ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Çeşitli Konularda Eserler > Merak Ettiklerimiz > Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız  (Okunma Sayısı 1391 defa)
21 Temmuz 2010, 11:05:49
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 21 Temmuz 2010, 11:05:49 »



Göz Her Şeyi Görür Mü?
 

GÖRMEDİĞİMİZ Allah'A NASIL İNANACAĞIZ?
 


Doç.Dr. İrfan KÜFREVİOĞLU

Fakülteden mezun olduktan sonra birkaç yıl öğretmenlik yapmıştım. Doğu Anadolu'nun şirin bir kazasında, lisenin kim­ya derslerine giriyordum. Çevre ile münasebetlerim sıcaktı. öğrenci, öğretmen, idareci, veli, halk... Her kesimden insanla gayet iyi diyalogumuz vardı.

Hele öğrencilerime iyice ısınmıştım. Onlara gösterdiğim yakınlıktan cesaret alarak bana rahatlıkla açılabiliyor, her türlü problemlerini serbestçe sorabiliyorlardı.

O yıllarda ülkemizde anarşi kol geziyordu. Hele doğuda da­ha korkunç boyutlardaydı. Görev yaptığım lisede, sınıfına göre yaşı bir hayli büyük, hattâ benden daha yaşlı öğrenciler vardı. İri yarı, babayiğit delikanlılardı. Onların bu yapılarından istifa­de eden bazı mihraklar, temiz kalbli delikanlılarımızın beyinle­rini zararlı fikirlerle doldurmuş, çoğunu anarşist yapmışlardı. Kalblerindeki mukaddes imanlarını ve onunla birlikte birçok insanî hasletlerini de çalmışlardı

İşte bunlardan biri de ZİYA idi. Lise son sınıftaydı ve yaşı sınıfına göre büyüktü. Babayiğitti, yağız bir delikanlıydı. Birçok mânevi duygularını çalmışlardı ama "hoca saygı"sı henüz tamamen kaybolmamıştı.

Bir gün utana sıkıla söz hakkı istedi:

Hocam, izin verirseniz birşey sormak istiyorum", dedi.

İç dünyasında fırtınalar koptuğu, kafasının karmakarışık ol­duğu belli oluyordu. Kafasındaki sorunun ağırlığı altında ezili­yordu. Ben durumu gayet iyi anlıyordum. Elimden geldiğince onu rahatlatmak, zihnindeki problemi samimî bir şekilde ve bü­tün açıklığı ile ifade etmesini te'min için:

O da ne demek Ziya, ben sizin sorularınıza cevap vermek için burada bulunuyorum, tabiî sorabilirsin, seni dinliyorum," dedim.

Fakat hocam, sorum Kimya ile ilgili değil.

Hiç farketmez, sen sorunu samimiyetle ve açıkça sor.."

Hocam! Görmediğimiz şeye inanmayız. Allah'ı da gör­müyoruz, o halde O'na nasıl inanacağız? diyorlar.

Böyle soruların gayet normal olduğunu, çok kişinin aklına takıldığını, hattâ çok sorulan bir soru olduğunu anlatıp onu ra­hatlattıktan sonra dedim ki:

Bak Ziya, herşey gözle görülmez, diğer bir ifadeyle herşeye gözle bakılmaz. Bazı şeylere dil ile, kulak ile, burun ile veya akıl ile bakılır."

Bu ifadelerim sınıfta bir şaşkınlık havası uyandırmıştı. Ku­lakla veya dile bakmak ne demek, soruları gözlerinden okunu­yordu. Devam ettim:

Meselâ, güzel bir yemek pişirsem ve "Ziya gel şu yeme­ğin tadına bak" desem ve sen de "Hocam, ben gözümle gör­mediğime inanmam, yemeğin tadına gözümle bakacağım" desen ve gözünü yemeğin içine soksan, gözün de yemekle beraber pişer ve kör olursun. Demek yemeğin tadına dille bakılır. Aynı şekilde "şu esansın kokusuna bakın" dediğim­de gözünüzle esansı aramazsınız, veya "şu musikînin güzelligine bakın" dediğimde kulağınızla bakarsınız. Bir de akıl­la bakmak vardır. Madem ki san'atlı eser ortada vardır, o halde bu eserin bir mühendisi olacaktır, diye aklınızla an­larsınız. İşte Ziya, biz de Allah'ı aklımızla görüyoruz."

Daha sonra sınıfa yönelerek konuşmaya devam ettim:

"Arkadaşlar, konuya bir fenci gözüyle hep birlikte baka­lım. Selimiye gibi hârika bir eser mimarsiz olabilir mi? Peki vücudumuz bu mimarî yapıdan daha mı aşağı? Muazzam bir şehir görünümünde olan vücudumuzda 70 trilyon kadar hücre var. 150 bin kilometreye yakın bir damar sistemi bütün vücudu­muzu kaplamış. Bir uzvumuzda olan en küçük bir aksaklık, ha­yatımızın sonu olabiliyor. İç âlemimiz öyle hârika olduğu gibi ve bütün insanlar esas azalarda ortak olduğu halde, hiçbir insan diğerine benzemiyor. Sima, ses, ahlâk vs. özelliklerimiz hep farklı. Bu hâdiseleri tesadüfe verebilir miyiz?

Mes'eleyi isterseniz biraz daha açalım: Bildiğiniz gibi can­lılar âleminin kâinatta ayrı bir yeri vardır. Cansızlarda görülen san'at hârikaları canlılar yanında çok geride kalır. En basit can­lılar da bakterilerdir. Bunlar arasında ilim adamlarının en fazla araştırma yaptıklarından biri de Escherichia Coli bakterisidir. Mikroskop altında binlerce defa büyüttükten sonra görülen bu canlının ağırlığı gramın beşyüzmilyarda biri kadar, çapı ise santimin yüzbinde biri kadardır. Bu kadar küçük bir sahaya tam beşbin tane madde yerleştirilmiştir. Ayrıca her bakteri gerekli ortamını bulduğunda, su, amonyak ve şekeri gıda maddesi ola­rak kullanmakta ve 20 dakika içinde bölünerek içindeki madde sayısı 10 bine çıkmaktadır. Bu hâdise, mükemmel bir kimyacı­nın rüyasında bile göremiyeceği bir durumdur. Zira bir kimyacı bir kapta ancak bir reaksiyonu yapabilir. Aynı zamanda ilmin bu kadar ilerlediği bir devrede, ancak çok uzun zaman almakta­dır. Hal böyle iken, E.Coli bakterisi içinde aynı kapta 20 daki­ka zarfında 5 bin madde sentezlenmektedir.

En basit canlıda durum böyle hârika ise, diğer canlılardaki olayları kıyaslayabilirsiniz.

Konuya bir başka açıdan da bakılabilir.

İnsan gözü herşeyi görebilir mi dersiniz? Herşeyimiz sınırlı olduğu halde gözümüz mü sınırsız acaba? Nasıl ki kulağımız frekansı 20 ile 20.000 arasındaki sesleri işitebiliyorsa, gözümüz de dalga boyu 450 ile 800 nanometre arasında olan ışınları gö­rebiliyor. Bu ışınların ötesini ve berisini göremiyoruz. Röntgen ışınlarını, ultraviyole ışınları, infrared ışınları., vs.'nin varlığı sabit olduğu halde, gözlerimizle göremiyoruz. O zaman bunla­rın varlığını inkâr etmek mi gerekir?

Arkadaşlar, aslında biz kâinata anahtar deliğinden bakıyo­ruz. Yani görme sınırımız bu kadar dar. Bunu bildikten sonra "görmediğim şeye inanmam" demek ne kadar saçma, değil mi?"

Ders boyunca Ziya dalgın ve durgundu, iç âleminde fırtına­lar koptuğu anlaşılıyordu. Elleri şakaklarında devamlı düşünü­yordu. Dersin sonuna kadar onu kendi hâline bıraktım.

Aradan 3-4 gün geçmişti. Bir akşam Ziya bir arkadaşıyla evime geldi.

Hocam, içeri girebilir miyim?

Elbette Ziya, evimiz herkese açıktır.

Oturdular, hazır olan çaydan ikram ettim. Ziya çayı yudum­larken konuşmaya başladı:

Hocam, buraya bir maksatla geldim.

Hayrola Ziya, hayırdır inşaallahâAllah.

Hocam, Müslüman olmak için geldim.

Doğrusu şaşırmış ve irkilmiştim:

O nasıl söz Ziya, sen zaten Müslümansın.

Vallahi Hocam, sizin konuşmalarınızdan evvel kafamda bir sürü soru ve şüphe vardı. Okuduğum bazı kitaplar ve bazı insanlar kafamı tamamen karıştırmıştı. Büyük bir bunalım için­de idim. Sizin sohbetinizden sonra günlerce düşündüm ve bir­çok geceler uyuyamadım. Fakat kararımı verdim , ben artık Müslümanım. Aklıma, vicdanıma en uygun gelen fikirler İslâmî fikirlerdir. İnançsız olarak yaşamanın hayvani hayattan farkı yok.

12 Eylül geldi elimden silâhı aldı, siz geldiniz kalbimdeki küfrü çekip çıkardınız, size minnet ve şükran borçluyum. Artık insanlık yoluna ilk adımımı atmış bulunuyorum. Allah sizden razı olsun.

Evet Ziya, kâinatta en büyük hakikat Allah'a imandır. Aynı zamanda en çok şaşılacak şey de Yaratanın inkâr edil­mesidir. Kararın beni çok sevindirdi. İnşâAllah bundan sonra Hak yolundan ayrılmazsın...

İnanmak konusunda tek kaynak duygularımız değil­dir, akıl ve nakil de önemli roller üstlenir. Biz, Mesnevi isimli kitabın mutlaka bir yazarının olacağına, olması gerekti­ğine aklımızla hükmederiz. Ama yazarın isminin Mevlânâ ol­duğunu bilemeyiz. O zaman nakil devreye girer ve o zâtın Mevlânâ olduğunu söyler, biz de inanırız. Nitekim inanıyoruz.

Akıl, "her eserin bir ustası vardır, kâinatın da bir sanatkârı olmalı" hükmünü verirken; nakil, "O sanatkâr zât Allah'tır" derken; göz, şaşkınlık içinde, "Nerde, ben göremiyorum" diye sızlanmakta. Hangisine güveneceğiz? Benzeri hayvanlarda da bulunan göze mi, yoksa insanı diğer varlıklardan üstün kılan akla mı? İşte konunun can alıcı noktası! "Görmediğime inan­mam" demekle, "Ben gözlerimle düşünürüm" demek ara­sında fark yok. Şu halde akıl ne işe yarayacak?...

Ömer Sevinçgül[158]

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 24 Mart 2016, 20:13:39 Gönderen: Edanur »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız
« Posted on: 20 Eylül 2019, 18:57:39 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız rüya tabiri,Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız mekke canlı, Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız kabe canlı yayın, Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız Üç boyutlu kuran oku Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız kuran ı kerim, Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız peygamber kıssaları,Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağız ilitam ders soruları, Görmediğimiz Allaha Nasıl İnanacağızönlisans arapça,
Logged
24 Mart 2016, 04:09:52
Ruhane
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.473


« Yanıtla #1 : 24 Mart 2016, 04:09:52 »

Selamun.Aleykum.. Bu soru ile birçoğumuz karsilasmisizdir.. Rabbimizin verdiği akıl ile her şeyin üstesinden gelinir  Inşaallah.. Hocanın verdiği cevap mükemmel olmuş.. Böyle sorularla karsilastimizda  bocalamadan anlatabilecegimiz paylasim icin Allah razi olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
24 Mart 2016, 20:09:13
Pelinay
Bölüm Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.696


« Yanıtla #2 : 24 Mart 2016, 20:09:13 »

Ve aleykumusselam ve rahmetullah.cevap cok muhtesem olmua gercekten.bu gibi sorular hepimizinak lina takiliyor.bunlari cozerek ima imizi kuvvetlensirmeli taklidi imandan tahkiki imana yol almaliyiz insallah.Allah razi olsun paylasim icin
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
24 Mart 2016, 20:15:25
Edanur

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1.445



« Yanıtla #3 : 24 Mart 2016, 20:15:25 »

Aleykumusselam
Rabbim bizlere dusunebilme yetenegi vermistir.Verdigi akil sayesinde O nun emirlerini anlamali dusunmeli ve uygulamaliyiz.
Hz İbrahim in de babasi put perest bir insandi fakat o yanlizca Allah Teala ya inaniyordu
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

24 Mart 2016, 20:38:52
Zehra_8/C

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 164


« Yanıtla #4 : 24 Mart 2016, 20:38:52 »

Rabbim bizlere bir akıl verilmiştir. Biz de aklımızla doğruyu bulmalı Allah in emirlerini anlamalı düşünmeli ve uygulamaliyiz. Rabbim paylaşım icin Razi olsun.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &