Hz Yusufun Duası
(1/1)
müzzemmil:
Hz. Yusuf'un Duası

 Hz. Yusuf, Kur'an'da "kuvvet ve basiret sahibi" olarak tanı­tılan[91], Allah katında "mümtaz" yeri olan[92], ken­disine "yüksel? bir sadakat dili" verilen[93] ve "sabr-ı ce-mil" ile süslenen[94] Hz. Yakub (a.s.)'m oğludur.

Kur'an Hz. Yusuf'tan kendi adıyla anılan surede uzunca bahsetmekte, başından geçen duygu yüklü olayları "Yusuf'un Kıssa"sı adıyla bize duyurmaktadır. Ve yine Kur'an içinde yer alan "peygamber kıssalarının beyan edilmesinde selim akıl sahipleri için nice ibretler taşıdığı" gerçeğini de aynı surede bize hatırlat­maktadır.[95]

Hz. Yusuf'un yapmış olduğu duaların "Yusuf Sûresi"nin 33. ve 101. ayetlerinde konu edildiğini görmekleyiz. İlk duası şöyle başlamaktadır Hz. Yusuf'un.

Yusuf dedi: "Rabbiml Zindan benim için bunların beni çağırdı­ğı şeyden daha sevimlidir: Eğer onların oyununu benden uzak tut­mazsan, onlara meyleder de cahillerden olurum."[96]

Hz. Yusuf (a.s.)'tn bu duayı yapmasına neden olan geliş­melerin tamamını burada verecek değiliz. Bu konuda daha çok bilgi sahibi olmak isteyenler sûrenin başından başlamalıdırlar. Biz sadece 23. ayetten itibaren gelişen olayları Kur'an'ın diliyle sıralamakla yetineceğiz.

Yusuf'un evinde kaldığı kadın, onun nefsinden gönlünü tatmin etmek istedi. Kapılan kilitledi, "hadi gel" dedi. Yusuf: "Allah'a sığını­rım, Rabbim beni güztl bir barınağa kavuşturmuştur. Zalimler iflah etmez" dedi.

Andolsun kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da onu arzulamıştı. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o bizim samimi, seçkin kullanmızdandı.

ikisi birden kapıya koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında kadının beyi ile yüzyüzc geldiler. Kadın ses­lendi: "Senin ailene kötülük düşünenin cezası nedir; hapsedilmek mi, acıklı bir işkence mi?"

Yusuf dedi ki: "O gönlünü eğlendirmek için beni kullanmak is­tedi. " Kadının ailesinden bir tanık da şu yolda tanıklık etti: "Eğer er­keğin gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylüyor, bu durumda erkek yalancılardandır:

Eğer erkeğin gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söyle­miştir. Bu durumda erkek doğru sözlülerdendir."

Gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce şöyle konuştu: "Bu sizin tuzaklarınızdandu: Sizin tuzaklarınız gerçekten çok ya­mandır."

"Yusuf! Sakın bundan bahsetme. Kadın! Sen de günahının af­fını dile. Sen gerçekten günahkarlardan oldun."

Şehirde bazı kadınlar şöyle konuştular: "Aziz'in karısı, genç uşağının nefsinden gönlünü eğlendirmek istemiş. Aşktan yüreğinin Zan delinmiş.Öyle anlıyoruz ki, kadın tam bir çılgınlığa düşmüş."

Kadın onların oyunlarım işitince, onlara haber gönderdi. Ken­dilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a: "Karşılarına çık" dedi. Nihayet Yusuf'u görünce onu öylesine yücelttiler hi, kendilerinin ellerini doğradılar. Şöy­le dediler: "Aman Allah'ım! Bu bir insan değil; asil bir melek bu!"

Kadın dedi ki; "İşte budur o, hakkında beni kınadığınız- Valla­hi, ben onunla gönlümü eğlendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan çekindi. Ama eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa hapse tı­kılacak ve horlananlardan olacaktır."[97]

işte bu olaylar sonucu Hz. Yusuf yukarıda 33. ayette ver­diğimiz duasını yaptı ve Rabbine:

"Ey Rabbim! Bunların tehdit ettikleri zindan, teklif ettikleri fe­na işlerden benim için daha hayırlıdır Ey Rabbim! Eğer bunların şer­rini benden defetmezsen, belki onlara meyleder ve cahiller zümresin­den olurum" dedi.[98]

Hz. Yusuf'un bu duası karşılıksız kalmaz: Rabbi onun duasını kabul etti de, kadınların tuzaklarım on­dan uzaklaştırdı. Herşeyi duyar O, herşeyi bilir.[99]

Hz. Yusuf'un bu duasının anlamım tamamıyla kavrayabil­mek için, içinde yaşadığı dönemin şartlarını veren zihni bir tab­lo çizmemiz gerekecektir. Bu pasajın ışığında tablonun şöyle bir şey olması icabediyor: Çiçeği burnunda, yirmi yaşında yakışıklı bir genç var. Zorla köleleştirilip sürülmek suretiyle Mısır'a geti­rilmiş. Çöl hayatının kendisine kazandırdığı sağlık ve dinçlikle donanmış. Talih kendisini, döneminde dünyanın en medeni ül­kesinin başkentinde, üst tabakadan bir bürokratın evine yerleş­tiriyor. Gece gündüz içinde yaşamak zorunda olduğu evin hanı­mı, kendisine aşık oluyor ve onu tahrik edip baştan çıkarmaya çalışıyor. Yakışıklılığı kentte dillere destan oluyor ve kentin di­ğer kadınları da kendisine meylediyorlar. $imdi, can alıcı durum işte buradadır. Etrafı, kendisini ansızın kıskaca alıp yakalayacak yüzlerce cazip tuzakla çevrilidir. İnsani duygularını galeyana ge­tirip, cezbedecek tüm vasıtalar devreye sokulmuştur. Her gittiği yerde tüm cazibe ve büyüsüyle bir pusu ve pusunun altında ya­tan günahla karşı karşıyadır.

Tüm pusular, onu gaflete düşürüp kendi İçlerine çekmek için fırsat kollamaktadır. Şartlar onu günaha teşvik etmektedir hep. Fakat bu muttaki genç adam, başarıyla bu imtihandan ge­çer, zikre şayan bir nefes murakabesiyîe Şeytan'm iğvasmdan kurtulur. Fakat zikre şayan olan daha önemli bir durum vardır ki, böylesi kışkırtıcı şartlar altında gösterebildiği takva örneği, onda hiçbir gurur hissi uyandırmaz. Diğer taraftan Rabbine, kendisini günah tuzaklarından koruması için tam bir teslimiyet­le yakarın Çünkü insanoğlunun bu konudaki ortak zaafını bil­mektedir: "Rabbim ben zayıfım, sonunda bu tahriklerin dayan­ma gücümü aşmasından korkarım. Beni tuzağa çeken bu tür bir günahı işlemektense zindana girmeyi tercih ederim."

Aslında bu, Hz. Yusuf'un eğitimi için oldukça kritik ve önemli bir dönemdi; bu sıkı imtihan o zamana dek kendisinin bile farkında olmadığı gizli, saklı erdemlerinin açığa çıkmasına neden olmuştu. Bütün bunlardan sonra anladı ki, Allah kendisi­ne tevazuun, sadakatin, takvanın, izzetin, murakabenin ve ruhi dengenin en mükemmel nitelikleri bahsetmiştir ve o da bu nite­liklerini Mısır'da iktidarı ele aldığında tam anlamıyla kullanmış­tır. [100]

34. ayette ise, Allah kendisine pusu kuran tüm vasıtaları etkisiz hale getirmek suretiyle, Hz. Yusuf'u onların tuzakların­dan uzaklaştırdı. Bu ayetin kapsadığı bir şey daha vardır: Ailah, onların tuzak ve tahriklerinden Hz. Yusuf'u korumak için ona zindan kapılarını açmıştır.

Hz. Yusuf'un ele alacağımız ikinci duası, yine kendi adıy­la anılan surenin 101. ayetini içermekte ve şu ifadeleri taşımak­tadır:

"Ey Rabbim! Bana mülk verdin. Ve bana rüya tabirini öğret­tin. Gökleri ve yeri yaratan sensin. Dünyada da ahirette de benim ve-limsin. Bern müslüman olarak vefat ettir. Beni salihlere hat" dedi. [101]

Hz; Yusuf'un dudaklarından en mutlu anında dökülen bu cümleler, gerçek bir müminin faziletlerini en takdire şayan bir örnek halinde görmemize imkan vermektedir. Bir zaman kar­deşlerinin kıskançlık yüzünden kendisini öldürmeye teşebbüs ettikleri, çölden gelme bir adam...[102] Bir çok hadise­nin ardından şimdi tahtta oturmakta..[103] Ailesinin tüm üyeleri kıtlık nedeniyle mecbur kalmış, yardım için huzu­runda durmaktadır.[104]

Eğer onun yerinde dünya iktidarını ele almayı başarmış bir başkası olsaydı bunu, gücüyle övünmek, başarısıyla büyük­lük taslamak, öfkesini çıkarmak, mağlup ettiği düşmanlarını ka­ba alaylarına maruz bırakmak için bir fırsat olarak kullanacaktır. Halbuki gerçek Allah eri, tamamıyla farklı biçimde davranır. Ay­nı şekilde Hz. Yusuf, büyüklük taslayacağı ve kasılacağı yerde, kendini böyle iktidar sandalyesine kadar yükselterek ve uzun süredir ayrı kaldığı insanlarla bir araya getirerek, lütuf ve inaye­tini esirgemeyen Rabbine şükretmiştir.

Kardeşlerinden intikam almak, onların bu boyun bükmüş halleriyle alay etmek yerine, olanları hatırlatacak tek bir kelime etmemiş, hatta tüm suçu kendisiyle kardeşleri arasını bozan Şey-tan'a yükleyerek onları savunmuştur. Dahası, bunu gizli bir rah­met olarak bile değerlendirmiştir. Allah'ın kendisini tahta dek yükselttiği takdirinin sırlı vesilelerinden biri olarak...[105]

Bunları birkaç kısa cümleyle ifade ettikten sonra, kendisi­ni zindanda çürütüp bırakmak yerine, hüküm ve mülk bağışlayan Rabbine şükranla yönelmiş ve yaşadığı sürece kendisini mu­inin ve müslüman bir kul bırakmasını ve öldükten sonra da sa-lihler zümresine katmasını niyaz etmiştir. Ne saf ve yüce bir ah­lak örneği! [106]

Said Nursi de "Mektubat" adlı eserinde bu duanın tahlili­ni yaparken şu tesbiti yapmaktadır:

İşte Kur'an-ı Hakim'in şu belagatına bak ki, Kıssa-ı Yu­suf'un Hatimesini ne suretle haber verdi. O haberde dinleyenle­re elem ve teessüf değil, belki bir müjde ve bir sürür ilave edi­yor. Hem irşad ediyor ki: "Kabrin arkası için çalışınız, hakiki sa­adet ve lezzet ondadır."

Hem Hz. Yusuf'un âlî sıddikiyesini gösteriyor ve diyor: "Dünyanın en parlak ve en sürurlu haleti dahi, O'na gaflet ver­miyor, O'nu meftun etmiyor, yine ahireti istiyor..."[107]

[91] Sa'd/45

[92] Sa'd/47

[93] Meryem/50

[94] Yusuf/18

[95] Yusuf/111

[96] Yusuf/33

[97] Yusuf/23-32

[98] Yusuf/33

[99] Yusuf/34

[100] Mevdudi, Temîmu'l-Kur'an, C 2, s. 457

[101] Yusuf/101

[102] Yusuf/9-17

[103] Yusuf/55-56

[104] Yusuf/99

[105] Yu­suf/100

[106] Mevdudi, Tefhimu'l-Kur'an, C. 2, s. 496-497

[107] Said Nursi, Mektubat, s. 261-262 Necmettin Şahinler, Kur’an’da Peygamber Duaları, Beyan Yayınları, İstanbul 2002: 34-39.
mevlüdekalınsaz:
Esselamü aleyküm; Paylaşım için Rabbim razı olsun.Kıssa hakında bilgilerimizi tazelemmiş olduk...
Hz. Yusuf bütün benliğiyle  Allah'a son derece bağlı, O'nu veli edinen ve hep Allah'ı zikreden, O'na sürekli şükreden bir kuldur. Bu gerçek yukarıda Hz. Yusuf'un duası olarak zikredilen şu sözleriyle haber verilmiştir:
"Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin Yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat.(Yusuf/101) Allah'ın seçtiği bir peygamber olmasına rağmen, Müslüman olarak ölebilmeyi ve salihlerin arasına girmeyi istemektedir. Allah'tan samimi bir şekilde korkmakta ve O'na ihtiyaç içinde dua etmektedir. Bu dua hakükaten tüm müminlerin örnek alması gereken üstün bir ahlakın sonucudur.
Rabbim bizlere de Hz. Yusuf'un bu saf ve yüce ahlakını örnek alabilmeyi ve inşAllah fiilen uygulayabilmeyi nasip etsin....
Navigasyon
Mesajlar
TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc