ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Kur'anın Ekonomik Tefsiri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kur'anın Ekonomik Tefsiri  (Okunma Sayısı 463 defa)
04 Mart 2010, 02:57:32
Mehmedi

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 156


« : 04 Mart 2010, 02:57:32 »



Kur'anın Ekonomik Tefsiri


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
 

“Rahman ve Rahim olan Allah adına…”

 

Besmelede hazif bulunduğunu, besmelenin başındaki Ba harfinden anlamaktayız.[1] Bu hazfin takdiri, ya besmeleden hemen sonra başlanılan fiilin kendisi veya o işin adıdır. Mesela besmele ile işe başlayan bir kimse, “Bismillahirrahmanirrahim” (Rahman ve Rahim olan Allah adına) diyerek besmele çekip işe başlayacağı gibi, “Rahman ve Rahim olan Allah adına” diye, işine uygun olarak, “okuyorum, yazıyorum” veya “hüküm veriyorum” diyebilir. Böylece birincisinde fiilin kendisi hazfedilmiş, ikincisinde ise fiilin adı hazfedilmiş yani söz hazfedilmiş olur.

Herhangi bir kimse, yapmak istediği bir işi kalbinde gizleyerek, besmele çekip hemen işine başlar. İşler ve iş yapanlar çok çeşitli ve sayısız olacağı için, bunu ifade etsin diye, burada hem fiil ve hem de fail hazfedilmiştir.[2]

İşlenilen her iş ve yapılan her hareket, ancak Allah’ın izni ile ve O’nun adına olduğundan, insanoğlu, ne yaparsa yapsın, ne işlerse işlesin, o her yaptığını Allah’ın kulu olarak, O’na vekâleten, O’nun emriyle ve izniyle yaptığını ifade etmek için, besmele çeker. İşte bu anlamda her işin başlangıcında ve okunan her surenin başında bu besmele sözü tekrar edilir. Besmele ile başlanmayan önemli bir işin, neticesiz kalacağı hakkında Hz. Peygamber’in hadisleri vardır.[3]  

Ba harfi: Bu harf, Türkçede ismin i, e, de, den halleri yerine geçen kelimelerden birisidir.  Bu kelimelere Arapçada Cer Harfleri adı verilir ki, bunlar, hangi ismin halini gösterecekse, o ismin başına gelirler. Aslında Cer harfleri bir fiilin başlaması ile bitmesini sınırlayan isimlerin başına gelir.[4]

Cer harfleri şunlardır:

Min   : den, dan (İşin başladığı yeri gösterir; işe tesiri yoktur).

İla     : e, a (İşin bittiği yeri gösterir; işe tesiri yoktur),

‘An    : den, dan (İşin başladığı yeri gösterir; işin yere tesiri vardır).

‘Ala    : e, a (İşin bittiği yeri gösterir; işin yere tesiri vardır).

Ba      : i, ı (İşin başladığı yeri gösterir; işe tesir eder, tesir devamlıdır).

Lam  : e, a (İşin bittiği yeri gösterir; işe tesir eder; tesir devamlıdır).

Fi      : de, da (İşin yapıldığı yeri gösterir).

Hatta: e, a (İşin son parçasını gösterir).[5]

Demek ki, besmeledeki Ba harfi, yaptığımız bir işin veya söylediğimiz bir sözün kaynağını göstermekte ve bu kaynağın bütün iş ve söz süresince devamlı olduğunu ifade etmektedir. “Ben bu işe veya bu söze Allah’ın emri ve talimatı ile başlıyorum ve sonuna kadar da O’nun emir ve talimatı ile devam edeceğim”, demek olur.

İ s m : Ad. Bir varlığın zatını gösteren, zatını işaretleyen veya şekillendiren her şeye “isim” denir. İsim, bir söz olabileceği gibi, aynı zamanda bir şekil ve bir hareket de isim olabilir. Yani kişinin zatını tanıtan her şey isimdir. Bunun için bir insanın fotoğrafı kendisinin ismi olduğu gibi, bedeni, görünüşü, siması, sanatı ve hatta konuşma üslubu bile onun isimleri olur. Subayların apoletleri bile birer isimdir.[6]

İsim kelimesi, aslında “sümüv” (yükselmek) kökünden gelir.[7] “Vesm” mastarından gelmesi de mümkündür. İsimler, bilinmeyen nesneleri ve meçhul şeyleri insan zihnine yükselterek bilinir hale getirirler; meçhulü malum yaparak yüce makama ulaştırırlar. Bu sebeple söylediğimiz bu işleri yapan her şeye isim denir. İsme bu adın serilmesinin sebebi budur. Sıfatlar da isim sayılırlar.[8]

Allah’ın isimleri de vardır. Hadislerde Allah’ın 99 isminden bahsedilmektedir.[9] Kâinat içinde cereyan eden her şey, her olay ve bütün düzen, tabiat ve tabiat kanunları adı verilen bütün esaslar, Allah’ın isimleri ve O’nun sıfatlarının birer tezahürüdür.[10] Razi, Allah’ın dört bin kadar ismi olduğunu, müminlerin bunlarda ancak bin kadarını bildiklerini, bu binin üç yüzü Tevrat’ta, üç yüzü İncil’de, dört yüzü de Kuran’da olduğunu, doksan dokuz tanesinden bir tanesinin ise gizli olduğunu söyledikten sonra hadise dayanarak, bunları ezberleyen kimsenin Cennet’e gireceğini söyler.[11]  

İşte besmeleyi okuyan bir kimse, Allah’ın bu imkân ve düzeni içinde, o düzenin gereklerine uyarak, hareket edeceğini söyleyip böylece Allah’ın kelamının tabiat kanunları haline gelmiş olduğunu, bir de dili ile ikrar ve ifade etmiş olur.

Ancak insan, Allah’ın zatı ile temas kurup hareket etmez. O’nun adına iş yapar ve O’nun adına hareket eder. Yani insan, Allah’ın kendi zatı ile ilgi ve münasebet kurmaz ve kuramaz. O, ancak Allah’ın yarattığı kâinat düzeni ile ilgi ve münasebet kurar ve bu kâinat düzeni içinde bir takım hareketlerde bulunur. Bunun için insan, Allah’ın koyduğu tabii ve değişmez kural ve kanunlara uymak zorundadır. İktisadi ekollerden biri olan fizyokratlar, bu konularda İslam’i görüşle aynı paralelde bazı görüşler ileri sürmüşlerdir. İşledikleri tabii düzen, ticaret serbestliği ve devletin ticari hayata müdahalede bulunmaması gibi konular buna örnek olarak gösterilebilir.[12]    

Allah : Gerçek tanrının özel ismidir. Kainatı var eden, ona bir düzen veren, insanı da bu düzen içersinde vazifeli kılan, şuurlu ve mutlak irade sahibi varlık Allah’tır.

Gerçek tanrı tekdir ve O’nun adı Allah’tır. Diğer tanrı sayılan şeyler ise birer puttur ve insanların uydurdukları şeylerdir. Her şeyi Allah var etmiştir. O, hiçbir şeye benzemez. Allah’a bazen yarattıkları şeylere izafeten başka isimler de verilebilir. Mesela “tanrı” kelimesi de böyle bir isimdir. Sabahın ağarmasına, güneşin doğuşundan önceki aydınlığa Türkçede tan adı verilir. Tanrı ise her şeyi karanlıktan aydınlığa çıkaran demektir. Mecazi olarak sanki yokluğu varlığa dönüştüren bir ışık demektir. Yalnız böyle isimler, Allah’ın zatının ismi olamazlar; olsa, olsa ancak onun sıfatlarının isimleri olabilirler.[13]    

Allah’ın zatını üçüncü şahıs zamiri ile “O” diyerek ifade edebiliriz. Gerçekten Arapçada o manasına olan “Huva” zamiri, Allah’ın zatının bir adıdır. Diğer üçüncü şahıslardan ayırmak için bu kelimenin başına bir şeyin eklenmesi gerekir. Bu da malum-bilinen anlamında olan tarif harfi (article) getirilmek suretiyle yapılmaktadır. Gerçi zamirler maarifedir, ama buradaki tarif harfi, maarife yapmak ve belirlemek için değil, Allah’ın zatını anlatabilmek için, kural dışı olarak gelir. Elmalılı bu hususta Basralıların görüşünü naklederek, Allah kelimesinde tarif harfi olan “el”den sonra geriye kalan “lah” kelimesinin de bir isim olduğunu söylemektedir. Hâlbuki bu “el” kelimesinin tarif harfi olmadığını söyleyenler de vardır. Tarif harfinden sonraki kelimenin “elilah” olduğunu söyleyenler de vardır.[14] Ancak biz, tarif harfinden sonra gelen “lam” harfinin “zalike” ism-i işaretinde olduğu gibi, uzağı gösteren bir harf olabileceğini düşünüyoruz.

Tarif harfi Arapçada “el”, Fransızcada “le”, İngilizcede ise “The” sözcükleri ile ifade edilir. Her ne kadar Türkçede tarif harfi yok ise de bugünkü Türkçemizde kullanılan üçüncü şahıs zamiri olan “o”nun aslı “ol”dur. Eski eserlerde bunun örneklerini bulmak mümkündür. Mesela nekre-bilinmeyen anlamında “bir adam” denirken, belli-bilinen anlamında “ol adam” veya “o adam” denilir. Burada netice olarak şunu söyleyebiliriz ki, “L” harfi birçok dillerde maarife-belirlilik edatı olarak kullanılmaktadır. İşte “biline o” anlamını ifade eden ve Allah’ın zatının ismi olan başka hiçbir anlam taşımayan ve Arapça dili gramer kurallarına göre müştak (türetilmiş) olmayan “Allah” kelimesi böyle bir isimdir.[15] Bu kelimenin hiçbir dilde karşılığı yoktur. Bu konuda aynı kanaatte olduğunu söyleyen Fahruddin Razi, büyük bir gramerci olan İmam Halil b. Ahmed ve Sibeveyh’in hatta birçok usulcü ve fıkıhçıların da aynı şeyi söylediklerini nakletmektedir.[16]    

Allah kâinatı yaratmış ve insanları kendisine halife yapmıştır.[17] O, kendi iktidar emanetini insanlara vermiştir.[18] Yeryüzünün halifesi ise insanın bir türü olan âdemoğullarıdır. İnsanlar yeryüzünde Allah’ı temsil ederler. Fakat insanlar, Allah’ı fert, fert, aile ve hanedan olarak teker, teker temsil etmez; tüm olarak topluluk halinde, bir cemiyet şeklinde temsil ederler.[19]  

Yeryüzünde Allah adına hüküm icra edecek merci ise ammedir, kamudur ve devlettir.[20] Dolayısıyla yeryüzünde Allah’ın hak ve vazifeleri, kamunun-devletin hak ve vazifeleri olarak yerine getirilir. Ömer Nasuhi Bilmen de bu hak ve vazifelerin Allah’a izafe edilmesi hakkında şöyle demektedir: “İşte hukukullah denilen bu haklar, şahıslara mahsus olmayıp ammenin menfaati icaplarından olduğu cihetle bunlara “amme hukuku” da denir ki, bir cemiyetin bekası, intizamı, itilası ancak bu haklara riayete kaimdir. Bu haklar, mertebelerindeki şereften, mahiyetindeki ehemmiyetten dolayı Hak Teâlâ Hazretlerine nispet olunmuştur. Ve illa halk ve icad ve teşri itibariyle bütün haklar, Allah’ü Azimüşşana nispette müsavidirler.”[21] Yani bu demektir ki, yeryüzünde Allah’ı devlet temsil eder, diyebiliriz. Bunun için İslam hukukunda Bilmen’in dediği gibi, amme haklarına (devlet haklarına) hukukullah-Allah’ın hakları denilmektedir. Mesela İslam’da zenginlerin vermekte olduğu zekât (vergi)lar, hukukullah sayılıp devlete verilmesi mecburidir. Devleti temsil ettikleri için fertlere de verilebilir.    

Bu kamu-amme haklarının Allah’a izafe edilerek, hukukullah denilmesinin sebebini açıklayan Molla Hüsrev, “Hukukullah, herhangi bir şahsa mahsus olmaksızın umumi menfaatlerinin bütün insanlara ait olan şeylerdir” diye bir tarif yaptıktan sonra bunların faydaları da çok, zararları da çok olması sebebiyle Allah’a nispet edildiğini açıklamıştır.[22]      

Kuran’da geçen Allah kelimesinin birçoğunu da bu görevleri yerine getirecek olan kamu-amme ve devlet şeklinde tevil edip yorumlamak mümkündür. Mesela bir ayette Allah’a güzel bir ödünç verin diye emredilmektedir.[23] Burada Allah’a vermeden maksa...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 04 Mart 2010, 02:59:59 Gönderen: Neslinur »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kur'anın Ekonomik Tefsiri
« Posted on: 22 Ekim 2019, 17:51:25 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kur'anın Ekonomik Tefsiri rüya tabiri,Kur'anın Ekonomik Tefsiri mekke canlı, Kur'anın Ekonomik Tefsiri kabe canlı yayın, Kur'anın Ekonomik Tefsiri Üç boyutlu kuran oku Kur'anın Ekonomik Tefsiri kuran ı kerim, Kur'anın Ekonomik Tefsiri peygamber kıssaları,Kur'anın Ekonomik Tefsiri ilitam ders soruları, Kur'anın Ekonomik Tefsiriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &