "Ey Allah'ın düşmanı! Beni yalanlıyor musun?" dedim. Akîl: "Onun vücudunda ne gördün" dedi. Ben: Onun baldırında deveninki gibi bir halka gördüm" dedim. Akîl: "Doğru söyledin! İşte o gördüğün halka Ebû Cehil'in baldırında çıkan çıbanın dağlanma iziydi" dedi. (İshâk)
Abdullah (b. Mes'ûd) dedi ki: Ebû Cehil o sırada şöyle diyordu:
Peş peşe gelen savaş benden intikam alamaz. Ben sekizini tamamlamış deve gibiyımdir. Anam beni bugün iğin doğurdu.
Ben derim ki: Ebû Cehil hikayesini Ebû Dâvud ve başkaları rivayet etmiştir. O rivayeti Ebû Ubeyde, buradaki son kısmı olmaksızın babasından nakleder. Bu isnâd zayıfta. [262]
4299. Ebû Ubeyde b. Abdullah, babasından (İbn Mes'ûd'dan) naklediyor: "Karşılaştığınız zaman onları sizin gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki yapılması gereken bir işi yerine getirsin. İşte işler hep Allah'a döndürülecektir. [263] Ebû Ubeyde bu âyet hakkında şöyle dedi: "Bedir savaşında müşrikler gözümüzde öyle azaldılar ki ben yanımdakine: "Onlar yetmiş kişi var mıdırlar?" diye sordum. O da: "Herhalde yüz vardırlar" diyordu. Tâ ki onlardan bir adamı esir aldık ve ona kaç kişi olduklarını sorduk, o: "Bin kişiydik" dedi. (İshâk) [264]
Ben derim ki: Eğer Ebû Ubeyde bunu babasından duymuş ise o isnâd sahihtir. Ancak babasından duyup duymadığı ihtilaflıdır.
4300. İbn Abbâs anlatıyor: Başlangıçta mü'minlere bir kişinin on kişiyle savaşması farz kılındı. Fakat bu, kendilerine zor ve ağır gelince Allah Teâlâ bir kişinin iki kişiyle savaşmasını farz kıldı. Bu konuda Allah Teâlâ: "Ey peygamber! Mü'ırrinleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa, ikiyüz kafiri yenerler. Sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiyi yenerler. Çünkü kafirler anlamaz bir topluluktur [265] âyetini indirdi. Sonra: "Eğer Allah'tan yanılma ile verilen hükümlerden dolayı azap etmemek hakkında bir yazı geçmemiş olsaydı, aldığınız fidyeden dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu. [266] Âyette geçen "..aldığınız fidyeden dolayı..." ifadesi Bedir'deki ganimetleri ifade eder. Sonra şu âyet nazil oldu: "Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah sizin kalplerinizde bir hayır bulursa, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve günahlarınızı bağışlar. Çünkü Allah bağışlayıcıdır. [267] Abbâs der ki: "Allah'a yemin olsun ki bu âyet benim hakkımda nazil oldu. Ben, Resûlullah müslüman olduğumu bildirdiğimde ondan, beraberimde getirdiğim yirmi ukiyyeyi benîm hesabıma geçmesini istedim. Resûlullah (salkMıu aleyhi vesellem) ona karşılık bana yirmi köle verdi. Hepsi de elindeki mallarla ticaret yapan kimselerdi. Bununla beraber Allah'tan mağfiret diliyorum." (İshâk) İsnadı sahihtir. [268]
4301. Cübeyr b. Mut'ım der ki: İnsanlar siyah örtüler gibi Bedir'de Çarpışırken, kâfirler yenilmeden önce, gökten siyah karıncalar gibi inen kimseler gördüm. Onların melek olduğundan asla şüphe etmedim. Müşriklerin yenilgisi hemen peşlerinden geldi. (İshâk) Eğer İshâk b. Yesâr bu hadisi Cübeyr'den duymuş ise hadisin isnadı hasendir. [269]
4302. Zeyd b. Ali anlatıyor: Resûlullah (sallallahu aleyhivesellem)'in Bedir günü parolası "Yâ Mansûr emit (ey yardım edilen öldür)" idi. (el-Hârİs) [270]
4303. el-Misver b. Mahrame der ki: Abdurrahman b. Avfa: "Ey dayı! Bedir günü hikayenizi bana anlat" dedim. Abdurrahman şöyle dedi: "Âl-i İmrân suresi 120. âyetten sonrasını oku, bizim hikayemiz orada anlatılmaktadır. "Hani sen sabah erkenden mü'minleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işiten ve bilendir. O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. [271] Bu âyette geçen iki takım, müşriklerden eman dileyenlerdir.
"And olsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz." [272] âyetinden "Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir [273] âyetine kadar bu konu anlatılır. (Ebû Ya'lâ) [274]
4304. Hz. Ali şöyle dedi: "Resûhlllah (sallallahu aleyhi vesellem) Bedir günü kuyunun suyunu (taş ve toprakla) gömmemi ve bulandırmamı emretti." (Ebû Ya'lâ) [275]
4305. Ali b. Ebî Tâlib der ki: Ben, Bedir'de kuyunun başında durmuş kova ile su çekiyordum. Bu arada şiddetli bir rüzgar geldi, ondan sonra tekrar başka bir şekilde kendinden önceki rüzgardan daha şiddetli bir rüzgar geldi, sonra üçüncü defa aynı şekilde şiddetli bir rüzgar esti. Birincisi Mîkâîl (aleyhisselâm) idi; bin melekle gelip Resûlullah'm (saMahu aleyhi vesellem) sağma kondu. İkincisi İsrafil (aleyhisselâm) idi; bin melekle Resûlullah (sallaöahu aleyhi veseUem)'in soluna geldi. Üçüncüsü Cebrâîl (aleyhisselâm) idi; o da bin melekle geldi. Ebû Bekir, Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) sağında, ben ise soîundaydım. Allah Teâlâ, kafirleri mağlup edince Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) beni atının üzerine bindirdi. Ben, ata binince atın boynuna doğru
Allah'a dua ettim; beni savaşta sabit kıldı. Mızrağımla Öyle imseler yaraladım ki kan, koltuk altlarıma kadar ulaştı. (Ebû Ya'lâ) [276]
4306. Câbir anlatıyor: Bizler, Resûlullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) birlikte Bedir savaşında namaz kılıyorduk. Hz. Peygamber (sallaMıu aleyhi vesellem) namazında gülümsedi. Namaz bittikten sonra biz: "Yâ Resûlallah! Namazda gülümsediğini gördük" dedik. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Yanımdan Mîkâîl geçti, kanatlarının üzerinde toz-toprak vardı. O, müşrikleri aramaktan dönüyordu. Bana güldü, ben de ona tebessüm ettim" dedi. (Ebû Ya'lâ) [277]

Bedir Savaşına Katılanların Fazileti

 
4307. Abdulmüheymin b. Abbâs der ki: Bize babam kendi babasından nakletti. Dedi ki: Sa'd, Resûlullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) birlikte Bedir savaşma çıktı. Ravhâ denilen yere varınca vefat etti. Son deminde devesini, yükünü ve üç vesak arpayı Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) bağışladığını yazan bir vasiyet bıraktı. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bunu kabul etti, sonra bunu onun çocuklarına verdi ve Bedir ganimetlerinden onlara bir pay ayırdı. (el-Hâris) [278]
4308. Cafer b. Muhammed, babasından naklediyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi veseîlem) Bedir günü Cafer b. Ebî Tâlib'e de ganimetlerden bir pay ayırdı. (el-Hâris) [279]
Bu konuyla ilgili olarak Mümtehine suresi tefsirinde Hâtıb hadisi geçmişti.





[260] Heysemî der ki: "Bu hadisi Taberârû rivayet etmiştir. Senedinde Selâme b. Ravh vardır. İbn Hİbbân onu güvenilir görürken, başkaları dalgın oluşundan ötürü zayıf görmüştür." (Mecma VI, 84) Bûsîrî de şöyle der: "Bunu, içinde adı belirtilmemiş bir ravinin bulunduğu bir senedle İshâk rivayet etmiştir."
[261] Bûsîrî der ki: "Ahmed'in rivayet ettiği İbn Abbâs hadisi bunu desteklemektedir."
[262] Bûsîrî der ki: "Bazı ravilerinin meçhul oluşu sebebiyle senedi zayıftır."
[263] Enfal sur. 44
[264] Bûsîrî bu hadisi İbn Rahaveyh ve İbn Menî'ye isnâd etmiş, sonra da buradakmı değiştirmeden nakletmiştir.
[265] Enfal sur. 65
[266] Enfal sur. 68
[267] Enfal sur. 70
[268] Bûsîrî der ki:  "Bu hadisi, -sahih bir senedle-  İbn  Raheveyh,  -Tefeir'inde- İbn Murdeveyh ve Taberânî rivayet etmiştir."
[269] Müellif bunu Bedir gazvesi bahsinde zikretmiş, Bûsîrî de ona uymuştur. Ancak en-Nihâye'de şöyle denir: "Cübeyr b. Mut'im hadisinde şu ifade yer alır: Huneyn günü baktım ki insanlar siyah örtüler gibi savaşıyorlar". Zevâid'de ise Cübeyr b. Mut'im'İn şöyle dediği yer alır: "Huneyn günü örtü gibi siyah bir şey gördüm..." (VI, 182) Ben derim ki: Cübeyr, Hudeybiye ile Mekke'nin fethi arasında bir zamanda Müslüman olmuştur. Bûsîrî der ki: "Ravileri güvenilir kimselerdir."
[270] Bûsîrî der ki: "Bu hadisi Vâkıdî'den el-Hârİs rivayet etmiştir. Vâkrdî zayıf bir ravidir."
[271] Enfal sur. 121-122
[272] Enfal sur. 143
[273] Enfal sur. 152
[274] Bûsîrî, bu hadis hakkında bir değerlendirmede bulunmamıştır. Heysemî der ki: "Senedinde Yahya b. Abdülhamîd el-Himmânî   vardır ki zayıf bir ravidir." (Mecma VI, 113)
[275] Bûsîrî, bu hadis hakkında bir değerlendirmede bulunmamıştır.
[276] Bûsîrî der ki: "Bu hadisi zm/ı/bir senedle Ebû Ya'lâ rivayet etmiştir. Senedindeki ravi Ebu'l-Huveyris zayıf bir ravidir. Bunun adı Abdurrahman b.  Muaviye'dir." Heysemî der ki: "Bu hadisi Ebû Ya'lâ rivayet etmiştir. Ravileri güvenilir kimselerdir. (Mecma VI, 77)
[277] Bûsîrî senedini zayıf görmüştür. Çünkü senedindeki Vâzi' b. Nâfi, zayıftır. Heysemî der ki: "O, metruk bir ravidir." {Mecma VI, 84)
[278] Bûsîrî der ki: "Abdülmüheymin zayıftır."
[279] Bûsîrî, bu hadis hakkında bir değerlendirmede bulunmamıştır. Hadis, mürseldh.