ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Kırık mızrapta mazmunlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kırık mızrapta mazmunlar  (Okunma Sayısı 572 defa)
15 Mayıs 2010, 20:50:56
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 15 Mayıs 2010, 20:50:56 »



Kırık Mızrap'ta Bazı Mazmunlar

Şiir'e bir bakıma "yoğun söyleyiş" veya "yoğun konuşma" denebilir. İnsan, ruhunda veya gönlünde biriken ilham bulutlarını ifade için -eğer kabiliyeti varsa- çok zaman şiire başvurur. Gerek nesirde, gerekse ve bilhassa şiirde ilham bulutlarının ağırlığı nisbetinde bazen mücerret manalar ifade edebilmek için, bazen de yeterli kelime bulamamaktan dolayı çok defa edebi sanatlar kullanılır ve bu sanatlar, hem de mana derinliklerini yüzeye çıkarmada, hem de söyleyişi güzelleştirmede önemli fonksiyona sahiptir. Aynı anda pek çok sanatı birden ihtiva edebilme özelliğine sahip olan mazmunların, bilhassa bir kelime ile çok anlamları ifade etmede ve ayrıca, duygu yumağını çözmede ve gönül veya ruhtaki manalara herkesin görebileceği ceset giydirmede çok önemi vardır.

Edebiyatta kullanılan mazmunlar kültüre, dünya görüşüne, edebi akıma, çağa ve şartlara, hatta milli hasletlere göre farklılık arzeder. Mesela, Divan edebiyatımızda aşk için "mey" (içki, şarap), aşk halini ifade için "mest ü mahmur olma" (sarhoşluk, içki ile kendinden geçme), aşık için "mest ü "veya "sermetü mahmur" (sarhoş, kendinden geçmiş) mazmunlarına çok sık başvurulur. Aynı mazmunlar, tekke şiirlerinde ve yine Divan edebiyatında Allah aşkını ifadede çok sık geçer. Burada "mey" aşkı, "mest ü mahmur" aşıkı, "sakı" mürşidi, "cam" veya "kadeh" yolu, mesleği veya tarikatı, "meyhane" tekkeyi, "cem" de zikir meclisini ifade eder. Mecazi aşktaki "sevgili, canan" veya "yar", bazen de, mesela Şeyh Galip'te görüldüğü üzere "hünkar", tasavvuf edebiyatında Allah için kullanılır. Fuzuli'nin meşhur Su Kasidesi'nde geçen şu beyitte "mest" aşıkı "mey" ise aşkı ifade etmektedir.

Men lebün müştakıyam zühhad kevser talibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelür hüşyare su

Leyla vü Mecnun mesnevisinde, bir göç esnasında çölde kafileden ayrı düşen Leyla bitkin ve perişan bir adama rastlar ve kim olduğunu sorar. "Mecnun" cevabını alınca inanamaz. Biraz konuştuktan sonra onun gerçek Mecnun olduğuna inanır. Fakat, Mecnun da onu tanımamıştır. Ve kim olduğunu sorduğunda Leyla şu gazelle cevap verir.

Eyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedür
Men kimem saki olan kimdür mey ü sahba nedür

Gerçi canandan dil-i şeyda içün kam isterem
Sorsa canan bilmezem kam-ı dil-i şeyda nedür
Vasldan çün aşıkı müstağni eyler bir visal
Aşıka ma 'şukdan her dem bu istiğna nedür

Hikmet-i dünya vü mafiha bilen arif degül
Arif oldur bilmeye dünya vü mafiha nedür

Ah u feryadım Fuzuli incidüpdür alemi
Ger bela-yı ışk ile hoşnud isen gavga nedür


Mecazi ve hakiki aşkın iç içe işlendiği, sarmaş-dolaş olduğu Leyla vü Mecnun'daki bu gazel, her iki aşk, bilhassa Allah aşkı adına gerçekten güzel ve manalıdır.

Yine, Divan edebiyatımızda aşık için "bülbül", sevgili için "gül" mazmunu çok sık kullanılmıştır. Bilhassa Tekke edebiyatımızda Peygamber Efendimiz'i (S.A.V) ifade için kullanılan "gül" mazmunu, Divan edebiyatımızda sevgilinin yanaklarını tasvirde çokça başvurulan mazmunlardan biridir. Ay manasına gelen "mah" sevgilinin yüzünü, "hilal" kaşlarını, "ok" kirpiklerini, bazen de aşkın deliciliğini, "sümbül" saçlarını veya kaküllerini ifade ederken, gerek Divan gerekse edebiyatımızda sevgili için, boyuna atfen "serv" veya "selvi", bilhassa Halk edebiyatımızda, onu bir kuğu veya ceylana benzetme sadedinde "ahu" veya "suna" kelimeleri de çok geçer.

Kırık Mızrap'ta ise, en çok başvurulan üç mazmun "ışık" ve/veya "nur", hemen hemen aynı anlamlarda kullanılan "akıncı", yiğit, genç", bir de "bahar"dır. Bu üçü içinde, Kırık Mızrab'ı, şairini ve onun mesleğini ve düşünce yapısını anlamada en önemli kelime olarak, ışık ve/veya nur her zaman bir önceliğe sahip görünmektedir.

Işık ve Nur
Kırık Mızrap, 20'nci asır Türkiyesinde özgün ve hayatın bütününü kapsayıcı İslami bir hareketin bir bakıma şiir sahasında el kitabı olma özelliğiyle, her bakımdan incelenmeğe değer mahiyettedir. Edebiyatın her ne kadar evrensel bir yanı ve evrensel özellikleri varsa da, her zihniyet, her dönem, her medeniyet ve her kültür kendi edebiyatını şekillendirir ve kendi mazmunlarını, hatta kendi mana ve muhtevasını ifadede kendi lafızlarını kullanır. Bu açıdan, belki lafız ve söyleyiş güzelliği açısından aşılabilir olup olmaması tartışılabilir bir husus olmakla birlikte, Kırık Mızrap, mazmunları, seçtiği kelimeleri, ifade şekilleri ve bazen basit gibi görünen lafızlarının altında gizli çok derin ma'na ve muhtevasıyla, şiir adına rehber kitap olma özelliğine sahiptir. Bu sebeple, onun en çok ışık veya nur kelimeleri üzerinde örgülenmesi, şairinin mensup bulunduğu hareketin mahiyetini de kavramak açısından oldukça mühimdir.

Bilindiği gibi, bir hadis-i şerifte, "Allah 'in ilk yarattığı benim nurumdur" buyurulmaktadır. Bir başka hadis-i şerifte, Miraç dönüşü kendisine "Allah'ı gördün mü?" diye sorulduğunda, Efendimiz'e (SAV)'in "Gördüğüm nurdu" cevabını verdiğini okuyoruz. Aynı şekilde, Kur'an-ı Kerim'in Nur Suresinde geçen ve Nur Ayeti diye meşhur olan ayet-i kerimede de şöyle buyurulmaktadır:

Doğu tarafından yavaş yavaş emareleri beliren şafak gibi, artık ufuklar bir şafak aydınlığı ile tüllenmekte ve güneşin bütün haşmeti, okşayıcılığı ve göz alıcılığıyla doğuşu yakın görünmektedir. Bir mayıs sabahında seher vaktinin, güneşin doğum öncesi vaktinin büyüleyiciliği ne ölçüde ise, Işık Ordusu'nun yürüyüşünde görünen manzara ondan çok daha büyüleyici ve okşayıcıdır; çünkü bir ışık yürüyüşüdür bu.

"Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali şuna benzer: içinde lamba bulunan bir oyuk, bir fanus. Lamba, cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldız. Ne doğuya ne de batıya ait mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese de, yağı nerdeyse ışık verecek. Nur üzerine nur. Allah, nuruna dilediğini ulaştırır. Allah, insanlar için böyle temsillerde bulunur. Allah, her şeyi tam olarak bilendir."

Çok sırlar, çok manalar yüklü bu ayet hakkında geniş yorumlarda bulunulmuş, hakkında İmam-ı Gazali Hazretlerinin Mişkatü'l-Envar'ı gibi ayrı kitaplar da yazılmıştır. Bizim için burada önemli olan, Allah'ın göklerin ve yerin nuru olduğu, yani göklerin ve yerin O'nunla aydınlandığı ve Allah'ın kimi dilerse O'nu nuruna götüreceği gerçeğidir. Yani, bu ayet-i kerimede "nur" kelimesi hem maddi-fiziki, hem de manevi-sembolik veya metafizik olarak kullanılmaktadır. Buradan ve yukarıda verdiğimiz hadis-i şeriflerden, nurun adeta Cenab-ı Allah'ın ilk tecellisi, yaratıklarıyla arasındaki ilk perde, varlığın özü, esası, başlangıcı olup, dolayısıyla varlığın nur, nurun da "vücud" manasında varlık ve var olmaya tekabül ettiğini, bu Lahut-nasut alemleri veya metafizik sınırındaki fiziki gerçeğin yanı sıra, manevi hayatın özü ve esasının da yine nur olduğunu veya nura dayandığını anlıyoruz. Bu ikinci manayı gerek te'yid, gerekse açıklama sadedinde ilgili bazı ayet meallerini vermek yerinde olacaktır.

"Ey Kitap Ehli! Şüphesiz size Rasulümüz geldi: Kitap'tan gizlediklerinizden pek çoğunu size açıklıyor ve pek çoğundan da geçiyor. Şüphesiz size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi" (Maide, 5.15) ayetinde geçen nur'dan kasdın Kur'an-ı Kerim olduğu genellikle ileri sürülmüşse de, bu ayet, "Ey Peygamber! Seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ve izniyle Allah'a bir davetçi ve nur saçan (aydınlatan) bir lamba olarak da" (Ahzab, 33.45-6) ayetleriyle birlikte ele alındığında, burada sözü edilen "nur"un Peygamber Efendimiz (S.A.V) olma ihtimali belki daha büyüktür. "O ki, güneşi ışık, ayı nur kıldı" (Yunus, 10.5) ve Ayı (göklerde) bir nur ve güneşi de lamba yaptı" (Nuh, 71.16) ayetlerinde "nur"un yanı sıra bir de "ziya", yani "ışık"tan bahsedilmektedir ki, bu, ikisi arasında fark olduğunu gösterir. Büyük müfessir Elmalılı Hamdi Yazır'ın açıklamasına göre, nur ışığa göre daha genel, ışık nura göre daha özel bir mana, ifade eder. Işık'ta şiddetli bir aydınlık ve yayılma, nurda ise karanlığın zıddı olan yumuşak bir yayılış, sükun ve letafet vardır. Bir tarife göre de nur, ışığın karanlığı gideren şuaıdır. Işıkta nurdan başka sıcaklık ve yakıcılık da olabilir. Bu önemli farklar dolayısıyladır ki, Kur'an-ı Kerim güneşi nur saçan bir lamba veya bizzat ışık olarak anarken, ayı nur olarak tavsif etmekte, böylece ayın ışığının güneşten olduğunu da hissettirmektedir. Yukarıda mealini verdiğimiz Ahzab suresi'nin ilgili ayetinde, Efendimiz nur saçan, aydınlatan bir lambaya, yani bir manada (manevi) güneşe benzetilmektedir ki, bu benzetme, O'nun ve temsil ettiği dinin, elçisi olduğu Cenab-ı Allah'ın Celali ve Cemali yanlarını, Cennet ve Cehennemi'ni de ifade etmesi açısından hem manidar, hem harikadır. Dolayısıyla, hem nurun kaynağı olarak ışık, hem de güneş gibi nur saçan bir lamba olmakla tavsif edilen Efendimiz'in, Maide süresi 15'inci ayetinde geçen "nur" olmasında hiçbir mahzur yoktur.

Şu halde, Kur'an-ı Kerim'de anıldığı yerler ve kendisine yüklenilen manalar itibarıyla nur ve ışık, önce varlığın aslı, özü, temeli ve "vücud ve hayat" manasında bizatihi kendisi, sonra insanlara manevi varlık ve hayat kazandırma adına Peygamber Efendimiz'dir. İnsanlar manen Allah ve Rasulu ile dirilirler ki, yine Kur'an-ı Kerim'de "Ey iman edenler! Sizi size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Rasulü'ne uyun. Bilin ki, Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve şüphesiz O'nun huzurunda haşrolunacaksınız" (En-fal, 8,24) ayetinde hem bu gerçeğe, hem "çağırdıkları" zaman değil de, "çağırdığı" zaman demekle Peygamber'in davetinin tamamının Allah'a davet olduğuna ve hem de kalblerin iman ve İslam'la dirileceği ve maddi-manevi hayatın kaynağının kalbde bulunduğuna açık ve kapalı işaretler vardır.

" O'na (Rasulüllah'a) iman eden, O'nu destekleyen ve O'na yardım eden ve O'nun beraberinde indirilen nura tabi olanlar, işte onlar kurtuluşa erenlerdir...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Kırık mızrapta mazmunlar
« Posted on: 17 Temmuz 2019, 15:39:19 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kırık mızrapta mazmunlar rüya tabiri,Kırık mızrapta mazmunlar mekke canlı, Kırık mızrapta mazmunlar kabe canlı yayın, Kırık mızrapta mazmunlar Üç boyutlu kuran oku Kırık mızrapta mazmunlar kuran ı kerim, Kırık mızrapta mazmunlar peygamber kıssaları,Kırık mızrapta mazmunlar ilitam ders soruları, Kırık mızrapta mazmunlarönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &