ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans

๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Mektubat-ı Şeyh Ahmet => Konuyu başlatan: ღAşkullahღ üzerinde 17 Ocak 2010, 22:07:39



Konu Başlığı: Yüzyirmiikinci Mektup
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 17 Ocak 2010, 22:07:39
YÜZYİRMİİKİNCİ MEKTUP

Deyrezorlu Muhammed Said ile Hacı Hayreddin’e halkın eziyetlerine karşı sabretmeleri, eziyet ve sıkıntı çekmek Peygamberlere, (Aleyhisselâm) Velilere (Rahmetullahi aleyhim) mütabeat etmek demek olduğu, çok kâmil olanlardan bazısı, halktan gördükleri eziyeti aziz ve yüce Allah’tan kendilerine bir nimet saydıklarını, bilhassa kâfirlerden gelen eziyeti, yaptıkları günahlarının keffârefi olduğu, Muhammed Said’in gördüğu iki rüyasının tabiri, adları geçenlere,mümkün olduğu kadar dünya ve âhirete tam bir önem vermeleri ile buna benzer mes’eleler hakkındadır.

Allah’IN ADIYLA BAŞLARIM

Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salât selâm, Allah’ın yaratıklarının en hayırlısı olan Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine olsun!

Sonra, bu mektub eksik ve kusurlarını itiraf eden, fakir köle medden, Allah için, iki dostları: Muhammed Said ile hacı Hayreddin’edir. Allah halletini sevdiği şekilde eyleyip en doğru yolda bulundursun! Sizlere ve yanınızdakilere selâm ve duadan sizden ve onlardan dua taleb ettikten, ferah ve selâmet bakımından ahvalinizden sorduktan sonra, Allah ferah ve sıhhatinizi devamlı kılıp hastalık ve sıkıntı vermesin, der.

Ahvâlimizden soracak olursanız, Allah’a hamd olsun! Hepimiz hat ve afiyet dâiresinde olup o ülkede din ve dünyanızı imâr etmenize duacıyız. Muhammed Ma’sum, Alâüddin, İzzeddin, Muhammed Said, size selâm ve dua ederler. Bütün tâbiler, ulemâ ve talebeler de keza...

Sonra şu arz edilir ki, hasret, niyaz şevkinizi ve bu Nakşibendiye taifesine olan muhabbetinizi bildirerek. Haseke merkezinde vaki olan hâdiseden dolayı üzüntünüzden haber verici mektubunuz yolda sekiz gün kaybolduktan sonra bize ulaştı.

Ey kardeşler! Büyük veliler hattâ yüce peygamberler bile devamlı olarak çeşitli eziyet ve belâlara giriftar olmuş ve sabretmişlerdir ki, aralarından gelecek başka veliler de böylece sabretmiş, onlara tabi olup zamanımızın avam tabakası dahi bu gibi belâlara maruz kaldıkları zaman onlara bakıp kötü düşüncelere düşmesinler.

İmam-ı Süyuti (Rahmetullahi aleyh) buyurdu ki, «Allahü teâlânın bana nimet eylediği şeylerin bâzısı eziyet çeken peygamberlere, velilere tabi olmam için, bana eziyet verir, şerefimin perdesini yırtar düşmanım olan bir kimse bana karşı çıkmıştır.» İşte, İmam-ı Süyuti’nin dediğini düşününüz! Ki belayı kendine nimet saymıştır.

Peygamber de (Aleyhissalatü vesselam), İnsanlardan belanın en şiddetlisi evvela peygamberlere, sonra alimlere, daha sonra salih kişileredir.» diye buyurmuştur. Demek ki, seleflerin, çağdaşlarıyla olan durumları böyle idi. Sana derim ey Muhammed Said! Kardeş ve dostların sana yaptıkları eziyet ve düşmanlıklarından dolayı şikayetine gelince, sabret! Çünkü bu eziyet ta babamız Adem’den (Aleyhisselam) zamanımıza kadar gelmiş, kulları arasında câri olduğu Allah’ın bir adetidir. Öyle ise, dedikodu için hiç üzülme.

Ne kalb, ne lisan ile onların sana karşı dediklerine iltifat etme! Yapılması tavsiye edilen amellere devam ediniz. Hristiyanların meselesi ile dostların senden buğz ettikleri olaylardan sana üzüntü hasıl olmasın. Belki bunları kendinize bir ni’met olduğunu bilip ikinizi de bu hususta dostlarınıza benzettiği için Allahü tealaya şükrediniz! Bu sizin için ne büyük bir nimettir. Çünkü ey Muhammed Said! Sana derim sabırlı isen, insanlardan bilhassa kafirlerden gelen eziyet günahların keffareti olup hasenatı çoğaltır, insanın derecelerini yükseltmektedir.

Gördüğün rüya, sana büyük bir müjdedir. Çünkü din ve müslümanların zafere ulaşmalarına, bu tarikata tabi olduğundan kurtuluşuna ve müridimiz Hazret’in (Allah bizi ve sizi onun sırlarıyla kutlasın) tâkib eylediği yol, Allah sübhânehü’ya yakın olan yolların en yakını olduğuna delalet eder.

Rüyada ellerinden başka her tarafına pislikler belirmesi, halis gümüş suyu gibi alacağın kadar, Nakşibendiye sâdâtı kendi nazar ve himmetlerini sana yönelttiklerine delalât eder. Gördüğün bu iki rüyana karşı Allah’a hamdolsun! Dolayısıyla Hak Sübhanehu tealanın razı olduğu işlere çalışman gerekir. Kalbinde duyduğun elemin ise sebebi, yaptığın zikrin tesirinden başka bir şey değildir. Dininize, keza, ihtiyaca göre dünyanıza da, tam bir önem vermeniz lazımdır. Çünkü yeteri kadar maddi rızkın temin edilmesi herkese lazımdır.

Üç tane mektubunuz bize ulaştı. Birinci mektubunuza cevab olarak bu dan önce bir mektub göndermiştim. Göndereceğiniz mektubunuzun arkasına «Abdi El-Muhammed El-Kevkeb vasıtasiyle» diye yazın! (Acc) kelimesini yazma zira kendisi; bu lakab eskidir buna razı değiliz der.

Allah, bütiin enbiya ve resüllerin (aleyhimüsselam) üzerine salat ü selam eylesin. Muharremü’l-Haram ayı: 3.