ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri > Kütübü Sitte > İddet ve istibra 4
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İddet ve istibra 4  (Okunma Sayısı 410 defa)
22 Nisan 2010, 12:43:05
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 22 Nisan 2010, 12:43:05 »



AÇIKLAMA:



Bu rivayet kocası ölen bir kadının iddeti içerisinde, ihtiyaçlarını görmek üzere, gündüzleri kocasının evinden çıkabileceğini ifade etmektedir. [41]



BEŞİNCİ FASIL

İHDÂD (MATEM)


ـ4208 ـ1ـ عن حميد بن نافع قال: أخبرتني زينب أبي سلمة بهذه احاديث الثثة. قالت: ]دَخَلْتُ عَلى أُمِّ حَبِيبَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ # حِينَ تُوُفِّيَ أبُوهَا أبُو سُفْيَانَ ابْنُ حَرْبٍ فَدَعَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ بِطِيبٍ فيهِ صُفْرَةٌ، َخَلُوقٌ أوْ غَيْرَهُ، فَدَهَنَتْ مِنْهُ جَارِيَةً ثُمَّ مَسَّتْ بِعَارِضَيْهَا. ثُمَّ قَالَتْ: وَاللّهِ مَالِي بِالطِّيبِ مَنْ حَاجَةٍ، غَيْرَ أنِّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: َ يَحِلُّ مْرَأةٍ تُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ اŒخرِ أنْ تَحِدَّ عَلى مَيِّتٍ فَوْقَ ثََثِ لَيَالٍ إَّ عَلى زَوْجٍ أرْبَعَةَ أشْهُرٍ وعَشْراً. قَالَتْ زَيْنَبُ: فَدَخَلْتُ عَلى زَيْنَبَ بنْتِ جَحْشٍ حِينَ تُوُفِّيَ أخُوهَا فَدَعَتْ بِطِيبٍ فَمَسَّتْ مِنْهُ. ثُمَّ قَالَتْ: أمَا وَاللّهِ مَالِي بِالطِّيبِ مِنْ حَاجَةٍ غَيْرِ أنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: َ يَحِلُّ “مْرَأةٍ تُؤْمِنُ باللّهِ وَالْيَوْمِ اŒخِرِ، وَذَكَرَتْ نَحْوَهُ. قَالَتْ رَيْنَبُ: وَسَمِعْتُ أُمِّي أُمِّ سَلَمَةَ تَقُولُ: جَاءَتِ امْرَأةٌ إلى النَّبِيِّ # فَقَالَتْ: إنَّ ابْنَتِي تَوَفِّي عَنْهَا زَوْجُهَا وَقَدِ اشْتَكَتْ عَيْنَهَا أفَنَكْحُلُهَا؟ فقَالَ # َ، مَرَّتَيْنِ أوْ ثَثاً. كُلُّ ذلِكَ يَقُولُ َ. ثُمَّ قَالَ: إنَّمَا هِيَ أرْبَعَةُ أشْهُرٍ وَعَشْرٌ. وَقَدْ كَانَتْ إحْدَاكُنَّ فِي الْجَاهِلِيَّةِ تَرْمِي بِالْبَعْرِةِ عَلى رَأسِ الْحَوْلِ. قَالَتْ زَيْنَبُ رَضِيَ اللّهُ عَنْها كَانَتِ الْمَرْأةُ إذَا تُوُفِّي زَوْجُهَا دَخَلَتْ حِفْشاً وَلَبِسَتْ شَرَّ ثِيَابِهَا وَلَمْ تَمَسَّ طِيباً حَتّى تَمُرَّ بِهَا سَنَةٌ. ثُمَّ تُؤْتى بِدَابَّةٍ، حِمَارٍ أوْ شَاةٍ أوْ طَيْرٍ،

فَتَفْتَضُّ بِهِ، فَقَلَّمَا تَفْتَضُّ بشَىْءٍ إَّ مَاتَ. ثُمَّ تَخْرُجُ فَتُعْطى بَعْرَةً فَتَرْمِى بِهَا. ثُمَّ تُرَاجِعُ بَعْدُ مَا شَاءَتْ مِنْ طِيبٍ أوْ غَيْرِهِ[.قَالَ مَالك: »تَفْتَضُّ« تَمْسَحْ بِهِ جلدهَا أخرجه الستة.»الحِفْشُ« بيت صَغِير قَصِير سُمِّيَ خفشاً لضيقه .



1. (4208)- Humeyd İbnu Nâfi´ anlatıyor: "Bana Zeyneb Bintu Ebî Seleme şu üç hadisi haber verdi:

Dedi ki: "Babası Ebu Süfyan İbnu Harb vefat edince, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ın zevce-i pâkleri Ümmü Habîbe´nin yanına girdim. (Ben yanında iken) Ümmü Habîbe içerisinde sarı renk bulunan bir sürünme maddesi (tîyb) getirtti, bu halûk veya bir başkası idi. Ondan bir cariyeye sürdü, sonra da yanaklarına süründü. Sonra dedi ki: "Vallahi benim sürünüp süslenmeyi ihtiyacım yok. Ancak Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ın şöyle söylediğini işittim: "Allah´a ve âhiret gününe inanan bir kadına, bir ölü üzerine üç geceden fazla mâtem tutması helal olmaz. Fakat kocası müstesna, ona dört ay on gün mâtem tutar."

Zeyneb dedi ki: "Kardeşi öldüğü zaman Zeyneb Bintu Cahş (radıyallahu anhâ)´nın yanına girdim. O da bir tîyb istedi ve ondan süründü. Sonra dedi ki: "Doğrusu, vallahi sürünmeye bir ihtiyacım yok. Ancak Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ın şöyle söylediğini işittim: "Allah´a ve âhiret gününe inanan bir kadına..." diye başlayan önceki hadisi aynen zikretti."

Zeyneb (üçüncü rivayetinde) dedi ki: "Annem Ümmü Seleme´yi işittim, diyordu ki: "Bir kadın Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´a gelerek: "Kızımın kocası öldü. Gözünden de hasta, gözüne (ilaç niyetiyle) sürme çekebilir miyiz?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Hayır!" dedi. Kadın iki veya üç sefer aynı talebte bulundu. Aleyhissalâtu vesselâm her seferinde "Hayır!" dedi ve sonuncuda ilave etti: "Onun mâtem müddeti dört ay on gündür. Cahiliye devrinde sizden biri, sene başına mayıs atardı."

[Ravi Humeyd der ki: "Zeyneb´e "Senenin başına mayıs atma" nedir?" diye sordum] Zeyneb (radıyallahu anhâ) dedi ki: "Kocası ölen bir kadın hıfş (denen hücre)´ına çekilir, en kötü elbisesini giyer, üzerinden bir yıl geçmedikçe tîyb sürünmez (yıkanmaz, tırnak kesmez, hiçbir temizlik ameliyesinde bulunmaz, sonra bir yıl tamam olunca berbat bir manzara ile çıkar)dı. Sonra ona bir hayvan getirilirdi. Bu eşek veya koyun veya bir kuş olabilirdi. Bu (hayvanı önüne sürmek suretiyle iddet halini) kırardı. İddetini kırmada kullandığı hayvan hemen hemen ölürdü. Sonra (iddetten) çıkardı, kendisine mayıs verilirdi, o da bunu [önüne] atardı. (Böylece evlenmeye helal olurdu.) İşte bundan sonra tîyb ve diğer (süslenme ve başka) şeylere müracaat ederdi." [Buhârî, Talâk 46, 47, 50, Cenâiz 31; Müslim, Talâk 58 (1486-1489); Muvatta, Talâk 101, (2, 596-598); Ebu Dâvud, Talâk 42, (2299) Tirmizî, Talâk 18, (1195, 1196, 1197); Nesâî, Talâk 61, (6, 201), 60, (6, 205).][42]



AÇIKLAMA:



1- İhdâd: Mâtem olarak tercüme ettiğimiz bu kelime, İbnu´l-Esir´in, en-Nihaye´de açıklamasına göre, daha çok kadınlar için kullanılır: Kocası ölen kadının, bu ölüme üzülmesi, üzüntüsünü üzüntü elbisesi giyerek izhar etmesidir. Bu halde olan kadına muhidd veya hâdd denmiş olması, yani ism-i failin müzekker sîga ile gelmesi bu kelimenin sadece kadınların mâtem halini ifade için kullanıldığını gösterir. Bu haliyle dilimizde tam karşılığı olmayan bir kelimedir. Zira mâtem kelimesini erkek ve kadın için de kullanırız. Diğer taraftan yas tutmak da ihdâd´ı tam karşılamaz. Çünkü yas, ölenin arkasından ilk günlerde ağlayıp sızlayarak; onun iyiliklerini, hâtıralarını, ölümüyle maruz kalınacak zararları, acıları ifade zımnında acıklı sözler söyleyerek sesli surette yapılan mâteme denir.

İhdâd ise, kadının, kocasını kaybetmiş olmanın alâmeti olarak, her çeşit süslenmeyi, normal giyimi terkedip, mâtem alameti taşıyan bir kıyafete girmesidir. Sadedinde olduğumuz rivayetin son kısmı, cahiliye devrinde İhdâd´ın örfen bir yıl sürdüğünü, sağlık kaidelerine, insan haysiyetine uymayan bir mahiyet taşıdığını ifade etmektedir. Bir yıl boyu -en-Nihaye´nin ifadesiyle- tavanı son derece basık, dar ve **** bir hücreden ibaret hıfş´a çekilip, yıkanma, tıraş, tırnak kesimi, çamaşır değişmesi gibi her çeşit temizliği terketmek, sonra da berbat bir manzara ile çıkmak... İslam bu haysiyet kırıcı işi kaldırıp, mahiyetini de değiştirerek ihdâd´ı dört ay on güne indirmiştir. Üstelik İslam´ın kadınlardan talebi, süslenmenin terkinden ibarettir. Bundanda maksad, kadının o esnâda evlenemeyecek durumda olduğunun ilânıdır. Zira süslendi, tîybini süründü mü evlenebilecek durumda demektir.

Burada, esasen Kur´anî bir tesbit olan bu dört ay on gün rakamı nereden çıkmış hangi mülâhaza ile bu rakam tesbit edilmiş olabilir? diye hatıra gelebilecek bir sorunun da cevabını verelim. İbnu Kesir, tefsirinde ilgili âyeti açıklarken der ki: "Saîd İbnu´l-Müseyyeb, Ebu´l-Âliye ve başkalarının zikrine göre, ölüm iddetini dört ay on gün kılmadaki hikmet, kadının rahminde, hamilelik ihtimalinin bulunmasıdır. Kadın bu müddet esnasında bekledi mi, hamileliğin olup olmadığı ortaya çıkar. Nitekim Sahîheyn´de İbnu Mes´ud ve başkalarınca da rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurmuştur: "Sizden birinizin yaratılışı anne rahminde ilk kırk günde (azayı esasiyeyi muhtevî bir rüşeym halinde) bütünlenen bir nutfe olur. Bundan sonra aynı müddette alaka (rahmin cidarına asılmış bir parça), sonra da bu kadar zamanda mudga (et parçası) olur, sonra da bir melek gönderilerek ona ruh üflenir."

Bu hadiste üç tane kırk zikredilir ki tam dört ay yapar. Bazı aylar eksik olduğu ve bir de ruh üflenmesinden sonra hareketin zuhuru için on gün de ihtiyat payı ilave edilmiş, dört ay on gün olmuştur. Gerçeği Allah bilir. İbnu´l-Esir, müteakiben "Ongün"ün hikmeti hususunda muhtelif âlimlerin yorumlarını kaydeder. Aşağı yukarı hepsi bu müddeti ruhun üflenme vakti olarak değerlendirirler.

Şunu da ilave edelim: İbnu Kesir´in kaydettiği üzere, âlimler çoğunluk itibâriyle cariyelerin iddetini, hürre´lerin iddetinin yarısı olarak değerlendirdiği halde meseleyi yukarıda açıkladığımız fıtrî durum açısından değerlendiren Muhammed İbnu Sîrîn ve bazı Zâhirî alimler hür ve köle herkesin aynı fıtrî kanunlara tabi olduklarını ileri sürerek arada fark görmemiş, cariyelerinde hürler gibi aynı müddet esnasında iddet beklemeleri gerektiğini söylemiştir.

2- Hadiste Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), mâtem halinde olan kadına, tedavi maksadıyla da olsa, sürme çekilmesine izin vermiyor. Âlimler, bu hususu münakaşa etmiş, bazıları mutlak haram olarak değerlendirirken, diğer bazıları da İslam´ın kolaylık dini olmasından hareketle, tedavi için sürme kullanmanın haram olmayacağını söylemiş ve hadisin Muvatta´da gelen bir vechini de delil olarak göstermiştir. O vecihte, Aleyhissalâtu vesselâm: "Sürmeyi geceleyin çek, gündüz olunca sil" buyurmuştur. Nihâî hüküm şöyle olmaktadır: "İddetli kadın, normalde sürme çekemez, sıhhî gerek olursa gündüz silmek kaydıyla gece çekebilir." Şu halde hadisteki nehiy tahrim değil, kerâhet-i tenzihiyye ifade etmektedir.

Nevevî, kocası ölen kadının, bir sene iddet bekleyeceğinden bahseden âyetin bu hadisle sarahaten neshedildiğini de söyler.

3- Hadiste geçen mayıs atma´nın ne olduğu da farklı yorumlara sebep olmuştur.

* İmam Mâlik´ten yapılan bir rivayete göre, "Kadın bir koyun veya deve mayısını atardı. Mayısı önüne atar, bu onun iddetten çıkışı olurdu."

* İbnu´l-Vehb´in rivayetinde: "Koyun mayısını arkasına atardı" diye açıklanmıştır.

* Bazı âlimler: "İddeti, hayvan mayısı atar gibi attığına işarettir" demiştir.

* "Kadının tezeği tefe´ül için yani bir daha böyle bir hal başıma gelmesin" ma´nâsında attığını söyleyen de olmuştur. Bir cahiliye âdeti olması sebebiyle hurâfemsi ma´nâlar da mümkündür, nitekim başka yorumlar da yapılmıştır.

4- Mâtem halinin hayvanla kırılması tabiri de farklı yorumlara bâis olmuştur. فَتَفَتَضُّ بِهِ tabiri Hattâbî´ye göre, "Kadın, içinde bulunduğu mâtem halini bu hayvanla kırardı" demektir. Zira kelimenin aslı olan فضى kırmak, dağıtmak ma´nâsına gelir. Ahfeş´e göre, ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.032


View Profile
Re: İddet ve istibra 4
« Posted on: 20 Nisan 2019, 17:18:59 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İddet ve istibra 4 rüya tabiri,İddet ve istibra 4 mekke canlı, İddet ve istibra 4 kabe canlı yayın, İddet ve istibra 4 Üç boyutlu kuran oku İddet ve istibra 4 kuran ı kerim, İddet ve istibra 4 peygamber kıssaları,İddet ve istibra 4 ilitam ders soruları, İddet ve istibra 4önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &