ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > Kutul Kulub > Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri  (Okunma Sayısı 12781 defa)
26 Aralık 2009, 15:21:02
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 26 Aralık 2009, 15:21:02 »



Kur´an-ı Kerim´i Sesli Okumak, Bunun Dayandığı Niyetler İle Kur´an´ı Sesli Ve Sessiz Okumanın Hükümleri Hakkındadır

Bu fasılda, Kur´an´ı sesli okuma, bunun hangi niyetlerle yapılabile­ceğini, sesli ve sessiz okumanın hükümlerini anlatacağız. Allah Re-sulü´nden (sav) rivayet edildi ki: "Gizli okumanın, sesli okumaya olan üstünlüğü, gizli sadakanın açıktan verilen sadakaya olan üs­tünlüğü gibidir". [26] O, başka bir hadiste ise şöyle buyurmaktadır: "Kur´an´ı sesli okuyan, sadakayı göstererek veren gibi, onu sessiz okuyan ise, sadakayı gizli veren gibidir" [27] Meşhur bir haberde ise şöyle denilmektedir: "Amelin gizli olanı, açık olanından yetmiş kat daha üstündür". Genel olarak nakledilen haberlerden biri de şöyle­dir: "Rızkın hayırlısı yeterli olanı, zikrin hayırlısı ise gizli olanıdır". Bir hadiste ise şöyle buyrulmaktadır: "Akşam ile yatsı arasında ba­zınız bazınıza sesli okumasın". [28]

Said b. el-Müseyyeb (ra) bir gece, Mescid-i Nebevi´de Ömer b. Abdülaziz´in (ra) seslice Kur´an okuyarak namaz kıldığına şahit ol­du. Ömer (ra) sesi güzel bir insandı. Said (ra) hizmetçisi Bürd´e şöy­le dedi: Şu namaz kılana git ve sesini kısmasını söyle. Bunun üze­rine hizmetçisi şöyle dedi: Mecid, bizim değil ki! Bu adamın da on­da bir payı var. Said sesini yükselterek şöyle seslendi: Ey namaz kı­lan! Eğer kıldığın namaz ile Allah rızasını umuyorsan, sesini alçalt. Eğer insanlara göstermek için yapıyorsan bil ki, onların Allah ka­tında sana hiç bir faydaları olmayacaktır! Ömer (ra) bunun üzerine sustu ve namazını kısa tutup selam verdikten sonra terliklerini alarak hemen mescitten uzaklaştı. Bu hadise olduğunda kendisi Medine emiri idi.

Allah Resulü (sav) teheccüd namazı kılan ashabının sesli oku­dukları Kur´an´ı dinler, bunu tasvib ederek okudukları Kur´an´ı dik­katle dinlerdi. Hatta onlara gece Kuranı´nı sesli okumalarını em­rederdi. Allah Resulü´nün şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Siz­den biri teheccüd namazına kalktığı zaman namazında sesli oku­sun. Çünkü melekler ve dünyayı idare edenler, okumasını dinler ve onun beraber namaz kılarlar". Allah Resulü (sav), gece vakti üç sa-habisini üç ayrı halde gördü. Biri, sessizce okuyordu. Bu, Ebu Be­kir (ra) idi. Bu husus kendisine sorulduğu zaman şöyle dedi: Benim münacaat ettiğim, beni işitir. Bir diğeri ise, Kur´an´ı seslice okuyor­du ki bu da Ömer (ra) idi. Allah Resulü (sav) neden sesli okuduğu­nu sorduğu zaman şöyle dedi: Böylece uyku isteğini dağıtır ve şey­tanı uzak tutarım. Bir üçüncü sahabisi olan Bilal (ra) ise, bir sure­yi sesli, bir diğerini sessiz okuyordu. Allah Resulü (sav) neden böy­le yaptığım sorduğu zaman şöyle dedi: Güzeli güzelle karıştırıyo­rum. Allah Resulü (sav) her üçünü de gördükten sonra şöyle buyur­du: Hepiniz de güzel ve doğru olanı yapmaktasınız"[29]

Allah Teala daha iyi bilir, ancak bize göre kulun sesli okuma ci­hetinde bir niyeti veya kaygısını giderme gibi bir isteği yoksa, ses­siz okuması daha faziletlidir. Çünkü bu muamele, ibadetin selame­tine daha yakın, tilavetin afetlerden uzak kalmasını daha çok te­min edicidir. Ama sesli okuma niyeti taşıyan ve Rabbi ile muame­lesinde buna alışmış olan kul için, elbette sesli okumak daha fazi­letlidir. Çünkü böyle yapmakla, gece namazında Kur´an´ı sesli oku­ma sünnetini de eda etmiş olur. Zira onu sesli okuyan kimse, sade­ce kendisine fayda sağlamış olur. Oysa sesli okuyan kimse, hem kendisine, hem de başkalarına fayda sağlamış olur ki "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır". İnsanlara, Allah Teala´nın Kelamı ile faydalı olmak, tabii ki yapılacak faydaların en büyüğü­dür. Çünkü kul, Kur´an´ı sesli okumak suretiyle, bir amel içinde ikinci amelini de ifa etmiş olmaktadır. Dolayısıyla böylesi daha fa­ziletlidir.

Kul, Kur' an okumaya başlarken şöyle demelidir:

"Kovulmuş şeytanın şerrinden her şeyi işiten ve bilen Allah Te-ala´ya sığınırım. Rabbim, şeytanın fısıltılarından Sana sığınırım. Rabbim, onların kalbime girmelerinden de Sana sığınırım". Kul, bundan sonra Fatiha ve Nas surelerini okumalı ve her sureyi bitir­diğinde "Allah Teala doğru buyurdu, Allah Resulü de tebliğ etti. Al-lahım, bunlarla bize fayda sağla, onları bizim için mübarek eyle. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah´adır. Hayy ve Kayyum olan Al­lah´tan mağfiret dilerim".

Kalbini ve uzuvlarını Allah´ın yasak kıldıklarından koruyan kimse, Kur'an ile sonuna kadar amil olan kimsedir. Çünkü Kur´an, kulun bütün uzuvlarına ve bütün benliğine bölünmüş durumdadır.

Kur´an-ı Kerim´i sesli okumak, yedi değişik niyetle olur:

1. Tertil; Kur´an´ı tertil üzere yani tecvid kaidelerine uygun ola­rak okumak, müslümanlara emredilmiş bir vazifedir.

2. Kur´an okurken sesi güzelleştirmek; bu, mendub görülen bir husus olup Allah Resulü (sav) bu hususta şöyle buyurmuştur: "Kur´an´ı seslerinizle süsleyin" [30] Yine O, şöyle buyurmuştur: "Kur´an´da teganni etmeyen bizden değildir". [31] Buradaki teganni, Kur´an okurken sesi güzelleştirmeye dikkat edilmesidir. Hadisin tefsiriyle ilgili iki görüşten biri bu olup Arapça alimlerine göre de sağlıklı olan görüş budur. Diğer görüş ise, onunla yetinmeyen ve yeterli görmeyen, anlamındadır. Bu anlamda, ´Yeteğânâ bih=Onun-la yetindi´ ifadesi misal gösterilir.

3. Kur´an´ı kulaklarına da dinletmek ve sesli okumak suretiyle kalbini uyanık tutarak ayetleri üzerinde düşünüp manalarını anla­maya çalışmak; bunlar da ancak sesli okuma ile tahakkuk edebile­cek hususlardır.

4.
Sesi yükseltmek yoluyla şeytanı ve bastıran uykuyu kovala­mak;

5
. Kur´an´ı sesli okuyarak uyuyan birini uyandırmak ve Allah´ı zikretmesini sağlamak gayesiyle sesli okumak. Böylelikle uyuyan bir kalbin ihya edilmesine vesile olunmuş olabilir.

6. Boş ve gafil biri, seslice Kur´an okuyan birini gördüğünde, gayrete gelip Allah´a hizmet yoluna özenebilir. Böylece sesli okuyan kimse, iyilik ve takva üzerinde böyle birine yardım etmiş olur.

7. Kur´an´ı sesli okumak suretiyle amelini çoğaltmak ve kıyamı­nı devam ettirmek isteyen kişi de, böyle bir alışkanlığa sahipse bu­nu yapabilir.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri
« Posted on: 04 Nisan 2020, 22:10:38 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri rüya tabiri,Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri mekke canlı, Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri kabe canlı yayın, Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri Üç boyutlu kuran oku Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri kuran ı kerim, Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri peygamber kıssaları,Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleri ilitam ders soruları, Kur'an'ı Sesli ve Sessiz Okumanın Hükümleriönlisans arapça,
Logged
26 Aralık 2009, 15:23:20
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« Yanıtla #1 : 26 Aralık 2009, 15:23:20 »

Kul, eğer bu niyetlerden birine inanarak, bunları talep ederek, Allah Teala´ya yakınlaşmak maksadını güderek, kendini bilerek, maksad ve niyetini sağlam tutarak ve kendisini rızası uğrunda amel etmeye sevkeden Rabbini düşünerek Kur´an-ı Kerim´i sesli okursa, böyle bir durumda sesli okuması daha faziletlidir. Çünkü onun böyle yapmasında, bir değil birden fazla amel sevabı vardır.

Bir amelin fazileti, onun için sahip olunan niyetlerin çokluğuyla hesap edilir. Alimlerin yüksek bir makamda olmaları ve onların amellerinin diğerlerinin amelleri karşısındaki üstünlüğü, amellerin­de güttükleri niyetleri yakinen bilmelerinden ve inanmalarından do­layıdır. Tek bir amelde on değişik niyet bulunabilir. Alimler, bu niyet­lerin hepsini bildikleri için, onların şuuruyla amel eder ve on ecre de nail olurlar. İnsanların amel bakımından en yüklü olanları, niyet ba­kımından en çok, maksad ve edebi bakımından en güzel olanlarıdır.

"Rabbinin nimetine gelince onu anlat". (Duha/11) ayet-i kerime­sinin tefsiriyle ilgili bir tefsirde şöyle denilmektedir
: ´Onu anlat­mak´ Kur´an okumakla olur. Bir hadiste de şöyle denilmektedir: "Kim Allah´ın Kitabı´ndan bir ayet dinlerse, o ayet Kıyamet´e dek kendisine nur olur". [32] Başka bir rivayette ise "Ona on hasene yazı­lır" denilmektedir.

Kur´an okuyan kimse, ecir bakımından dinleyen kimsenin orta­ğı sayılır. Çünkü bu ecri ona kazandıran odur. Bir alim de bu hu­susla ilgili şöyle demiştir: Okuyan kimseye bir ecir, dinleyen kim­seye iki ecir vardır. Başka bir alim ise "Dinleyene dokuz ecir var­dır" demiştir ki bize göre her ikisi de sahihtir. Çünkü her iki dinle­yici de dinleme güzelliğine ve niyetine göre ecrini alır.

Kur´an okuyan kişi, başkalarına böyle ecir ve sevaplar kazandı­rırken kendisi de ecir kazanır. Çünkü Allah Resulü (sav) şöyle bu­yurmuştur: "Hayıra delalet eden onu yapan gibidir". [33] Özellikle Kur an okuyan kimse onu bilen, onda fıkıh sahibi olan bir kişi oldu­ğunda her okumasında ve her durağında dinleyen için bir hüccet ve ilim temin etmiş olur.

Rivayete göre Allah Resulü (sav) Aişe´yi (ra) beklemekteydi. Ai-şe (ra) geç kaldı. Allah Resulü de (sav) ona "Neden geciktin?" diye sordu. Aişe (ra) "Bir adamın Kur´an okumasını dinliyordum. Daha önce böyle güzel sesli birini dinlememiştim" dedi. Allah Resulü de (sav) gitti ve uzun süre onu dinledi. Sonra odasına döndü ve "Bu, Ebu Huzeyfe´nin azatlısı Salim´dir. Ümmetimde Kur"an´ı böyle oku­yan birini varettiği için Allah´a hamdolsun" buyurdu" [34]

Yine bir gece Allah Resulü (sav) Ebu Bekir (ra) ve Ömer (ra) ile beraberken Abdullah b. Mesud´u (ra) Kur´an okurken duydu. Uzun süre orada kaldılar. Sonra Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu: "Kur´an´ı indirildiği gibi okumak isteyen kimse, onu İbni Ümmi Abd´in kıraati üzerine okusun" [35] Başka bir defasında Allah Resu­lü (sav) İbni Mesud´a (ra) şöyle dedi: Kur´an oku! O da şaşırarak şöyle dedi: O sana indirilmişken ben nasıl sana okuyabilirim? Allah Resulü de (sav) şöyle buyurdu: Onu, başkalarından dinlemeyi sevi­yorum. O okurken Allah Resulü´nün (sav) gözleri yaşarıyordu. Bu durum tam ´Her ümmetten bir şahit getirdiğimizde, seni de onlar için şahit olarak getirdiğimizde´ (Nisa/41) ayetini okurken oldu". [36]

Allah Resulü (sav) Ebu Musa el-Eş´ari´nin (ra) kıraatini de din­lemiş ve şöyle buyurmuştur: "Buna Davud´a (as) verilen Mezmur-lardan biri kadar sevap verildi". [37] Bu hadis, Ebu Musa´ya (ra) bil­dirilince şöyle dedi: Ey Allah Resulü, eğer senin dinlediğini bilsey­dim, onu daha da güzelleştirirdim.

İbni Mesud da (ra) Alkame b. Kays´a huzurunda Kur´an okutur ve şöyle derdi: Anam babam sana feda olsun, onu tertil ile oku. Al­kame de Kur´an´ı güzel sesle okuyanlardandı. Haberde de şöyle ri­vayet edilir: Ömer (ra) İbni Mesud´a (ra) şöyle derdi: Bize Rabbimi-zi zikrettir! İbni Mesud da (ra) onun huzurunda Kur´an okurdu. Bu meclisleri o kadar uzardı ki bazan namaz vaktinin ortalarına geli­nir ve Ömer´e (ra) şöyle denirdi: Ey müminlerin emiri, namaz na­maz! O da şu cevabı verirdi: Biz de namazda (=salat) değil miyiz? O bu sözüyle sanki Allah Teala´mn şu buyruğunu tevil eder gibiy­di: "Muhakkak ki Allah´ın zikri daha büyüktür". (Ankebut/45)

Basra abidlerinden biri şöyle derdi: Bir Bağdatlı´nm yazdığı, ´Riyanın manaları ve nefis afetlerinin sırları´ adlı kitabı okuduktan sonra her şey değişti. Eskiden gece yürürken teheccüd namazına kalkanların okudukları Kur´an´ı dinlerdim. Sesleri, oluklardan bo­şalan suların sesine benzerdi. Bunda bir güzellik ve aşinalık, na­maz ve tilavete özendirme vardı. Ama Bağdatlıların yazdıkları bu eser yüzünden, teheccüd ehlinin sesi çıkmaz oldu. Zaman içinde bu adet giderek azalmaya başladı ve bugün tamamen terkedildi.

Eğer kul, yukarıda saydığımız niyetlerden herhangi birine ol­sun sahip değilse, bunlara karşı dalgın ve gafil ise bir tür afete düş­müş demektir. Kalbinde ve düşüncesinde hevasına dönük bir şey­ler bulunabilir. Bu durum onun için bir illet olup böyle bir durum­da sesli okumadan sakınması gerekir. Kalbindeki ağırlığa rağmen yine de sesli okursa, kalbine yerleşmiş olan illetten dolayı ameli fa-sid olur. Bu haldeki kul, kemalden ziyade eksikliğe daha yakın, ih-lasa ise olabildiğince uzaktır. Böyle bir durumda, kul itilasını art­tırmaya çalışmalıdır. Çünkü kalbindeki illeti söküp atmanın yolu budur. İhlas, kalbi için daha uygun, ameli için daha sağlıklı ve akı­beti için daha güzel bir davranıştır.

Kul, namaz veya tilavet esnasında heva ve arzularının tadını alır ve bunu İhlasın tadlanndan biri zannedebilir. Halbuki bu, giz­li şehvetin çok gizli bir tezahürü ve ihlastaki eksikliğin belirtisidir. Bunu ayırdetmek, sülük terbiyesi zayıf olan kimselere zor gelebilir. Çünkü bunu ancak ilim sahipleri farkedebilirler. Dünya hayatında İhlasın tadını ancak zahidler alabilir. İnsanlar da bu hususiyetle­rinden dolayı onları medhederler.

Yaratanları ile güzel muamelelerinden ve sadık hizmetlerinden lezzet alanlar ise Allah Teala´nm aşıkları (=muhibbân) ve O´ndan korkanlardır. Bu tad ve zevk alma hali, şu iki husustan biriyle kay­bolur: İlki övgü ve yerginin denk olmasıyla birlikte nefsin zail ol­masıdır ki bu, Zühd makamının hallerinden biridir. İkincisi ise, ya-kini müşahedeye nail olarak kalpten hali olmaktır ki bu da, Mari­fet makamıdır. Bu iki makamda sır ile aşikârlık bir olur. Aşikârhk, takva ve adalet imamları açısından daha faziletli olabilir.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
26 Aralık 2009, 15:25:44
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« Yanıtla #2 : 26 Aralık 2009, 15:25:44 »

Bu meyanda hayır ehlinden bir kişi şöyle demişti: Bir seher vakti bana ait yola yakın bir odada Taha suresini okuyordum. Onu bitirdikten sonra içim geçmiş de uyuyakalmışım. Rüyamda sema­dan inen bir adam gördüm. Elinde beyaz bir sayfa vardı. Huzurum­da onu yaydı, baktığımda Taha suresinin yazılı olduğunu gördüm. Her kelimesinin altında on hasene vardı. Yalnız bir kelimenin yeri boştu, onun altında hiç bir şey yoktu. Bu beni tasalandırdı, kendi­me şöyle dedim: Allah´a yemin ederim ki, ben bu kelimeyi de oku­dum, ama onun ne savabı var ne de kendisi! Bunun üzerine o kişi şöyle dedi: Doğru söylüyorsun, sen onu okudun biz de bunu senin için yazdık. Ancak orada bize seslenen birini duyduk: Onu silin ve boş bırakın. Biz de bunun üzerine onu ve sevabını sildik. Rüyamda ağladım ve ´Niçin böyle yaptınız? diye sordum. Dediler ki: Sen okurken yoldan bir adam geçti. Sen, ona duyurabilmek için sesini daha da yükselttin, biz de bunun üzerine onu sildik.

Allah Resulü´nden (sav) rivayet edilmiştir ki:

"O, bir adamın Kur´an´ı sesli olarak okuduğunu duydu. Bunun üzerine ona şöyle seslendi: Ey falanca! Sesini bana değil Allah´a du-yur!"

Bilin ki şöhret tutkusu (Sum´at=´Duysunlar diye´ okumak), riya ile bitişiktir ve onunla aynı hükme sahiptir. Aynı riya gibi, ameli if-sad edip, amilin ecrini eksiltir. ´Sum´a´ kelimesi, Semi´a=işitti, din­ledi´ kelimesinden türetilmiştir. Kul, amelini Allah´tan başkasına duyurmak, nefsi zaafı ve hevasınm baskısından dolayı insanlara dinleterek övülmek isterse, ameline Allah´tan başkasını şirk koş­muş ve amelini boşa çıkarmış olur. Bu davranışı, tevhidin özünü kavramadığını gösterir. Oysa Allah´tan başka fayda edecek, zarar verecek, bağışta bulunacak ve engelleyecek birinin olmadığını kesin olarak bilseydi, tevhidi Allah´a has kılınır, şirkten arınır, ameli de riya illetinden beri kalırdı.

Riya kelimesi de aynı şekilde ´Ra´yü´l-ayn=göz görmesi´ kelime­sinden alınmıştır. Bu anlamda ´Sum´a´ kelimesini de benzer hükme sokmak mümkün olur. Bir hadiste şöyle rivayet edilmektedir: "Al­lah Teala, sum´a yapanın ve riyakarın amelini kabul etmez". Baş­ka bir hadiste ise şöyle rivayet edilir: "Kim sum´a yaparsa, Allah Teala da ona sum´a yapar. Kim de riya ederse, Allah da ona riya eder, onu aşağılar ve hakir görür".[38]

Ancak Allah Kelamı´nı öğüt alması, düşünmesi veya dinleyerek istifade etmesi ve ibret alması için bir din kardeşine duyurmak için sesini yükselten kişi, eğer bu niyetinde samimi ise ´Sum´a´ kapsa­mına girmez. Çünkü onda hüsnü niyet, sahih bir maksad varolup dünyada medhedilme veya dünyevi bir menfaat elde etme gayesi­nin karıştığı riya afeti mevcut değildir.

Nitekim Ebu Musa el-Eş´ari (ra) sesini yükselterek okurken böyle bir ruh hali içinde olduğu için "Eğer senin dinlediğini bilsey­dim, onu senin için daha da güzelleştirirdim"[39] dediği zaman Allah Resulü (sav) tarafından yadırganmamıştır. Çünkü o bunu söyler­ken, hüsnü niyet sahibi idi ve güzel bir gayesi vardı.

Allah Resulü´nden (sav) rivayet edildi ki: "O ashabıyla beraber giderken, sızlanan ve ah vah eden birini gördü. Beraberindekiler, ´Ey Allah Resulü, onu riyakâr olarak görür müsün?´ diye sordular. O da şu cevabı verdi: ´Hayır, aksine o çok sızlanan ve ah vah ede­rek Rabbine yönelen biridir".[40]

Bilin ki, iman selameti ve sadakat üzere yemek yiyip uyumak, her halükârda, yapmacıklık ve halka şirin görünmek maksadıyla oruç tutup teheccüd namazına kalkmaktan hem hal, hem makam hem de sonuç bakımından çok daha faziletli ve üstündür. Bunu bil­mek ve gereğini yapmak, aynı zamanda Allah´ı bilenlerin ilmî da­yanağıdır. Hasan el-Basri´den (ra) şöyle demiştir: Tadı, üç şeyde arayın. Eğer buldunuzsa müjdeniz olsun ve yolunuzda devam edin. Eğer bulamadıysanız o zaman kapınız kapalı demektir: Kur´an tilaveti, Zikir ve Secde. Başkaları buna sadaka ve seher vaktini de ilave etmişlerdir.

Kur´an-ı Kerim´i mushafdan okumak, ezbere okumaktan daha faziletlidir. Denilir ki, mushafla yapılan bir hatim, ezberden yapı­lan yedi hatime eşittir. Çünkü mushafa bakmak, ibadettir. Saha-be´den (ra) ve Tabiun´dan (ra) bir çoğu mushafa bakarak okurlardı. Onlar mushafa bakmaksızın sokağa çıkmayı hoş görmezlerdi. Ri­vayete göre Osman (ra) fazla okuyup incelemekten dolayı bir mus-hafi dağıtmıştı. [41]

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &